Uyghurlar/Ting-ling’ler

Ting-ling’ler

Büyük Hun İmparatorluğunun kurulmasıyla birlikte Orta Asya’nın
doğusunda ve batısında yaşayan boylar onlara bağlanmaya ya da karşılıklı
mücadeleye başlamışlardı. Dolayısıyla bundan sonraki yüzyıllarda boyların
Hunlarla savaş ve barış ilişkileri söz konusudur ve bu sebepten kaynaklar
çoğu zaman onlardan doğrudan değil dolaylı haber vermektedir. Başka bir
ifade ile Hunların tarihi diğer boylarla içi içe gelişmiştir. Ting-ling’ler ve diğer
boyların tarihinin Hunlarsız incelenmesi mümkün değildir.

Mo-tun tarafından Büyük Hun İmparatorluğu M.Ö. 209 (206) yılın-
dan sonra, orhun nehri havzasında hızla geliştirilmeye  başlandığında, etra-
fındaki değişik kavim ve boyları teker teker hakimiyeti altına aldı. Bu anda
karşımıza konumuz itibarıyla Baykal Gölü’nün batısından Güney Sibirya’ya
Yenisey havzasına kadar uzanan sahada önemli en eski Türk boylarından
Ting-ling’ler çıkmaktadır. Ting-ling’lerin yönetici olan grupları da bu sahada
yaşıyordu. Onların batı grubu İrtiş Irmağı, güney grubu ise Gobi Çölünden
Çin’e doğru yayıldı. Kuzey grubunu ise Baykal-Yenisey civarında yaşayanlar
oluşturuyordu. Batı grubu önce Güney Kazakistan’a sonra Avrupa’ya, güney
grubu Sarı Irmağın doğduğu yere doğru yayıldı. Onların Mo-tun devrinden
önceki durumları hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Ancak, tabii ki diğer
boylar gibi bunlar birden bire o anda ortaya çıkmamışlardı. Tarihin bilin-
meyen karanlık devirlerinden Büyük Hun İmparatorluğunun kuruluşuna ka-
dar varlıklarını sürdürüyor olmalı idiler. Ting-ling’ler her ne kadar milattan
sonraki devirlere kadar varlıklarını devam ettirme başarısını gösterdilerse de
tarihi kaynaklar boyla ilgili bize daima çok az malumat vermektedir. Fakat,
konuyla ilgili önemli bir gerçek varsa o da araştırıcıların çoğunun dediği gibi
daha sonraki asırlarda ortaya çıkan Kao-ch’e ve Töles boylarının onların de-
vamı olduğudur. Yine Ting-ling’ler, Hu-te, Kırgız gibi diğer boylar arasında
insan sayısı bakımından en kalabalık olanı idiler. Dolayısıyla daha fazla tarihi
olaylarda rol oynamışlardır.

Tarihi kaynakların ilk ifadesine göre Ting-ling’ler, Hunların kuzeyinde idi [1].
Ancak, onların yaşadıkları kesinlikle tam olarak her hangi bir bölge veya yer adı verilmemiştir.
Bu onların öncelikle Çinliler tarafından henüz yeterince tanınmadıklarını ve ayrıca çok geniş sahaya yayıldıklarını göstermektedir.
Daha sonraları Batı Türkistan’da Maveraünnehir (K’ang-chü)’in kuzeyinde yaşıyor olduklarının ifade edilmesi fikrimizi desteklemektedir [2].
Neticede Ting-ling’lerin Baykal Göl’ünün batısından Yenisey Nehrinin kaynakları,
Güney Sibirya ve Batı Kazakistan bozkırlarına kadar uzanan
bir sahaya yayılmış olmaları söz konusudur.
Diğer taraftan arkeolojik araştırmaların sonucuna göre
M.Ö. XII-VII asırlar arasında varlığını sürdüren Karasuk Kültürü’nün
Ting-ling’lerin atalarına ait olduğu ileri sürülmektedir [3].

Büyük Hun İmparatorluğu, Mo-tun’un tahta çıkıp kuvvetlenmesinden sonra Ting-ling’ler onlara bağlandı. Konuyla ilgili kaynakların hiç birinde Ting-ling’lerin, Hunlara bağlandığı tarih kesin olarak verilmemiştir. Bu sıradaki tarihi hadiseler kronolojik sırayla takip edildiğinde söz konusu bağlanmanın M.Ö. 206-201 yılları arasında gerçekleştiği sonucuna varılabilinir. Mo-tun’un hücumuna maruz kalan Ting-ling’lerin,daha sonra yaklaşık yüzyıl kaynaklarda adlarına rastlanmamaktadır.
Bunun sebebi hiç şüphesiz Büyük Hun İmparatorluğu içinde yer almaları, ve bu devletin bir unsuru olup, her hangi bir isyan hareketinde bulunmamalarıdır [4].
Dolayısıyla her hangi bir olaya karışmadıkları için Çin kaynaklarındaki belgelerde
adlarının kaydedilmesine gerek görülmemiştir.

M.Ö. 101 yılında bir Çin elçisi Su Wu, Hun hükümdarı tarafından Baykal Gölü’nün kuzey taraflarına sürgüne gönderilmişti. Adı geçen elçi bir süre sıkıntı içinde bu bölgede yaşadıktan sonra, Hun hükümdarının küçük kardeşi Yü-ch’ien ile
karşılaştı. Adı geçen Hun prensi Baykal Gölü’nün kenarında avlanırken rastladığı Su Wu’ya gayet iyi davranmış, hatta onunla birlikte avlanarak yakınlaştıktan sonra
deri elbiseler ve yiyecek malzemeleri gibi ihtiyacı olan şeyleri vermişti. Bu arada elçi ok ve yay yapımını öğrenmiş, avcılıkta ustalaşmıştı. Ancak, bir süre sonra söz konusu Hun prensi öldüğü zaman Çinli elçi yine zor durumda kaldı [5].
Elçi sürgünde bulunduğu sırada Ting-ling’lerin arasında yaşamış olmalıdır. Wei Lüe adlı bir başka Çinli devlet adamı Han hanedanının imparatoru Wu-ti’nin saltanatı esnasında Hunlara sığınmıştı. Aslında onlar iki kişi olup ikincisinin adı Li Ling idi. Hun hükümdarı Li Ling’i Kırgızlara, Wei Lüe’yi ise Ting-ling’lere göndermişti.
Böylece onları Çin’den uzak sahalara göndererek bir bakıma can güvenliklerini sağlamayı düşündü. Çin kaynaklarına göre kanında bozkırlılık olan Wei Lüe, Han hanedanının durumunu iyi bidiği için Hun hükümdarına danışmanlık yaptı. Bu yüzden Hun devletinde yüksek idareciler arasına katıldı. Arkasından da Güney Sibirya’daki Ting-ling’lerin üzerine idareci olarak tayin edildi [6]. Wei Lüe, Hun hükümdarı Hu-yen-ti’nin tahta çıkışının yedinci yılından (M.Ö. 79) önce öldü. Ting-ling’ler üzerinde idarecilik süresi on yıldan fazla sürmüştür [7].

1940 yılında sovyet arkeologları, Güney Sibirya’daki Yenisey Irmağının yukarı ağzında kurulu Abakan şehrinin sekiz kilometre güneyinde Çin tarzında yapılmış bir saray buldular. 144 metrekarelik orta saray ve ilave 15 binadan teşekkül eden sarayın dış duvarlarının kalınlığı iki metre idi. Etrafta yine bir çok eşya ele geçmişti. Arkeologlar, söz konusu binanın tarzından ve tarihinden hareketle onun Li Ling ya da Ting-ling’ler üzerine gönderilen Wei Lüe tarafından inşa ettirildiğini iddia ettiler [8].Bunun da öncesinde 1927 yılından başlayarak yine sovyet arkeologları Baykal Gölü’nün güney duğusunda şimdiki Buryat Muhtar Cumhuriyetinin merkezi Ulan-ude’nin güney batısına 16 kilometre mesafede Batı Han hanedanı devrine ait dört köşeli bir şehir kazdılar. Şehrin dört tarafı surlarla çevrili olup, batı duvarının uzunluğu 348 m., güney 216m, kuzey 194 m., doğu duvarını ise Selenga Irmağı yıkmış durumda idi. İki büyük, dokuz küçük ev inşa edildiği görülürken, çok sayıda ev eşyaları, at koşum aletleri bulundu [9].

M.Ö. 72 yılında Çinliler ve Wu-sun’lar aralarında ittifak yaparak, Hunları ağır bir yenilgiye uğrattılar. Hunlar, kırk bin insanlarını esir vermek zorunda kaldıkları gibi yedi yüz bin baş kadar hayvanlarını kaybetmişlerdi. Böylece Büyük Hun İmparatorluğu yavaş yavaş eski gücünü kaybedip zayıfladığında diğer Orta Asya’da yaşayan diğer boylar gibi Ting-ling’ler de adlarını tarih sahnesinde yeniden duyurmaya başladılar. Wu-sun’lar bağlı oldukları Hun Shan-yü’süne karşı isyan etmişlerdi. Bunun üzerine Hun hükümdarı onların yaşadığı Tanrı Dağlarına bir sefer düzenledi ve onları bozguna uğrattı. Fakat, geri dönerken ağır bir kış bastırdığı için Hunların çok sayıda insanı ve hayvanı öldü. Onların uğradıkları tabii felaket sonucu zayıflamasını fırsat bilen Proto-Moğollar doğudan, Wu-sun’lar batıdan saldırınca Ting-ling’ler de kuzeyden yağmaya geldiler (M.Ö. 71).
Neticede Hunların at, koyun ve sığırları yağmalandı. Hun halkının onda üçü, hayvanlarının onda beşi telef oldu. Bundan sonra Hunlar kendilerine bağlı boyları ve kavimleri tekrar hakimiyet altına alacak güç bulamadılar [10].

Bundan sekiz yıl sonra da (M.Ö. 63) Ting-ling’ler Hunlara akın yaparken görülmektedir. Çünkü Hunlar, Çinliler ile yaptıkları savaşlar neticesinde epey yıpranmışlar zayıf düştükleri gibi Wo-yen-ch’u-ti hükümdar ile Hsi-yülüech’i-wen-ch’ui arasında taht için tartışma çıkmıştı. Hun Devlet adamları ikiye bölünüp onlar da iç savaşa katıldılar. Ting-ling’ler yine onların bu durumundan faydalanarak yağmalara girişmişlerdi. Üç yıl kadar süren yağmalar neticesinde binlerce kişi ve hayvanı alıp götürdüler. Onlara karşı on bin kişilik bir süvari birliği gönderen Hun hükümdarı itikamını alamadı. Ancak, kuzey bölgelerinin soğuk ve karlı buzlu dağları arasında Ting-ling’ler çok çabuk kayboluyorlardı [11].

Yukarıda bahsettiğimiz hadiselere bakarak Ting-ling’lerin M.Ö. 71-51 yılları arasında yaklaşık yirmi yıl bağımsız bir şekilde yaşadıklarını söyleyebiliriz.

Hun devlet meclisinde ağabeyi Hu-han-ye (M.Ö. 58-31 arasında hüküm süren Hun Shan-yü’sü) ile anlaşmazlığa düşen Chih-chih Shan-yü, kendisine bağlı kütlelerle batıya doğru ilerlemişti. Bu yönde ilerlerken karşılaşıp mağlup ettiği ilk kütle Kırgızlar oldu. Onların bölgesinde merkezini kurduktan sonra M.Ö. 49 yılında Ting-ling’leri de mağlubiyete uğratarak kendine bağlamayı başardı. Ona bağlanan bir diğer Türk boyu ise Wu-chie’ler idi. Ting-ling’ler ise o sırada daha kuzeyde yaşıyorlardı [12]. Chih-chih’nın M.Ö. 36 yılında Batı Türkistan’a kadar uzanan bir Çin ordusuna yenilerek öldürülmesinden sonra Ting-ling’lerin serbest kaldığı,
ancak bir süre sonra tekrar kuvvetlenen doğudaki Hu-han-ye’ye bağlandıkları düşünülmektedir [13].

M.S. 85’te Hunlar iyice zayıflamış, Orta Asya’da hakimiyeti ellerinden kaçırmışlardı. Kuzeydeki Ting-ling grubu yine kuzeyden onlara saldırdı. Bu sefer durum biraz farklıydı. Çünkü doğudan Hsien-pi’ler de batıya doğru ilerlemişler ve Hunların başkentini ellerine geçirmişlerdi. Ting-ling’lerin bundan sonraki iki yüzyıl içinde Orhun bölgesini kendilerine mekan edindikleri söylenebilir. Aynı Hsien-pi’ler, lll. Asır başlarında Ting-ling’leri yeniden kuzeye eski topraklarına çekilmek zorunda bırakmışlardı [14].

Hazırladığı bir ihtilal ile Çin imparatoru olan Wang Mang (M.S. 6-23), Hunlara karşı kullanmak üzere bazı kuzeyli boyları Çin’in T’ai-chün bölgesine yerleştirdiğinde, söz konusu boyların arasında bazı Ting-ling’ler de vardı. Han hanedanı tahtını zorla ele geçirdikten sonra Hunlara karşı büyük bir sefer tertip etmek istemiş, komutanlarından Yen Yü’yü, Wu-huan Ting-ling gibi boylardn oluşan bir orduya kumanda etmesi için görevlendirmişti. Ordu T’ai garnizonunda kaldığında Çinli kumandan Ting-ling ve Wu-huan’ların kadın ile çocuklarını burada rehin tutarak onların savaşmalarını ve her hangi bir isyana kalkışmamalarını önlemeyi garanti altına almıştı. Ancak, rehin kalan halk oranın suyu ve toprağından hoşlanmamış, uzun süre kalacaklarını düşünüp kendilerinin başka bir yere gönderilmesi için izin istemişti. Fakat, Wang Mang’dan intikam almak için birleştiler. Fırsattan yararlanmak isteyen Hunlar, onların cesur şereflerini kendi subayları olmak için teklifte bulundular. Boy insanlarının hepsi Hunlara bağlandı [15].

V.yy. dan sonra kuzeyde yaşayan Türk boylarının adlarının artık Töles boyları ile beraber geçtiğini görmekteyiz. Bu yüzyılın başında Tabgaç (T’o-pa)’larla birleşerek,
Juan-juan’lara hücum eden Kao-ch’e’lara Ting-ling adının verildiğini bazı kaynaklar bildirmektedir [16].

Tabgaç devrinde kuzeyde yaşayan Türk kavimlerinin adları Kao-ch’e-Ting-ling şekliyle birleşik yazılmıştır [17]. Bu da bize Ting-ling-Kao-ch’e — Töles devamlılığını ve bağlantısını göstermektedir [18].

Başka bir enteresan kayıt da Proto-Moğol Wu-huan’ların kendi ülkelerinde suç işleyenleri, Wu-sun’lar ile Ting-ling’ler arasındaki ırmak ve dağların bulunmadığı
yılanların kaynaştığı, insanın yaşamasına imkan olmayan ıssız çöle sürerlerdi ifadesidir [19].

Hunlar zayıflayınca onlardan bir kısmı Çin’in kuzeydeki eyaletlere doğru gidip yerleşmişti. Kansu’daki Hunların arasında Ting-ling’lere de tesadüf edilmektedir. Ting-ling’ler M.S. 60’ta Sha-chou’da oturuyorlardı. V. yy’da yine Kansu’da görülmektedirler.

M.S. 177’yi takiben Hsien-pi’leri ağır bir bozguna uğratan Çinli kumandan Tan Shih-huai, daha sonra Güney Sibirya’daki Ting-ling’leri de mağlup etmişti [20].

M.S. 265-419 arasında hüküm süren Chin hanedanı devrinde Kansu’nun kuzeyinde Ting-ling’ler bulunuyordu [21]. Söz konusu gruplar lV. asrın ortasında Çin’in Ho-pei eyaletini işgal edip orada Chung-shan mevkiinde yerleşmişlerdir [22].
Buradan Kuzey Çin’in değişik bölgelerine nakledilerek dağıtılmışlardır. 357 yılında Tabgaçların kaynaklarında adları geçmektedir [24]. Bunlardan bir kısmı 399 yılında Tabgaçlara teslim olmuştur. 418’de başka kavimlerle birlikte kuzeye karşı savaşa çıkmışlardır. Yine aynı Tabgaç devrinde bu devlet içinde görünen Ting-ling’li şahıslar ve Yü-shan’da büyükçe gruplar zikredilmektedir [25]. 447 yılında bunlardan 3 bin aile An-chou (Ho-pei)’dan Shan-hsi’deki başkente nakledildiler [26]. On yıl sonra bir kaç bin kişi Ching-hsing;de isyan ettiler [27]. Çin kaynaklarına göre Çin Seddi’ne yakın bölgelerde yaşayanların dillerinin
Hun ve Kao-ch’e’lara benzerdi [28].

Liang hanedanı devrinde Doğu Türkistan’daki Shan-shan (Çerçen) bölgesinin
kuzeyinde de Ting-ling’lerin adından bahsedilmektedir. Artık, bunlar Kao-ch’e boyları olmalıdır [29]. Ayrıca Mo-kuo anlatılırken dolaylı olarak Ting-ling’lerden bahsedilmektedir.

M.S. 350’li yıllarda Çin Kaynakları Ting-ling’leri üç ayrı bölgede göstermektedir. Biri Gobi Çölünde, ikincisi Baykal Gölü’nün güneyinde üçüncüsü Kazakistan
bozkırlarında bulunmakta idi [30].

Ting-ling’lerin M.S. 350 dolaylarında Güney Kazakistan’a göç etmelerinin sebebi belli olmamakla birlikte Hunların Avrupa’ya doğru hareketlenmelerinden doğan boşluğu doldurdukları anlaşılmaktadır. Sır Derya’nın kuzey sahalarında yerleşen bu grup daha sonra M.S. 460’larda doğu Avrupa’ya dğru ilerleyecek ve Bizans kaynaklarındaki adıyla tarih sahnesinde artık Ogur adıyla anılacaktır [31].Söz konusu sahadaki On Ogur şehri Beketh, Soğdlarla Ogurlar arasında sınır idi. 460 civarında Moğolistandaki Juan-juan’ların batı yönüne doğru hareketleri Sabir (Savir)leri kımıldatacak, onlarda Ogurları batıya iteceklerdi [32].

Üçüncü Ting-ling grubu kesin bir şekilde kuzey kolundan ayrılarak Hunlar, Gök-Türkler hatta Gök-Türklerin bazı boyları gibi güneydeki Çin sınırına göçtü. Ting-ling’ler, artık Çinlilerle doğrudan temasa başladıklarınında kendi adları Ti-li olarak anılmaya başlamıştı. Daha sonra bu ad Tie-le (Töles) haliyle yüzyıllarca Çin kaynaklarında kullanılacaktır. Dolayısıyla Tölesler, Ting-ling’lerin devamıdır denilebilir. Bu durum her şeyden önce Ting-ling’lerin kuzey grubu ile ilgilidir. Çinliler, güneyde kendı sınır boylarındaki Ting-ling’lerin daha sonraları Tie-le olduğunu belirtirler. Ayrıca Kao-che’e – Töles (T’ie-le) devamlılığı tamamen söz konusudur.

Genelde hayvancılıkla uğraştıkları bildirilen Ting-ling’lerin, deri ihracatı yaptıkları,
Çin’e vergi olarak at ve fare derisi getirdikleri ifade edilmektedir [33]. Çinlilerin kuzeyde yaşayan kavimler hakkında doğru bilgi vermedikleri, hatta oralarda yaşayanları abartarak tanımladıkları bilinmektedir [34]. Bu yüzden onları dizlerine kadar kılla örtülü, vücutlarının ata benzediği için koştukları, saçlarının kıvırcık oldukları, at gibi tırnakları olduğu vurgulanmıştır.

Kaynakça

1. Shih Chi 1102893;HS94A,s.3753;B. Ögel, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi, Ankara 1981. s.375;Aynı Müel, ”İlk Töles Boyları”, Belleten, 48, 1948, s.795.
2. W.Eberhard, Çinin Şimal Komşuları,Ankara 1942, s.70-71;K. Czegledy, Turan Kavimlerinin Göçü (terc. G. Karaağaç), İstanbul 1999, s. 19.
3. W. M. McGovern, The Early Empires of Central Asia, New York 1939, s. 118-120; Tuan Lien-ch’en, ”Siung-nu Memleketi Tusındaki Dinglingder”, Tanım Tarmaqtarı, Almatı 1998, s. 121 vd.
4. Shih Chi 110, s. 2894-2909; HS 94A, s. 3754 vd ;Ögel, Hun …., I, s. 391-442, II, 1-76; MacGovern, aynı eser, s. 111-168.

5. HS 74, s. 3003; Ögel, Büyük Hun…, I, 384.
6. HS 94A, s. 3781 vd.
7. Ögel, aynı eser, II, 5-76.
8. Tuan Lien-ch’en, aynı eser, 133.
9. Aynı eser, 134, 135.
10. HS 94A, s. 3787; Ögel, Büyük Hun. I, 385; McGovern, aynı eser, s. 168.
11. HS 94A, s. 3788-3789.
12. HS 94B, s. 3795-3799.
13. Tuan Lien-ch’en, s. 138-139; McGovern, s. 188;K. Czegledy, s. 48, 49, 56, 57.
14. Hou Han Shu 89, s. 2950;McGovern , s. 274.
15. Hou Han Shu 90, s. 2981; Ögel, Büyük Hun…, I, s. 387-388.
16. Nan Ch’i Shu, 59, 1b-a.
17. Maenchen-Helfen, ”The Ting-ling”, HJAS, 1939, s. 83.
18. Ayrıca Maenchen-Helfen, 77-86 ve de O. Franke, II, s. 87, III, 249.
19. HHS 90, s. 2980; SKC 30, s. 833; Ögel, Büyük Hun…, I, s. 388-389.
20. McGovern, s. 306.
21. Chin Shu, 87, 1308.
22. Chin Shu, 124, 1394.
23. Chin Shu, 110, s. 1368.
24. Wei Shu, 2, s. 39, 40.
25. Wei Shu, 3, s. 51, 53.
26. Wei Shu, 4, 74, 81, 102.
27. Wei Shu, 5, s. 115.
28. Wei Shu, 103, s. 2307.
29. ”Mo-kuo Devletine Han devrinde Chü-mo derlerdi. Seçme askerleri 10 bin kişiden fazladır. Kuzeyde Ting-ling’ler komşudurlar….. Batıda ise İran ile komşudurlar…”LS, hsi-yü; Ögel, Büyük Hun, I, s. 390.
30. K. Czegledy, 19, 48, 49, 56, 57.
31. Czegledy, s. 20.
32. Czegledy, s 21.
33. Wei Shu, San Kuo Wu-chi, T’ung Chih.
34. C. Türkeli, Çin Kaynaklarına Göre Hunların Ataları, s. 28-39.

Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları, 2. Baskı (tıpkıbasım), sf: 7-13,
Türk Tarih Kurumu Yayınları-2013, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s