Işık, İbn Tufeyl’in “Hayy bin Yakzan”ındaki deyişi ile “Nûr” Doğu’dan yükseldi


Işık, İbn Tufeyl’in “Hayy bin Yakzan”ındaki deyişi ile “nûr” Doğu’dan yükseldi. Tüm semavi dinler o coğrafyadan çıktı; insanlığın ve medeniyetin tohumları orada atıldı. Doğu derken Batı merkezli bir tabir olan Uzakdoğu’dan söz etmiyoruz. Sonradan adı İslam coğrafyası ve düşünürleri de İslam düşünürleri olarak adlandırılacak olan bölgedir kastımız.

İslam kültürü, tüm dünyanın onlardan yüz çevirmesine neden oldu. Halbuki onlar “Arif olanın dini yoktur, hiçbir şeyle kayıtlanamaz” (İbn Arabi) diyecek kadar arif, cesur ve hatta İslami deyişle küfürbazdılar.

Biz de dâhil tüm dünya yüzünü Batı’ya dönmüş, aklın ışığını ve hakikati orada ararken; Batı’nın filozofları bu isimleri okumakla, idrak etmeye çalışmakla meşguldü. Kimler yoktu ki onları mihenk, onlardan feyz alanlar arasında; Descartes, Spinoza, Hume, Goethe, Bacon, Leibniz, Schopenhauer, Kant, Schiller ve niceleri…

İslam coğrafyasından çıkmış olmaları onların hanesine hep eksi olarak yazıldı bu topraklarda. Oysa aklı ve imanı yüreklerinde buluşturan “aymış”lardı onlar. İşte insanlığa miras bıraktıkları en büyük eserleriyle dünya düşünce tarihine yön veren Doğulu 13 düşünür.

1. Hallac-ı Mansur (858 – 922), Kitab-üt Tavasin

list-1

Şeriat, tarikat, marifet, hikmet kapılarından geçti; hakikate ulaştı. Tanrının varlığını o kadar hissetti ki, onun içinde eridi; “En-el hak” (Ben tanrıyım) dedi. Tanrının ya da başka bir deyişle “mutlak varlık”ın kişide vücut bulduğunu ve kişinin varlığının tanrının –mutlak varlığın- varlığı içinde yok olduğunu söyledi; vahdet-i vücut inancıyla esrikti.

Softalar onu küfürle, tanrıya şirk koşmakla suçlayıp işkenceyle katlederken o; “Yarabbi canımı alan bu kullarını bağışla. Çünkü onlar senin bana gösterdiğin sırlardan haberdar değiller, senin bana gösterdiklerini onlar göremezler, bilemezler” diyecek kadar “âli”ydi.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Arabi, Pir Sultan Abdal, Mısri; onun düşünceleriyle, inancıyla yoğruldu. Ardında “Kitab-üt Tavasin” gibi yürek ferahlatan önemli bir eser bıraktı ancak en önemli eseri elbette hayatıydı.

2. Farabi (870 – 950), Kitabu’l-vahid ve’l-Vahde

list-3

Adı, Türkistan’ın Farab şehrinde doğduğundan Farabi’ydi. Aristo’yu, Platon’u, Zenon’u okuyup yorumlamıştı. Aklı, ilmin ve inancın merkezine koydu; inançla usu uzlaştırmaya çalıştı. Felsefe, matematik, fizik ve musikiyle uğraştı. Bilimi; fizik, matematik ve metafizik olarak üçe ayırdı.

Batılı bilim adamları onun bu sınıflandırmasını ancak 13. yüzyılda kabul edecekti. Sesin titreşimlerle yayıldığını, havanın iletken olduğunu ilk o yazdı. Usçuydu; erdemin temelinde bilgi olduğunu savladı. Cevher (töz), zaman ve boşluk üzerine kapsamlı tezler yazdı. Yapıtlarıyla bugün dahi düşün çevrelerinde “Doğu’nun Aristoteles’i” olarak kabul edilir.

“Hiçbir şey yoktan var olmaz ve hiçbir şey vardan yok olmaz” diyerek materyalizmi özetleyen kimyacı Lavoisier’den yedi asır önce; “Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı, var olmazdı” dedi.

Henüz dilimize çevrilmemiş olan “Kitabu’l-vahid ve’l-Vahde” adlı eseri; mantık, epistemoloji ve ontolojiye ilişkin düşüncelerini bir araya topladığı, başından sonuna “bir” ve “çok” kavramını ele aldığı en önemli eserlerinden biridir.

 

3. İbn Sina (980 – 1037), Tıp Kanunu

list-4

Hekimdi. İslam dünyası ona “eş-şeyhü’r-reîs”, yani “baş üstat” dedi. Felsefe, tıp, edebiyat, aritmetik, geometri, mantık ve fizikle uğraştı. Ontoloji ve psikoloji üzerine önemli çalışmalar yaptı. Epistemoloji ve ontoloji üzerine önemli eserler verdi. Ortaçağ karanlığında eserleri Latince ve İbraniceye çevrildi. Elementler ve mekanik üzerinde çalıştı; Aristo’nun Hareket Teorisi’ni eleştirdi.

Fizik çalışmaları, yeniçağ mekaniğine öncülük etti. Pek çok dalda önemli eserler verdi ancak en büyük eseri Batı ülkelerinde 16, Doğu ülkelerinde ise 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan “el-Kânûn fî’t-Tıb” (Tıp Kanunu)’dır. Beş kitaptan oluşan ansiklopedik eserde anatomiden cerrahi yöntemlere, ilaç yapımına ve tedavisine çağını aşan çok önemli bilgiler yer alır.

 

4. Gazzâlî (1058 – 1111), El-Munkız Mine’d-Dalâl

list-5

Ömrü boyunca hakikati aradı. Bu uğurda her şeyi ama her şeyi sorguladı; felsefeyi, varlıkları, inancı, tanrıyı, aklı ve elbette kendisini. Öyle ki bir dönem neredeyse aklını yitirecek noktaya geldi; bunalıma girdi ve dış dünyayla irtibatını kesti.

Septikti; her şeyden, kendinden bile şüphe ediyordu. Yunan septikler Protagoras ve Gorgias’ı biliyordu. Hakikate, mutlak bilgiye ulaşmaktaki tutkusu onu zaman zaman küfre, zaman zaman tasavvufa yaklaştırdı. Kendi varlığından dahi şüphe ettiği noktada, -tıpkı Descartes gibi ama ondan yaklaşık 500 yıl önce- “Onun varlığı açıktır. İnsanın kendi varlığına dair hiç şüphe yoktur. İrade ediyorum, demek ki varım” dedi.

Pek çok kitabı Batılı düşünürler tarafından 12. yüzyıldan önce Latinceye çevrildi. Bunlardan en önemlisi “el-Munkız Mine’d-Dalâl”dir; Descartes’ın “Metot Üzerine Konuşmalar” adlı kitabı bu eserle büyük benzerlikler içerir.

 

5. İbn Tufeyl (1106 – 1186), Hayy Bin Yakzan

list-6

Hekim, hukukçu ve filozoftu. Felsefe, tıp, matematik, astronomi ve edebiyat dallarında oldukça iyi bir eğitim aldı. İbn Sina’nın en önemli eserlerinden biri olan “Hikmeti Meşriki”nin devamı niteliğindeki “Hayy Bin Yakzan” adlı kitabı, İbn Bacce ve İbn Rüşd’le birlikte Endülüs’ün en büyük üç filozofu arasına girmesini sağladı.

“Nur” yani “aydınlanma” felsefesini anlattığı “Hayy bin Yakzan”da Tufeyl, vahiyci tanrı anlayışının yerine aklın ve sezginin bildirdiği tanrıyı koydu. 16. asırda yaşanan Aydınlanma Çağı’ndan yüzyıllar önce aydınlanma felsefesini anlattı. İnsanın merak, keşif, kavrama ve bilgelik evrelerinden sonra hakikate ulaşacağını; tanrının varlığını bu noktada kalben olduğu kadar aklen de kanıtlayabileceğini savladı.

Daniel Defoe’nun “Robinson Crusoe”su ve Rousseau’nun “Emile”i, Latinceye ve pek çok Batı diline çevrilen “Hayy bin Yakzan”la büyük benzerlikler taşır. Hatta “Robinson Crusoe”da neredeyse yalnızca isimler değiştirilmiştir.

 

6. Feridüddin Attar (1136 – 1221), Mantıku’t Tayr

list-7

Eczacıydı, lokmandı. Yaşadığı mistik bir olay nedeniyle varını yoğunu fakirlere dağıtıp yollara düştü. Kendini ilim, irfan ve ibadete adadı. Mevlana’nın üstadıydı. Eserleri Arapçaya, Fransızcaya ve İngilizceye çevrildi.

En önemli eseri, hakikat arayışını kuşların dilinden anlattığı 4724 beyitlik “Mantıku’t Tayr”, tasavvuf edebiyatının köşe taşıdır. Hakikate ulaşma yolunda kemale eren “simurg” yani “otuz kuş”u anlattığı eserinde, vahdet-i vücud inancını alegorik bir şekilde anlatır.

7. İbn Rüşd (1126 – 1198), Aristo Şerhleri

list-8

Aristo’nun İslam coğrafyasındaki sözcüsü ve yorumlayıcısı olan Rüşd, yaklaşık 30 yıl boyunca Aristo’nun eserleri üzerinde çalıştı. Ulaşamadığı “Politika” dışında, filozofun tüm eserlerini Arapçaya çevirdi. Aklı imandan, bilgiyi vahiyden üstün tuttu. Her şeyin akıl ile anlaşılabileceğini öne sürdü.

Düşünceleri, yazdıkları ve çevirdiği kitaplar nedeniyle uzun yıllar gözetim altında tecrit hayatı yaşadı. İslam felsefesiyle Aristo’nun mantık kuramını bağdaştırmaya çalıştı. Batı, Aristo’yu onun şerhlerinden Latinceye çevirip okudu; Aristo’nun o büyük mirasını onun sayesinde keşfetti. Düşünceleri özellikle Hıristiyan skolastik gelenekten olan Thomas Aquinas tarafından oldukça benimsendi.

 

8. Sühreverdi (1155 – 1191), Akl-ı Sorh

list-9

Hallac-ı Mansur’un ve İbn Sina’nın düşüncelerini benimsedi. Tıpkı diğer düşünürler gibi Anadolu ve Suriye’yi dolaştı; dinleri ve inanışları inceledi. İşraki (aydınlanma) felsefesinin kurucusuydu. Tasavvuf ehliydi, Platon gibi sezgiciydi.

Bildiklerini ve düşündüklerini her yerde hiç korkmadan dillendirdi; bu uğurda hapis yattı, 36 yaşında zindanda öldü. Ardında mantık, tabiat, ilahiyat ve felsefe üzerine pek çok önemli eser bıraktı. Akl-ı Sorh (Kırmızı Akıl)’da aydınlanmayı, aydınlanmadan önceki pişmeyi, kâmil olmayı anlattı…

9. İbn Arabi (1165 – 1240), Fusus’ül Hikem

list-10.jpg

Yaşadığı dönemin ve coğrafyanın en büyük filozoflarından biri olan İbn Rüşd ile görüştüğünde 17 yaşındaydı. Bilginin yalnızca akıl yoluyla elde edileceğini savlayan İbn Rüşd’ün düşüncesinde bir noksanlık olduğunu daha o yaşlarda fark etti. İnsan bazı şeyleri sezgi yoluyla, kalbi olarak biliyordu. Akli bilgiler; duyular ve deneyim yoluyla elde ediliyordu ama bazı bilgiler vardı ki aşkındı, ‘a priori’ydi (doğuştan).

Yalnızca kendi halkını etkilemekle kalmadı; felsefesi Endülüs’ten Yeni Delhi’ye, Hicaz’dan Kırım’a geniş bir coğrafyaya yayıldı. “Vahdet-i vücud” öğretisine inanıyordu. Varlığın birliği onun felsefesinde öyle bir hal almıştı ki, Yaradan ile yaratılan arasında neredeyse fark kalmamıştı. İnsanın tanrının bir parçası olması ve tanrıyla yani özüyle bütünleşmesini dillendirmesi softalar tarafından küfür olarak görüldü ve çok eleştirildi.

Ama o “Fusus’ül Hikem” yani “Hikmetlerin Özü” eseriyle öyle bir mertebeye ulaştı ki, “Ebu Ekber” sıfatını aldı. Bugün İbn Arabi Derneği; Oxford’dan Sorbonne’a, Harvard’dan Stanford’a ve Cambridge’e dünyanın en önemli üniversitelerinde oldukça kapsamlı çalışmalar yapıyor. Batı; Arabi’yi keşfetmeye, anlamaya çalışıyor.

 

10. Yunus Emre (1241 – 1320), Risaletü’n Nushiyye

list-11

Hacı Bektaş-ı Veli’nin kapısında feyz aldı, Mevlana’yla tanıştı. Taptuk Emre’nin dergâhına 40 yıl boyunca dümdüz odunlar taşıdı. Yetmedi yollara düştü; tüm Anadolu’yu, İran ve Azerbaycan’ı dolaştı. Hem dolaştı, hem söyledi.

Öz Türkçeyle, halkın anlayabileceği dilde de şiirin en alasının yazılabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Bilgisi, tefekkürü, tevazusu ve zekâsıyla dinler ve mezhepler üstüydü “Miskin Yunus”, “Bizim Yunus”. Tasavvuf ehliydi. “Risaletü’n Nushiyye” (Nasihatler Kitabı) adlı mesnevisinde; ruh, nefis, kanaat, gazap, sabır, haset, cimrilik, akıl gibi konulara ilişkin düşüncelerini anlattı.

11. Hacı Bektaş-ı Veli (1209 – 1271), Velayetname

list-12

Rum diyarını, Anadolu’yu, Elbistan’ı dolaştı. Bu uzun yolculuğu sırasında tanık olduğu; Yesevilik, Melamilik, Batınilik, İsmaililik, Ahilik, Babailik, Mevlevilik, Kalenderilik gibi dönemin inanç ve anlayışlarını yakından inceledi ve Bektaşilik inancı ve felsefesini ortaya koydu.

Öğretisinin merkezine hümanizmi yerleştirdi. Tanrıdan korkmayı değil onu sevmeyi öğütledi. Mutasavvıftı; insanlık, iyilik, adalet, hürriyet, eşitlik ve çalışkanlık üzerine temellendirdiği felsefesiyle tüm varlıkları kucakladı. “Velayetname” adlı; hayatını, yaşadığı dönemi ve insan ilişkilerini hikâyeler yoluyla anlattığı eseri, insanlığa engin nasihatler içerir.

 

 

12. İbn-i Haldun (1332 – 1406), Mukaddime

 

list-13

Tarih felsefesinin, sosyolojinin ve iktisadın babasıydı. “Mukaddime” ve “Kitabu’l İber”de dünya tarihini ve geleceğe ilişkin tarihsel teorilerini anlattı. Osmanlı’nın yükseliş ve çöküşünü adeta betimlediği bu eserler, Osmanlı paşaları ve ulemaları arasında büyük ilgi gördü.

Sosyolojinin temel prensiplerini Batılı bilim adamlarından yüzlerce yıl önce ortaya koydu. Tespitleri ve öngörüleri; Machiavelli’den Rousseau’ya, Comte’tan Spencer’a pek çok önemli düşünürün fikirlerini şekillendirdi.

Sosyoloji, siyaset bilimi, tarih, iktisat, eğitim ve hukuk alanlarında önemli eserler verdi. Eserleri arasında “Mukaddime”; bugün dahi tüm dünyada siyaset, sosyoloji, tarih ve iktisat alanlarındaki en önemli yapıtlardan biridir.

13. Fuzuli (1483 – 1556), Leyla ile Mecnun

list-14 (1)

Kendini öyle hiçledi ki; “Fuzuli” mahlasını kullandı, Muhammed Bin Süleyman. Doğanın dilini çözmüştü; öyle ki kendisini suyun, ağacın, hayvanın başka bir şekilde vücut bulmuş hali olarak görüyordu. Tanrı, doğa, insan bir bütündü. Panteistti. Her şey tek bir “öz”de, tek bir “hakikat”te birleşiyordu.

Evrendeki her şey “aşk”tı, aşktan ötürüydü, aşkla varoluyordu. Elbette kastettiği karşı cinse duyulan değildi; varlıkların özündeki aşktan bahsediyordu o. En önemli eseri “Leyla ile Mecnun”da kavuşamamak olarak nitelendirdiği aşkı yazdı. Yüzyıllar sonra Schopenhauer, en önemli eseri “İstenç ve Tasarım Olarak Dünya”da; Fuzuli’nin aşk dediği şeye “istenç” diyecekti.

Not: Listeye Mevlana’yı neden almadınız diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Efenim ismi lazım değil, birileri Mevlana’yı o kadar çok yazdı ki, hırkasından değneğine her şeyini biliyoruz mübareğin. Yeniden yeniden anlatıp sizi sıkmayalım dedik.
Kaynak : listelist.com

 

http://www.psikolojiportali.com/isik-dogudan-yukselir-dedirten-13-musluman-dusunur-ve-en-buyuk-eserleri/list-1/

 

 

Taqitim Taq Boldi Mundiki Xelqning Nidayidin


Autori: Memtili ependi(1901-1937)

17458120_141044379757245_2343237974472240142_n.jpg

 

Taqitim taq boldi mundiki xelqning nidayidin
Qulaqlirim gas boldi kishenler sadayidin.
Gunahi ne iken bunda qamalghan newqiranlarning?
Heqqe uyghuni yoqtur téngilghan shum gumanlarning.
Rohim ejep qisildi yalghuzluqta, tutqunda,
Sa’etlirim ötmekte kishenlinip zulmette.
Yéshim ottuz alte yash, tashtin better qatti bash,
Ada bolar’oxshaymen bu xil qayghu-hesrette.
Bu qarangghu yillarda tapalmidim adalet,
Adaletke intildim, qolgha aldi siyaset.
Xelqim üchün ilim-pen, tereqqiyat istidim,
Niyitim sap, dilim aq, ötküzmidim jinayet.
Xuda bilur balilirim qaldi dadu peryadta,
Dérikimni alalmay sersan bolup her yaqta.
El xa’ini memtimin ichi qara munapiq,
Hökümetke üstümdin xewer béripsen saxta.
Künde mushtumdek kések xet yézip tügep kéter,
Urghup turghan issiq qan jismimda isyan éter!

1937-yili 5-ay Qeshqer Yarbagh Türmesi

2017-Yilliq Yaponiye Noruz Tentenisi 3-Ayning 20-Küni Yaponiyening Tokyo Shehiride Daghdughiliq Ötküzülüp, Ghelibilik Ayaghlashti


Noruz2017_ErlerXor2

Bu merikige, yaponiyening tokyoni öz ichige alghan kanto rayoni we bashqa sheher-ölkiliride yashawatqan uyghurlar, we ularning a’ile tawabi’atliri, shundaqla ana yurtimizdin tughqan yoqlash, sayahet qatarliq sewebler bilen yaponiyege kelgen méhmanlar bolup jem’iy 300 ge yéqin kishi ishtirak qildi.

2012-yili 3-ayning21-küni yaponiyening tokyo shehiride noruz teshkillesh hey’etlikining orunlashturushi bilen özimizning uyghur en’enisi boyiche noruz tentenisi ötküzülgen idi. Mana bu yil yaponiye noruz tentenisi özining 6-yilliq shanliq sehipisini kütüwaldi. Noruz tentenisining mezmuni yildin-yilgha mukemmelliship, yashlirimiz we perzentlirimizge bolghan terbiyiwi ehmiyiti barghanséri küchiyishke, qatnishish adem sanimu yildin-yilgha köpiyishke bashlidi.

Noruz2017_AyallarXor

Yaponiye noruz tentenisi ning asasliq meqset muddi’asi,
(1) ejdadlirimizning bizge qaldurup ketken en’eniwi miras (noruz) lirigha warisliq qilish;
(2) ana tilimiz, ana medeniyitimiz we güzel örüp adetlirimizni saqlash we uni béyitish;
(3) aliy mektep toluq kursi, magistir we doktorluqni tamamlighan qérindashlirimizni tebriklesh; Yéngidin bashlan’ghuch mektepke kirgen omaq perzentlirimizni tebriklesh we ilham bérish;
(4) yaponiyedek riqabet intayin keskin bolghan pen-téxnika dölitide, yil boyi öginish, tetqiqat we xizmettin bash kötürelmey köp charchighan qérindashlirimizgha harghinliqni untup öz-ara didarlishish we mungdishish pursiti yaritip bérish;
(5) bayram xushalliqidin ortaq behrimen bolushlardin ibarettur.

Noruz2017_019

Yaponiye noruz tentenisi, yaponiye uyghur noruz uyushmisining (qisqartilmisi:JUN) ning yétekchilikide, her yili yaponiye noruz akadémiye yighini (2017-yilliq yaponiye noruz akadémiye yighini 3-ayning 11-küni tokyoda ötküzüldi. Bu yighinning tepsilatini bu yerdin körüng) gha ulishipla ötküzülüp kélinmekte.

Intayin qaynam-tashqin, qizghin keypiyatta ötküzülgen bu yilliq yaponiye noruz tentenisi, yaponiyede öginish, tetqiqat, xizmet we perzent terbiyilesh bilen charchighan, ana yurtini chin yürikidin séghin’ghan qérindashlirimizning chiraylirigha tebessum, köngüllirige shatliq élip keldi.

Noruz2017_032

Bu yilliq noruz tentenisidimu yillardikige oxshash kolléktip xor, milliyche we zamaniwi naxsha-usul, shundaqla omaq perzentlirimizning orunlishidiki serxil sen’et nomurliri sehnige élip chiqilip, qérindashlirimizgha weten söygüsini eslitishtin bashqa, rohi jehettin medet we jasaret béghishlidi, perzentlirimizge bolsa milliy kimlikimizni tonush pursiti ata qildi.

Noruz2017_033

Merikide yene, doktorluq, magistirliq we aliy mektep toluq kursni püttürgen 10 neper qérindishimizgha, we yéngidin bashlan’ghuch mektep qoynigha qedem qoyghan 15 neper perzentimizge yaponiye uyghur noruz uyushmisining namidin teyyarlan’ghan xatire buyumi hediye qilindi.

Yaponiyede igilik tiklep tiz sür`ette gülliniwatqan, shundaqla weten bilen bolghan xelq’araliq soda we bashqa sahelerde muweppeqiyet qaziniwatqan, bostanliq tarim shirkiti, fujiki shirkiti, kaori shirkiti (Kaori Japan), yalquntagh réstorani, yaponiye yipek yoli shirkiti (Japan Silkroad), kroran xelq’ara shirkiti, kök etirgül shirkiti, saray shirkiti, teklimakan xelq’ara hessidarliq shirkiti, uyul shirkiti qatarliq shirketler iqtisadiy jehettin yardem qolini sunup özlirining meripetperwer, xelqperwer aliyjanab rohini namayan qildi. Biz ulargha chongqur teshekkür éytimiz.
(yuqiriqi shirket isimliri herip tertipi boyiche tizildi)

Noruz2017_011

Biz, bu yilliq noruz tentenisini pilanlash we uning ghelibilik échilishigha alahide ejir singdürgen, yigit béshi shemshidin sheyxidin’ge we noruz teshkillesh hey’etlikidiki barliq qérindashlirimizgha chin qelbimizdin rehmet éytimiz.

 

Axirida yaponiyediki aldirashchiliqqa tolghan oqush, xizmet we turmush ritimi ichidin altundek waqtini chiqirip noruz tentenimizge qedem teshrip qilghan qedirdan méhmanlargha, shundaqla yillardin buyan noruz pa’aliyetlirimizni izchil qollap, xalis xizmet qilip kéliwatqan barliq ot yürek pida’iy yigit-qizlirimizgha alahide hörmitimizni we rehmitimizni éytimiz.

Noruz2017_030s

Yéngi baharning bizge téximu kop beriket we yaxshiliqlarni élip kélishini ulugh alla din tileymiz!

Keldi noruz, küldi ghunche, köngül yayridi,
Gül ishqida xendan urup bulbul sayridi!

Eskertish:
Eger 2017-yilliq yaponiye noruz tentenisi xewirini tarqatmaqchi bolsingiz, xewer menbesige hörmet qilip oz eyni boyiche tarqiting, yaki bolmisa xewer tarqitishtin burun biz (yaponiye uyghur noruz uyushmisi:JUN) bilen alaqilishing.

Aliy éhtiram bilen,

Yaponiye Uyghur Noruz Uyushmisi
2017-yilliq noruz merikisi teshkillesh hey’etliki
2017/3/20 (Tokyo)

http://www.noruz-jp.com/

 

 

 

Qeshqer


Autori: Qutluq haji Shewqi(1876-1937)

 

17361678_133189237209426_7745915395510160863_n

Körmigil qeshqerni kem bu jayda merdanlar yatur,
Hezriti sultan satuq bughrayi xaqanlar yatur.
Xelq üchün qurban bolup,düshmen bilen qilghan köresh,
Ol shehidu qehriman alip arslanlar yatur.

Nur chéchip «qutadghu bilik» xelqni qilghan bextiyar,
Xas yüsüp hajipqa oxshash ehli irpanlar yatur.

Yadikar eylep jehan’gha yazdi«diwani lughet»,
Mehmudil qeshqiri kebi ehli sherepshanlar yatur,
Eyligen shewqini meptun el üchün nurlar chéchip,
Bu sheherde köpligen xelq oghli insanlar yatur.

 

UKM

 

Mark Twain´s Leben und Werke von Mark Twain


46510296.cached

Mark Twain wurde am 30. November 1835 in Florida (Missouri) geboren. Sein eigentlicher Name ist Samuel Langhorne Clemens. Der Vater starb 1847 und Twain mußte im Alter von zwölf Jahren die Schule abbrechen und begann eine Lehre als Schriftsetzer. Mit 17 Jahren ging er nach New York, dann nach Philadelphia, wo er die ersten Reiseskizzen schrieb.

Von 1857 bis 1860 war er Lotse auf dem Mississippi, nahm am Sezessionskrieg auf der Seite der Konföderierten teil und war 1861 Silbersucher in Nevada. 1864 lebte er in San Francisco, 1866 als Reporter auf Hawaii und 1867 als Reisender in Europa und Palästina. Er gründete einen Verlag, mußte aber 1894 Konkurs anmelden und ging auf Weltreise, um mit Vorträgen seine Schulden abzutragen.

Mark Twain starb am 21. April 1910 in Redding (Connecticut).


Werke u.a.

  • 1869 Die Arglosen im Ausland (dt. 1875)
  • 1876 Die Abenteuer Tom Sawyers (dt. 1876)
  • 1881 Prinz und Bettelknabe (dt. 1956)
  • 1883 Leben auf dem Mississippi (dt. 1890)
  • 1885 Abenteuer und Fahrten des Huckleberry Finn (dt. 1890)
  • 1889 Ein Yankee am Hofe des König Artus (dt. 1923)
  • 1894 Querkopf Wilson (dt. 1923)

ANZEIGE
Deutsche und andere Geschichten
Als E-Book (Kindle)
Verlag Projekt Gutenberg-DE

Deutsche und andere GeschichtenDer große Humorist Mark Twain war ein Kenner und Liebhaber Deutschlands und der deutschen Sprache. In diesem Buch sind kurze Reportagen und Erzählungen aus Deutschland zusammengefaßt, dazu die Fortsetzung von Tom Sawyer und Huckleberry Finn, »Tom der kleine Detektiv«, und als besonderes Highlight Twains sehr gelungene Übersetzung des Struwwelpeter ins Englische, hier versehen mit den bunten Originalillustrationen.


http://gutenberg.spiegel.de/autor/mark-twain-600

How Artists Portray Tragedy: Guernica


 

4b0b8c7f82c528b92d664eb13f2c065a

 

 

The words of the first war correspondent to enter the city of Guernica, Spain, on 26th April 1937: Noel Monks

Die Ruinen von Guernica 5603/37

The German bombers that targeted the small town that day signalled a change in warfare: targeting the innocent. However, it also signalled a change in art too, enabling artists to connect with the suffering and to represent it in art.

In early 1937, Pablo Picasso had been commissioned to produce a work for the upcoming Exposition Internationale des Arts et Techniques dans la Vie Moderne at the World Fair in Paris.  Picasso had begun the work but the bombing in Guernica changed his focus.  After reading about the atrocity, he set to work:

Recuerdos-de-Pandora-Picasso-at-work-detail-

On a mural sized painting, using a muted black, white and grey palette, Picasso produced what is undeniably one of the most compelling antiwar canvas in history. While working on this he said, “The Spanish struggle is the fight of reaction against the people, against freedom. My whole life as an artist has been nothing more than a continuous struggle against reaction and the death of art. How could anybody think for a moment that I could be in agreement with reaction and death? … In the panel on which I am working, which I shall call Guernica, and in all my recent works of art, I clearly express my abhorrence of the military caste which has sunk Spain in an ocean of pain and death.

Guernica by Pablo Picasso (1937),  Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía

The pain and anguish of the victims is palpable in this work. The mother holding her dead infant howls helplessly to the sky; her head pulled back to an almost inhuman position. The screams are mirrored in the man on the right, engulfed in flames,  Bodies lie crumpled underneath the ruins in distorted angles.

Despite its size, you can imagine the speed at which Picasso worked at this. It was completed in just 35 days!

Picasso was not the only artist to be affected by the atrocity. Philip Guston, born in Montreal, of Ukrainian Jewish parents and raised in Los Angeles, had recently been in Mexico working with another artist, Reuben Kadish on an anti-Fascist mural: The Struggle Against Terrorism.

mural-732x1024

Guston was horrified by the reports of the Fascist bombing and the work he produced recalled the Renaissance style through the use of the tondo and with the colour palette of reds and greens:

bombardment-1937(2)

This painting, usually to be found at The Philadelphia Museum of Art, is currently part of the Royal Academy’s exhibition, American After the Fall and is entitled, ‘Bombardment’.  The bombers deliver their deadly cargo centrally in the painting.  The resulting explosion propels people and debris towards the viewer at an enormous speed. From the impact of the bomb, a charred figure is thrown sideways; his shadowy figure is ghost-like. At the top of the circle, a man, with flailing arms is sent skywards with nothing to stop his movement. As in Picasso’s work, Guston depicts a mother, dressed in green, unable to protect her naked infant from the explosion. She holds him in the pose of the Madonna.

At the bottom, a partially naked man lies in the pose that is reminiscent of Caravaggio’s depiction of the crucifixion of St Peter:

St Peter, Caravaggio

The figure clad in a red cloak, face covered with a gas mask completes the scene.  Nothing was going to save these people from the atrocity, not the protection of the bricked tunnel they are in, the corrugated iron to the right, or the gas mask itself from the cavalcade of planes overhead.

Although not as famous as Picasso’s anti-war declaration, Guston’s view of Guernica is as powerful a statement as an artist can make in a bid to bring awareness and commemoration to a tragic event.

 

 

http://www.dailyartdaily.com/artists-portray-tragedy-guernica/