Sekeller Ve Prens Csaba


Yaklaşık 800.000 nüfuslu Sekellerin çoğu bugünkü Romanya’nın Transilvanya (Erdel) bölgesinde, bir kısmı Moldova bölgesinde, diğer bir kısmı da Macaristan içerisinde yaşamaktadırlar. Hun-Macar kökenli bir ulus olan Sekeller, Macar lehçelerinden birini konuşuyor. Soydaşları, Macaristan, Macarlarıyla yüzde, yüz anlaşıyorlar. Sekellerin inanışlarına göre; Sekeller ,Atilla’nın 453’te ölümü ve devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzası’nda muhkem bir yere çekilen 3 bin Hun savaşçısının torunlarıdırlar. 895’e dek burada varlıklarını devam ettirdiler. Ortaçağın Macar vakayinameleri de Sekeller’in Atilla’nın torunları olduklarını ve Macarlar geldiklerinde orada bulunduklarını kaydediyor.Sekellerin bayrağında eski Macar tanrılarını sembolize eden güneş ve ay bulunuyor.

Sekel adına 13. yüzyılda rastlandığı belirtilir, ama Sekel adı 10-11. yüzyıllarda Macaristan’da duyulmaya başlanır. Bu dönemin yazılı kaynaklarında da Sekel adının geçtiği bilinir. Hatta Sekel âlim Alexander Ferenczi, Sekellerin 8-9. yüzyıllardan itibaren yaşadığını ileri sürmektedir.

Çekoslovakya’nın Bohomiya bölgesinde, 10-11. yüzyıllarda Sekula adlı bir kavmin varlığı bilinir. Ayrıca bu bölgede Sekelce yer adlarına rastlanır. 12. yüzyılda da Transilvanya’nın güney bölgelerinde Sekel adına ve Sekelce yer adlarına rastlamak mümkündür.

Bugünkü Hırvatistan’ın kuzeybatı bölgelerinde 10-11. yüzyıllarda Sekellerin yaşadığı bilinmektedir. Çuk, Oderhay, Kovasna ve Mureş bölgelerinin hem resmi hem de sözlü kaynaklarında geçer. Romanya Devlet arşivinde bulunan Oreda adlı defterde, şimdiki Oderhay bölgesinde yaşayan ve Oderhay Sekelleri olarak bilinen Sekellerin 13. yüzyılın başlarından Transilvanya’nın batısına göç ettikleri yazar. Bugünkü Çuk bölgesi Sekelleri, Oderhay Sekellerinin bir koludur ve Georgen tarafındaki Sekeller de Çuk bölgesi Sekellerin bir uzantısıdır. 14-15. yüzyıldan itibaren Sekel adına sıkça rastlanır.

Sabokay adında bir kişinin sekiz ciltlik bir Sekel arşivi vardır. Bu eserin önemli olmasının sebebi sadece Sekelleri konu edinmesidir.

Sekel adının Macarca olduğu ve sınır muhafızı anlamına geldiği söylenir. Fakat daha sonra Thury Jozsef’in Çağatay Lügatindeki sigil (asil, soylu) kelimesinden geldiği görüşü yaygınlık kazanır. Hasan Eren de kelimenin prens anlamına geldiğini söyler. Bir başka görüş de kelimenin Romen ve Latin dillerindeki karşılığından (Ceicui) yola çıkmıştır. Ceicui kelimesi Saka ile bir çağrışım yapar. Bu coğrafyada Sakalar uzun süre bulunmuşlardır. Sakalara Ceicut (Sikut-Sikit) denildiği düşünülürse bu kelimenin Sekel’e fonetik olarak çok benzediği görülür. Büyük ihtimalle, kelime seicu (saka) + lar = sakalar > Sekeller şeklinde gelişim gösterir.

Sekeller, Romanya’da bugün müstakil bir azınlık olarak sayılmamaktadır. Macarlarla birlikte anılırlar. Sekellerin Macarlarla birlikte 1.600.000 nüfuslu olduğu kabul edilerek, Macarlar Romanya’nın en güçlü azınlığı olarak sayılır, meclis ve parlamentoda temsil edilirler. Macarlar da Sekellerden ayrı bir halk olmadıklarını kabul ederler, ama Sekellerin çoğunluğu bu görüşü desteklemez ve özerklik talep ederler.

Transilvanya, bir geçiş bölgesi olduğundan birçok kavmin iz bıraktığı bir bölgedir. Bu nedenle Sekellerin kökeni hakkında birçok teori ortaya atılır.

Sekellerin büyük çoğunluğu Atilla’nın soyundan geldiklerini düşünürler. Atilla adı Sekellerde çok yaygındır ve Atilla hakkında çok fazla efsane bulunur. 12. yüzyıl sonlarına doğru kaleme alınmış, Anonimus (Anonim) Tarih Kitabı olarak bilinen eserde, Sekellerin Hunların devamı olduğu yazmaktadır. Bunun dışındakiler efsane gibi sözlü kaynaklardır.

Bazı Macar âlimleri, Sekellerin Avarlardan geldiği görüşündedirler ve bu görüşlere Hüseyin Namık Orkun da katılır. Romen asıllı tarihçiler, Sekellerin Hun ve Avar kökenli olduğu görüşlerini reddederler.

Koráracsony Janos, Hun imparatorluğu içindeki Sas ve Got katmanlardan yola çıkarak Almancadaki kelimelerle Macarca kelimeler arasında bağ kurarak Sekellerin Alman kökenli olduğunu iddia eder, fakat bu teori tartışılmıştır.

Sekellerin Macarca konuşmaları, Macar kökenli oldukları iddiasının temel dayanağı olmuştur. Sekel yazısına oyma yazı diyerek bu yazının bir Macar yazısı olduğunu iddia ederler. Macarlar, Romanya içerindeki 1.600.000 nüfusuyla en büyük azınlıktır. Bu nüfusun 800.000’i Sekel’dir. Macarlar içindeki bu 800.000 nüfusu farklı bir kavim olarak görmek Macarların Romanya içindeki gücünün büyük oranda azalmasına sebep olur. Bu gücü kaybetmek istemeyen Macarlar Sekellerin Macar olduğunu iddia etmekte ve bunu ispatlamaya çalışmaktadır.

Kabarların Macarlarla aynı göç yoluyla bölgeye geldikleri ve Macarca konuşmaya başladıkları söylenir. Sekel bilim adamları Kabar yer adlarıyla ilgili çalışmalar yapmaktadırlar.

Romanya’nın resmi düşünce olarak kabul ettirmeye çalıştığı teori, Romen kökenli oldukları yönündedir. Romenler, Sekellerin Macar olmadıklarını, zorla Macarlaştırılan kavim olduklarını söylerler, hatta bu konuda Romence basılan kitap devlet desteğiyle Sekellere dağıtılmaktadır.[†]

Bir başka iddia da Peçenek kökenli oldukları iddiasıdır. Bu iddianın sahibi Sandor Ferenci’dir. Peçenekler 11-12. yüzyıllarda Bistritsa, Alba ve Kuluj civarında yaşamışlardır. Sandor Ferenci, Sekellerin bu bölgede yaşamış olan Peçeneklerin kalıntılarını olduğunu ve sonradan Macarlarla birlikte yaşadıkları için dil değiştirdiklerini söyler.

Sandor Ferenci’nin yaptığı bir çalışmada Bulgar kökenli oldukları görüşüne yer verilir. 7-8. yüzyıl Bulgar-Macar savaşları sırasında Bulgar esirlerinin bu bölgeye getirildiklerini ve Sekellerin bir kısmının bu Bulgarların devamı olduğu belirtilir. Bölgede bulunan Bulgar yer adları da buna örnek olarak gösterilir.

Teoriler sonucu, % 80’i; Hun ve Atilla’nın soyundan geldiğini, kesinlikle Macar olmadıklarını söylerler. % 20’si; Hunlarla bir ilgisi olmadığını, Macarların bir kolu olduklarını düşünürler. % 98’i de kesinlikle Romen ve Macar asıllı olmadıklarını söylerler.

Bölgede yapılan araştırmalar sonucu üç Sekel tipiyle karşılaşılır. Birinci tip; uzun boylu, açık tenli, ela veya kahverengi göz rengine sahip, burunları düz, kemersiz, siyah renkte düz saç rengindedir. İkinci tip; uzun boylu, beyaz tenli, kemerli burna ve açık (çakır) göz yapısına sahip, siyah ya da koyu kestane saç renginde düz saçlıdır. Üçüncü tip; orta boylu, açık tenli, sarışın, burun yapısı kısa, kemersiz ve ucu kalkık, sarı veya kestane renkte dalgalı ya da kıvırcık saçlıdır.

Sekeller, hayvancılıkla uğraşır. Hayvanlarını beslemek için ot yetiştirirler. Nadiren de tahıl ekimi yaparlar. Bunun dışında çiftçilikle pek uğraşmazlar. At beslerler, dokuma, ağaç işleme, seramik yapımı gibi zanaatlarla uğraşırlar. Sekellerin kilim desenleri, ağaç işlemeleri ve nakışlarındaki motifler Türklerinkine çok benzer.

Sekel yazısı, runik yazının bir versiyonudur, „rovás“ yazısı olarak da adlandırılır. Sekeller bu yazıyı millî yazı kabul ederek hâlâ kullanırlar. Sekel yazısını öğrenme ve bu yazıyla yazışma gençler arasında çok yaygındır. Sekeller, bu yazının gençler tarafından öğrenilmesi için yazıyı ders kitaplarına koymuşlardır.

Sekeller arasında eskiden büyük aile sistemi (dede-oğul) vardı. Ailede erkekler arasında en yaşlı olanı ailenin reisiydi. Çocuk sayısı fazla (6 ile 10 arası) idi. Onluk sistem halinde yerleşen Sekeller, aile düzenlerini de bu sisteme göre kurmuşlardır. Onluk sistemde Sekel gençlerini eğiten köyün yaşlı ve bilge kişisidir ve Sekeller bu kişiye Aksakal demektedirler. Aksakal, köyün gençlerine töreyi ve ahlakı öğretmek, onların meslek sahibi olmalarına yön vermek ve onları hayata hazırlamakla görevlidir. Aksakal tabiri ve görevleri bütün Türk dünyasında hemen hemen aynıdır. Aksakalın Sekeller içerisinde saygın bir yeri vardır.

Sekellerde eğitim ve kültüre önem verilir. 16. yüzyıl başlarından itibaren kültürel hayatları sistemleşir. Latince ve Macarca eğitim veren okullar açılır. Bu okullar, Sengeorgi ve Oderhey’de yoğunlaşır. Özellikle fakir halkın çocukları kölelikten kurtulmak için eğitime önem verir. Viyana, Götingen ve Leiden gibi yerlerdeki tanınmış okullara giderek eğitim alırlar.

Sekellerde klasikleşmiş eğitim sistemi, eğitim öğretime verilen önem her dönemde devam etmiştir. Bugünkü Romanya sınırları içerisinde de Sekel bölgelerinde Macarca eğitim veren ilköğretim, lise ve üniversite düzeyinde okulları bulunmaktadır. Sekel aydınlar biri Budapeşte’de diğeri de İsviçre’de olmak üzere iki Sekel Enstitüsü kurmuşlardır. Bu enstitülerin resmi adları Macarca olmasına rağmen yapılan araştırma ve incelemeler Sekel ağırlıklıdır.

Tarihi veriler kronikler Sekellerin Hun-Macar-Sekel ortak etnisitesine dikkat çekmektedirler.Seekel mili kimliği ve mitoljisinde Prens Çaba(Csaba)nın büyük yeri vardır.

Krimhilda Savaşı ve Prens Çaba (Csaba)

Avrupa Hunlarının büyük hakanı Attila’nın 453 yılındaki ani ölümü ardından Hun birliği büyük bir kaosa sürürüklenmiş, Hun veraset usulü gereğince varisleri arasında kıyasıya bir mücadeye yaşanmıştır. İşte bu mücadelelerden biri Sekel tarihi ve kültürü açısından oldukça önemli bir gelişmeye sahne olacaktır. Attila’nın Batı Roma İmparatoru III. Constantius’un kızı ve bir sonraki imparator III. Valentiniaus’un kız kardeşi olanPrensesHonoria(417-452) ile olan evliliği sonucu dünyaya geldiği söylenen oğullarıPrens Aladár ve Prens Çaba (Csaba)kozlarını savaş meydanında paylaşmıştır. Simon Kézai kronikasında Attila’nın ölümünden sonra iki oğlu arasındaKrimhilda Savaşı adı verilen kanlı bir mücadele yaşandığı ve sonuçta Çaba’yı destekleyen sayıları 15.000 olan Hunlar mağlup edildiği belirtilmektedir. Çaba geriye kalan 3.000 Hun atlısı ile birlikte Yunanistan’a doğru çekilmiş, bu Hunlar Csigle denen yereyerleşerek Árpád (895-907) çağına kadar burada kalmışlardır. Kendilerini Prens Çaba’ya hasreden bu Hun bakiyesi, Macarlar Pannonia’yı fethettiği sırada tekrar gelerek onlara katıldılar ve Ruthenia’nın (Karpatlar) fethinde iştirak ettiler.

Bugünkü Sekellerin ataları olduğu düşünülen bu Hun topluluğunun Macarlara katılımı XIII. yüzyıl başlarında Kral III. Belá’nın memuru olan ve asıl adı bilinmeyen Anonymus tarafından kaleme alınan Gesta Hungarorum adlı eserde aynen nakledilmektedir. Eserde Sekellerin Hun Kralı Attilla’nın halkı oldukları ve Macar Kralı Árpád’ın Pannonia’yı istilası sırasında onlara katılarak fetihlerde görev aldıkları söylenmektedir.

Böylelikle Sekellerin milli tarihinde çok önemli bir simge olan Prens Çaba ve onun destansı mücadelesi aynı zamanda Macar tarihi içinde mühim bir motif olarak eski kroniklerde yerini almıştır. Sekellerin köklerini Büyük Hun Hakanı Attila’ya kadar götüren bu olaylar zinciri aslında Macarların 896 yılında Pannonia’ya gelerek yurt tutuş“hadisesini gerçekleştiren Árpád için de önemli bir dayanak noktası oluşturmuştur. Árpád yurt tutuş hadisesi ardından kendisinin de Attila’nın soyundan geldiğini söyleyerek bu topraklarda hükümranlığını eski geleneklere bağlamış ve iktidarını sağlamlaştırmıştır. Zira Anonymus’un eserinde Árpád kendisi ve kendisinden sonra Macar tahtına oturacak olanların Attila’nın Hun tarihsel mirası yurt tutuş ile birlikte yeni bir boyut kazanarak Macar ve Sekel halkları arasında bir kaynaşmaya neden olmuştur. Burada en önemli birleştirici unsur Attila ve Hunlarına duyulan derin saygı ve adanmışlık duygusunun iki toplum nazarında da milli bir şuura dönüşmüş olmasıdır. Şimdi bu şuurun ortaya çıkmasına katkı sağlayan destanlara bir göz atarak Sekel halkının mitolojik köklerine ışık tutmaya çalışacağız.

Milli Destanlara Göre Sekellerin Menşei

Sekellerin bugün dahi muhafaza ettikleri destanlar kendi benliklerini hasrettikleri yegâne hazineleri durumundadır. Bugün maalesef ki azınlık durumunda yaşamını idame ettiren Sekel halkı, varoluş reçetesi olarak geçmişine ve özgün kültürüne sarılmıştır. Öncelikle ortak Hun mirası ve uzun yıllar birlikte yaşamaları sebebiyle Macar epik edebiyatının da etkisinde kalan Sekel toplumu, kendilerine has bir takım inanç ve adetlerini kısmen de olsa korumayı bilmiştir.Biz burada yukarıda dikkat çektiğimiz üzere Hun -Macar-Sekel tarihi ve kültürel birlikteliğidir. Bu sebeple tarihi süreçiçinde eski Hun-Macar-Türk mitolojisinden de esintilerin görüldüğü ve ortak mirasa işaret eden menşe hikâyelerini birlikte vermek uygun olacaktır.

Samanyolu Efsanesi(Hadak Útja) Prens  Csaba

Sekellerin menşe efsaneleri  Hun ve Macar geleneğinden bağımsız değildir. Ancak bir Sekel’i bir Macar’dan ayıran yegâne husus Prens Çaba’ya atfedilen büyük değerden ileri gelmektedir.

Prens Çaba Sekel milli kültüründe bir ata olmaktan öte adeta bir aziz olarak tasavvur edilmiş ve hatırası gönüllerde yer etmiştir. Sekeller arasında Hadak Útja olarak bilinen efsaneye göre Sekel halkı varlığını tehdit edici bir tehlike ile karşılaştığı vakit Saman Yolu galaksisi içendeki yıldızlarda bulunan Prens Çaba ve ordusu gökyüzünden inerek onları bu beladan kurtaracaktır.Bu inanç en zor zamanlarda Sekel toplumunu bir arada tutan ve geleceğe umutla bakmalarını sağlayan itici bir güç olmuştur.

Prens Çaba’nın Sekeller arasındaki hatırası o derece kuvvetlidir ki Sekel milli marşında bile kendisine yer bulmuştur.

Sekel Milli Marşı

Macarca

Ki tudja merre, merre visz a végzet

Göröngyös úton, sötét éjjelen.

Segítsd még egyszer győzelemre néped,

Csaba királyfi

csillagösvényen.

Maroknyi székely porlik, mint a szikla

Népek harcának zajló tengeren.

Fejünk az ár ezerszer elborítja,

Ne hagyd elveszni Erdélyt, Istenünk!

Türkçe

Kim bilebilirdi ki kader tutup bizi buraya getireceğini,Gecenin karanlık bir yolunda!

Milletine zafer için yardım et,

Prens Çaba yıldız yolunda.

Yurdumuz Szekely dağlar gibi yıkıldı

Milletlerin savaşının fırtınasında.

Başımız her zaman diktir,

Erdel topraklarını korumamıza yardım et ey tanrı!

Attila , Hunları Sekel, Macar ve Türk etnisitesini birleştiren ortak bir miras olarak karşımızda durmaktadır. Kısacası Sekellerin Macarlığı, Macarların Hunlarla olan tarihsel bağları ile alakalıdır ve bu iki toplumunda genlerinde Merkezi Asya Türk kültürünün esintileri açıkça hissedilmektedir. Bu nedenle türeyiş efsaneleri de benzerlik göstermektedir. Burada Sekeller arasında Prens Çaba’ya biçilen değer baskın olan Hunların tarihsel mirasıdır.

KAYNAKÇA

Anonymus,Gesta Hungarorum, Fordította: Pais Dezső, Magyar Helikon 1977.

BALÁZS János,Levédia, Nyék… és a Székelyek Eredete

, Magyar Deákság,Anyanyelvünk és az Európai Nyevi Modell, Budapest 1980.

BÁLİNT Hóman,A Székelyek Eredete,A Magyar Nyelvtudományi Társaság Kiadványai17 Budapest

Magyar Történelem Tizedei, Fordította: Péter Kulcsár, BalassiKiadó, Budapest 1995.

BOROVSZKY Samu, „Hun-Magyar Rokonságról“, Ethnographia, 1894.

DOĞAN İsmail,Atilla’nın Torunları Sekeller , Yeni Avrasya Yayınları, Ankara 2004.

ECKHART F., Macaristan Tarihi, Çev. İbrahim Kafesoğlu, TTK Basımevi, Ankara 2010.

ERDÉLYİ László, A Székelyek Eredete, Szent Bonaventura Könyvnyomda, Kolozsvár 1918.

GÖMEÇ Saadettin, „Türk Tarihinde Sek E-Çik -Çigil Meselesi“, Ankara Üniversitesi DilveTarih-Coğrafya Fakültesi Tür koloji Dergisi C. 18, S. 2 (2011), s. 49-

https://www.tahtapod.com/blog/sekellerler-ve-prens-csaba

20-Esir Uyghur Jumhuriyetchilik Idiye Musapiliri


Ziya semedi (birinchi qatar ongda). Ürümchi, 1950-yili.

Ziya semedi (birinchi qatar ongda). Ürümchi, 1950-yili.

 RFA/Oyghan

Tarixi menbelerge asaslan’ghanda xitay kompartiyesining 1957-yili 1958-yilliri Uyghur diyarida élip barghan „Yerlik milletchilik“ ke zerbe bérish herikiti emeliyette Uyghurlar arisidiki jumhuriyetchilik idiyelirini tazilashtin ibaret bolup, „Yerlik milletchi“ lik bir siyasiy jinayet türige kirgüzülüp, uning uqum da’irisi „Uyghuristan“ yaki „Sherqiy türkistan“ nami astida musteqil yaki xuddi sowét ittipaqining milliy jumhuriyet tüzülmisige oxshash „Ittipaqdash jumhuriyet “ qurush, yerlik xelqler özlirini özliri idare qilish, pütün bashqurush hoquqliri milliy kadirlargha ötküzüp bérilish we bashqilar bilen xaraktérlen’gen idi. Bu elwette, xitay kompartiyesi hakimiyiti tiklen’gen 1949-yilidin kéyin Uyghurlar arisida peyda bolghan emes, belki qaytidin bash kötürgen jumhuriyetchilik idiyesi bolup, bu xil idiye 1951-1957-yilliri arisida ashkara we yoshurun shekilde, ziyaliylar, awam xelq, hökümet xadimliri hetta xitay kompartiyesi tesis qilghan Uyghur aptonom rayonining yuqiri derijilik rehbiri kadirliri arisida otturigha chiqqan idi.

Amérikidiki wudrow wilson merkizi yéqinda élan qilghan 1957-yilidin 12-aydin 1958-yili 4-ayghiche dawamlashqan Uyghur aptonom rayonluq partkomning mexsus „Yerlik milletchilik“ ke zerbe bérishke a’it kéngeytilgen yighini toghrisidiki sowét ittipaqining ürümchi we ghuljidiki konsulxaniliri toplighan doklatlarning mezmunliridin qarighanda, wang énmaw, lü jenrén, abdulla zakirof we bashqa yuqiri derijilik rehbiri shexsler sowét ittipaqi terepke bergen doklatlirida ziya semedi, ibrahim turdi, abduréhim eysa, abduréhim se’idi, es’het is’haqof, seydulla seypullayéf, muhemmedimin iminof we bashqa nazir hem mu’awin re’is derijilik rehbiri kadirlardiki Uyghurlarning milliy jumhuriyitini berpa qilish xahishi asasliq „Milletchilik idiyesi“ süpitide körsitilgen idi. Mesilen, Uyghur aptonom rayonluq partkom 6 aygha sozulghan kéngeytilgen yighinning xulasisi süpitide chiqarghan „Shinjang Uyghur aptonom rayonluq partkomning omumi yighini (kéngeytilgen yighin)ning ziya semedi, ibrahim turdi, abduréhim eysani partiyedin chiqirish qarari“ namliq 1958-yili, 28-aprél künidiki höjjitide mezkur üch shexsning atalmish „Jinayetliri“ ning „Uyghuristan jumhuriyiti“, „Sherqiy türkistan jumhuriyiti“, yaki „Uyghur jumhuriyiti“ qurushni telep qilghanliqi eng aldinqi orun’gha tizilghan idi. Eyni waqittiki shinjang pédagogika institutining oqughuchisi, „Esheddiy milletchi“ dep kompartiyedin qoghlap chiqirilip nazirliq wezipisidin qaldurulghan ziya semedining oghli, hazir qazaqistanda yashawatqan zhurnalist riza semedining éytishiche, „Uyghuristan jumhuriyiti“ qurush idiyesige ige dadisi ziya semedi, ibrahim turdi we bashqa erbablar jazalan’ghandin kéyin Uyghurlar arisidiki bu xil „Milletchilik“ idiyelirini tazilash herikiti pütün Uyghur diyari miqyasida shuningdin kéyin taki 1959-yilighiche élip bérilip, aliy mektep oqutquchi-oqughuchiliri, ziyaliylar we bashqa sahelerdiki milletchilik xahishidiki kishiler pash qilinip zerbe bérildi.

Riza semedining éytishiche, shu qétimliq zerbe bérish herikiti emeliyette Uyghurlar arisida 20-esirning bashliridin étibaren dawamliship kéliwatqan öz milliy jumhuriyitige ige bolush idiyesining xitay kompartiye hakimiyiti teripidin tüp yiltizidin tazilash meqset qilin’ghan heriket idi. Xitay menbeliride körsitilishiche, shu qétimliq herikette 1600 din artuq kishi „Yerlik milletchilik“ qilmishi bilen jazagha uchrighan.

Tarixi menbelerge asaslinip, dewrlerge bölgen de, Uyghur milletperwerliri arisidiki jumhuriyetchilik idiyelirini 1949-yilidin ilgiri we kéyinki dewrge ayrishqa bolidu. 1949-Yilidin ilgiri Uyghurlar bashqa xelqler bilen birlikte ikki qétim sherqiy türkistan jumhuriyiti qurghan idi.

Bu mesililer, jümlidin Uyghur jumhuriyetchilik idiyelirining tereqqiyat jeryani we bésip ötken musapiliri heqqide qazaqistandiki tarixchi qehriman ghojamberdi we turan uniwérsitéti proféssori ablet kamalof öz qarashlirini bayan qildi. Qehriman ghojamberdi bolsa, 1951-yilidiki Uyghur milletperwerlirining „51 Chiler“ herikitini eslise, doktor ablet kamalof Uyghur jumhuriyiti idiyesining aldi bilen 1920-1921-yilliri abdulla rozibaqiyéf qatarliqlar teripidin otturigha qoyulghanliqi we ulardiki „Uyghuristan“ ghayisi heqqide toxtaldi. ümidwar

Tepsilatini yuqiridiki awaz ulinishidin anglighaysiz.

„BEŞ TUZAK“ (ÇİNLİLERİN HUNLARI YIKMAK İÇİN UYGULADIKLARI TEMEL STRATEJİLER


 

I-İ Chih-İ / I-İ-Fa-İ ve „Beş Tuzak“ (Çinlilerin Hunları Yıkmak İçin Uyguladıkları Temel Stratejiler)[i]

hun suvarisi

Prof. Dr. Mehmet TEZCAN[ii]

Hocam Merhum

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL’in

Aziz Hatırasına…

 

Tarih boyunca gerek Orta Asya’da, gerekse Batı’da kurulmuş Türk veya genel olarak „göçebe“ kavimlere karşı yerleşik kavim ve milletlerin uyguladıkları zayıflatma, yıkma ve assimile etme politikaları hep aynı olmuştur. Bu politikaları doğuda Çin, batıda İran, daha batıda ise Roma ve Bizans değişik isimlerle, farklı Türk boylarına ama hep aynı şekillerde uygulamışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, aşağıda da görüleceği gibi, bu politikalar, değişik uygulama şekilleriyle ve çağa uydurulmak suretiyle, günümüzde bile aynıyla gerek Türkiye’ye, gerekse „gelişmekte“ olan siyaseten ve iktisaden zayıf devletlere hâlâ tatbik edilmektedir. Sonuç, göçebeler ve zayıflar aleyhine hep „hüsran“, yerleşikler ve teorisyenler adına ise tam bir „başarı“dır.

Asya’da M.Ö. III. yy. sonunda kurulan Hsiung-nu (Hun) İmparatorluğu, Asya’da göçebeler tarafından kurulan ve tarihin „devlet“ olarak kaydettiği ilk siyasî kuruluştur. O zamana kadar güçlü ve merkezî bir tehditle karşılaşmamış olan Çin, Hsiung-nular ile birlikte, komşularını, göçebeleri alt etmek için artık sistemli bir çalışma içine girmiş; bu konuda birçok bilgin değişik teoriler geliştirmişler, bu teoriler, uygulanabilirlikleri ölçüsünde tarih boyunca bütün göçebelere zamanın şartları da dikkate alınmak suretiyle tatbik edilmiştir. Bu çalışmamızda biz, Hsiung-nu İmparatorluğu’nun M.Ö.’ki dönemlerinde Çin’in İlk Han Sülâlesi (M.Ö. 206-M.S. 24) zamanında yaşamış olan Chia I, Ch’ao Tso ve Tung Chung-shu gibi teorisyenler ve bunlar tarafından geliştirilen Hsiung-nuları yıkma politikaları üzerinde duracağız.

Ho-ch’in Anlaşması (M.Ö. 198)

M.Ö. III.yy. sonunda Orta Asya’da „eli ok ve yay tutan bütün kavimleri“ bir devlet çatısı altında toplayan ve hepsini „tek bir aile halinde birleştiren“, kısacası „Hun“ yapan Mao-tun, M.Ö. 198 yılında Çin’deki Han Sülâlesi ile de Ho-ch’in Anlaşması’nı imzalamıştı. Başlangıçta oldukça basit şartlardan oluşan Ho-ch’in Anlaşması’nın temel maddeleri dört madde halinde şöyle özetlenebilir: 1. Shan-yü ile evlenmek için Çinli bir prenses gönderilecek; 2. Çinliler, Hsiung-nulara her birinin miktarı önceden tespit edilmiş olarak: Para yardımı, ipek, şarap, pirinç ve başka yiyecek maddelerinden oluşan yıllık ödemelerde bulunacaklar ve bunu da yılda birkaç defa tekrarlayacaklar; 3. Han Sülâlesi ile Hsiung- nular iki eşit („kardeş“) devlet sayılacaklar; 4. Çin Seddi, Hanlar ile Hsiung-nular arasında sınır olacak.2 „T’ien-tzu“ (Gök’ün Oğlu) olan Çin imparatoru ve „Chung-kuo“ (Dünyanın merkezindeki/Orta Krallık) anlayışındaki Çin için bu anlaşma, yüz kızartıcı, aşağılayıcı bir şeydi. Bu anlaşmaya rağmen Hunlar, bilhassa sınır boylarında anlaşmayı zaman zaman ihlal ederek akınlarda bulunuyorlar, Çin Seddi güneyine de geçerek sınır boylarını yağmalıyorlardı; bu durumda anlaşma, güçlü devlet olan Hsiung-nular lehine şartları daha da ağırlaştırılarak ve her seferinde bir şeyler kazanılarak, Çinliler aleyhine ise bir şeyler kaybedilerek yeniden imzalanıyordu.

Bu anlaşmayla Hsiung-nu Shan-yüsünün aslında iki temel hedefi vardı: Öncelikle ve en etkili olanı, Hunların „siyasî elit tabakasını“ beslemek ve ödüllendirmek için kullanılacak olan doğrudan yardım kazanmak; shan-yü, bu maksadına eriştikten bir süre sonra, üzerinde durduğu asıl gayeyi biraz değiştirmiş, bu defa, sınır boylarında oturan alelâde göçebe halkın da ihtiyaçlarının sağlanması ve sınır pazar yerlerinde ticaret yapmalarına izin vermesi için Han Sülâlesi sarayından istekte bulunmaya başlamıştı3 ki bu, aşağıda Chia I’nin sınır Pazar yerlerinin açılması ile ilgili teklifinde ele alınacaktır.

Ho-ch’in Anlaşması’nin, Wu-ti (M.Ö. 140-87) imparator olmasının ilk senelerine kadar devam etmiş ve bu müddet zarfında M.Ö.135 tarihine kadar 10 kezden fazla imzalanmıştı.4 Wu-ti, esaslı bir değişiklik yapıncaya kadar „Ho-ch’in politikasının barbar5 hastalığına hiçbir şekilde ilaç olmadığı defaatle isbatlanmıştı.“6 Ho-ch’in Anlaşması’nın „artan fiyatı ve azalan tesiri“ karşısında savunmadan saldırıya geçmek, Hsiung-nu tehdidini bir defada ve tamamen defetmek için Çin’in, politikasını değiştirmeğe karar vermesi kaçınılmaz görünüyordu.7

Mao-tun’un M.Ö. 174 yılında ölümünden sonra yerine geçen oğlu Lao-shang Shan-yü zamanında ise şartlar Çin için daha ağırlaşmıştı; üstelik M.Ö. 160’lı yıllarda Çin’den gelen Çinli bir vezir, Chung-hang Yüeh, Hunları Çin kültürünün tehlikeli yönlerine karşı uyarıyor, ona her gün tavsiyelerde bulunuyordu.

Vezir Chung-hang Yüeh’nin Tavsiyeleri

Çin’den İmparator’un emriyle M.Ö. 169 yılında kendilerine elçi olarak gelen ve ülkesine geri dönmeyerek Hun hükümdarına (Shan-yü) hemen her hususta hizmet etmeyi bir vazife bilen Chung- hang Yüeh’nin tavsiyeleri ana başlıklarla şöyledir: 1. „Hunların bütün nüfusu, Çin’in bir eyaletinin nüfusu kadar bile etmez.“ Çin nüfusu Hun nüfusundan daha fazla olduğu için Çin daha güçlüdür. 2. Hunların gücü, onların yiyecek ve giyeceklerinin Çinlilerinkinden farklı olmasında yatmaktadır. Çinlilerin elbise ve yiyecekleri ise Hunlarınki kadar iyi değildir; bu sebeple ipekten yapılmış Çin giyeceklerine, şarap, pirinç ve başka türden Çin yiyeceklerine kendinizi kaptırarak onlara bağlanmak, Çin’in iktisâdî tesiri altına girmek doğru değildir. Sizin keçeden veya deriden yapılmış pantolon, ceket gibi giyecekleriniz; yoğurt, süt, ayran ve kımız gibi içecekleriniz daha iyidir. 3. Hun hükümdarı, Çin imparatorundan daha güçlü ve daha büyük olduğunu göstermek için mektup ve mühürlerini onlarınkinden daha uzun ve daha geniş yaptırmalı; mektup yazarken kullandığı unvan ve hitaplar Çin’dekinden daha gururlu bir ifade ile kaleme alınmalıdır.8

İşte bütün bu siyasî, iktisadî ve psikolojik şartlar karşısında Çin, Hunlara karşı koyabilmek için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalmıştı.

Chia I (M.Ö. 201-169)

Han Sülâlesi’nin önde gelen devlet adamlarından olan Chia I’nin ölümünden sonra çok önemli birçok tarihî eser kaleme alınmıştır. Onun eserleri Çin edebiyatının en önemli örnekleri arasında sayılmaktadır.9 İmparatorluğun çağdaş durumunu yükseltmek ve yapısını kuvvetlendirmek isteyen Chia I, kralların gücünü indirmek de dahil bazı önemli hususlarda İmparator’a sert tedbirler alınmasını tavsiye eden, ancak başarılı biri olarak nitelendirilemeyecek bir devlet adamı idi. Sağlığında gerçek değeri takdir edilemeyen erdemli bir devlet adamı örneği sergileyen Chia I, Çin tarihinde bir efsane olmuştu. Ahlâkî ve ictimâî anlayışları itibariyle Konfüçyanist sayılmış, hatta, Konfüçyus’un fikirlerine aykırı hareket eden önceki Ch’in Sülâlesi’nin başarısızlıkları hususunda „Kuo Ch’in-lun“ (Ch’in Devleti’nin Yanlışları) adıyla bir eser kalem almıştır.10 Siyasî fikirleri itibariyle Chia I, „İmparatorluğun prensipleri Ch’in Sülâlesi’nin örnekleri ve müesseselerine dayandığı durumlarda“, devletin prensiplerinin sadık bir müdafii idi. Onun Ch’in politikalarını tenkit etmesi, daha önceki devlet adamları ve meşhur Ch’in imparatoru Shih Huang-ti’nin politikalarını ve hedeflerini eleştirmekten ziyade, „prensiplerini uygularken insanların başarısızlıklarını göstermek, Han Sülâlesi yöneticilerini, hatalarından nasıl kaçınacakları hususunda uyarmak“tan kaynaklanıyordu.

Chia I, Ch’in idarecilerinin başarısız olmalarının sebebini, Konfüçyus ile gelen ahlâkî ideallerden vazgeçilmesinde arıyordu. Ona göre, idareciler, Ch’in Sülâlesi’nin yıkılmasına sebep olan ifratlardan sakınmalıydılar.11 Chia I’nin kendisi de, İmparator Wen-ti’yi, Çin prenslerini eğitmek için Konfüçyanist âlimleri kullanması için teşvik ederek, Konfüçyanist öğretinin böylece ileride Han Sülâlesi’nin imparatorları üzerinde kuvvetli bir tesir elde edeceğini söylemişti.12

Chia I, henüz daha 20 yaşlarındayken İmparator Wen-ti tarafından davet edilerek kendisine âlimlik görevi verildiğinde saraydaki en genç bilgindi. İmparator ne zaman bir ferman yayınlayacak olsa bunun taslağı, tartışma için bilginlerin görüşlerine sunulurdu; genellikle yaşlılar, tek bir kelime söyleyemezken Chia I, sarayda, İmparator’un soruları karşısında, büyüklerin söylemek isteyip de ifade edemedikleri her şeye tam bir bilgelikle cevap veriyordu. Çok geçmeden diğer âlimler, Chia I’nin kabiliyetiyle yanşamayacaklarını fark ettiler. İmparator ise ondan son derece memnun olduğu için kendisini hızla ilerletmiş, bir yıl gibi kısa bir zaman zarfında onu saray danışmanı mevkiine çıkarmıştı.13

Bununla beraber Chia I, kendisinin daha büyük bir devlet memuriyetine gelmesine muhtemelen rakipleri engel oldukları için, Han Sülâlesi sarayında üst rütbeli bir danışmandan yukarıya çıkamamıştı.14 Saraydaki görevinden uzaklaştırıldıktan sonra bir gün İmparator Wen-ti, „manevî varlıklar“ın tabiatı hakkında kenisine bir şeyler sorduğunda Chia I, bu sorulara teferruatlı cevaplar vermişti. Chia I’yi yolladıktan sonra İmparator, „Usta Chia (I)’yı uzun bir zamandır görmemiştim. Ben, ondan daha fazla şey bildiğimi düşünürdüm, ama şimdi görüyorum ki onunla boy ölçüşemem.“15 Chia I’nin kısa bir süre sonra İmparator Wen-ti’nin en küçük oğlu olan Liang Kralı Huai’in baş mürebbisi vazifesine atanmıştı. Bu tayininden bir kaç yıl sonra Kral, bir gün at sürerken attan düşüp öldü. Chia I de, mürebbilik görevini yerine getirmede başarısız olduğunu görerek utandı ve bu acı içerisinde bir yıl sonra intihar etti; Chia I böylece büyük bir devlet memuriyetine bile atanamadan 33 yaşında hayata veda etmişti.16 Ancak kendisinden sonra torunları, İmparator Wu-ti zamanında eyalet valiliklerine atanmışlardır.17 Chia I’den geriye, gerek manzum, gerekse mensur olarak yazılmış bazı eserler kalmıştır ki en önemlisi, bizzat kendisi tarafından toplanmış olmamakla beraber, Hsin-shu ismi verilen eserdeki denemeleri, bunun içerisinde ise Ch’in Sülâlesi’nin yükseliş ve çöküşünü anlattığı „Ch’in’in Hataları“ isimli eseridir.18

Chia I, en azından „iki kritik konuda“ Han Sülâlesi İmparatoru’ye Wen-ti (M.Ö. 179-157) müsbet mânâda tavsiyelerde bulunmuştur: Bunlar, çok yakında kralların (wang) yetkilerinin azaltılması gerekeceğini ve „Hsiung-nularla hesaplaşma günü“nün uzun müddet geciktirilemeyeceğini önceden görmüş olması19 ve Hsiung-nularla imzalanan Ho-ch’in anlaşmasını tenkit etmesidir.20

Chia I’ye atfedilen ve Han Dönemi Çin edebiyatının en enteresan belgelerinden olan bu eser belki de sonradan yazılmıştır ama aşağıda görüleceği üzere, Çin’deki Han Sülalesi’nin Hsiung-nulara karşı uygulayacağı her türlü propaganda ve strateji burada teferruatıyla verilmiştir.21 Chia I’nin bu çalışması Çin tarihindeki bu tip eserlerin tabiatıyla ilki değildir; ancak burada, düşmanlara kitle halinde uygulanacak „ikna“ teknikleri anlatılmaktadır.

Han Sülalesi’nden çok önce keşfedildiğini ve askerî maksatlarla Ch’in zamanında da kullanıldığını bildiğimiz, ancak Chia I’nin önerileriyle geniş ölçüde Han döneminde hayata geçirilen temel savunma tedbirlerlerinden biri de, düşman saldırılarını anında haber alabilmek için sınır boylarında gözetleme kuleleri ve uyarıateşi yakma sistemlerinin yapılmış olmasıdır.22

Biz burada Han Sülâlesi’nin Hsiung-nularla ilgili olarak alması gereken tedbirler konusunda Chia I’nin yaptığı tavsiyeler üzerinde duracağız.

Çin Devleti ve İmparator’un Durumu

İmparator Wen-ti zamanında, Chia I, zaten birkaç kez keskin bir dille tenkit ettiği Ho-ch’in sulh politikası hakkında uzun bir rapor hazırladı ve bunu İmparator’a sundu. Bu raporunda Chia I, gerek Han Sülalesi’nin, gerekse İmparator’un Hsiung-nular karşısındaki aşağılayıcı durumunu açık, ama zaman zaman da mizahî bir şekilde şöyle tasvir etmektedir:

„İmparatorluğun durumu, tam olarak ayaklarından baş aşağıya asılmış bir adam şeklinde tasvir edilebilir. Göğün Oğlu, İmparatorluğun başıdır. Niçin? Çünkü o tepede kalmalıdır. Barbarlar İmparatorluğun ayaklarıdır. Niçin? Çünkü onlar ayak tarafında yeralmalıdır. Şimdi, Hsiung-nular bir taraftan mağrur ve küstah, diğer taraftan da bizi istilâ ve yağma ediyorlar; bize binlerce hakaretlerde bulunuyorlar, ki bu durum bize karşı son derece saygısız bir davranış olarak kabul edilmelidir. Onların İmparatorluğa verdikleri zararın ise haddi hesabı yok. Daha fazla hakaretlere maruz kalmamak için bir çok masrafa giriyoruz; her yıl Han Sülâlesi onlara para, ham ipek ve kumaş veriyor! Bunları talep etmek, hâkim ve sâhip olmak demektir. Onlara bu vergiyi vermek ise onların tâbiiyeti altına girmek demektir! Barbarlara emretmek, tepede bulunan İmparatora bahşedilmiş bir yetkidir; Göğün Oğlu’na haraç takdim etmek ise ayak kısmındaki vassallar tarafından yapılması gereken olağan bir davranıştır. Demek oluyor ki şimdi ayaklar üstte, baş ise aşağıda bulunuyor! Bu şekilde başaşağı asılı durma insan muhayyilesinin ötesinde bir şey! Ne müthiş bir herc ü merc! Buna tahammül edildiği sırada İmparatorluk dâhilinde hakikaten gayretli, işgüzar kumandanlar bulunduğu iddia edilebilir mi? İmparatorluk bugün hakikaten utanılacak ve hazin bir vaziyette bulunuyor. Kimse memleketi bu durumdan kurtarmak için uğraşmıyor. Memleket kuzey-batı tarafından şiddetli surette muzdariptir. Orada birçok asker ve yüksek maaşla kumandanlar bulundurmak için birçok masraflara gidildiği halde ahali daima telaş içinde yaşıyor! Bir parça kuvveti olan kimselerin tamamı aralıksız nöbet bekleme halindedirler. Gece gündüz ateşler yakmak ve işaretler vermekle uğraşıyorlar. Askerler de üzerlerinde zırhlar, başlarında miğferlerle uyumak mecburiyetinde bulunuyorlar. Bunlar, İmparatorluğunuzu muzdarip edecek hakikî ve ciddî bir fenalıktır. Bir tabip, memleketi bu hastalıktan kurtarmak için ilaç tavsiye ediyor, halbuki sözleri dinlenmek istenilmiyor! Bu, ağlanacak bir hal değil midir? „İmparator“ gibi şan ve şeref dolu bir unvan taşıdığınız halde „haraçgüzar“ gibi hareket etmek, utanılacak bir şey değil midir? Bütün bu hakaretlere katlanmakta devam edecek, bu fenalıkların kökleşmesine müsaade gösterecek olursanız bu hareketin neticesi nereye varacaktır? Zât-ı Haşmet-penâhîlerin (İmparator’un) fikir sorduğu adamlar içinde hiç bir kimse yoktur ki şu bahsettiğim fenalıkların doğruluğuna kâni bulunmasın! Fakat bunlara çare bulmak mes’elesi bahis konusu olunca, hiçbir tedbir düşünemediklerini söylüyorlar. Ben başka bir fikirdeyim: Bakan’ınızın hesaplarına göre, Hsiung- nuların bütün nüfusu büyük bir Çin kasabasının (hsien) nüfusunu aşmıyor. Binâen aleyh büyük bir İmparatorluğun, bir kasaba nüfusunun kontrolü altına girmesi, bu kadar geniş bir devletin kuvvetleriyle bu kadar mahdud bir millete karşı mukavemetten âciz kalmak, memleketi idare edenler için, İmparatorluk işlerinden sorumlu olan kişiler için sizin Bakanınızın pek büyük bir utanç duymasını gerektirir. Hsiung-nu’lardan gördüğümüz fenalıklara çare bulmak o kadar kolaydır ki Size tâbi olan krallardan yalnız biri, nasihatlerim bir parça takip olunursa bu barbarları itaat altına alabilir. Bunu bir tecrübe ediniz! Göreceksiniz ki az zaman içinde Shan-yü’ye hâkim olacaksınız! Siz Majesteleri, niçin beni Bakanınız, tâbi devletlerden (shu-kuo)23 sorumlu bir memurunuz olarak istihdam etmiyorsunuz? Bakanınızın (yani benim) planı kabul edilecek olursa, Bakanınız olarak ben, bir yandan, Shan-yü’nün iki yakasını toplayıp onun hayatını sizin hizmetinize sunabilecek; diğer yandan, eğer arzu ederseniz shan-yü’nün Meclisine başkanlık eden (Kurultay başkanı!) hâin Chung-hang Yüeh’yi kendi sırtını kırbaçlatmak için yere yatıp uzanmak zorunda bırakacak ve onu cezalandıracağım. Üstelik, bütün Hsiung-nu halkı da sadece İmparator’un emirlerini dinler hale getirilecek. Affınıza sığınarak arzedeyim ki Hsiung-nu’ların bu kadar mağrur bir şekilde davranmalarının sebebi, sizin hareket tarzınızdır. Sizi endişelendiren bu vahşilerin üzerine atılacağınız yerde av peşinde dolaşmakla vakit geçiriyorsunuz! Havâî bir eğlence uğrunda bu kadar büyük fenalıkları düşünmeği ihmâl ediyorsunuz! Sükun ve istirahat, emniyet bu suretle sağlanmaz! Hüküm ve nüfuzunuzu korkulacak bir hale getirmek, faziletinizi en uzak memleketlere hatta hududlarınızdan dışarıya sevdirmek isterseniz bu, Sizin elinizde olan bir iştir. Halbuki bugün İmparatorluğunuzdan 30-40 fersah mesafede bile kendinize itaat temin edemiyorsunuz!“24

Bu metne bakıldığında Hsiung-nuların Çinlilere gerek maddî gerekse manevî yönden ne kadar zarar verdikleri, Çinlilerin ise onları ne kadar hakir gördükleri kolayca anlaşılabiliyor. Chia I’nin burada ifade ettiği hususlar, aslında o dönem insanlarının çoğunun psikolojik durumunu da yansıtmaktadır.

Raporda, özetle şu radikal değişikliklerin yapılması önerilmektedir: 1. Savunmaya dayalı dış politikadan kuvvet kullanmak suretiyle yayılmacı politikaya geçilmeli, Çin, göçebe korkusunu üzerinden atmalı, 2. Ho-ch’in Sistemi yerine „Haraç Sistemi“25 getirilmeli.26

Chia I’nin bu teklifleri Çin sarayında o zamanki şartlar icabı fazla ciddiye alınmamış, ancak bir nesil kadar sonra İmparator Wu-ti zamanında en katı ve eksiksiz bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır.

Hsiung-nulara Karşı Alınması Gereken Tedbirler

M.Ö. 198 yılında Hsiung-nular ile Çin’deki Han Sülâlesi arasında imzalanan Ho-ch’in Anlaşması, yukarıda izah etmeye çalıştığımız Çin merkezli dünya nizamı anlayışına kuvvetli bir darbe indirmişti; Hanlar ile eşitlik statüsünü de elde eden Hunlar, bu nizamın en kuvvetli ve saldırgan mütecâvizleri olmuşlardı. Chia I’nin yukarıda bahsettiğimiz ikazlarına ve Ho-ch’in sistemini de acımasızca tenkit etmesine rağmen Çin, Ch’in Sülâlesi’nin yıkılması ve Han Sülâlesi’nin doğuşunu takip eden iç savaş ve dahilî problemlerle uğraşıyordu; ayrıca M.Ö. 201 yılındaki savaşta neredeyse Mao-tun’un eline esir düşme tehlikesi yaşayan İmparator Kao-tsu (Kao-ti) için Hsiung-nu gücüne büyük bir hürmet göstermek, hediyeler vermek, evlilik münasebetleri tesis etmek, Hsiung-nuları yatıştırmanın en kolay yoluydu. Hatta İmparator Kao-ti, eğer İmparatoriçe Lü engel olmasaydı kendi kızını bile Mao-tun’a eş olarak vermeye hazırlanmıştı.

Ho-ch’in anlaşması, Kao-ti’den sonra Lü, Wen ve Ching gibi İmparatorlar zamanında da Hsiung- nuların aralıklarla sınır boylarını yağmalamalarına rağmen devam etmiş, hatta İmparatoriçe Lü’ye Mao-tun’un M.Ö. 192’de yaptığı kaba evlilik teklifini bile Çin, bu sebeple sineye çekmek zorunda kalmıştı.27 Ancak „saf“ Hunlar, gerçekte, Chung-hang Yüeh, aşağıda göreceğimiz „Beş Tuzak“ konusunda kendilerini uyarıncaya kadar,28 kendi güçlerinin Çin tarafından resmen tanınmasının Han sarayını nasıl şiddetli bir sıkıntıya soktuğunu başlangıçta fark edememişlerdi; bu sebeple de Çinlilerin her dediklerini doğru kabul ediyorlardı.29

Çinliler ise, „Ho-ch’in“ sulh anlaşması maddelerinin aslında kendileri için ileriye dönük olarak nasıl kazançlı bir yol olduğunu çok iyi kavramışlardı. Bu vesile ile Hsiung-nuları Çin malları ile iktisaden etkileri altına almak, sonra da kültürel yönden assimile etmek niyetindeydiler. Çinliler, Hsiung-nulara verdikleri hediyeler ve yaptıkları para yardımını, onları önce zayıflatmak, sonra da neticede yıkmak için iktisadî bir silah olarak kullanmayı düşünüyorlardı.30 Onların bu niyetlerini Chia I’nin İmparator’a sunduğu raporlarından açıkça görmek mümkündür. Çin sarayı için asıl önemli olan şey, Ho-ch’in anlaşmasına nasıl yapılıp da son verileceği ve, Çin hakimiyeti çerçevesinde bir haraç sistemine Hsiung-nuların nasıl çekileceği idi. Ancak bu, „Hsiung-nular askerî bakımdan daha fazla zayıflatıldıktan ve iktisaden Çin yardımına daha çok bağımlı hale getirildikten sonra mümkündü ancak.“31

„Beş Tuzak“

Göçebe kavimleri itaat altına almak, bizim şimdiki örneğimizde ise nihaî hedef olarak Hsiung- nuların tabiiyet altına alınması, Çin için Konfüçyanist düşünce sisteminin ve Çin merkezli dünya hakimiyeti anlayışının ayrılmaz bir parçası idi ve bu, aynı zamanda Çin’in, „haraç sistemi“ denilen ve en iyi şekilde de Ho-ch’in anlaşması fırsat bilinerek uygulanmaya çalışılan politikasının temelini teşkil ediyordu. „Haraç sistemi“nin hususî şartları daha tespit edilmemiş olduğu zamanlarda bile Çin sarayında Konfüçyanist âlimlerin öncülüğünde „ho-ch’in anlaşması çerçevesinde Hsiung-nuların nasıl kontrol altında tutulabileceği“ hususunda tarışmalar yapılıyor, ortaya enteresan fikirler atılıyordu.32 Bu konudaki ilk Çin teklifi de yukarıda hayatı ve Konfüçyanist fikirlerinden kısaca bahsettiğimiz Chia I’nin „Beş Tuzak“ diye bilinen teklifidir:

„Onlara (yani Hsiung-nulara) GÖZLERİNİ BOZMAK için ihtimamla hazırlanmış elbiseler ve arabalar vermeliyiz; AĞIZLARINI BOZMAK için onlara nefis yiyecekler vermeliyiz; onlara KULAKLARINI BOZMAK için musikî ve kadınlar vermeliyiz; MİDELERİNİ BOZMAK (yani genel arzu veya iştahlarını bozmak) için onlara yüksek evler, tahıl ambarları ve köleler temin etmeliyiz; itaat etmek için gelen Hsiung-nulara İmparator, bir kraliyet resepsiyonu ile kendilerine hürmet göstermeli, bu partide İmparator, onların AKLINI BOZMAK için onlara bizzat şarap ve yiyecek ikram etmelidir. Beş Tuzak denilenler bunlardır.“33

Ying-shih Yü’nün dediği gibi, bu „Beş Tuzak“da teklif edilen, „Han Sülâlesi Çini’nin üstün maddî kültürü nün yanı sıra lüks hayat tarzını Ho-ch’in sistemi vasıtasıyla Hsiung-nuları felç etmek için kullanmaktan başka bir şey değildi.“34 Ho-ch’in Anlaşmasının bu münasebetle Çinliler tarafından gerçekte kötü niyetle uygulandığı, Chung-hang Yüeh’nin Hsiung-nu Shan-yüsüne yaptığı ikazlardan açıkça anlaşılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki gerek Çinliler, gerekse Hsiung-nular, Ho-ch’in sisteminin arkasında yatan gerçeğin aynı şekilde farkındaydılar. „Hsiung-nular için pek verimli gibi görünen Çin ipeklileri, hububatı, lezzet itibariyle tatlı, ama maalesef zehirliydi“.35

Chung-hang Yüeh, Hsiung-nu shan-yüsüne bu tavsiyeleri yaptığında artık zaman çoktan geçmiş, Hunlar Çin yiyecek ve giyeceklerine iyice alışmış bulunuyorlardı. Çöküşün sebebi sadece malların beğenilmesiyle ilgili olmayıp bir o kadar da ekonominin ve hayat şartlarının değişmesiyle alâkalıydı.36 Bu durumu fark eden Vezir’e düşen ise sadece, Çin’den bundan sonra saraya gelecek olan malların daha kaliteli ve daha fazla olmasına dikkat etmek, Çin elçilerini de bu yönde tehdit etmek olacaktı.37

„Beş Tuzak“ ile ifade edilen Çin stratejisi Hsiung-nuları tehdit eder gibi görünmekle beraber

Hunların temel ekonomisi, Çin’den gelen kumaş, hububat, şarap ve madene bağlı olmadığı için hiç bir zaman fazla bir risk taşımıyordu; evet, ticaret önemliydi ve göçebeler, bu gibi yiyecek mamulleri ile el yapımı Çin ürünlerini kendi hayvanî ürünleri karşılığında alıyorlardı; bu sebeple de başarısız olmuş sayılabilir. Çin’in Hun sarayına gönderdiği hediyeler ise genellikle ipek ve ipek mamulleri, para yardımı, rüşvet gibi, „lüks“ ürünlerdi ve shan-yü, bunları devleti idare eden „elit“ tabaka arasında paylaştırıyordu. Bunlar ise göçebe bir devlet için zenginlik kaynağıydı. O. Lattimore’un dediği gibi,38 saf göçebe olmayan ve gelir kaynaklarının farkında olan Hsiung-nu idarecileri, bozkır kavimlerinin sırtından ve kendi hesaplarına bu siyasî gücü korumak için Çin ile iş yaparken bu istisnaî hakkını dikkatle koruyordu.39 Hatta Hsiung-nu idarecileri, hiç bir mahallî Hun yöneticisinin Çin ile kendi adına görüşme yapmasına ve Çin topraklarında kalmasına izin vermiyorlardı; sınır ilişkileri hiç mahallî olarak yapılmıyordu: Shan-yü’den Çin sarayına veya Çin’den Shan-yü’nün karargahına gelip giden elçiler vasıtasıyla oluyordu. Çin idarecileri bunu bildikleri için zaman zaman sınır boylarındaki kalabalık göçebe Hun gruplarını yoğun hediyeler ve ünvanlar vermek suretiyle kendi topraklarına ayartıyorlar, ancak Hunların merkezî devlet yapısı, bu gibi Çinli yöneticilerin bozkırdaki Hun idarecileri ile ittifaklar yapmasını imkânsız hale getiriyordu.40 Fakat Çin malları hususunda temel bir problem vardı ki işin püf noktası bu idi: Çin’den gelen „lüks“ hediyeler sadece shan-yü ve idarecilerine gidiyordu; Saray’ın dış gelirleri, genellike Çin’den alınan haraçla sınırlıydı ve hükümdar, ekstra gelirler ve elçilerin veya Hun ülkesini ara sıra ziyaret eden Çinli idarecilerin zaman zaman getirdikleri hediyeler olduğu sürece otoritesini sağlayabiliyordu;41 ancak sınır boylarında bulunan idareciler ve halk „açtı“, bunların Çin’den bir kazancı olmuyordu; işte bu sebeple ve yine Hsiung-nu hükümdarının talebiyle „sınır pazar yerleri“ açılmıştır.

A.  Sınır Pazar Yerlerinin Açılması

Çinlilerin sınır Pazar yerleri açmaları, Hsiung-nuların artan saldırıları ve sınır bölgelerindeki yağma hareketlerinin devam etmesi neticesinde İmparator Wen-ti’nin, Ho-ch’in anlaşmasını yeniden gözden geçirmesi, bu arada verilen yıllık vergi miktarının artırılması ile birlikte sınır ticaretinin de açılması ile ilgilidir. Tarihçiler, genellikle, kuzeydeki Çin Seddi boyunca sınır Pazar yerlerinin açılışının, İmparator Ching-ti (M.Ö. 156-140) zamanında başladığına inanıyorlarsa da, HS’nin toplayıcısı Pan Ku’ya göre, bu resmen Wen-ti zamanında başladı ve Ho-ch’in anlaşmasının bir parçası sayıldı.42 Bu bakımdan, sınır ticaretinin resmen açılışı İmparator Wen-ti ile Lao-shang shan- yü arasında olmuş olmalıdır.43 Pan Ku’nun dediğine göre, „İmparator Wen, Hsiung-nularla sınır ticaretini açtı, Shan-yü ile evlenmek üzere Han Sülâlesine mensup bir kız gönderdi ve Hsiung-nulara verilen hediyeleri de yılda 1000 parça altına çıkardı.“44 Wen-ti’nin Ho-ch’in Anlaşmasını yeniden gözden geçirmesi esnasında daha sonra sınır Pazar yerleri şeklini alacak olan sınır ticareti, bilhassa önemlidir ve Hsiung-nuların sadece hanedan üyelerinin değil, bu defa sınır boylarında oturan halkın da Çin mallarına temâyül ederek önce bunlara alışmalarına, daha sonra da buna engel olmak isteyen Hun idarecilerine başkaldırmalarına sebep olmuştur. Çünkü, yukarıda temas edildiği gibi, Çin’den gelen lüks mallar, vergiler, hatta arasıra verilen rüşvetler sadece Hsiung-nu elit tabakası arasında paylaşılıyor, ancak halk bundan bir kâr elde edemiyordu. Kalabalık Hun kitlelerinin bu malları elde etmek için uygulayacakları en kolay yol, anlaşmayı da hiçe sayarak Çin’e yağma akınlarında

bulunmak olacaktı. İşte bu sebepten, Wen-ti zamanında Çinlilere bizzat Hsiung-nular tarafından, „sınır Pazar yerleri kurulması“ fikri empoze edildi; bu sınır pazar yerleri, Hsiung-nu halkının ihtiyaçlarını karşılayacaktı.45 Bu husus, daha sonra yapılan anlaşmalarda dile getirilmişti: Eğer Shan-yü’den anlaşmaya riayet etmesi isteniyorsa, Çin ile sınır ticaretinin açılması şarttı.46 Ancak, sınır ticaretinin diğer bir yönü daha vardı: Çin ile olan anlaşma ve sınır ticareti vasıtasıyla Hunlara bağlı bulunan göçebeler, bu şekilde sakinleştirilmiş oluyorlar, Shan-yü de en üst askerî lider olarak kendi durumunu emniyete almış oluyordu; yani Shan-yü, göçebelerle Çin sarayı arasında ticaret ilişkileri hususunda bir tür aracı vazifesi görüyor, kendi durumunu da muhafaza altına alıyordu.47

Chia I, sınır Pazar yerleri açılması ve bunun ne şekilde işletileceği konusunda bize, kısaca şu bilgileri vermektedir:

„Hsiung-nuların en çok ihtiyaç duydukları, sınır pazar yerleridir (kuan-shih), üstelik onları bizden almak için, başka çare kalmayınca kuvvete başvurmak da dahil çılgınca hareketler yaptılar. Majestelerine, kararımızı kendilerine bildirmek için bu fırsatı kullanarak, onların büyük çaplı sınır Pazar yerleri kurma ricalarını tereddüt göstermeden yerine getirmeyi, Hsiung-nularla sulh yapmak için bol hediyelerle birlikte elçiler yollamayı tavsiye ediyorum. Elçilerimiz geri döndüklerinde de stratejik önemi hâiz yerlerde hemen birçok pazarlar açmalıyız. Bu Pazar yerlerinin her birinde bizim kendimizi korumamız için yeterince askerî kuvvet bulundurmalıyız. Sınırdaki her büyük pazarda, çiğ et, şarap, pişirilmiş pirinç ve nefis kuzu çevirmeleri satmada uzmanlaşmış dükkanlar bulunmalı. Dükkanların hepsi 100 veya 200 kişiye hizmet edebilecek kapasitede olmalıdır. Bu şekilde Çin Seddi altındaki Pazar yerlerimiz kesinlikle Hsiung-nularla kaynayacaktır. Üstelik, eğer onların kralları ve komutanları Hsiung-nuları kuzeye dönmeye zorlamaya çalışırlarsa onların, dönüp kendi krallarına saldırmaları kaçınılmazdır. Bizim pirinç, yahni, kuzu çevirmelerimiz ve şarabımız Hsiung-nuların iyice gözlerinde tütmeğe başladığında bu, onların öldürücü zayıflamaları olacaktır.“48

İmparator Wen-ti ve Ching-ti zamanlarında Hsiung-nular, Ho-ch’in anlaşması uyarınca kendilerine ödenen vergiler ve verilen hediyeler karşılığında Çin sınırlarına büyük çaplı yağmalar yapmaktan bir zaman için vazgeçmiş görünüyorlardı; para ve altın takdimi de „hediyeler“in bir kısmını oluşturuyordu.49 M.Ö. 140 yılında İmparator olan savaş taraftarı Wu-ti de, saltanatının ilk dönemlerinde Hunlara bol bol hediyeler vermeye devam etti; öyle ki Wu-ti zamanında Hunlara verilen yıllık vergi en yüksek seviyeye ulaştı; sınır ticareti de Hunlar lehine daha da genişletildi.50 SC’nin belirttiğine göre, tahta geçtiğinde Wu-ti’nin yaptığı ilk işlerden biri, „Ho-ch’in sulh anlaşmasını yenilemek“ oldu. „O (Wu-ti), Hsiung-nulara büyük bir cömertlikle davrandı, sınır Pazar yerlerinde onların ticaret yapmasına müsaade etti ve onlara bol bol hediyeler gönderdi. Bütün Hsiung-nular, Çin Seddi boyunca gelip giderek Hanlarla arkadaş gibi büyüdüler.“51 Hsiung-nuların, üstün Çin maddî kültürünün kullanılması sayesinde uysallaştırılması, Ying-shih Yü’nün dediği gibi gerçekten dâhice bir buluştu;52 alınan neticeler de bunun böyle olduğunu göstermiştir.

B.  Ch’ao Ts’o (ö. M.Ö. 154)

Yerleşik Çin medeniyetinin tarih boyunca göçebelere karşı yürüttüğü assimile ve birbirlerine düşürme siyasetinin temellerini atan ve stratejisini tespit eden kişi olarak ifade edebileceğimiz Ch’ao Ts’o, „barbarı barbara düşürme“ olarak açıklanan bir sistemin kurucusudur. İmparatorluğun içinde bulunduğu kötü şartlarda bakan olan Ch’ao Ts’o’nun bu enteresan görüşü, daha çok Sonraki Han Sülâlesi (M.S. 24-220) zamanında yoğun bir şekilde uygulanmış, neticede Hsiung-nular, gerek „kardeş“ ve tâbi devlet ve boyların isyanı, gerekse kendi içlerinde meydana gelen kardeş kavgaları sonucunda kısa zamanda zayıflayarak en sonunda yıkılmıştır. Ch’ao Ts’o, devletin en büyük üç memuriyetinden birinde, imparatorluk danışmanı olarak M.Ö. 155-154 yılları arasında hizmet etmiş; Chia I’den daha güçlü, çağdaş problemleri sistemli ve nizama uygun bir şekilde analiz etmeyi bilen pratik bir devlet adamıydı.53 İmparator Ching-ti tahta geçtiği zaman ona „imparatorluk sekreteri“ olarak hizmet etmiş54 ve ona, kendisine itiraz edecek, meydan okuyacak krallara canla başla karşı koymasını, Hsiung-nu’larla ilişkilerde stratejik ve taktik davranılmasını tavsiye etmiş; devletin ziraî üretimini artırma vasıtalarına dikkati çekmişti; Chia I gibi o da, önceki Ch’in Hanedanı’nın hataları ve başarısızlıklarının farkındaydı.55

Ch’ao Ts’o’nun Chia I’den farkı, prensiplerden ziyade derece ve vurgulama farkıydı; eğitim altyapıları da faklıydı: Chia I, Shih-ching (Şarkılar Kitabı) ve Shu-ching (Belgeler Kitabı) üzerinde öğrenim görmüştü; oysaki Ch’ao Ts’o’nunki, Shang Yang ve Shen Pu-hai’a dayanıyordu.56 HS’daki Ch’ao Ts’o’nun denemelerine bakıldığında, Konfüçyus prensipleriyle birleşmiş etnik ve sosyal hiyerarşiler hususunda açık hiçbir işaret yoktur. Her ikisi de imparatorlara hemen aynı tavsiyelerde bulunmuşlar, her ikisininki de kabul görmüş olmakla beraber, Chia I, o zaman bir kahraman gibi karşılanmış, Ch’ao Ts’o ise ancak Çinli yazarlar tarafından son zamanlarda takdir edilmiştir. M.Ö. 155 yılında imparatorluk danışmanı olan, ikinci olarak ancak bakanlık görevine getirilen Ch’ao Ts’o, zaten bir yıl sonra, M.Ö. 28 Şubat 154 tarihinde, kendisini çekemeyen rakiplerinin kıskançlıklarının kurbanı olarak katledilmiştir.57

C.  I-i-chih-i/I-i-fa-i

a.  I-i-chih-i

İlk defa İmparator Wen-ti zamanında Ch’ao Ts’o tarafından takdim edildiği bilinen bu taktiklerden birincisi olan „i-i-chih-i“, „Barbarları durdurmak için Barbarları kullanmak“; ikincisi „i-i-fa-i“ ise „Barbarlara saldırmak için Barbarları kullanmak“ demektir.58

Burada „barbar“ anlamında kullanılan „I“ kelimesi, M.Ö. XI. yy.da Çin’de Chou Sülâlesi’nin kurulmasıyla birlikte Çin kaynaklarında gözüken ve genel anlamda „yabancı“demek olan bir tabirdir. Bu dönemde Çinliler, yabancıları Doğuda: I’ler, Güneyde Manlar, Batıda: Junglar, Kuzeyde: Tiler şeklinde tasnif ediyorlardı.59 Bunlardan birincisi olan „i-i-chih-i“ prensibi, Çin’deki o zamanın şartları icabı60 daha çok Birinci Han Sülâlesi döneminde yani M.Ö.’ki zamanlarda, ikincisi ise M.S.’ki Han Sülâlesi zamanında uygulanmıştır.

Chou Sülâlesi zamanındaki hâkim geleneğe göre, birbirleriyle savaşmak, savaşırken de Çinli olmayan, „barbar“ olanlara karşı bunu yapmak gerekiyordu; „saf“ Çin Devleti’nin bir diğeriyle savaşmaması lazımdı.61 Bu iki strateji, Çin’deki Han İmparatorluğunun Batı’daki muasırı Roma İmparatorluğunda da enteresan bir şekilde gördüğümüz „Divide et Empire“ (Böl ve Hükmet!) prensibinin Çin’deki karşılığı olarak görülebilir ki bu prensibin yalnızca Çin’e, Birinci Han Sülâlesi’ne mahsus bir metod olmadığı62 böylece anlaşılmış oluyor. Çinli olmayan kavimlere karşı Çinli olmayanların kullanılması gibi, Roma İmparatorluğu’nda da yardımcı birliklerden oluşan ücretli asker toplama adeti vardı ve bu, büyük bir başarıyla işliyordu.63 İlk defa Sonraki Han döneminde daha çok uygulanmış ise de o dönemin bir „keşfi“ olmayıp, çok daha önceden Ch’ao Ts’o tarafından önerilmişti.

Ch’ao Ts’o, İmparator’a sunduğu uzun bir eserde, İmparatorluğun şu andaki durumunun, en iyi avantaj olarak „Barbarlara saldırmak için Barbarları kullanma“yı gerekli kıldığını; bu sistemin, bilhassa itaat altına alınan Hsiung-nuları süvari olarak silahlandırmak; bizzat kendi kabilesinden olanlara karşı savaştırmada yoğun bir şekilde kullanabilmek için bunları Çin kuvvetlerine katmak anlamına geldiğini söyledi.64 Ch’ao Ts’o, gelecekte Hsiung-nulara karşı tatbik edilecek muhtemel bir stratejiyi işler kılmak için iki unsur tesbit ederek onları İmparator’a yazdığı eserinde açıkladı: Bunlardan biri, Hsiung- nulara saldırmak için doğrudan Çinlileri değil, Çin’e bağlanan „Barbar“ları şu gaye için kullanmaktı: „Barbarlarla savaşmak için Barbarları kullanmak. Orta Krallık’ın (Chung-kuo) âdeti/sanatı bu“ idi.65 İkinci husus, savaşlarda tecrübe edildiği kadarıyla Hsiung-nuların askerî üstünlüğü, büyük ölçüde onların atları yüzündendi; Hunların atlarıyla Çin ordusunun atlarını mukayese etmek mümkün değildi. „Hsiung-nuların arazisi, sahip olduğu yapı ve icap eden maharet bakımından Çinlilerinkinden farklıydı. Dağ ve bayırları çıkarken ve inerken, sarp gözetleme kulelerine girip çıkmada Çin askerleri, Hsiung- nuların atlarıyla rekabete dayanamazlardı.“66

İmparator Wu-ti zamanından itibaren de, özellikle Çin’e tâbi olan Hsiung-nuların „shu-kuo“ askerleri, Hsiung-nu asıllı olan Hular ve, Çin’in güneyindeki Yüehler (Güney Barbarları), Çin ordusu içerisine dâhil edilmeğe başlandı.67 Çin’de sınır bölgelerinde bulunan yabancı asıllı savaşçılar ve süvarilerin Çin ordusuna asker olarak alınması ve bunların düzenli askerden çok gönüllü olarak kullanılması Ch’ao Ts’o zamanından beri bilinmemektedir.68

Çin’in uyguladığı bu „i-i-chih-i“ politikasını M.S.’ki dönemlerde meselâ I. Türk Kağanlığı’nın Doğu ve Batı kolları arasına fitne sokulması ve neticede 630’lu yıllarda yıkılması örneğinde de görmek mümkündür: O zaman T’ang Sülâlesi imparatoru olan T’ai-ts’ung, Batı Türkleri arasındaki âhengi ortadan kaldırmak için, „i-i-chih-i“ politikasını kullanarak 641 yılında, Batı Türk Kağanlığı’nın Doğu bölümü kağanı Tu-lu Kağan’a (638-651) karşı Sha-po-lo Yeh-hu’nun (Işbara Yabgu Kağan) meşruiyetini tanıyarak onu Batının kağanı yapmış,69 bunun üzerine her iki Türk grubu birbirleri ile savaşmaya başlamışlardı. II. Türk Kağanlığı döneminde, „Mançurya’dan İli vadisine kadar“ bütün İç Asya’yı kontrol eden ve Çin Seddi’nin kuzeyindeki bütün bozkır bölgesini hakimiyeti altına alan Kapagan Kağan’ın 698-699 yıllarındaki Çin seferleri münasebetiyle Çin, Ti Jen-chieh gibi şöhretli bir Çin devlet adamının „i-i-chih-i“ yani „barbarları kontrol etmek için barbarları kullanma“ teklifini kabul etmek zorunda kalmıştı.70

b.  I-i-fa-i

Sonraki Han Sülâlesi zamanında, Ch’ao Ts’o’nun bu stratejisi, zamanın şartlarına göre ve göçebelerin ortaya çıkan yeni durumlarından doğan ihtiyaçlara cevap vermek üzere daha da düzeltilerek iyiden iyiye gözden geçirilmiştir. Sonraki Han Sülâlesi yıllıklarında „i-i-fa-i“, yani „Barbarlara saldırmak için Barbarları kullanmak“ ile ilgili bir yığın örnek vardır. Çin sınır garnizonlarında görevli askerî kişilerin umumî dinlendirilmesi veya ilga edilmesi gibi durumlarda bilhassa M.S.’ki dönemlerde, Güney Hsiung-nuları, Wu-huan, Ch’iang kavimleri gibi Çin’e bağlanmış veya Çin içerisinde sayılan göçebeler de aynı ölçüde, ya istilâ savaşlarında ya da göçebelerin sebep olduğu isyan savaşlarına karşı kullanılmıştır. Meselâ Üç Krallık Devri olarak bilinen dönem (M.S. 221¬265) sonuna doğru bu göçebe kavimler, Çin’in iç savaşlarında da oldukça önemli vazifeler ifa etmişlerdir. Bu sebepledir ki Çin, Sonraki Han Sülâlesi döneminde göçebeleri Çin içerisine yerleşmeye teşvik etmiş, aynı şekilde Çin içerisinde bulunan „barbar“lardan da daima mahallî yönetimlere ağır işçilik hizmetlerinde bulunmalarını istemişti.74

Sonraki Han Sülâlesi zamanında „i-i-fa-i“ prensibinin anlamı daha da genişletilerek Batı’da uygulanan „Divide et Empire“ (Böl ve Hükmet!) denilen prensip yerine bile geçmeye başlamıştır. Bu „Böl ve Hükmet!“ siyasetini, M.S. 51 yılından itibaren Hsiung-nular münasebetiyle Çin’de de açık olarak görüyoruz.72 Mesela 137 yılında, Jih-nan’da (şimdiki Vietnam) isyan çıkarıldığı zaman, memur Li Ku, isyanı bastırmak için Çin ordusu göndermek yerine bu sistemi uygulamıştı; „ona göre, en etkili ve uygun araç, Barbarları birbirlerine karşı savaştırabilmek için para ve, barbarlara bir ‘kama sokmak’ şerefini kullanmak“ idi. Her ne kadar onun bu enteresan teklifi sarayda umumî bir kabul görmemiş ise de gerçekten beklenen neticeleri vermekte gecikmemişti.73

Çinli sınır görevlileri, HHS’nun kaydına göre, meselâ bir Ch’iang birleşik cephesini „toz haline getirmek“ ve onları karşılıklı hücumlarla birbirleriyle meşgul etmek için parayı bir silah olarak kullanmanın daha etkili olduğunu görmüşlerdi. „Barbarlara karşı barbarları kullanmak“ prensibinin en iyi bilinen örneklerinden biri, Hsiung-nuların ikiye ayrılmaları münasebetiyle M.S. 73, 88 ve 89 yılı hadiselerinde yine HHS’da kendisini göstermektedir. 77 yılında, sınır boylarında oturan: Güney Hsiung-nuları, Ch’ianglar, Wu-huanlar ve Hsien-pilerden oluşan atlı birlikler, Kuzey Hsiung-nularına karşı büyük bir saldırıya geçmişlerdi ki burada 7.000 kişilik kuvveti sadece Güney Hsiung-nu’ları ve Ch’iang’lar meydana getiriyordu.74 O dönemde bir yazar şöyle demişti: „Kuzey Barbarları’nın (yani Hsiung-nular) iki gruba bölünmüş olması ve birbirlerine karşı savaşlara girişmiş olmaları gibi Tanrı tarafından verilmiş böyle bir şansa sahibiz. Barbarlara saldırmak için barbarları kullanmak devletimizin avantajınadır.“75 Yine M.S. 88 yılında, Tung Hu neslinden gelen Hsien-piler Kuzey Hsiung-nulara saldırarak onları yenmişlerdi; „barbarın barbara saldırışı“nın bu tipik örneği karşısında Saray’daki Çinli bir memur, „tek bir Çin askeri kaybetmeksizin savaş kazanan“ İmparator’u alkışlayarak tebrik etmişti. Çünkü o böyle bir işin ancak, Hsien-pilerin câzip Çin hediyelerine olan tamahkârlıklarıyla mümkün olduğunu çok iyi biliyordu.76 Yine 88 yılında, Kansu bölgesinde Chang-yeh’de oturan Hsiao Yüeh- chihlar, Ch’iang kavminin saldırısına maruz kalınca Çin sarayına müracaat ederek onlardan yardım ve himaye talep ettiklerinde „neredeyse bütün saray memurları, durumu Çin için oldukça avantajlı görmüşler, bu yüzden de Çin’in bir şekilde müdahil olması fikrini tasvip etmemişlerdi.“77 89 yılında Çin komutanının Kuzey Hsiung-nularına karşı giriştiği büyük sefere Ch’ianglar ve mahallî yardımcı birlikler büyük destek verdikleri gibi, Güney Hsiung-nuları da 40.000’den fazla askerle katılmışlardı.78 Sınır bölgelerinde yerleştirilerek Çin’e destek veren ve Çin sınırlarını kuzeyden gelecek „barbar“ tehditlerine karşı savunacak olan bu „barbar“ yardımcılara Çin idaresinin “ kulakları ve gözleri“ deniyordu.79

Açıkça i-i-fa-i metodu, Sonraki Han Sülâlesi zamanında insanı hayrete düşürecek şekilde Çin menfaatlerine hizmet eden bir politika haline dönüştürülmüştü; ancak zamanın yeni şartlarına ve yeni göçebe kavimlerin ortaya çıkmasına göre Çinliler, bu sistemi, „birleşik, güçlü ve saldırgan bir bozkır devletinden gelen daimî tehditlere karşı değil, aynı zamanda gerek Çin içerisinde gerekse dışında bulunan çok küçük ve bölünmüş, ama sebep oldukları karışıklık hiç de daha az olmayan barbar gruplarla yüzyüze geldiklerinde“80 de uyguluyorlardı.

Çin sınırlarını savunmak için İmparator Wen-ti’den önce sınır bölgelerine kısa aralıklarla vazife yapacak genç askerler gönderiliyordu. Ch’ao Ts’o, bunu da tenkit etmiş; sınır muhafazasını bunlara emanet etmek yerine meskenlere ve çiftliklere aileleriyle birlikte yerleştirilecek insanlardan düzenli yerleşim yerleri teşkil etmenin Devlet’in daha fazla avantajına olacağını delilleriyle göstermiş; Devlet’e, insanlara bu tür koloniler kurmalarını teşvik etmek için özendirici teklifler yapılmasının iyi olacağı teklifinde bulunmuştur. Bu insanlar, o bölgede hem askerî, hem de ziraî işler yapmakla da mükellef olacaklardı.81 Ch’ao Ts’o’nun bu teklifi, İmparator Wu-ti zamanından itibaren, Hsiung-nulardan zaptedildikten sonra „Hsi-yü“ yani Doğu Türkistan bölgesinde uygulanmış, Fergana bölgesinin fethinden sonra her biri 500 kadar çiftçi-askerden oluşan askerî ziraî koloniler diyebileceğimiz t’un- t’ien’ler kurulmuştur. Bu yerleşim yerlerinin maksadı, Batı Bölgelerine gidecek olan Çin askerlerinin ve elçilerinin yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaktı; 82 bununla görevli olan Wu-chi Chiao-wei memuriyeti ise, hem t’un-t’ienlerden sorumlu olacak, hem de Batı Bölgesi’ndeki Çin askerlerine yiyecek temin edecekti.83 HHS’nun toplayıcısı Fan Yeh’nin ifadesine göre, bu t’un-t’ien sistemi, Çin Haraç Sistemi’nin Batı Bölgelerinde desteklenmesinde „anahtar rol“ oynamıştır.84

D.  Tung Chung-shu

(M.Ö. 195/179?-115/104?)

Han Sülâlesi zamanında ve İmparator (Hsiao) Ching-ti ile Wu-ti dönemlerinde görev yapan Tung Chung-shu, Konfüçyanist eyilimli bir devlet adamı, yeni ortaya çıkan „elit tabaka“ ideolojisinin de ateşli taraftarı olan Konfüçyanist bir filozftur.85 Bilindiği üzere Ch’in Sülâlesi zamanında İmparator Shih Huang-ti, bir sebep yüzünden bütün Konfüçyanist kitaplari imha ettirmiş, bu ekolü temsil eden birçok âlimi de öldürtmüştü.86 İşte, Çin’de Konfüçyanist sistemin yeniden yerleşmesini temin eden ve bu konuda Çin İmparatoru Wu-ti’ye danışmanlık yapan Tung Chung-shu’dur. Hayatı ve hangi tarihler arasında yaşadığı konusunda tam bir görüş birliği yoktur. M.Ö. 179 ilâ 104 yılları verildiği gibi,87 195 ilâ 115 tarihlerini verenler de vardır. Konfüçyus gibi Çin’in kuzey bölgesinde, eski Chao Beyliği  topraklarındaki Kuang-ch’uan’da doğmuştur. Gençliğini, Konfüçyus’a atfedilen Ch’un-ch’iu (İlkbahar ve Sonbahar) Yıllıklarım „yutmak“la geçirmişti; kendisi bu konuda akademik bir uzmandı.88 Gerek kendisi gerekse çocukları ve torunlarının hep „yüksek memuriyetlerde“ çalıştıkları Çin kaynaklarında anlatılan Tung Chung-shu,89 ilk defa Ching-ti döneminde muhtemelen M.Ö. 152 tarihlerinde devlet görevine getirilmişti.

Ching-ti zamanında „po-shih“ (> Türkçe: Bahşi; yüksek bilgi sahibi âlim, Üstad) unvanını kazanmış, Wu-ti zamanında ise İmparator başa geçer geçmez kendisini Güneydoğu Çin’deki Chiang- tu Krallığı’nın „başbakanlığına“ getirmiş; 90 bir müddet sonra da devlet „üniversite“sinin baş âlimi olmuştu. İmparator’un görev ve sorumlulukları konusunda kendisine sorulan felsefî ve siyasî sorular münasebetiyle iki kere İmparator’un huzuruna çıkmıştı. Hükümdarlığın mahiyeti ve Göğün otoritesine dayalı fikirleri, Ch’in Sülâlesi’nin yanlışları gibi konularda fikirlerini çekinmeden söylemesiyle tanınan91 ve İmparator’u yönetimdeki etkinliği ile çok etkileyen Tung Chung-shu, ölümüne kadar hep bazı krallıklarda „başbakanlık“ görevlerinde bulunmuştur; çok yaşlı bir halde emekliliğe ayrıldıktan sonra da kendisini yazı yazmaya vermiştir. Öldüğünde arkasında, 2000 yıldır Çin’de devam edecek olan bir miras (Konfüçyanizm) bırakıyordu. „İmparatorluk Konfüçyanizmi“nin etkili kurucusu sayılan Tung Chung-shu, bilhassa Konfüçyanistler tarafından çok seviliyordu; ancak o, her gelenekten düşünürlere de son derece saygı ve hürmet gösterirdi. 150’den fazla kısa eser yazmış olan ve bunlardan çoğunu da İmparator’a takdim eden Tung Chung-shu’nun İmparatorlara sunduğu muhtelif konulardaki eserlerinin M.Ö. 141 ilâ 130 arası bir tarihte sunulduğu tahmin ediliyorsa da ilk tarih muhtemelen çok erken olmalıdır; genellikle M.Ö. 134 gibi bir tarih veriliyor.92 Tung Chung-shu’nun Konfüçyanist Çin devlet geleneğine getirdiği önemli bir yenilik şudur: „imparatorluğun temel idare prensipleri değişmeden kalır, ancak, siyasetin tedbir almayı gerektiren kararları, farklı çağların değişen şartlarını bunların uygulandıkları şartlara uydurmak için her zaman değiştirilmelidir.“93

Wu-ti, işbaşına geçtikten sonra Hsiung-nulara karşı o zamana kadar yürürlükte olan pasif Çin tavrını değiştirerek onlara karşı şiddet taraflısı bir yol takip etmeye başlamıştı. M.Ö. 130’lu yıllarda başlayan bu siyasî manzara ve Hunlara karşı patlak veren askerî saldırılar karşısında Tung Chung- shu, „iyi bir Konfüçyanist“ olarak bu hareketleri kınamıştı. Anlaşma şartlarına riayet, „chün-tzu“ yani prensip adamı olanlar için geçerliydi, Hsiung-nular gibi „açgözlü“ler için geçerli değildi; onlar ancak maddî şeylerle tatmin edilebilirdi. Bu sebeple, Hsiung-nulara verilen yıllık ödemelerin artırılması teklifi karşısında Saray’a bu konuda ısrar etmeği sürdüren Tung Chung-shu, pratik bir zeka ile, şu hususların, yeni yapılacak anlaşmalara konulmasını önerdi: Hsiung-nularla, Tanrı (Gök) huzurunda mukaddes bir yemin yaptırılarak bir anlaşma akdedilmelidir. Ayrıca, „Hsiung-nuların anlaşmaya riayet edeceklerinden emin olmak için Han Çin’i Shan-yü’den, bir oğlunu rehin olarak Çin’e vermesini istemelidir. Böylece, üçlü-iktisadî, dinî ve şahsî-kölelik sayesinde Hsiung-nuların Ho-ch’in sistemi ile kendiliklerinden Han (Çin) hakimiyetine bağlanmağa zorlanacağı“ umuluyordu.94

Sonuç:

Ho-ch’in Sistemi’nden

Ying-shih Yü’nün de haklı olarak işaret ettiği gibi, gerek Chia I, gerekse Tung Chung-shu’nun yukarıda verdiğimiz teklif ve önerileri, bütün Türk tarihi ve Türklerin Çin ile olan ilişkileri, yıkılış sebep ve şekilleri dikkate alındığında basit, tek tek kimselerin Çin Sarayı’na sundukları boş, anlamsız teklifler olarak düşünülmemelidir; her ikisi de Ho-ch’in sulh anlaşmasına az veya çok dâhil olmuş kişiler olmakla kalmamışlar, sonraki zamanlarda „Haraç Sistemi“nin meydana getirilmesine de yardımcı olmuşlardır. Anlaşma icabı, Çin’den alınan hediyelerin, „ekonomik bir silah“ olarak kullanılması „Haraç Sistemi“ne tam olarak uydurulmakla birlikte Tung Chung-shu’nun teklif ettiği „barbarlardan rehin alma“ sistemi, „barbarların haraçgüzar yapılması“nın önemli bir sembolü olarak ortaya çıkacaktır.95 Dinamik açıdan ve tarihî süreç içerisinde bakıldığında bu Çin-Hun-Türk ilişkileri, Çin’in „cihanşümul devlet nizamı“ anlayışına uygun bir şekilde düzenlenebileceği özel bir şekle doğru, Ho-ch’in Sistemi’nden Haraç Sistemi’ne doğru bir geçiş için sürekli bir arayış olduğu görülebilir. Barfield, „Haraç Sistemi“nde, eski Ho-ch’in anlaşmasının yerine bir yenisinin konmasını değil, eski anlaşmaya sadece yeni bir ilâve görmektedir.96 Gerçi Çin-Hun ilişkilerini düzenleyen böyle bir müessese henüz yoktu ve bunun eksikliği hissediliyordu; Han Çini’nin ekonomik silahının, istenen „barbar“ları itaat altına almada bir müessese halini alabilmesi için dinî ve şahsî bağlar tek başına hâlâ çok zayıftı; ancak Tung Chung- shu’nun teklifi, geçiş için bu „şekil“ problemine çok daha yakındı.97

Ch’ao Ts’o’nun geliştirdiği „barbara karşı barbarı kullanma“ siyaseti ise tarih boyunca Orta Asya boyları ve devletleri ile Çin sülâleleri arasında hep uygulana gelmiştir; meselâ, M.Ö. 133 tarihlerinde İmparator Wu-ti, Çin’e sığınmış olan Hunlardan Hsiung-nularin kuzeyinde yaşadığını öğrendiği Yüeh-chihlere elçi olarak Chang Ch’ien’i göndermişti.98 Onları bulmak için ta Maveraünnehir bölgesine kadar giderek Yüeh-chih hükümdarıyla konuşan ve eli boş dönen Chang Ch’ien’in asıl vazifesi, Yüeh-chihları tekrar Kansu bölgesine geri getirtmek, Hsiung-nulara karşı içlerinde sönmeyen bir kin olan Yüeh-chihler99 ile Hsiung-nuları bu şekilde birbirleriyle vuruştumak idi. Bu birinci seferinde başarısız olan Chang Ch’ien, Hsiung-nuların Kansu bölgesini kaybetmelerinden sonra onları bir başka „barbar“ ile arkadan vurmak isteyen Wu-ti tarafından M.Ö. 118 ilâ 115 yıllarında bu defa, Hsiung-nulara tâbi olan ve Tanrı Dağları bölgesinde oturan Wu-sunları kendi tarafına çekmek ve Hsiung-nulara karşı isyan ettirmek üzere elçi olarak gönderilmişti.100 Böylece Wu-ti, her iki örnekte de „i-i-fa-i“ politikasına işlerlik kazandırmak istemişti.101 Wu-ti’nin bu ikinci teşebbüsü başarılı olmuş, Wu-sunlar, gerek Çin’den gelen cazip teklifler gerekse Hsiung-nuların artan baskıları neticesi Çin’e yakınlaşmak zorunda kalmışlardır. Çinliler, Batı Bölgelerindeki Ta Yüan (Fergana), K’ang-chü (Soğdiana) ve Wu- sun gibi devletlere Çin’in zengin altın ve ipek hediyelerini bolca vererek onlarla ilk münasebetleri kurmaya ve daha sonra da onları Çin’e bağlamaya muvaffak olmuş;102 zaman zaman da, M.Ö. 110 ve 105 yılındaki Wu-sun örneğinde olduğu gibi, bu devletlere birer Çin prensesi göndererek önemli bir pazarlık gücü elde etmişti.103 Çinliler, bu devletleri kendilerine bağlarken, düşmanca tavırlar sergileyen mahallî kralları öldürtmek ve onların yerine Çin namzetlerini geçirmek gibi, yaklaşık yarım yüzyıl önce Chia I’nin ortaya attığı „Beş Tuzak“ prensibinden hiç de daha aşağı kalmayan yollara başvurmuşlardı.104 İlk Han ile Sonraki Han Sülâleleri arasında bulunan Wang Mang Dönemi’nde (M.S. 9-23) ise gerek bu gibi tâbi devletlere, gerekse Hsiung-nulara uygulanan stratejiler son derece karmaşıktır ve bunlar, Çin’de dahi birçok tartışmalara sebep olmuştur; meselâ Hsiung-nu idarecilerini birbirlerine karşı açıkça kışkırtmak, komplo hazırlamak, Hunları 15 ayrı shan-yülüğe bölmek, teklifini kabul etmeyenleri öldürtmek, Hun devlet mührünü gizlice değiştirmek… gibi.

W. Eberhard’ın çok açık bir şekilde ifade ettiği gibi, „Çin kaynaklarından, Hsiung-nulardaki Shan-yülerin birinin gidip diğerinin gelmesi ve fiilî çatışmalardan Çinlilerin ne derece sorumlu oldukları açıkça görülememekle beraber, Çinliler, Hsiung-nular içerisindeki tefrikayı ve karışıklığı tahrik etmek için entrika, ispiyon ve sabotaj dahil yapabilecekleri her şeyi yaptılar.“105

Hsiung-nulara karşı Çinlilerin uyguladıkları bu entrikacı ve saldırgan tutum, Wu-ti döneminde Çin’in kuzey bölgelerinin ve Kansu’nun onların elinden alınmasından sonra da durmaksızın devam etmiş, hatta onun halefleri Chao-ti (M.Ö. 87-74) ve Hsüan-ti (M.Ö. 74-49) zamanlarında Hunlar daha da zayıflamışlardı. Muhtemelen bu durum, neticede Hsiung-nulara karşı diğer kabileleri harekete geçirmiş:106 M.Ö. 72-71 yıllarında Batıdan Wu-sunlar, kuzeyden Ting-lingler ve doğudan Wu- huanlar, Hsiung-nulara karşı ortak bir saldırıya geçerek onlara düşmanları olan Çinlilerin yaptığından daha ağır kayıplar verdirmişlerdi; Çin kaynaklarına göre, bu „kardeş kavgaları“esnasında Hsiung-nular nüfuslarının %30’unu, hayvanlarının ise yarısını kaybetmişler, bu tarihten sonra onların bilhassa Doğu Türkistan sahasında bulunan tâbi devletler üzerindeki hakimiyeti de tamamen sona ermişti.107

Hsiung-nuların içerisine Çin tarafından sokulan ikiliğe en iyi ve ibretâmiz örnek, M.Ö. 54 yılında iki kardeşin: Hsiung-nu Shan-yü’sü olan Hu-han-yeh ile kardeşi Chih-chih’nın birbirlerine karşı kışkırtılıp önce Chih-chih’nın Shan-yü’ye isyan ederek tahtı elinden almasına ve Hu-han-yeh’nin de M.Ö. 53 yılında Çin’e bağlanmasına yol açmış ve Hunlar ilk defa Çin hakimiyetini „resmen“ kabullenmek zorunda kalmışlar; Hu-han-yeh Çin’e sığındıktan sonra kendisine, M.Ö. 48 yılındaki Moğolistan’a dönüşüne kadar Çin sınırında, her yıl artan mikdarda „bedava“ altın, bakır, elbiseler, ipek ve ipek mamulleri, kuru pirinç ve hububat gibi Çin yardımları yapılmış, kendisine, Çin’in her zaman yaptığı gibi „büyük“ unvanlar verilmişti.108 Bunun bir „neticesi“ olarak Çin, kendisine verdiği 16.000 kişilik Çin süvarisiyle Hu-han-yeh’nin, tahtı kardeşi Chih-chih Shan-yü’den geri almasını sağlamış; iki „kardeş“ arasındaki savaş, neticede pek çok „kardeş“ Hun’un ölümüne sebebiyet verdiği gibi, Chih-chih da M.Ö. 36 yılında, müşterek bir Çin-Hsiung-nu ordusuyla, yani „barbara karşı barbar“ destekli Çin ordusuyla Talas boylarında kendisiyle yaptığı kanlı bir kale muharebesi sonucu ortadan kalkmış, i- i-fa-i, „barbarlara saldırmak için barbarları kullanma“ stratejisi bir kez daha uygulanmıştır. 109 M.Ö. 33 yılında Çin’i ziyaret eden Hu-han-yeh shan-yü, Çin’e yaptığı „üstün hizmetlerden dolayı“ İmparatorluk hareminden beş Çinli kadınla taltif edilmişti110 ki burada, Chia I’nin „Beş Tuzak“ prensibi içerisindeki „(güzel) kadınlar vermek“ suretiyle Hsung-nuların KULAKLARINI BOZMAK maddesi uygulanıyordu.111 Chia I’nin „Beş Tuzak“ prensibinde de izah edildiği üzere Çin imparatorları, Çin’i ziyaret eden yabancı kişileri doyurmak için zaman zaman onlara yiyecek ve içeceklerin yanı sıra, gözlerini boyamak için kıymetli taşlarla ve mücevherlerle süslü çadırlar ve elbiseler içerisinde onları karşılıyorlar; onları eğlendirmek için mûsiki, muhtelif „okus-pokus“lar ve vahşi hayvan gösterileri (sirkler) de hazırlıyorlardı.112 Çin’in i-i-fa-i prensibini en iyi uyguladığı ve gerçekten enteresan olan örneklerden biri de M.S. XII. yy.’a âittir.

Mançurya bölgesinden gelerek Çin’in kuzeyini ele geçiren Ch’i-tanlar (Kitan/Kıtay), burada Liao (907-1125) adıyla anılan bir devlet kurmuşlardı. Yaklaşık 200 yıl kadar Çin’de yaşayan ve artık Çin kültürüne de önemli ölçüde adapte olan Ch’i-tanlardan kurtulmak için Çin’deki Sung Hanedanı (960-1234), Mançurya’nın çok daha kuzeydeki ormanlık bölgesinde yaşayan bir diğer „barbar“ olan, ancak Ch’i-tanlardan daha vahşi bir hayat yaşayan Cürçenlere haber göndererek onları Çin’in kuzey bölgelerine gelmek ve „kardeş“ olan Ch’i-tanlara saldırmak üzere ikna etmişti; Sung Çini ile işbirliği yapan Cürçenler, kuzeyden gelerek Kuzey Çin’deki Ch’i-tanlara saldırmışlar ve onları 1114 yılında tamamen imha ettikten sonra bu bölgeye yerleşmişlerdi. Sungların, hesapta olmayan bu duruma karşı çıkması üzerine Cürçet’ler, silahlarını bu defa Çinlilere çevirerek sadece Kuzey Çin’i değil, Yang- tse’ye (Gök Irmak) kadar olan Güney Çin’i de „silip süpürmüşler“ ve burada, Çingiz Han’ın Çin’e girip onları bertaraf ettiği XIII. yy. başına kadar yaklaşık 200 yıl Çin’e hakim olarak Ch’i-tanlarınkinden çok daha geniş bir bölgede Chin Hanedanı’nı (1115-1234) kurmuşlardır113 ki burada, ters tepmiş bir i-i-fa-i stratejisinin yanı sıra, „yakındaki barbara saldırmak için uzaktakini dost edinme“114 ile ilgili VIII. yy. Türk kitabelerindeki enteresan bir işarete de yeniden şahit oluyoruz.115

Gerek Hun, gerek Türk gerekse bozkırdaki bu „kardeş“ kavgaları münasebetiyle, merhum Ziya Paşa’nın şu veciz ifadesini hatırlamamak mümkün değildir:

Ehibbâ şîve-i yağmada mebhût eyler a’dâyı

Hudâ göstermesün izmihlâli bir yerde116

*********************

1      Bu makalede, Çince kelimelerin transkripsiyonu için Wade-Giles Sistemi kullanılmıştır.

2     Yü 1967, s. 41-42; Yü 1990a, s. 122; Yü 1990b, s. 386; Barfield 1989, s. 46.

3     Barfield 1989, s. 47.

4     Yü 1990a, s. 115. Hsiung-nularla imzalanan Ho-ch’in Anlaşması, en son olarak M.Ö.135 yılında görülüyorsa da aslında bu tabir, 135 yılından sonra da Çin tarihlerinde „dostluk ve arkadaşlık ilişkileri“ gibi daha geniş bir anlamda zaman zaman görülmektedir. Ancak biz bunu, daha dar ve esas anlamında olarak Hsiung-nularla yapılan anlaşma için kullanıyoruz. Bk. Yü 1967, s. 10, dn.3.

5     Çinliler, Çinli olmayan veya Çin’de oturmayan anlamında zaman zaman farklı kelimeler kullanmışlardır. Bu tabirin içine, Türk, Moğol ve Tibet gibi Orta Asya’da yaşayan bildiğimiz göçebe kavimler girebildiği gibi, Çin’in mesela ta en güneyindeki bir kavim de girebilir; genel anlamda „yabancı“ karşılığı olan Çince kelimeleri karşılamak için biz de yabancı kavimler ve göçebeler için Batıda kullanılmış olan „barbar“ kelimesini kullandık.

6     Yü 1967, s. 11.

7     Yü 1990a, s. 125.

8     Bk. De Groot 1921, s. 80-81; De Guignes 1923, s. 217-218; Barfield 1989, s. 52. Bk.

9     Malyavkin 1989, s. 215.

10   Loewe 1990a,      s. 144-148.

11   Loewe 1990a,      s. 148.

12   Chen-chi-yun 1996, s. 503. Chia I’nin bu teşebbüsleri boş çıkmamış, ondan sonra yazılan meselâ Shih-chi ve Han-shu gibi önemli pek çok Çin tarih kaynakları, bu öğetinin etkisi altında yazılmışlardır.

13   Watson II 1993, s. 444.

14   Loewe 1990a,      s. 148.

15   Watson II 1993, s. 450.

16   Loewe 1990a, s. 148. Loewe, Chia I’nin ölüm tarihi olarak, daha önceki bir eserinde M.Ö. tahminen 166 yılını vermektedir (Loewe I 1967, s. 155).

17   Watson II 1993, s. 451.

18   Bu konuda bk. Watson I 1993, s. 10, dn. 9; Watson II 1993, s. 197, dn.3.

19   Loewe 1990a, s. 148

20   Yü 1967, s. 11.

21   Eberhard 1977, s. 87.

22   Loewe I 1967, s. 102. Chia I’nin konudaki önerileri ve M.Ö. 158 tarihli bir hadise ile ilgili rapor bilinmektedir.

23   „Tâbi Devlet“ veya „İtaat altına alınmış Devlet“ anlamındaki Shu-kuo tabiri, her ne kadar Ch’in Sülâlesi zamanında da mevcud olan bir müessese ise de, Han Sülâlesi zamanında bilhassa Wu-ti zamanında, bağlanmaya gelen göçebe veya yabancıların sayısının hızla artması karşısında bunları organize etmek maksadıyla sıklıkla kullanılmıştır. M.Ö.121-120 yılında yenice itaat altına alınan 40.000 Hsiung-nu’ya mesken vermek maksadıyla Çin’in kuzey sınırı boyunca beş shu-kuo kurulmuş; her shu-kuo’dan sorumlu olacak bir de, shu-kuo’tu-wei ünvanlı Çinli bir komutan tayin edilmişti, yanında da idarî işlerde görevli birçok yardımcı bulunuyordu. Bu shu-kuoların ictimaî adetlerini ve kendi hayat şartlarını devam ettirmelerine izin veriliyordu; ancak bunların uzun bir süre sonra Çin’e adapte olmaları kaçınılmaz oluyordu. Bu konuda bk. Yü 1967, s. 72-78; Yü 1990b, s. 428.

24   Bu metin, J. De Guignes ile Ying-shih Yü’nün verdiği tercümeler birleştirilmek suretiyle

25   Batılı tarihçiler, M.Ö. 209-M.S. 551 tarihlerine kadar Orta Asya’da kurulan ve geçimini bu şekilde, gerek Çin’de, gerekse Doğu Türkistan’daki vaha devletçiklerinden alınan yıllık vergi veya elit tabakaya sunulan hediyelerle sağlayan devletlere „Haraç Devletleri“, bu sisteme de „Haraç Sistemi“ adını vermektedirler ki Hsiung-nu, Hsien-pi, Wu-huan, Juan-juanlar bu devletler zümresine girerler. Çin universal devlet anlayışının bir prensibi olarak görülen bu haraç sisteminin proto izleri Shang Sülâlesi zamanına kadar götürülmektedir; Çinli olanla Çinli olmayanları ayıran bir tür derece farkı burada da karşımıza çıkıyor. Bu konuda bk. Yü 1990b, s. 381-383; Di Cosmo 1999, s. 29-30. Di Cosmo, 552-907 arasındaki Türk Kağanlığı, Uygurlar, Kırgızlar, Tibetliler ve Hazarlar için ise „Ticaret- Haraç Devletleri“ adını kullanmaktadır. Bk. Di Cosmo 1999, s. 30-32 (Bu makalesinin ayrıbasımını bana göndermek lütfunda bulunan Prof. N. Di Cosmo’ya müteşekkirim).

26   Yü 1967, s. 12; Barfield 1989, s. 53.

27   Barfield 1989, s. 53-54. Mao-tun’un bu son derece kaba evlilik teklifi ve mektubun metni hakkında bk. Yü 1990a, s. 123; Yü 1990b, s. 387; Ögel I 1981, s.429-430.

28   Çin kaynağının belirttiğine göre, Chung-hang Yüeh, her gün her gece, Çin karşısında daha üstün bir seviyeye gelebilmek için nasıl manevralar yapması gerektiği konusunda shan-yü’ye talimat veriyordu (Watson II 1993, s. 145).

29   Barfield 1989, s.  53.

30   Barfield 1989, s.  51.

31   Yü 1967, s. 43.

32   Yü 1967, s. 36.

33   Yü 1967, s. 37; Barfield 1989, s. 51.

34   Yü 1967, s. 37.

35   Yüeh 1967, s. 37. Bu münasebetle, Orhun kitabelerindeki „…Çinliler altın, gümüş, ipek ve ipekli kumaşları güçlük çıkarmaksızın öylece bize veriyorlar. Çin halkının sözleri tatlı, ipekli kumaşları da yumuşak imiş. Tatlı sözlerle ve yumuşak ipekli kumaşlarla kandırıp uzaklarda yaşayan halkları böylece kendilerine yaklaştırırlar imiş. Bu halklar yaklaşıp yerleştikten sonra da Çinliler fesatlıklarını o zaman düşünürler imiş.“ (Kül Tigin Kitâbesi Güney Yüzü 5) (Tekin 1988, s. 3; Tekin 1995, s. 35-36) sözlerini hatırlayalım.

36   Gumilev 1960, s. 88.

37   Yüeh 1967, 37-38; Ögel I 1981, s. 514.

38   „Saf göçebe, fakir göçebedir.“ Bk. Lattimore 1962, s. 322; Barfield 1989, s. 52.

39   Barfield   1989, s. 52.

40   Barfield   1989, s. 52.

41   Di Cosmo 1999, s. 29.

42   Yü 1967, s. 42.

43   Yü 1990b, s. 388.

44   Yü 1990a, s. 124.

45   Yü 1990a, s. 125.

46   Barfield   1989, s. 47.

47   Barfield   1989, s.48.

48   Yü 1990a, s. 124.

49   Yü 1967, s. 42.

50   Yü 1967, s. 42.

51   Yü 1990a, s. 125.

52   Yü 1967, s. 39.

53   Loewe 1990a, s. 148-149.

54   Watson I 1993, s. 406.

55   Loewe 1990a, s. 149.

56   Shan Yang, Ch’in Sülâlesi zamanında yaşamış bir âlim olup genellikle „kanun“ üzerinde durmuş, „metodlar“ ve „teknikler“i vurgulamıştır. Shen Pu-hai ise yine aynı dönemde komşu Han devletinde görevli olup, „devlet sanatı“ üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu konuda bk. Bodde 1990, s. 74-75.

57   Loewe 1990a, s. 149; Watson I 1993, s. 409, 460.

58   Yü 1967, s. 14.

59   Bk. Ögel I 1981, s. 39-40; Tezcan 1996, s. 62.

60   M.Ö.’ki dönemlerde bütün menfî şartlara rağmen Hsiung-nular yine de kuvvetli, ancak Çin oldukça zayıftı; M.S. ise durum değişmiş, Hsiung-nular gerek dahilî kavgalar gerekse komşu kavimlerin isyan ve saldırıları neticesi zayıflamış, Çin ise güçlenmişti.

61   Latourette 1934,  s. 47.

62   Yü 1967, s. 15-16.

63   Crespigny 1984, s. 88-89.

64   Yü 1967, s. 14.

65   De Groot 1921, s. 85; Franke 1930, s. 333; Daffinâ 1982, s. 71.

66   Daffinâ 1982, s. 71-72.

67   Yü 1967, s. 14.

68   Loewe II 1967, s. 182.

69   Wechsler 1981, s. 224.

70   Guisso 1981, s. 317-318.

71   Yü 1967, s. 14-15. Mao-tun döneminden beri Hun idarecilerinin, Hunların Çin’i fethetmelerine ve orada, Çin Seddi güneyinde yerleşmelerine niye engel olmaya çalıştıkları, bu örneklerden daha iyi anlaşılmaktadır.

72   Yü 1990b, s.403-405.

73   Yü 1967, s. 15.

74   Crespigny 1984,  s. 88.

75   Yü 1967, s. 15.

76   Yü 1967, s. 16.

77   Yü 1967, s. 16.

78   Crespigny 1984,  s. 88.

79   Yü 1990b, s. 430.

80   Yü 1967, s. 16.

81   Loewe I 1967, s. 82.

————————————————-

[i] TÜRKLER, C. I, Editörler: Hasan Celal Güzel, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Prof. Dr. Salim Koca, , Yeni Türkiye, Ankara 2002, s. 729-742.

[ii] Uludağ Üniversitesi Târih Bölümü

 

http://www.kirmizilar.com/tr/index.php/konuk-yazarlar2/2924-bes-tuzak-cinlilerin-hunlari-yikmak-icin-uyguladiklari-temel-stratejiler

Uygur Medeniyetinde Çift başlı Uygur Kartalı Sembolü


Autori: Tanay YüJel

10592793_10152442653979983_6969228038046991652_n
Uygur Türkleri büyük bir medeniyet kurmuş asil bir Türk boyudur.
James Churchward deyimiyle ‚Mu’nun en büyük kolonisi ve “Mu’dan sonraki, insanoğlunun en büyük uygarlığı”, Uygur İmparatorluğu’dur. Uygur İmparatorluğu hemen hemen tüm Asya’yı ve Avrupa’yı kaplıyordu. Doğuda Pasifik’ten, batıda Atlantik Okyanusu’na kadar uzanıyordu ve güneyde İran, Mezopotamya ve Hindistan’ı içeriyordu. Churchward, tüm Ari ırklarının köklerinin Uygurlara dayandığını iddia ederken, Fransız araştırmacı ve yazar Edouard Schure de, günümüzden 5 bin yıl önce, Avrupa Kıtası’nın kadim İskit ülkesi olduğunu yazıyor.
Bu kadar geniş bir alana yayılmış olmasına karşın,Uygur İmparatorluğu’nun merkezi, Uluğ Türkistan düzlükleriydi. Tüm doğu efsaneleri, büyük tufan felaketinden önce Uluğ Türkistanın bugün çöller ve bozkırlarla kaplı alanlarının, son derece bereketli topraklar ve ormanlar ile örtülü olduğunu iddia etmektedirler. O günlerde güçlü bir imparatorluğa merkez olabilecek nitelikte bulunan bu topraklar, büyük tufan ile denizden gelen dev dalgaların altında kalmış ve çölleşmiştir. Gobi Çölü’nün hemen altında bol miktarda tatlı su kaynağının varolması, bir zamanlar buraların ne denli bereketli topraklar olduğunun bir işaretidir. Churchward, Uygurların beyaz tenli, renkli gözlü ve sarı veya siyah saçlı olduklarını yazıyor.
Naacal arşivlerine göre Uygur kolonisi, 70 bin yıl önce Mu’luların kurdukları ilk kolonidir. Tabletler, Mu dininin, Uygurların tüm ülkesinde hakim olduğunu ve bağımsız bir imparatorluğa dönüşmesinden sonra da Naacal Kardeşlik Örgütü rahiplerinin, yönetici sınıf olarak varlıklarını sürdürdüklerini belirtmekte.

İngiliz araştırmacı, Mu ve Atlantis’i batıran tufan sırasında Uygur ülkesinin büyük bölümünün sular altında kaldığını ve imparatorluğun da son bulduğunu yazıyor. Churchvvard, tufandan ancak Tibet yaylalarında yaşayan Naacal Kardeşleri ile her iki okyanusa da oldukça uzakta bulunan ve bu nedenle su baskınını en az zararla atlatan Babil Kardeşlerinin kurtulabildiklerini belirtiyor. Ara Avedisyan, 1973 yılında kaleme aldığı “Evrende En Büyük Sır” adlı eserinde, Uygurların Mu ülkesinin varisleri olduğunu belirtmiştir. Tufandan geriye kalan bu örgütlerden Tibet’te bulunanında bilgilerin daha saf bir biçimde günümüze ulaşması, Tibet Naacallerinin, suların çekilmesinden sonra Uygur arşivlerini ele geçirmeleri ve saklamaları ile mümkün olmuştur. Rahip Rishi’nin, Churchward’a gösterdiği tabletler de bu arşivlerin bir bölümüdür. Öte yandan Babil Kardeşliği, her ne kadar orijinal öğretiyi bir ölçüde yozlaştırmışsa da, Mısır “Hermes” Kardeşliği ile birlikte, Ezoterik öğretinin tüm dünyaya yeniden yayılmasında ve günümüz uygarlığını etkilemesinde büyük rol oynamıştır.
Uygur İmparatorluğu, tufan sonrası kurulan uygarlıklarda gerek sembolleri, gerek dini yapısı ve inançları, gerek yaşam biçimi ile birçok iz bırakmıştır. Sadece Asya ve Avrupa’da değil, neredeyse tüm dünyada iz bırakan Uygur sembollerinin başında, imparatorluk arması olarak kullanıldığı sanılan, tek veya çift başlı kartal gelmektedir
Pek çok araştırmacı, çift başlı kartalın tarihte bilinen ilk kullanımına, Sümer’in Lagaş kentinde rastlandığını ve kalıtların M.Ö. 5 binli yıllara işaret ettiğini savunuyor. Ancak Orta Asya’da ve Kuzey Amerika’da kimi mezarlarda bu sembole rastlanıyor ve arkeologlar, bu mezarların tarihinin M.Ö. 8 binler olduğunu söylüyor. Yine Mısır’da, firavunların ülkeyi yönetmeye başlamalarından yüzyıllar öncesine ait insanların mezarlarından çıkarılan kimi taşlar üzerinde çift başlı kartal süslemeleri bulunuyor. Mısırologlar, bu mezarların da, en azından M.Ö. 7 binli yıllara ait olduklarını ifade ediyor.

29104000_10155635226979983_8267603227785035776_n

Merkezi Asya Kamları ve Avrupa Şamanları, bu sembolü kutsal olarak kabul ediyor. Tıpkı, Kuzey ve Güney Amerika Şamanları gibi. Japonya’dan başlayarak, tüm Asya, Avrupa ve Amerika halkları, bu sembolü kendi dünyaları içerisindeki en üst yönetimin sembolü olarak, kimi kabile totemi, kimi de imparatorluk arması şeklinde kullanıyor. Binlerce yıl önce kullanıldı, bugün hâlâ kullanıyor.
İncelememize, bugünkü bilimin bizlere, insanlığın en eski uygarlığı olarak tanıttığı Sümerlerden başlayalım. Sümer uygarlığının kuruluşu, arkeologlar tarafından M.Ö. 5-6 binler olarak veriliyor. Ancak unutmayalım ki, yüzyıl önce Sümer uygarlığı tanınmıyordu ve tarih, uygarlığın daha yeni bir döneminden, M.Ö. 3 bin 500’lerin Mısır’ından başlatılıyordu. Tarihin Sümer’de başladığı tezini, bizatihi Sümerlilerin kendileri yalanlıyor. Sümer çivi yazısı kil tabletlerinde, sıklıkla, büyük bir tufanın meydana geldiği ve çok az insanın bu felaketten kurtulduğundan bahsedilmektedir. Bu tabletlerin en önemlilerinden olan Sümer Kraliyet Listesi’nde, tufan öncesi en az on krallığın yaşadığı ve her birinin 10 bin yıl ile 60 bin yıl arasında varlığını sürdürdüğü ifade edilmektedir. Liste, şu sözlerle sona erer: “Tufandan sonra krallık, yücelerden aşağıya gönderilmiştir.” Bu sözlerden, tufandan önceki
uygarlık düzeyinin çok daha yüksek olduğu ve tufan sonrası, yeni bir başlangıç yapıldığı anlamı çıkarılmaktadır. Tufandan sonra, Uygurların bir kolu olan İskitler, merkezden koptular ve Mezopotamya’ya yerleşerek Sümer Devleti’ni kurdular.
Çift başlı kartalın tüm Asya’da, Avrupa’da ve hatta Amerika’da binlerce sene öncesinden bu yana görülüyor olmasının altında, bu sembolün Uygur İmparatorluğu’nun arması olmasının yatması kuvvetle muhtemeldir. Uygur çift başlı kartalının bir başının doğuya, Pasifik’teki Mu İmparatorluğu’na, diğer başınm batıya, Atlantik’teki Atlantis İmparatorluğu’na baktığı söylenebilir.

Uygur İmparatorluğu’nun merkezi, Merkezi Asyadır. Yani Türk boylarının ana yurdu. Mu dilinde “Hun” kelimesi, “Tek” ve “Bir” anlamlarını taşımaktadır.55 Kutsal bir kelimedir ve Tanrıya işaret eder. Türklerin tarihte kendilerini tanımladıkları ilk kelime de, bu Hun kelimesi olmuştur. Çift başlı kartal, Volga ve Tuna Hunlarının sembolüdür. Hunların yanı sıra, Adriyatik’ten Kamçatka’ya, Yakutlar, Kutluklar, Uygurlar, Moğollar, İskitler, Kumanlar, Uzlar, Peçenekler, Macarlar, Bulgarlar, kısacası çok sayıda Türk boyu, çift başlı kartalı, kabile ya da kraliyet ongunu olarak kullanmıştır. Daha yakın tarihlerde de Oğuzlar ve Selçuklular bu sembolü imparatorluk arması olarak kabul etmiştir.
Bir İskit boyu olarak genel kabul gören Sümerler ile yine Anadolu’ya kuzeyden gelen Hititlerde aynı sembol, tanrıların yeryüzündeki temsilcisi olarak kullanılmıştır. Türk Tanrısı Ülgen’in, Yunan Tanrısı Zeus’un ve Sümer Tanrısı Şamaş’ın özel ulağı hep kartaldır. Tıpkı Mısır’da Horus’un, yani ilahi kelamın özel ulağı olması gibi.

Amerikalı araştırmacı Arthur Parker, Türkistandaki Türklerin M.Ö. 4 binli yıllardan bu yana tek ya da çift başlı kartal sembolünü kullandığını, çift başlı kartal sembolünün Türkçe adının “Hamca” olduğunu ifade etmektedir. Büyük Hun İmparatoru Atilla’nın bayrağında, “Tuğrul” adı verilen bir kartal, kraliyet arması olarak yer almaktadır. Göktürkler de kuvveti simgelemek üzere arma olarak, boynuzlu ve uzun kulaklı kartalı kullanmışlardır. Kartalın keskin görme yeteneğine, puhu kuşunun kulakları eklenerek, gece duyma yeteneği de kazandırılmıştır. Ünlü Göktürk İmparatoru Gültekin’in, Ural Batur Müzesi’nde sergilenen büstündeki miğferin ortasında, tek başlı bir kartal arması yer almaktadır. Bulgarlar ve Peçeneklerin 7. yüzyılda kartalı bir arma olarak kullandıkları bilinmektedir. Macarların 2. hanedanı olarak bilinen Arpadların unvanı, kartal boyudur. Altay Türklerinden Merkit boyunun sembolü kara kartal, Yurtas boyununki beyaz kartal, Yakutlarınki ise “kartal baba”dır.

Fredoom for Uyghur
Türkistan Türklerinde tek başlı kartal yalnızca hakanın sembolüdür. Çift başlı kartal ise devletin yönetiminde kadının da erkek gibi söz sahibi olduğunu simgeler. Başlardan birisi erkek, diğeri kadın cinsiyetini temsil eder ve birlikte, kudretin ve neslin sürekliliğinin ifadesidir. Doğu Türkistan’daki bir Budist mabedinde, Uygur Türklerinden kalan bir çift başlı kartal figürü, M.S. 8. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bir Türk boyunun, tufan öncesi imparatorlukla aynı ismi taşıyan bir devleti binlerce yıl sonra kurmuş olması çok dikkat çekicidir.

Türk devletlerinde ve boylarındaki bu uygulamalar, çift başlı kartalın diğer Avrasya uygarlıklarındaki yeri ile birlikte, bu sembolün bir tek kaynaktan kök aldığı, bunun da, tüm kıtayı kaplayan tufan öncesi Uygur İmparatorluğu olduğu görüşünü destekler mahiyettedir.
Kaynakça:
James Churchward : The Children of Mu, 107, 217, 20, 172, 106, 215, 193, 159, 140, 133, 55, 58, 70, 224, 61, 224, 227, 215, 122, 184, 207, 237, 245, 223 p. Brotherhood of Life, Albuquerque, New Mexico, USA 1987
Batık Kıta Mu ’nun Çocukları 14, 15 s. Ege Meta Yayınları İzmir 2000
Satesson Hans Stephan : Batık Ülke Mu Uygarlığı, 87, 95, 99 s. RM yayınları, İstanbul 1989
The Lost Continent of Mu, Addendum 106, 251, 252, 53, 59, 106, 174, 177, 107, Addidum 66 p, 106p.
Emet Derviş, Münevver Abliz : Uyğur Kılassik Edebiyatida Dayim uçraydiğan Atalğularğa İzahat, 71 s. 86 s. Keşker Uyğur Neşiriyatı 1998
The Sacret Symbols of Mu, 204, 107, 109, 110, 161, 124, 125, 69, 147, 157, 202, 209 p.
Cihangir Gencer : İzoterik Batıni Doktrinler Tarihi, 89 s. Gece Yayınları Ankara 1995
Eşref Bengi Özbile : Uygurlar 1233 ‚ten beri Amerika ‚da, Türk Dünyası Tarih Dergisi Ekim 1996, 118 sayı14 s. Ethel G. Stewart : The Dene and Na-Dene İndian Migration – 1233 A.D. Escape dfrom Genghis Khan to America. 566 p.
Ezoterik Batıni Doktrinler Tarihi : Cihangir Gener

Ezitqu Yollardin Kötürülgen Qara Chuqan!


Autori: Korash Atahan

d0d69ba0b5b4fe371ed4fbfc3a912061

Millitimz Hazir Asasen Degüdek Birlikke Kelgen Ortaq Toghra Bir Chiqish Yolida Emes.Milliy Mepkurisi Yétilmigen, Yaxshi-Yamanni Ilgirki Rohaniy Tuyghular Asasida Belgüleydighan, Qimmet Qarishi Zamanning Arqida Qalghan Milletlerning Inqilawi Qaranghuluq Qoynida Bir Haza Gürüldep Köyüp, Birdemdila Külge Aylinip Kétidighan Yantaq Döwisidek, Kichikkine Shamalda Tuzup Kétidu!

Bizning Hazir Memliket Ichi We Siritida Qiliwatqanlirimizning Ilgiri Qilghanlirimizdin Anche Chong Perqining Yoqliqini Azraq Diqqet Qilghan Herqandaq Adem Asanla Biliwalalaydu!

Milliy Ghayimiz Milletning Jismaniy We Meniwiy Mawjutluqini Dunya Milletliri Qatarida Kapaletke Ige Qilidighan Igilik Hoquqimizni Qolgha Keltürüshtur! Hazirqidek Bir Dewirde Élip Bérilidighan Inqilaplar Awal Xeliqning Qelbide Toluq Yiltiz Tartqan Bolishi, Zamanisigha Yarisha Bir Sewiyege Kelgen Bolishi Kérek!

Milliy Herkitimizde Ammiwiy Asas We Meniwiy Asas Bek Muhim Bolup, Bu Jehette Tereqqiyat Asta, Inqilap Mitodimiz Nisbiy Turghunliqni Saqlap Kelmekte! Milliy Ghayimizge Nöwette Biz Küntertipte Tutiwatqan Herqandaq Bir Pilansiz We Istixiyilik Yollar Bilenla Yetelmeymiz!

Dunya Bek Tiz Özgürep Kétiwatidu. Shuningha Egiship Biznimu Yengi Bir Islahat Texirsizlik Bilen Kütüp Turiwatidu. Özimizge Kelip Tüzükrek Teshkillenmisek Aqiwitimiz Teximu Yaman Bolup Ketidu.

Biz Deslepte Qilishqa Tigishlik Özimiz Öz Küchimizge Musteqil Tayinip Qilalaydighan Nurghun Ishlar Bar.Yaxshi Bir Lahiye, Pilan We Ijra Qilish Mitodi Bolmighan Ehwalda Siyasiy, Iqtisayadiy We Deplomatiye Jehettin Bizge Qarshi Jeng Qiliwatqan Düshmen Aldida Teshebuskarliqimizni Yoqutup Qoyimiz!

Dawalghup Turghan Bu Dunyada Biz Özimizni Yengidin Zamangha Uyghun Teshkilleshke Ayit Deslepki, Keyinki We Axirqi Ishlar Chiqti! Bu Ishlar Pütmey Turup Beshimizgha Bir Dewlet Qushi Aldirap Qonmaydu!

Pikirlirim Shexsiy Tuyghulirindin Emes Belki Milletimizning Kollektip Tuyghulirining Tiz Eqinlirida Shekillendi! Eytidighanni Ejdatlar Qandaq Hawale Qilghan Bolsa Shundaq Halda Yeni Eslige Sadiq Bolghan Halda Eyittim! Men Wezipemni Yerige Keltürdim, Diqqet Qilidighanlar Az Boldi. Mundaq Bolsa Ziyan Manga Emes Özlirige Bolidighanliqini Bilmemdikina Bular!

Bashqa Milletler Milliy Qediriyetlirini Bolupmu Ilim-Pen Netijilirini Köz Qarchughidek Bilidu! Bizde Wetenperwer, Milletperwer We Meripetperwer Ademlerning Baziri Kasat. Bu Jehette Biz Tamamen Bashqiche! Qelem Nadanlarning Qolida, Qural Milliy Mepkurisi Yoq Appaqxojadek Satqunlarning Qolida, Hakimiyet AchKöz, QaraQursaq, Bejiriksis, Milliy Munapiqlarning Qolida Bolup Keldi!

Xeliqning Hali Künsayin Yamanliship Ikki Esirdin Keyin, Echinishliq We Sirliq Shekilde Bugünki Halgha Chüshüp Qaldi!

Bürkütler Uchar Chette, Bezmide Qara Qargha,
Kim Bolsa Wetenperwer, Nadanlar Asar Dargha!
Biz Ölsek Yene Meyli, Milletke Bek Uwal Boldi,
Qayge Baray Dawagha, Özem Tapqan Balagha?!

Men Chüshünüshlik Tillar Bilen Bu Milletning Kelichigi Heqqide Xélila Yeterlik Eyittim.Hazir Bu Heqqaniy Chuqanlargha Qulaq Salmisanglar Düshmenning Iplas Ayaqliridin Qurtulalmaysiler!Men Silerge Deydighan Gepler Üchün Bir Ömür Ügendim! Silerge Eytidighan Sözler Üchün Bir Ömür Bedel Töleydighanlar Bek Az! Bundaq Bir Pidakarliqqa Esli Öz Xelqi Uyaqta Tursun Düshmen Milletmu Aperin Oquydu!

Men Hazirgha Kelgüche Milliy Heriketke Ayit Yüzligen Maqala Yezip, Tarix, Medeniyet, Teologiye, Pelesepe, Siyaset, Mediye We Xelqara Munasiwetler Temisida Her Türlük Ajizliqlirimizni Nezerde Tutup Köpligen Pikirlerni Bayan Qildim!Eytqanlirimni „Küresh Atahanning Emes Ejdatlirimizning Bizlerge Qaldurghan Wesiyiti we Amaniti,“ Dep Bilgeysiler!

Biz Özimizning Nadan We Xurapatqa Berilip Ketip, Weten We Millet Ishlirigha Xuddi Bugünkidek Tarixtimu Sel Qarighanliqimiz Sewebidin Milliy Hakimiyitimiz Yiqilip Ikki Esirdin Buyan Qulluqqa Mehkum Bolduq. Xelqimiz Bu Shum Teqdirdin Qurtulup Ketish Üchün Toxtawsiz Küresh Qilip Keliwatqan Bolsimu Xelqimizning Toluq Oyghunup Ketelmeslik, Düshmen Küchlerning Yol Bermesligi Sewebidin Milliy Inqilap Ghelbe Qilalmay Keldi.

Xuda Xalisa Millitimiz Milliy Iradisidin Hergiz Waz Kechmidi, we Hergiz Waz Kechmeydu! Tarixta Ejdatlarimizdin Kelgen Ewlatlargha Qeder Uzanghan Erkinlik Iradisi Zulum Jehenimide Köyüwatqan Bir Xeliqning Külliri Astida Yelinjap Turghan Qip-Qizil Choghdek Özini Haman Qoghdap Qalidu, Inshaallah!
Kün Kelidu, Kona Yengi Hesap Kitaplar Qilinidu. Kün Kelidu Bu Milletning Iradisi Hür Bolidu. Kün Kelidu Barliq Zulumlar Yoqutulup Xelqimizning Milliy Iradisi Hemmige Hökmaran Bolidu!Bu Bichare Xeliq Haman Bir Küni Qeddini Kötüridu, Ichkiy We Tashqiy Düshmenliri Üstidin Ghelbe Qilidu, Küchlinidu, Ata Miras Wetinimizde Erkin, Hür, Azat we Musteqil Yashaydu!

11.03.2018 Gérmaniye

Insaniyetning Hayatliq Pelesepisining Qayidisi


Autori:Korash Atahan

54a7b9656f9c52cf423d69abb109fd46--game-of-life-humor-quotes

Insaniyetning Hayatliq Pelesepisining Qayidisi

Bügünki Dunyada Insanlarning Hayatliq Pelesepesi Qeliplashqan Bir Sistima Ichide Demokrattik we Erkin Halda Shekillengen.

Insanlarning Hayatliq Pelesepesi Qanche Ming Yilliq Puxta Tereqiyat Basquchini Bésip Ötken Bolup, Yer Shari Xaraktirliq Nopuzgha Ige! Bu Pelesepeni Bir Millet Yaki Melum Bir Dinnni Yadro Qilip Uyushqan Insanlar Topi Weyaki Melum Bir Siyasiy Ediologiye Aldirap Özgertiwitelmeydu, Eksiche Uning Terkiwidiki Élimintqa Aylinishqa Mejbur Bolidu. Bu Sistima Bolsa Medeniyet, Medeniyetni Qobul Qilsh, Normilirigha Boy Sunush Yaki Emel Qilish Bolsa Kultur Dep Atilidu!

Dunyawiy Sistemini Etirap Qilmasliq Medeniyetsizlik, Medeniy Insanlar Bilen Birge Yashiyalmasliq Bolsa Kultursizliq Yaki Barbarliq Weyaki Antisotsiyalliq Dep Atalghan!

Dewrimizde Barbarliq Yaki Antisotsiyalliq Kolliktip Yaki Shexsiy Rohiy Kesellik Dep Hésaplinidu!

Medeniyet Bilen Barbarliqning Ottursidiki Küresh Dawamlishidu!

Parlaq Medeniyetke Ige Uyghur Xelqi Bilen Tughma Anti Sotsiyal Xaraktirgha Ige, Özidin Bashqa Herqandaq Nersini Düshmen Dep Qaraydighan Kolliktip Rohiy Késel Millet Xitaylarning Ottursidiki Küresh Yoruqluq Bilen Qaranghuluq Arisidiki Medeniy Dunyaning Demograttik Ölchrmlirige Hergiz Uyghun Klemeydighan Küreshtur.

Medeniyetlik Dunyada Urushmu Toxtam Arqiliq Xelqara Pirinsiplargha Uyghun Élip Bérilidu! Tinichliqmu Xelqara Ehdinamilerge Asasen Düshmen Milletler Ara Tüzülgen Tinichliq Toxtimi Arqiliq Emelge Ashidu! Emma Anti Sotsiyal, Kishlik Buzuqliqi Tebiyitige Ige Xitaylar Bilen Uyghurlarning Ottursidiki Ziddiyetni Medeniyetke Tayinip Hel Qilghili Bolmaydu!

Erkin Dunyada Güzellik Bilen Rezillik, Yoruqluq Bilen Qaranghuluq Ottursidiki Ziddiyetlerning Hel Qilinishini Shahmat Oyunigha Oxshutushqa Tamamen Bolidu! Medeniyetni Asas Qilghan Adalet Bilen, Milletni Qaplighan Kolliktip Pesixik Buzuqluqni Asas Qilghan Zelalet Ottursidiki Riqabet We Küresh Melum Xelqaraliq Ölchemler We Qayidilerge Boy Sunmighachqa, Bundaq Ziddiyetlerning Xususiyetliri Shahmat Oyunida Rushen Gewdilenmeydu!

Erkinlik Pewquladde Bir Siyasiy, Sotsiyal We Kultural Xelqaraliq We Rayon Xaraktérliq Hal Bolup, Uning Chigirisi Peqet Bashqilarning Erkinlik Pasiligha Bérip Toxtaydu! Xitaylar Uyghurlarning Etnik, Kultural We Siyasiy Erkinlikini Boghup, Özlirining Erkinlik Adalitini Depsende Qildi. Eslide Erkinlik Oxshimighan Tereplerning Ortaqliqliri Ichige Yerleshtürülgen Bolghachqa, Uningda Etnik Indewidualliq we Shexsiy Qiziqishlargha Asasen Degüdek Yer Berilmigen!

Dunya Shahmat Taxtisigha, Ademler Shahmat Uruqlirigha Oxshaydu. Shunisi Éniqki Xitay Jemiyitini Dunyaning, Dunyani Xitay Jemiyitining Bir Parchisi Déyishke Bolmaydu! Xitaylar Yochun Bir Barliq Bolup, U Xelqara Jemiyetni, Xelqara Jemiyet Bolsa Xitay Jemiyitini Bir-Biridin Siritqa Ittirip Turidu!Bu Menidin éyitqanda Barliq Insanlar Bir Séstimigha, Peqet Xitaylarla Bashqa Bir Sistimigha Mensuptur!

Kishiler Özlirige Mensup Bolghan Chek-Chigirilar Ichide Özlirining Demokrattik Heqlirini We Hoquqlirini Qanuniy Ölchemler Asasida Qollunup Erkin Yashaydu!

Emma Xitay Ishghaliyet Rayonliri We Xitay Teritoriyeside Mewjut Bolghan Etnik Topluqlar Hergiz Ademdek Yashash Hoquqigha Ige Emes! Xitay Hakimiyet Sistimisida Tarixtin Béri Bolmighan Dunyawiy Erkinlik, Bu dewlet Yiqilmighiche Bar Bolmaydu.Xelqarada Erkinlik Xuddi Shaxmet Uruqlirining Salahiyiti, Qabiliyiti We Nopuzigha Qarap Démokrattik Ölchemler Asasida Özgürep Baridu! Erkinlik Bolmighan Yerde Sotsiyal, Siyasiy We Iqtisadiy Bixeterlikke Kapaletlik Qilghili Bolmaydu. Erkinlik Eng Töwen Derijilik Hoquq Bolup, Demokratiy Bolsa Shahmat Uruqlirini Eslitidighan Étnik Topluqlar, Siyasiy Gorohlar We Shexsiylerning Hemmisige Ortaq Bolghan Elementar Heq we Hoquqlarning Kapaletke Ige Qilinidighan Siytémisini Körsütidu.

Shahmat Uruqliri Oxhash Qapchuqta Saqlinidu, Oxshash Tekshilikke Tizilidu, Oxshash Materiyaldin Yasalghan Bolidu.Shahmat Uruqliri Öz Pikirliri, Yolliri We Iradisini Erkin Ishlitip, Küchini Namayan Qilidu. Öz-Ara Qarshi Tereptikilerning Rengliri Oxshimaydu, Ortaq Mepkurigha Ige Bolghan Tereptikilerning Özige Xas Reng We Teritoriysi Bar!Bu Milletlerning Ottursidiki Birlik we Barawerlik, Ziddiyet We Chetke Qéqishlargha Sewep Bolidu!Xitay Ishghaliyet Astidiki Uyghuristan , Tibet, Monghuliye We Manjuriye Qatarliq Rayonlirining Xitaydin Ajrap Chiqishi We Xitay Téritoriyesideki Periqliq Goruppilarning Parchilinishi Muqerrerlik Bolup, Bu Hal Xelqara Sistéma Déyiliwatqan Dunya Tertiwining Asiyadiki Ijabiy Tereqiyati Hésaplinidu! Dunyada Omumiyyüzlük Erkinlikni yeni Démokratiyeni Hakim Qilish Bolsa, Xitay, Rusiye We Hindistandek Chong Dewletining Téximu Ushshaq Parchilinishi Bilen Andin Toluq Emelge Ashidu!

Kélichekte Uyghurlardek Zulum Astida Xorlanghan Barliq Milletlerning Xelqarada Ölchimi Békitilgen Dewliti, Hakimiyiti We Memuriy Idare Qilish Sistimisi Bolidu! Shahmat Uruqlirini Eslitidighan Étnik We Siyasiy Goruppilar Xelqara Nizamlar, Ehdinamilar we Exlaqiy Ölchemler Aldida Barawer Bolup, Insanlar Ortaq Etirap Qilghan Qanunlargha Boysunghan Halda Öz_Ara Urush We Tinichliqta Birge Yashaydu! Qarshi Tereptikiler Arisida Gireleshme Jengkler We Tillarda Dastan Bolidighan Hemkarliqlar Bolup Turidu!

Hemmidin Muhim Bolghini Etnik Topluqlar, Ediologiygiylik Goruppilar, Samawiy Dinlar We Siyasiy Gorohlar Öz Iradisi Bilen Tallighan Yollarda Erkin Riqabet Yaki Hayat-Mamatliq Keskin Küresh Ichide Nisbiy Musteqil Halda Öz-Ara Birlikte Yashaydu!

 

UKM

13.03.2018 Gérmaniye

Büyük Ejdadim Tengriqut Oghuz Xaqanning Yarliqi!


Uygurlar (1)

Men Silerge Boldum Xaqan,
Élinglar Qolgha Ya Bilen Qalqan!
Bizge Tamgha Bolsun Buyan,①
Hem Kök Büri Bolghay Uran!②
Tomur Neyzeler Bolghay Orman!
Déngiz Hem Deryalar Tursun Éqiship,
Ow Yéride Yursun Qulan…
Quyash Tugh Bolghay, Asman Qoriqan!③

954757_1381454195412956_764240442_n

Büyük Ejdadimiz Tengriqut Oghuz Xaqanning 10 Ming yilliq Bayriqi! Jessur We Eqil-Parasetlik Millitimizning Quyash Tugh Bolghan, Asman Qorighan (Pasil) Bolghan Meshur Tughi!

Shundin Kéyin Tengriqut Oghuz Xaqan Tot Etrapqa Yarliq Chushurdi we Mektup Yézip Elchilerni Könderdi.
Bu Mektupte Shundaq Yézilmish Idi:
“ Men Uyghurlarning Xaqanimen, Men Pütün Jahanningmu Xaqani Bolushum Kérek!Men Silerning Manga Boysunushinglarni Soraymey. Kimki Boysunup Aghzimgha Baqsa, Uninggha Tartuq Yollap, Uni Dost Tutimen, Kimki Manga Boysunmisa, Gheziwim Téship, Qoshun Tartimen, Uni Özemge Dushmen Tutimen, Derhal Basturup Bérip, Dargha Asturup, Uni Yoq Qilimen! ”

Qedimqi uyghurlarning Uyghur Qedimqi Yéziqida Xatirlengen Nadir Kilassik Eseri « Oghuzname» Eposidin Élindi.

Menbe:
Qediqi Uyghur Yazma Yadikarliqliridin Tallanmalar

Tuzguchiler:
Abduqeyyum Xoja
Tursun Ayup
Israpil Yusup
Mes’ul muherriri:Mamut Sabit
Uyghuristan Xelq Neshriyati
1983 – yil 9 – ay 1 – neshri
1984 – yil 4 – ay 1 – bésilishi
① Buyan – bext – sa’adet, paraghet
② Uran – herbi parol yaki Shuar, belge we buyruq, jenggiwar shu’ar
③ Qoriqan – qorighan, pasil, bayraqning girwiki, bargah, chédir, chek-chigire!

 

Milliy Oyghunush Ürgütliri!

 

Uyghuristan, 1982-yili Ürümchide Neshirge Teyyarlanghan.

Meshhur Alim, Uzaqni Körer Dahi Sabit Dewmollam We Ijadiyiti Heqqide


Autori: Yalqun Rozi

27336728_1868549623180921_6549878659161380405_n

Sabit damollam abdubaqi kamali 1883 – yili, (hijiriye- yili) atushning azaq kentide dunyagha kelgen . Bashlan’ghuch diniy terbiyini azaqta chong elem axunum dégen kishidin alghan. Kéyin qeshqer xanliq medriste oqighan. 1910 – yili abduqadir damollam hem mamut axun damollamlarning dewet qilishi bilen, buxaragha bérip yuqiri melumat alghan. 1914 – yili oqushni tamamlap damolla bolup yurtigha qaytish sepiride, iligha kélip süydüngde isma’il haji dégen kishining qizi rabiye bilen toyliship öylük bolghan. Bir nechche yil ötkendin kéyin, „Reste Weqesi“ sewebi bilen ayali rabiye bilen ajriship, oghli abdullani ayaligha qaldurup, qeshqerge qaytip kelgen hemde qeshqerxanliq mediriste ustazi abduqadir damollam hem meslekdishi shemsidin damollam bilen bille mu dderrislik qilghan .
Shemsidin türdi damollam (1874 — 1934) sabit damollam bilen démetlik kishi bolup, atushning törkül kentide dunyagha kelgen. Qeshqer we buxaradiki yuqiri derijilik bilim yuritlirida hem alimlarda oqup, hindistan, erebistandiki ataqliq alimlar bilen ilmiy sohbetlerde bolghan ularning chong hürmitige érishken. Shemsidin damollam sistémiliq bilim alghan kishi bolush salahiti bilen, diny we penniy ilim saheside chongqur izden’gen. Bolupmu til – edebiyat, mentiq (logika) , astronomiye, shi’ériyet, tarix, jughrapiye, matématika qatarliq ilimlerde kamaletke yetken . „Ulmuha Tüzmecheyin“,“Mumatez- Zewcheyin“ (ayallargha da’ir muhim exlaq – peziletler) qatarliq kitablarni yazghan. 1910 – we 1920 – yilliri shiemsidin damollamni panah tartip, uninggha shagirit bolush üchün qeshqerge kelgen. Mesilen, xotendin muhammet imin bughra, ghuljidin tiyipzat tahiri, eyni waqitta qeshqer xanliq medriske kélip, shemsidin damollamdin diniy we penniy ilimlerni ugen’gen. Tejelli bilen alahide yiqin munasiwette bolghan hem musha’ire yiziship turghan. Démek, gholjidin qaytip kelgen sabit damollam qeshqerde ustazi abduqadir damollam we meslekdishi shemsidin damollam bilen hemkarliship, qeshqer teweside mute’essiiplikke, xurapatliqqa, qulchiliqqa, nadanliqqa jahan’girlikke qarshi heqqaniy herketlerni teshkilligen .
1924 – yili abduqadir damollam suyiqesitke uchrighandin kéyin, suyiqesitchilerning nishani sabit damollamgha merkezleshken. Buni sezgen sabit damollam 1925 – yili hejge bérish bahanisi bilen iligha yénip chiqqan hem ilidiki meripetperwer, oqumushluq kishilerning yardimi bilen, 1927 – yili, „Shirin Kalam“dégen kitabini tunji qétim kürede tash metbe’ede basturghan. Bu kitabta nuqtiliq halda muhemmet peyghemberning terjimihali we exlaq – peziletliri sözlen’gen. Bu kitab kéyin hindistanda bésilip tarqitilghan .
Sabit damollam diniy ilimlerde hem türkche, erepche, parische edebiyatning pütkül turliride ilim tehsil qilghan bolghachqa, mezkur tillarda bezide nesiriy, bezide nezmiy bilen sözlesh, yézish kamalitige yetken. U 1927 – yilidin bashlap, ghulja shehride deng meschitide Quranuy Kerim ni aghzaki terjime qilip, bu ishni üch yil dawamlashturghan. Yene bir tereptin „Alipiyening Sherhiysi“ „Islam Qanuni (bu ibin malik dégen alimning alfiyesige qilghan sherhi we hashiyidur) , „Sunnet Aqide Jewheriye, Bayayan El Sünnet“  dégen kitablarni yazghan. 1930 – yili gholjida, chöchektiki murat ependidin telim élish bahanisi bilen weziyetni közetkili chiqqan xoten qaraqashliq muhemmet imin bughra bilen pikirleshken. U shu yili küzde qeshqer we atushtin chiqqan shemsidin damolla, yaqup haji qatarliq yüzdek kishi bilen birlikte on nechche yashliq oghli abdullani élip hejge mangghan .
1931- yili baharda, u hej tawabini adaqilip bolghandin kéyin, ilmiy ziyarette bolush üchün, oghli bilen bille köpchilik bilen xoshlashqan (bezi kishilerning diyishiche, sabit damollam, hej tawap qilish jeryanida tatar lardin chiqqan meshhur diniy alim musa jarullayéw bilen körüshken . Sabit damollam, musa jarullayéw, shemsidin damollam ücheylen sabit damollining Islam Qanuni namliq kitabi asasida, se’udi erebistanining padishahigha dölet qanunigha tüzitish kirgüzish toghrisida teklip bergen) . Sabit damollam se’udi erebistani, türkiye qatarliq jaylarda tekshürüsh, öginish bilen bolghan we ilmiy söhbetlerni élip barghan. Türkiyide ilmiy ziyaretteboliwatqan chéghida, misirda dunya islam alimliri söhbet yighini échilidighanliqidin xewertépip, yighin’gha ülgürüp qahirege barghan .
Sabit damollam se’udi erebistanida, misirda we türkiyide ilmiy ziyarettebolup, weten’ge qaytish üchün yolgha chiqip, 1932 – yili hindistan’gha kélip déhlide bir mezgil turup qalghan hem „Aqide Jewheriyet, Bayan El Sünnet“, „Shirin Kalam“, Alfiyening Sherhiysi“  namliq kitablirini basturdi .
Sabit damollam 1932 – yili 12 – ayda, qaghiliqqa yétip kelgen, andin udul xoten’ge barghan . 1932 – yili 1 – ayning melum bir küni, qariqash oybagh mediriside, muhemmet imin bughra 1931 – yili 6 – ayda qurghan yoshurun teshkilatning ezaliridin bir yüz ottuz kishi yighin échip, sabit damollam bilen qariqashliq memet niyaz elem axunumni ezaliqqa qubul qilghan hemde qozghülang kötürüsh künini belgilesh, qozghilangchilar rehberlirini saylash ishini muzakiriliship bikitken .
Sabit damollam özining chet ellerdiki igiligen ehwallirini tonushturup mundaq xulase chiqarghan: birinchi, bügünki dunya shara’itida qoshna we bashqa chet döletlerdin inqilabimizgha yardem kütmek mumkin emes. Men bu heqqe köpligen munasiwetlik kishiler bilen pikirleshtim, ikkinchi, inqilabning qozghulush noqtisi xotende bolushi lazim. Shuning üchün, men udul xoten’ge keldim .
Sabit damollam ramizan munasiwiti bilen xotenning herqaysi jaylirida Quran we hedislerdin wez éytip, bolupmu jihat toghrisidiki telimatlarni keng teshwiq qilip, qozghilang üchün xelq ichide omomiy bir pikir éqimi berpa qilip, maddiy we meniwi küchlerning toplinishigha küch chiqardi .
1933 – yili 2 – ayning 24 – küni, qariqashta qozghilang partlighan. 1933 – yili 4 – ayghiche xoten tewesi qozghilangchilarning qoligha ötken . Shuning bilen 4 – ayning 5 – küni „Hökümti Islamiye Hotan“  dégen waqitliq hökümet qurulghan. Sabit damollam qozghilang jeryanida, yeken qozghilangchiliri bilen xoten qozghilangchiliri ottursidiki ziddiyetni muwappeqiyetlik yarashturghan .
1933 – yili 7 – ayning 17 – küni, sawut damollam bilen muhemmet imin bughraning inisi imir abdulla (shah mensur) ikki ming kishilik qoshunni bashlap yekendin qeshqerge qarap yolgha chiqqan. Sabit damollamlar yekendiki chaghda, qeshqerdin tömür shijangning abdughopur shaptul damollam bashchiliqidiki töt wekili yeken’ge yétip kelgen . Ular qozghilangchilarning qeshqerge bérishining hajiti yoqliqi toghrisida sabit damollamlar bilen kéngish ötküzgen . Sabit damollam bashchiliqidiki qozghilangchilar buninggha qet’iy qoshulmighan .
Abdughopur shaptul damollam peyzawat shaptulluq kishi bolup diniy melumati yuqiri bolghachqa, qeshqer teweside tesiri zor bolghan. Lékin bukishi sépi özidin munapiq bolup, abduqadir damollamgha qesit qilish suyiqestige qatnashqan , osman pasha bilen tömür shijangni ziddiyetke sélip, ma jensang üchün ketmen chapqan. U 1934 – yilidin kéyin, yeni shéng shisey hökümiti dewride etiwarlinip ishlitilgen hem qeshqerde qurulghan uyghur uyushmisining re’isi bolghan . 1935 – yili yazda ürümchige kélip, ölkeboyiche échilghan „Ikkinchi qétimliq awam konfrensi“ge qatnashqan . Qaytip barghandin kéyin, shéng shiseyge bolghan alahide ixlasi heqqide sözlep yürgen hem uning „Alte Büyük Siyaset“ni teshwiq qilghan .
1936 – yili 5 – ayda, shéng shisey qeshqerning walisi, sowét ittipaqi bolshiwéklarpartiyisining ezasi wang bawchen’ge télégram bérip, sowét ittipaqida ékuskursiye we ziyerette bolush üchün soda – sana’etchiler tekshürüsh ömiki teshkil qilghanliqini, shunga qeshqer uyghur uyushmisining mudiri abdughopur shaptul damollamni ürümchige ewetip bérish lazimliqini uqturghan . Shéng shiseyning abdughopur shaptul damollamdin paydilanmaqchi boluwatqanliqini bilgen mehmut shijang uning ürümchige bérishigha yol qoymighan. U, 5 – ayning 12 – küni kéchide, adem ewetip abdughopur shaptul damollini qeshqer kona sheherning öteng bazirida yushurun olturgüzüwetken. Shéng shisey mehmut shijangning bu ishigha ghezeplinip, mehmut shijangdin öch élish üchün, mehmut shijangning yéqin ademliridin abduraxman haji bilen emet qul hajini saqchi idarisi arqiliq qolgha élip, ürümchige élip ketken .
Ene shu abdughopur shaptul damollam sabit damollamlar bilen yekende qilghan kéngishtin kéyin, bezi kishilerge, ularning jumhuriyet qurimiz dégini némisi? Majensanglargha kuchi yétemdiken? Dégen’ge oxshash sözlerni qilip, sabit damollamning keynidin gheywet qilghan. Tömür shijangning wekillirini kütushke mes’ul bolghan bir kishi bu sözni anglap qélip, imir abdullagha éytip qoyghan .
Qeshqerdin kelgen wekiller etisi qayitmaqchi bolghanda, imir abdulla (shah mansur) abdughopur shaptul damollamni élip qélip nezerbend qilip qoyghan. Wekiller qeshqerge qaytip kélip yekendiki kéngishte bolun’ghan sözlerni we imir abdullaning abdughopur shaptul damollamni nezerbend qilip qoyghanliqini tömür shijanggha yetküzgen. Tömür shijang buninggha xapa bolup, abdughopur shaptul damollamni élip kélish üchün, qeshqer olimaliridin yene wekillerni teshkillep yeken’ge ewetken . Imir abdulla wekillerge: abdughopur shaptulni hazir qoshup bérimiz, emma bu ningdin kéyin u pitne – pasat tarqatmisun! dep jikiligen .
Sabit damollam bilen imir abdulla yitekchilikidiki ikki ming kishilik qoshun yéngisargha yétip kelgende, tömür shijang qeshqerdin yéngisargha kélip, sabit damollamlarning qeshqerge barmasliqini ötünidu. Lékin sabit damollam bilen imir abdulla öz pikridee ching turup, qeshqerge qarap yolgha chiqip, 7 – ayning 20 – küni qeshqerge yétip kélidu .
Qeshqer diki hamitxan lüyjang, hemdembeg hajim lüyjang, sétiwaldijan (özbék, qeshqerge qéchip kelgen basmichilarning bashliqi) , kichik axun tü’enjang qatarliqlar alte yüz dek esker bilen, osman pasha (lüyjang) , uraz tü’enjanglar bashchiliqikidi qirghizlar töt yüz qushun bilen sabit damollini kütüwalghili chiqidu. On minglighan sheher puqraliri yolning ikki qasniqida turup, uni qarshi élishidu .
Sabit damollam, imir abdulla bashchiliqidiki xoten qoshunliri qeshqerge kelgendin kéyin, osman pasha ularni qizghin qarshi alghan bolsimu, lékin tömür shijang özining tesirining ajizlap kétiwatqanliqigha chidimay, 1933 – yili 7 – ayning 26 – küni hamitxan lüyjang, hemdembeg haji, sétiwaldijan, kichik axunlargha buyruq bérip, sawut damollam we shah mansur turghan orunlarni qorshiwélip, ularning eskerlirini pütünley qoralsizlandurghan hemde sabit damollam bilen shah mansurni yawaghdiki bir hoyligha nezerbend qilip qoyghan. Bu weqedin kéyin, tömür shijanggha majensangdin tartip hemmisi qattiq boysunup, uninggha qomandanliq tamghisini tapshurghan. Tömür shijang bu tamghini bir kün sheher aylandurup daghdugha qilghan. Buninggha ghezeplen’gen osman pasha 8 – ayning 2 – küni eskerlirini bashlap, öz yurti qizil uygha chiqip ketken. 8 – ayning 3 – küni, majensang tömür shijangni öltürüwetken. Shuning bilen, qeshqer majensangning qoligha ötken. Sabit damollam bu chaghda yurti atushqa chiqip ketken. Tömür shijang öltürülgendin kéyin, osman pasha qaytidin qeshqerge kélip, qeshqerni ilkige alghan hemde tömür shijanggha tewe qoshullarni özige qoshiwalghan .
Osman qeshqerni qolgha alghandin kéyin, sabit damollam atushtin qeshqerge kélip, osman bilen körushken. 8 – ayning 15 – küni qeshqer shehiride xoten hökümitining qeshqer ish bashqurush idarisini qurghan. 9 – ayning 10 – küni bu idarini emeldin qaldurup, uning örnigha „Sherqiy Türkistan Musteqilliq Jemiyiti“ ni qurghan .
Sherqiy türkistan islam jumhuriyitining qurulghanliqi toghrisida, eyni meydanda bar bolghan seypidin ezizi kéyin „Ömür Dasdtani“  namliq eslimisining birinchi qismida mundaq yazghan: “ shundaq qilip, hijiriye 1352 – yil 7 – ayning 4 – küni, miladi 1933 – yil 11 – ayning 12 – küni qeshqerde sherqiy türkistan islam jumhuriyiti qurulup, könchi mehellisining aldidiki meydanda bayraq chiqardi. Bu bayraq ay – yultuzluq kök bayraq idi. Bayraq chiqirip, jumhuriyet qurulghanliqini jakarlash chong yighinida, Hökümet isimliki, asasiy qanun we dewlet Shierini > qilindi “ .
“ qeshqer tarix matériyalliri “ ning 1 – qismida chang shéyang mundak yazghan: “11 – ayning 12 – küni (hijiriye 1352 – yil 7 – ayning 24 – küni) kéchide sherqiy türkistan müsteqilliqi jem’iyiti > qeshqer konisheherde yighin chaqirip, sherqiy türkistan islam jumhuriyiti ning resmiy qurulghanliqini jakarlidi. Teshkiliy programma qatarliq hüjjetlerni maqullidi .
11 – ayning 13 – küni chüshtin burun, sherqiy türkistan islam jumhuriyiti > hakimiyiti qeshqer kona sheherning tümen deryasi boyida, yeni yawagh köwrikining yénida, yigirme ming kishilik yighin échip, bayraq chiqirish murasimi ötküzüp, sherqiy türkistan islam jumhuriyiti hökümitining ezelirining isimlikini élan qildi. Sabit damollam özi dölet ishliri bash wekili > buldi. Aqsuda turiwatqan xojiniyaz hajigha dölet re’isi ornini qoyup qoydi. Sabit damollam uzun söz qildi. Sözdin kéyin, sheherde namayish qilindi .
11 – ayning 15 – küni, sabit damollam shwétsiye katolik diniy jem’iyitining qeshqerde turushluq wekaletxanisining qutluq haji bash muherrir likidiki basmixanisida “sherqiy türkistan“ heptilik géziti ni (beziler „Yengi Hayat“deydu) chiqardi. Yérim aydin kéyin, „Musteqilliq“  ayliq zhurnili chiqirildi, uningda, sherqiy türkistan islam jumhuriyiti rehberlirining isimliki we muhim hojjetler bésildi, keng kölemde jama’et pikri tayyarlandi >>.
Yazghuchi abduréhim ötkür “ oyghan’ghan zémin “ namliq romanining 2 – qismida mundaq yazghan: “ . . . Uningda jumhuriyet re’isi xojiniyaz hajim déyilgen kéyin, sabit damollam (atush) bash wekillikke, janibék qazi (qirghiz) mu’awin bash wekillikke, zérip qara haji (özbik) edliye ministirlikige, qasimjan haji (xoten) xarji ishlar ministirlikige, abdukérimxan mexsum (qeshqer) ma’arip ministirlikige, abdullaxan(özbik) sehiye ministirlikige, mehmut mohiti (turpan) herbiy qumandanliqqa, orazbék (qirghiz) dölet mudapi’e ministirlikige, yüsüpjan qurbéshi (özbék) bash shitap bashliqliqigha, ubul hesen haji (atush) soda – déhqanchiliq ministirlikige, shemsidn damollam (atush) ewqap wexpe ishliri ministirlikige, muhemmidin haji (qeshqer) hökümetning bash katipliqigha körsitilgeniken “.
1933 – yili qeshqerde qurulghan „Sherqiy Türkistan Islam Jumhuriyiti“sitalin hökümiti bilen shéng shisey hökümitini qattiq sarasimge salghan. Shuning bilen ular xojiniyaz hajigha wede bérip, uni indekke keltürüsh arqiliq bu yéngi qurulghan jumhuriyetni yoqitishni pilanlighan .
1934 – yili 3 – ayda, ulughchatqa tewe erkeshtamda, sitalin hökümitining wekilliri xojiniyaz hajini shinjang ölkisige mu’awin re’is qilidighanliqi toghrisida wede bérip, buning üchün, xojiniyazning ulughchattiki is’haqbék tü’enjang bilen birliship we shéng shisey qisimliri bilen masliship, jenubiy shinjangni tinchlandurushni shert qilghan. Xojiniyaz haji sitalin hökümitining telipige kön’gen hemde sabit damollam qatarliq kishilerni qolgha élip, shéng shiseyge tapshurup bérishke wede qilghan .
1934 – yili 4 – ayda, xojiniyaz haji yekende zirip qari haji, shemsidin damolla, ablaxan sultanbeg qatarliq töt kishini nezerbend qilghan. 4 – ayning 13 – küni, mehmut shijang qol astidiki ghopur tüenjangni qaghiliqqa ewetip, sabit damollamni qolgha alghan. Xojiniyaz haji sabit damollam bilen zirip qari hajini aqsugha yalap élip kélip, shéng shiseyning aqsudikii qisimlirigha tapshurup bergen .
Sabit damollamni shéng shiseyge tutp bérish bedilige xojiniyaz haji shinjang ölkisining mu’awin re’isi bolghan. Lékin, u mehmut shijang qomandanliqidiki milliy qisimni qeshqerde qaldurushni shert qilghan. Shuning bilen, mehmut shijang qeshqerde shéng shisey hökümitige tewe bolghan altinchi diwiziyining (kéyinche yettinchi diwiziyige özgertilgen) shijangi bolup, jenubiy shinjanggha tesir körsiteleydighan orun’gha ige bolghan .
Sabit damollam 1934 – yili shéng shiseyning ürümchidiki türmisige qamalghan. Xojiniyaz hajimu 1937 – yil 10 – ayning 12 – küni „Yapon Jahangirlikining Quyruqi“ dégen tohmet bilen shéng shisey teripidin qolgha élinip zindan’gha tashlan’ghan . Xojiniyaz haji 1938 – yili sitalin hökümiti terpidin terbiyilinip ürümchige – shéng shiseyge yardemge ewetilgen hashim haji dégen kishi teripidin sirtmaqta boghup öltürülgen . Xojiniyaz haji öltürülgendin kéyin, kishiler sabit damollamnimu öltürülüp boldi dep qarashqan. Lékin, sabit damollam 1940 – yiligha kelgiche hayat saqlan’ghan. 1940 – yili ürümchi ikkinchi türmining bashliqi lu bindi isimlik xuyzu sabit damollam bilen tonushup qalghan. Lu bindi sabit damollamning telipige bina’en uninggha Quraniy Kerim  bilen qeghez – qelem ekirip bergen hem sabit damollamning yashash muhitini yaxshilap bergen. Shu kündin bashlap, sabit damollam Quranuy Kerim ni uyghur tiligha terjime – tefsir qilishqa kirishken. On aygha yetmigen waqitta, u terjime – tefsirini toluq tamamlighan . Sabit damolla  Qurniy Kerim  ning terjime – tefsirni tamamlap uzun ötmey, yeni 1941 – yili ellik sekkiz yishida u alemge seper qilghan .
Eskertish: islam ümmiti yéqinqi esirlerdin buyan köpligen qanliq qismetlerni bashtin kechürdi. Bu qan bilen yézilghan köz yashliq qismetler din düshmenliri , musulmanlar ichidiki murtedler , munapiqlar ,sotsiyalizm , kapitalizm , dimokiratizim, mediniyzimgha iman keltürgen azghun petiwachilar, özining guruhi, öz millitining menpe’iti üchün islamni we islam ümmitni süy’istimal qilip el wela wel bera eqidisini terk etken petiwachi mollilar , mötidil islam tonigha orniwélip islam sheri’i hökümni qirqiwatqanlar we ularning sawatsiz , bilimsiz sadiq muxlis egeshküchilirning qulliri arqiliq ilip birildi. Din dushmenliri we azghun pirqilarning xataliqni körsitip bergen ehli tewhidiler peqetla qanun chiqirsh huquqi allahqa xas dep özining imani burchini ada qilghan qérindashlar ,musulmanlarning hoquqliri qoldin ketkendin tartip ta hazirqi zamanimizgha qeder her – xil namlar bilen qarilandi, chetke qéqildi , yurtliridin sürgün qilindi, töhmetlerning qurbani bolundi, hettaki seyyid qutubdek dargha ésildi. Lékin allahning wedisi we resullahning béshariti boyiche yaxshiliqqa buyiryidighan we yamanliqtin tosidighan bir guruppa islam ümmiti ta qiyametkiche qeder dawamlishidu. Ular din düshmenliri we yuqiriqi azghun guruhlarning hili – neyrenglirige hich ejeblenmidi we ejeblenmeydu.
I allah :qérndashlirimizning qilghan xizmetlirni musulmanlargha menpe’etlik qilip bergin, qérindashlirimni toghra yolgha yitekligin , ularning qelbini heq ölmalirining toghra yollirigha ichip bergin. Qérindashlirimni ehli – tewhid we selefi – salihlarning yollirida qilghin, az bilsimu ögen’ginige emel qilidighan salih , ixlasmen musulmanlardin qilghin , ulargha heqqe qul, batilgha qet’iy ikkilenmey inkas qayturalaydighan iman we jasaret ata qilghin . Gunahlirimizni meghpiret qilghin, bizdin ilgiri ötken ustazlirimizning , ata – anilirimizning we musulman qérindashlirimizning gunahni kechürgin. Sen heqiqeten bekmu rehidildursen , chin dildin töwbe qilghanlarning gunahlirini kechürgüchisen . Biz uyghur musulmanliri töwe qilduq , bizni kechürgin , özengning rehmet peziliti bilen bizge köplep sabit ( sawut ) damullilarni chiqirip bergin. I – allah ustazimiz elmuwahid , mujahid sabit damollam abdubaqi kamaligha jennetning eng kattisni bergin. Bizni uning yulida qilghin!!! amiyin!

Torda Éqip Yürgen Milliy Inqilap Heqqideki Söz-Chöcheklerge Rediye!


-Milliy Oyghunush Ürgütliri-Azatliq Yolida Izdinishler

uygur_devleti

 

Birqanche kündin beri milliy inqilapni, Ahmetjan Qasimiy Ependini, Bezi teshkilatlarni yene bir qisim siyasiy paliyetchilerni kichik chüshüridighan gheywet we söz chöchekler virustek tarqiliwatidu. Ahmetjan Qasimi shek-shühbesiz tariximizda ötken shereplik milliy qehrimanlarimizning biridur!Hazirqi zaman milliy herkitimizning meniwiy mimarlirining biri Turghun Almas „Kéyinki tariximizda Uyguristan xelqi üchün dahi bolushqa layiq iki kishi ötti.Eshu ulugh zatlarning biri Muhemmed Emin Buğra yene biri bolsa Ahmetjan Qasimi ependidur“dégen idi.Men bu ikki shexisning chetke qéqilghini yetmigendek emdi kélip Ahmetjan Qasimini milliy munapiqqa, xelqimizni yirginishlik mexluqlargha oxshatqan eshu atalmish yazmini körüp, towa dep yaqamni tuttum we Allahning izni bilen sükütni buzup, büyüklirimizning shenige sanchilghan eshu xuddi baghchidiki yawa tikenge oxshaydighan shumluqni chillap turidighan yazma heqqide dadilliq bilen ikki éghiz pikir bayan qilishni milliy sherep dep hésaplaymen we shu munasiwet bilen eshu yazmani, yazmining igisini we bu yazmini tarqitiwatqanlarni milliy herkitimizning nigizlik menpeetini asas qilip olturup shidet bilen eyipleymen, shundaqla bu heqtiki pikirlirimni xelqimiz bilen ortaqliship ötümekchimen!

Tenqit- ilmiy bolishi kérek!
Tenqit- tenqit exlaqigha boy sunghan bolishi kérek!
Tenqit- ijabiyliq pirinsipigha emel qilghan bolishi kérek!
Tenqit- jemiyet tereqiyatigha paydiliq bolishi kérek!
Tenqit- ittipaqliq, birlik we Qérindashliqqa ündigen bolishi kérek!
Tenqit- jamaet pikir éqimigha layiqlashqan bolishi kérek!
Tenqit- yaman süpetlik özgürüsh yasap özini-özi inkar qilishqa ötkende netije pütünley kütülmigen yerdin chiqidu!

Shunche köp weten xayinliri turghan yerde, milliy herikitimizning omurutqisi hésaplinidighan Ahmetjan Qasimigha oxshaydighan bir qisim shexislerni milliy munapiq dep haqaretlep, Milliy inqilapni hemde shuning bilen bir dewirde ötken xeliq qehrimanlirini etibarsizlashturush, millitimizning béshigha kéliwatqan xeterlik bir ishning bisharitidur we bashlinishidur!

Biz hezer eylimisek milliy tariximizdiki nurluq yultuzlarni qarilap, millitimizni ochuqtin-ochuq haqaretlewatqanlar, bu ishqa masliship heriket qiliwatqanlarning arqisida xitay tajawuzchiliri bar bolup, bu xeyirsiz mangqurtlar uzaq ötmey rast deptiken deysiler Sabit Dewmolla we Memtimin Bughralarghimu arqa-arqidin zeherlik tillirini uzartip, gül-chichekke tolghan meniwiy baghchimizgha wijdansizlarche ot qoyup béridu!

Bu büyüklirimiz heqqidiki yazma normal tenqitke peqet oxshimaydu.Tenqit opiratsiye qilghangha, tenqitte ilmiy uslup qolunush xeterlik yaragha melhem sürgenge oxshaydu.Torlarda éqip yürgen bu yaman süpetlik yazmining qilghinini hergiz tenqit deyishke bolmaydu we qollinilghan uslubni yaragha melhem bolidighan dorigha emes, keselni öltürüp dawalaydighan zeherge oxshawatidu, déyish téximu eqilge uyghun bolidu.

Ahmetjan Qasimini Milliy Munapiq, xayin we milletning düshmini dep teswirligen bu yazmining igisining yüriki qaridap, öz xelqige bolghan nepret shu derijige yetipturki uni aldirap söz bilen ipade qilghili bolmaydu!Nime üchün bizning qénimizdin bolghan bir adem öz xelqidin bundaq nepretlinidu, eqil hergiz qobul qilalmaydu.

Eshu yazmini oqughan kishi Uyghurgha xitaymu bunda öch emes, Uyghur turup uyghurgha qandaqlarche bunche öch bolup kétidighandu, dep tashlaydu ixtiyarsiz! Yazmining sayibida millitimizge bolghan öchmenlik, nepret we wehshiy haqarettin bashqa bir nerseni ipadileydighan gherez tamamen yoq! Yazma sahibining millitini, özini kemsitish tuyghusi shu derijige yetkenki, rohiy késeller doxturigha qettiy körünmise özini öltüriwélish ihtimalini chetke qaqqili bolmaydu.

Lenet bolsun, xelqimizning qediriyetlirige ilmiy we tenqidiy muamile qilishni bilmey qara-qoyuq til uzartidighan bundaq özini bilmeydighan, özini chaghliyalmaydighan we anillirimizdin emgen aq sütlerge asiyliq qilidighan exmeq we xeyirsiz hamaqetlerge!

Qaranglar mana emdi Xitaylar hemme yerde quturap ketti, bizde hazirche süküt qilish, qisasni qelbimizge xatirlesh we towa demektin bashqa chare yoq.
Qerindashlirim bu jandin ötüdighan yaman künlerdiki derdimiz yetip ashidu, xelqimzning sunuq köngluge bundaq rehimsizlerche azar bermenglar, bu maqala emes eksiche meniwiyetni weyran qilidighan bir virus boluptu.

Buni yazghan ademning ismnimu atighum kelmeywatidu.Öz millitige adem qandaq qilsa bundaq nepretlineleydu, nerdin kelgen zeherxendilik bu, xitay bundaq insanlargha nime wede qilghandu, aldin tesewur qilmaq tes.
Bu kishilerning xitaylar heqide yazghan mushundaq uzun, tesirlik we hayajangha tolghan maqaliliri barmu?Bar deydighanlar bolsa yollap qoyunglar nezer aghdurup baqayli.

Eger yazmining igisining mengisige birawlar tapancha tenglep turup, mushundaq bir maqala yaz degen bolsa uni bashqiche chüshinishke bolidu. Eger undaq bolmay, yazmining apturi Uyghurlardin nimishqidur öch élish meqsidide bu yolgha atlanghan bolsa, yazarmenning pisixik saghlamliqidin azraq emes xélila köp gumanliniwatqinimizdin hich shühbilinishke yer qalmaydu. Bu xil késelge giriptar bolghanlar dangliq kütüpxanilargha ot qoyiwétish, Tarixiy Binalarni partilitiwétish, Ammiy sorunlarda ewritini chiqirip hayasizliq qilish, meshur shexislerge böhtan chaplash, kichik balilarni görege éliwélish arqiliq awamgha özining kim ikenlikini, kimlikini, nime qilalaydighanliqini tonutup qoyidu.Xitay zulimining éshishigha egiship, ilgiri wetenni ular azat qilghuche biz xitaylar bilen inaq yashap turimiz. Weten azat bolghanda yene eng bashta biz barimiz, dewatqanlarda bu xil késellik alametliri körülishke bashlidi.

Xitaydin qorqup, barliq achchighini ejdatlardin chiqirip, barliq öchini Uyghurdin almaqchi bolup tereddut qiliwatqanlarnimu yoq dégili bolmaydu.Pissixologiye ilimide ailisi yaki jemiyettin köngli qattiq azar yep, achchiqni ichige yutalmay qisas élishqa atlanghan bu tiptiki hadisini Antisotsiyal Sindromi, dep ataydighan bolup, bu xil rohiy bonormalliq axiri kishining depressiyongha kirishni keltürüp chiqiridu. Bu ehwalni hazirqi zaman Uyghur jemiyitide yoq deyishke hergiz bolmaydu.

Bundaq késelge giriptar bolghan kishiler yoshurun éngidiki isteklirini qandurush meqsidide zorawanliq filimliridiki bash qehrimanlarning obrazi bilen özini baghliwélip, özi öchekep ketken, bizar bolghan we yirgengen insanlar türkimi bilen küresh ichide yashaydu. Bu tiptiki ademlerning késel ikenliki deslepte anche bilinmeydu, kéyinche oturgha chiqidu we jemiyetke ziyini bekla éghir bolidu. Bu xil ademler dangliq shexisler, meshur qehrimanlar, netije qazanghan siyasiyonlar bilen özini halak qiliwalghuche bolghan ariliqta özi talliwalghan yol we shekil arqiliq keskin tirikishish halitide yashaydu! Ahmetjan Qasimi qatarliq dangliq shexisler we téxiche ghelbe qilalmighan milliy heriket bezi nirwisi ajiz ademlerge alergiy qilishqa bashlighan bolishimu mumkin.

Biz özimizge diqqet qilishimiz lazim. Herkitimiz, oy-xiyalimiz we pikirlirimizni dayim tekshürüp turmisaq bolmaydu. Kisel bolush hichkimning gunahi emes, lékin késellikini bilip turup dawalitishqa orunmasliq, bedenni we rohni yarilandurush, jemiyetke yük bolup qélish hemde uning aldini almasliq gunahtur. Qérindashlarim allahning ashiqida bolsimu bundaq zeherlik viruslarni ishlep chiqarmayli. Budaq meniwiyetni chökertidighan mehsulatlarni yazmayli we xelqimizning arisigha chachmayli.

Ahmetjan Qasimi qatarliqlarni, milliy inqilapni we chet-eldiki teshkilatlarni normidin ashurup qarilaydighan bu tiptiki öchmenlik, zeherxendilik we qulchiliq rohigha bay ghelite yazmalar, bir qarimaqqa toghridek körüngini bilen, emeliyette bizge hergizmu yaxshiliq yaki birer xeyir keltürmeydu! Xitaylarning nöwette qiliwatqini meniwiyitimizdiki binani yiqitish. Xitay bir heriket bashlisa ishni mushundaq bashlaydu, dep oylisaq zinhar xata bolmaydu.

Bu yazmaning elan qilinishi jallat Chin Chuengo emdi üch xil küchke zerbe berishni chetelde bashlaymiz, degen chaghqa toghra keldi. Bu yazmigha qarap baqsam bir-ikki künde yezilghandek emes, xeli ilgirila xitaylar teripidin, millitimizge ghum saqlap yürgen birsige zakaz qilinghan mal ikenligi perezdin anche uzaqtek qilmaydu! Bizge belki qandaq zerbe beridu?! Bizge meniwiy dunyasimizdiki tariximizgha ayit iptixarliq tuyghulirini meniwiyitimizdin öchürüsh we tariximizda otturgha chiqqan, milliy shan-sheripimizning simiwoli bolup qalghan Sabit Dewmolla, Ghujaniyaz Hajim, Mehmut Muhiti, Alihan Töre we Ahmetjan Qasimigha oxshaydighan motiflarni xeliq arisida étibarsizlashturush arqiliq zerbe béridu.

Eger biz Qeshqeriye dewliti we birinchi-ikinchi qétimliq jumhuriyetchilik herkiti bizge qaldurup ketken qediriyetlerni özlikimizdin inkar qilsaq, milliy herkitimiz ixtiyariy shekilde tarqap kétidu. Bu inkasni yézishqa mejbur qilghan yazmalardin birqanchisi bar bolup, bundaq zeherlik yazmilarni mushu ay mushu künlerde xelqimiz arisida tarqitish allahning heqqide éghir gunah bolidu.Bu maqala saghlam bir pisixik keypiyatta yézilmighachqa meniwiyitimizde peyda qilidighan yara saqaymay nurghun qediriyetler arqa-arqidin gumran bolup kétishi mumkin.
Tarixqa, tarixiy shexislerge baha bérishte hayajangha bérilip aldiraqsanliq qilishqa, bilip-bilmey weten-millet üchün éghir ziyan sélishqa bolmaydu!Tarixi hadisiler we tarixi shexisler millitimizni, rohiyitimizni teshkil qilghan binaning parchiliri bolup, teyarliqsiz biri yulup chiqirilsa pütün bina ghulap chüshidighan xeter bolghachqa, bu meselige alahiyde diqqet qilishqa erziydu.

Tarixqa Birtereplime Muamile Qilish Eqilning Düshmnidur! Tarixiy Shexislerge Bérilgen Xata Baha Bolsa Milletning Düshminidur!

Tarixi Yoq Bezi Milletler Tarixni Toqup Chiqiriwatidu!Biz Bolsaq Tariximiz Turup, Uningdin Pexirlinishte Yoq, Uni Köydürüp Kül Qiliwatimiz!

Tarixqa Tebir Bérishte Mueyyen Bir Formula Yoq! Tariximizni Peqet Zamanning Éqishigha Egiship Özgiche Izahlaymiz!

Tarixni Qara-Qoyuq Inkar Qilghanliq Özini Xorlighanliq We Kemsitkenlik Bolup, Bu Xuddi Özini Özi Ésiwalghanghila Oxshaydu!

Jesser Ejdatlirimiz Bizge Qarighanda Eqilliqraqidi.Emma Düshmen Dewletler Bizning Bash Kötürishimizni Hazirqidekla Xalimayti!

Teshkilatni Chishlep Tartqanda Qawan Tongguzdek Bolup Ketkenler, Nöwet Xitaygha Kelgende Lalma Ittek Yawashliship Qalidu!

Ejdatlar Ata-Ananghila Oxshaydu! Ilmiy Exlaqini Bilmey Turup Tarixni Toluq Inkar Qilish Ata-Anisidin Tanghanghala Oxshaydu!

Gep Qilish Asan, Höddisidin Chiqish Tes! Chong Gep Qiliwatqan Bezi Exmaqlarning Emeliyette Kichik Ishlarmu Qolidin Kelmeydu!

Milletke Xitap Ang Sewiye, Siyasiy Sapa we Ilmiy Iqtidar Telep Qilidu! Bu Heqte Salahiyeztsiz Ish Qilghanlar Yaki Sarang Yaki Xayindur!

Tariximizgha, Tarixiy Shexislerge Baha Bérishte Étnologiykiliq,Sotsiologiykiliq, Politilogiykiliq, Pissixologiykiliq Ölchemler Hemde Tarix Pelesepesi Pirinsipliri Asas Qilinidu!

Tariximizdiki Sheyi We Hadisilerning Bugünki Normisi We Chek-Chigirisini Xalighan Bir Qulaqkesti Emes, Belki Shu Dewirdiki Sotsiyal Penler Boyiche Yétiship Chiqqan Mutexesisler Békitilidu!

Beziler Xitaygha Masliship Addiy Hadisilerdin Yüze Xulase Chiqirip Tariximizgha Zeher Qusuwatidu! Agah Bolunglar Qérindashlar!

Tarixtin Heqiqetni Körüsh Asan Emes! Bilmey Turup Tarixtiki Heqiqetler Üstide Pikir Bayan Qiliwatqanlargha Lenet Bolsun!

Tashqiy Düshmenni Haman Yéngiwalghili Bolidu! Düshmen Eger Pikiringde Bolsa Béshingni Tashqa Urghan Bilenmu Meghlup Bolisen!

Bilimlik Bolghanliq Hemme Ishning Hel Bolghanliqi Emes! Bilim Aqil We Tedbirlik Bolmighanlarning Görini Qazidu!

Tarixmu Bir Eserge Oxshaydu! Kechmishimizni Ejdatlar Yaratqan! Tariximizni Biz Yazimiz We Ewlatlargha Miras Qaldurimiz!

Ejdatlirimizning Milliy Mawjutluqimizni Qoghdash Üchün Élip Barghan Barliq Küreshlirige Adil, Semimiy we Ijabiy Baha Béreyli!

Tarixni Ejdatlirimiz Yaratti, Biz Tiklep Chiqtuq! Milliy Kechürmishlirimiz Barliq Rengliri Bilen Muhteshem We Birpütündur!

Biz Tarixqa Nezer Tashlap, Özimizni Meshur Shexislerimizning Chirayidin Körümiz we Téximu Éniq Tonuymiz!

Tarixqa Baha Bérish Undaq Asan Ish Emes!Tarixqa Birqisim Nadan We Exmaq Ademler Emes Dana Xeliqimiz Baha Bersun!

Shanliq Tariximiz Bizning Qimmetlik Ana Mektibimizdur! Bu Mektepni Oqumay Turup Özimizni Hergizmu Yaxshi Tonuyalmaymiz!

Ejdatlargha Qilinghan Hojum Militimizge Qilinghan Eng Chong Haqarettur! Meshur Shexisler Milliy Gewdimizning Bir Parchisidur!

Tariximizdiki Meshur Shexislerge Tenqidiy We Ijabiy Hadisatlarni Birleshtürüp Baha Berginimiz Téximu Aqilaniliktur!

Tariximizgha, Tariximizdiki Meshur Shexislerge Tenqidiy We Ijabiy warisliq qilalmisaq kelgüsining yol xeritisini pilanlighili bolmaydu!

Tariximizgha Baha Bérish Nazuk Bir Ish! Alahiydilik We Kemchiliklirimiz Bilen Biz Bir Pütün Millet Hésaplinimiz!

Mushu Künlerde Sabit Dewmolla,Memtimin Bughra,Aliyhan Töre We Ahmetjan Qasimigha Tilteküzgenler Milletimizning Düshmenliridur!

Hey eziz qérindashlar gep qildim dep dewermenglar, qiliwatqininglar xitayning wetende qiliwatqan ishining del özidur! Men silerge dep qoyay, Xitaylar mushundaqla mangsa teliyinglar ongdin kelidu-de, silerdin burun, siler qarghawatqan bu tarixni we eshu dewirdiki tarixiy shexislerni uzaqqa qalmay özliri pak-pakiz yoq qiliwetidu!

Bu ishqa hazirdin bashlap xelqimizning arisida hazirliq qilishqa bashlidinglarmu-yaki?! Millitimizdin qorqmisanglarmu Allahdin qorqunglar!Insap qilinglar, bichare xelqimizge uwal qilmanglar, mezlum xelqimizning bergen aq sütini haram qilmanglar!

Milletning ötmüshi bugüni bilen, bugüni bolsa kélichigi bilen bir pütündur!
Tarixshunasliq élimide tarixqa bugünki ölchemler bilen qarashqa bolmaydighanliqini, tarixiy hadisilerge méghizini qobul qilip sakilini chiqirip tashlash pirinsipi bilen muamile qilishni tekitleydu!

Millitimizning tarixtiki yashash sharayitliri, yashaghan jughrapiyeliri, dunya qarashliri, diniy we siyasiy étiqatliri, boy sunup yashashqa mejbur bolghan qanunliri we kultural xususiyetliri oxshimighachqa, tariximiz we tarixiy shexislerge baha bergende ijabiyliq bilen selbiylikni rushen periqlendürishimiz, xulasilerni bugünge eynen köchürüp kelmestin tenqidiy özleshtürüshimiz lazim!

Tariximizdiki paydisiz, selbiy we xata hadisiler, yaxshi we yaman shexislerning hemmisini bugünimiz we kélichigimiz üchün xizmet qilduridighan qimmetlik bayliq dep qariyalisaq, u halda pikirimiz échilip tariximizdin qéydash, ejdatlirimizdin yamanlash pissixikisidin qurtulup, pikir yolimiz wallide yorup kétidu!

Hey beghrezler siler uni qildi, buni qilmidi dep renjiwatqan milliy qehrimanlirimiz téxi 30 yashqimu tolmighan, burutliri yéngidin xet tartqan militimizning munewwer perzentliri idi.Siler aq-saqal bolup newre körgiche bolghan ariliqta ular örüyelmigen qaysi taghni yiqitiwettinglar?!Düshmen shu chaghdimu küchlük we köp idi.Xelqimiz shu chaghdimu az we ajiz idi!

Pütün dunyada bizning ayrim dewlet bolushimizgha qarshi birliksep bolmighan bolsa, ular bashlighan inqilap we qurghan jumhuriyet asiyaning ottursida bu chaghqiche yaponiyedek sanaetleshken qudretlik bir dewletni allaburun shekillendürüp bolghan bolatti.

Tariximizni, dunya tarixini, xelqra siysiy sürkülüsh we qutuplishishlarni yaxshi örgensenglar andin, qisqa bolsimu dewlet qurup, musteqilliq bayriqini merkizi asiyada tikligen eshu shanliq ejdatlirimizgha aperin oqumay qalmaytinglar! Bilip qoyunglarki xelqimiz silerdek döt-kalwa emes, ilgiri purset kelgende nime ish qilghan bolsa yene waqti kelse nime ish qilishni özi bilidu, hosh kallanglarni tapmisanglar tarixning lenetlik tamghisi pishanenglargha urulup qalidu!

Maqala Autori: Küresh Atahan

14.02.2018 Germaniye

Osmanli Dewliti We Uyghurlarning Siyasiy Teqdiri!


Autori:Korash Atahan

Késilini Yoshurghanning Derdini Ölümi Ashikarilaptu!

-Uyghur Hikmetliridin

Fredoom for Uyghur
Késilini Yoshurghanning Derdini Ölümi Ashikarilaptu!
-Uyghur Hikmetliridin
Büyük alim Yüsüp Has Hajipning jahanshomul esiri “Qutatqu Biligte” Uyghur hökümdarlirining adilliqi, adaliti we heqqaniyiti ekis ettürülgen bolsa, Xitaylarning Herbiy Ishlar desturi bolsa xitay militining qara niyetliki, wapasizliqi, achközliki qatarliqlarni ekis ettürülgen, osmanlilarning dewlet bashqurush tüzükliride bolsa zorawanliq, hakimmutleqliq we kéngeymichilik qatarliqlar asasiy tima qilinghan.
Xitaylar ach qalsa öz ailisidiki ajizlirini tallap yep hayat qalidighan bir millet!Emma tarixta türükler gerche ach qalmighan bolsimu, hökümdarlarning xayishi bilen yat milletler bilen hemkarliship öp-öz qérindashliri üstidin qanliq qirghinlarnimu élip barghan!
Biz Uyghurlar bolsaq hemme ishta aq köngüllük, insaniyliq we adilliqni ölchem qilghachqa “Köngülchekning köti ochuq” dégendek aqiwetke qalghan.Millitimiz meselilerge özidek sadda muamile qilmighan hökümdarlargha qarshi toxtimay isyan kötürüp turghachqa, axirida hökümdarmu yoq, dewletmu yoq, insap we adaletmu yoq halette qara niyet yat milletlerning mustemlikisi astida qul yashashqa mejbur bolghan! Milliy Iradisining Hökmaranliqini Angliq Qobul Qilmighan Millet, Yat Milletlerning Ayaq- Asti Qilishigha Mehkum Millettur!
Uyghur xelqining dewlet we hakimiyet heqqidiki sadda dunya qarashliri özining hökümdarliri we milliy dewletlirining béshigha chiqqachqa milliy hakimiyetliri uzaqqiche put tirep turalmighan. Xitaylarning dewletchilik desturi, Osmanliylarning dewlet bashqurush tüzükliri bolsa ularni ronaq tapquzghan bolsa, bizning dewletchilik iddiymiz, dewletni yiqitish rolini oynighan!
Bundaq hadisatlarni tariximizdin samandek misal keltürgili bolidu.
Osmanli Dewliti We Uyghurlarning siyasiy teqdiri heqqide kishini oygha salidighan sirliq ishlar bolghan! Osmanli Sultani Abdulhamidhan yollighan top we tüpekler qeyerge ketken?Qeshqeriye dewliti top we tüpeklerni tapshurup élip xitaylargha qarshi qollanghanmu, yaki xitaylar eshu top we tüpekler bilen Uyghuristan dewlitini yiqitqanmu ejiba?! Sultan Abdulhamidhan Uyghurlargha top we tüpek köndergen bolsa nimishqa Pekinde Türükler teripidin eskiriy Ishlar Universitesi qurulghan?!
Bu universitetta oqughan genirallar Zuo Zongtang bilen birge D.Türkistanliq qérindashlargha yardem qilish üchün kelgenmu ejiba?! Qaysi tarix toghra zadi?! Nime Üchün Qeshqeriye dewliti Osmanli dewlitige beyiet qilighan turuqluq, Osmanli dewliti Qeshqeriye dewlitige bu ahanetni ishlidi?!Bu qiyin suallardur!Siler tarixchi dewatqan, doktur dewatqan ependiler nimishqa bu tarixni qézip chiqip heqiqetlerni xelqimizge ügetmeydu?!
Aziz qérindashlirim Osmanli dewliti degenlik Türük dewliti dégenlik emes.Bezi hakimiyetler bar xudi Osmanli dewlitidek öz millitining shillisini dessep turush üchün qurulidighan. Türükler Osmanili dewliti yiqilip Jumhuriyert qurulghandin keyinla milliy hakimiyitini tiklidi. Osmanli dewliti höküm sürgen alte yüz yil dawamida bashqa herqandaq milletke türüklerge qilghan peskesh muamilini rawa körmigen.Dunya Türük émperiyesi dep qaraydighan Osmanlilar dewride Türükler ikkinchi sinip muamilisi körgen bolsa, Dunya bashqa millet dep qaraydighan Chenggizhan qurghan Mongghul émperiyesi dewride bolsa Türükler aliy ériq muamilisini körgen!
Osmanliy dewride bolsa türükler rastinla pes ériq süpitide xorluqqa uchrighan. Bu éti ulugh emma türükler üchün supirisi quruq dewlet bashqilargha qarighanda Türüklerning qirilip ketishige tarixta eng köp sewep bolghan.
Bu dewlet bashqa din we eriqtiki xeliqler bilen ittipaqliq ichide, türkiy xeliqler bilen qanliq urush ichidila bolghan.Tarixta Türüklerning eng köp qirilip ketken waqti we bashqa miletlerning nopusining eng köpüyüp ketken, medeniyitining eng tereqiy qilip, herbiy jehettin eng küchüyüp ketken waxti Osmanliylar höküm sürgen keyinki 500 yildur!
Engilizlar Osmanli dewlitini orta asiyadiki türkiy xeliqlerning bolupmu dunya eng yeqindin bilidighan Emir Tömürning ewladi hesaplanghan Uyghurlarning bash kötürüshining aldini élish üchün Zuo Zongtangning eskerlirige herbiy telim-terbiye bérishke mejburlighan. Pekinde Osmanlilar Engiliye dewlet bankisi teminligen meblegh bilen mexsus bizge qarshi adem yetishtüridighan herbiy universitet qurup, Türkistan xelqige qarshi dunyawiy sewiyediki eskiriy qomandanlarni yétishtürgen.
Türkiye telim-terbiye bergen xitay-manju armiyesi Qeshqeriye dewlitini yiqitti…Birinchi we ikkinchi jumhuriyet dewridemu bu ish birinchi qetimqidek arqa-arqidin oxshashla tekrarlandi…Shunga xitaylar türkiyeni, türkiye xitaylarni qara kün dostimiz, dep ataydu…
Elbette bu bir achchiq tarix…Toghra Türükler bolsa bizning jenimiz, yürek parimiz, öp-öz qérindishimiz…Qénimiz bir, kélip chiqishimiz bir…Uyghurlar weten we siritida qazaqlarning qazaqistani, qirghizlarning qirghizistani, üzbeklerning üzbekistani bar, biz Uyghurlarning bolsa türkiyemiz bar, dep pexirlinidu! Uyghurlar tamamen heqliq. Sewbi Selchuqlar dewliti we Osmanlilar émparatorliqini biz Uyghurlarning gheripke köchken ejdatliri qurghan! Emma tarixning ötüshi bilen weziyet barghanche murekepleshken. Anatoluda qanche yüz yillardin béri hayat-mamatliq hakimiyet talishish kürishi dawamlashmaqta. Türük hökümitini tarixning oxshimighan dewirliride kimler idare qildi we qiliwatidu, uni biz bilmeymiz…Hakimiyet kimning qoligha ötse ötsun hökümdarlar özini qoghdap qélish üchün herqandaq wastini tallimaydu, dégili bolmaydu.
Tejiribiler ispatlidiki oxshimighan dewirlerde hakimiyet yürgüzgenlerning hazirghiche bizge tutqan pozitsiyeside anche chong periq yoq bolup keldi. Dunyaning perde arqisidiki rejisorlirining bizge bolghan közqarishi özgermey turup, türkiyening we türkiy jumhuriyetlerning bizge bolghan pozitsiyeside chong özgürüsh bolmaydu. Dunyaning heqiqi xojayinlirining biz bilen bolghan munasiwiti yaxshilanghanda, biz dunyaning yengi tertiwidin orun alghanda bizge eng bashta yardem qilidighanlar Türkiye we Türkiy Jumhuriyetler bolidu. Ejdatlirimiz „Asqida göshüng bolsa bir küni yersen“ deptiken. Shu pursetler piship yétilgiche memliket ichi we siritida bolupmu qérindash milletlerning tupraqlirida özimizning milliy mawjutluqimizni bir amallarni qilip qoghdap qélishimiz kérek! Herwaqit qérindashlirimizning we yatlarning bizni özlirining ötkünchi menpeetliri üchün qurban qiliwetishiden pexes bolishimiz lazim!
Hazir keyinki 60 yildikige oxshashla Türkiyening menpeeti hemmidin üstün deydighan gep yene xelqimiz arisida bash kötürüp qaldi…Osman Elining, Isa Begning nime üchün türkiyede chong körülüp, Yaquphan Bedewlet, Sawut Dewmollam Hezretli, Alihan Töre Hezretliri we Ahmetjan Qasimiy ependi qatarliqlarning anche tilgha élinmasliqi we jiddiy peyitlerde chetke qéqilishining ademni shürkendüriwetküdek bir tarixiy arqa körünishi bar. Biz Uyghurlar Oghuzhanning, Ailp Afrasiyapning, Sultan Selchuq Bughra Qarahanning, Alip Arislan Qarahanning we Hökümdar Amir Tömürning ewlatlirimiz!Bizni Altayliq Osman Eli we Yengisaliq Isa Begning torunlari dep kichik chüshürgenlerge hergiz yol qoymasliqimiz lazim!
Türkiye jumhuriyiti bizge dayim “Biz digen ishni qilmighan Uyghur dewliti, bizning düshminimiz” muamilisini tutup kelgen.Türükler bizning bashqa milletler bilen siyasiy jehette hemkarliship bir dewlet qurushimizgha qarshi turghini bilen, özliri bizge yardem qilip bir hakimiyet tiklishimizge hergiz yardem qilmighan!
Tarixtki türkiye hakimiyetliri bizge qérindash közi bilen emes, engilizlarning közi bilen qarap kelgen keyinki ikkiy yüz yilda xitay dewliti qurulup küchlinip, bizning dewlitimiz yiqilip yoqulup ketish girdawigha kélip qalduq!Türkiyening ikki esirdin beri bizge tutqan tutami bizning milliy musteqilliq heriketlirimizni himaye qilish emes, engiliye arqisida turup bergen mustemlikichilerning hakimiyitini mustehkemleshtin ibaret boldi! Gepning tochkisi Türkiye axirqi ikki esirdin béri jiddiy dawalghush boliwatqan dunyada bizni xitaylargha we ruslargha bériwitish hésabigha “Ottura sheriqte qaysi eng axirqi menpeetimni qoghdap qalimen”, dégenni köpraq oylidi we bizni hich ikkilenmeyla bugünkidek özlirining burnining uchidiki ötkünchi xelqara menpetlirining qurbani qiliwetti.
Biz Uyghurlar baghrimiz yumshaq, könglimiz tüz we intayin sadda bir xeliq. Shu seweptin bashqilarning aldam xaltisigha asanla chüshüp kétip qalimiz. Keyinki ikki esirdin béri yatlar bizning milliy, diniy we siyasiy hisiyatimiz bilen oynushup keldi.Shunga jenglerde ghalip kelgen bolsaqmu, siyaset meydanlirida toxtimay yéngilip kelduq!Diqqet qilmisaq asanla öz ayaqliri bilen qassapxanigha kétiwatqan qoyghala aylinip qalimiz! Dunyada biz chüshenmeydighan köp ishlar bar,chéchen bolghinimiz, özimizdin bashqa hechkimge ongayliqche sir bermeslikimiz lazim!Bu tarixni Türük qérindashlirimiz bilmeydu, chünki ulardin bu ahanet sir tutulghan! Biz Türük qérindashlirimizgha bu untush qiyin bolghan achchiq tarixni eng uyghun bir yol bilen chüshendürmisek, qérindashlirimizgha wekillik qilidighan bu hakimiyet ilgiri dewlitimizning béshigha chiqqandek, emdi bolsa wehshiy yaman künge qalghan mezlum xelqimizning béshimizgha chiqidu!

-Heqiqet Nuri
10.02.2018

Paydilinish:

https://en.wikipedia.org/wiki/Zuo_Zongtang

ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK TÜRK ARAŞTIRMACISI KAZIM MİRŞAN


ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK TÜRK ARAŞTIRMACISI KAZIM MİRŞAN

 

ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK TÜRK ARAŞTIRMACISI   KAZIM MİRŞAN ONUR ÖDÜLÜ ALDI

Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresinin (ICANAS) Ankarada yapılan 38inci toplantısında 12 kişiye onurluk ödülü (12 yıldız ödülü) verildi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu öncülüğünde gerçekleştirilen ve sosyal bilimler alanında dünya çapında organizasyonlar arasında gösterilen ICANASta, bilim, fikir ve düşünce dünyasının aydınlatılmasına çok değerli katkılarda bulunmuş bilim adamları da unutulmadı.

67 ülkeden 800 bilim adamını buluşturan kongrede, 80 yaşını aşmış 12 bilim ve sanat dünyasının yıldızına ödül verildi.

KAZIM MİRŞAN

Bu isimler arasında arasında Araştırmacı-Yazar ve teorisyen Kazım Mirşan da vardı. Mirşan, Doğu Türkistanın İli Nehri üzerindeki Kulca Kentinde, 1919da dünyaya geldi.

1932de öğrenimine İstanbulda devam etti. Almanyada Berlin Üniversitesinde ve İstanbul Teknik Üniversitesinde inşaat yüksek mühendisliği okudu. Almanca, Rusça,  İngilizce ve Türk lehçeleri; (Tatarca, Özbekçe, Başkurtça, Tarançıca, Kaşkarlıkça yani Uygurca, Kazakça, Kırgızca, Azerice, Türkiye Türkçesi ile kendi ana lehçesi olan Tümenlikçe) dışında, Yunanca, Latince ve İtalyancayı meslek araştırmalarına yarayacak kadar bilen Mirşan, hayatının büyük bir kısmını Türk tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya atarak  büyük tartışmalara yol açtı. Etrüsk Yazısını dünyada ilk defa okuyan Mirşan, Orhon-Selene Yazıtları üzerinde de incelemelerde bulundu. Türk tarihiyle ilgili tartışma yaratacak yeni teoriler öne sürdü. Atlantis olarak bilinen mitolojik uygarlığa ilişkin yeni iddialar ortaya attı.

Hayatını bilimsel araştırmalara adayan Kazım Mirşan, Türk tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya atarak tartışmalara yol açtı. Etrüsk Yazısını dünyada ilk defa okuyan kişi olarak bilinen Mirşan, Orhon-Selenge Yazıtları üzerinde de incelemelerde bulundu.

Mirşana göre, Japon ve Çin medeniyetinin dip kültüründe M.Ö. 4000 yıllarında Orta Asyadan göçen Türklerin etkisi var. Ayrıca, Türklerin Anadoluya gelmeleri 1071e değil,  M.Ö. 7000 yıllarına kadar gidiyor. Çevresi denizle çevrili Anadoluyu sürekli besleyen Türk göçleri buraya sıkışmışlar ve Türk varlığını tesis etmişlerdir. Oğuzlar Anadoluya  geldiklerinde karşılarında aynı dili konuşan pek çok Türk grubu ile karşılaşmış. Mirşan, M.Ö. 10 bin yıllarında ılıman iklim ve büyük göllerin olduğu anlaşılan Orta Asyanın kuruması  ve çölleşmesiyle Türk gruplarının çevre ülkelere yayıldığını ve diğer kültürlere etki yaptıklarını ifade ediyor. Mirşan, Bering Boğazından geçen bu grupların Kızılderili kültürlerinin diplerinde de etkili olduğunu belirtiyor.

TARİHTE İLK TÜRK DEVLETİ:  BİR OY BİL

İlk Türk devletinin Bir Oy Bil olduğunu savunan Mirşan, ardından At Oy Bil, Türükbil in (karşılığı: Göktürk) geldiğini kaydediyor. Mirşana göre, Türk tarihinin çok eskilere dayanması gerektiğini gösteren en büyük delil ise Orhun kitabeleri.

Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan tarafından ortaya çıkarılan yeni bir tez, Türk tarih dünyasını karıştıracak cinsten. Mirşan ile Tarcan, bilinen ilk Türk devleti olan Hun İmparatorluğunun ilk Türk devleti olmadığı, ilk Türk devletinin Bir Oy Bil olduğu görüşünde. Ardından At Oy Bil, Türükbil (karşılığı: Göktürk) gelir. Türk tarihinin çok eskilere dayanması  gerektiğini gösteren en büyük delil ise; Orhun kitabeleridir. Çünkü Orhun kitabelerinde kullanılan dil ve noktalama işaretleri bu dilin en gelişmiş hali olduğu sonucuna götürmektedir.

Böyle bir dilin oluşabilmesi için en az 3000 yıl geriye gidilmesi gerekir. Bugün Çin sınırları içerisinde 300 metre boyunda piramitler bulunduğu ve bu piramitlerin Mısırdan  çok önce inşa edildiği tespit edilmiştir. Mısırın dip kültüründe de Türkler olduğu iddia edilmektedir.

Hazırladığı çalışmalarda İngilterenin Başkenti Londrada bulunan  kütüphanedeki belgelerden yararlandığını da belirten Mirşan, Macar Türkolog Aurel Stein, yaptığı araştırmalar sonucunda Türk tarihine ait orijinal belgeler bu kütüphanede yer bulmuş.

Şimdi biz de bu belgeleri derleyerek Türk tarihine ait bilinmeyen dönemlere ışık tutuyoruz dedi.

TÜM ALFABELERİN KÖKENİ TÜRKÇE

Kazım Mirşan, yaptığı çalışmalar sonucunda tarihe dönük bilimsel iddialarda bulundu. Mirşan, Türklerin Çinlilerden çok daha önce kağıt üzerine fırçayla yazı yazdıklarını ve bunun örneğine çok rastlanmadığını, tüm dünya alfabelerinin kökeninin Türk alfabesi olduğunu   ifade etti.

İşte, Mirşanın tarihçileri şaşırtacak iddialarından bazıları:

* Türk Tarihi, M.Ö 16.000li yıllara dayanıyor.

* Yazı M.Ö 16.000 yılında Türkler tarafından icat edildi.

* Tüm dünya alfabelerinin kökeni Türk alfabesidir.

* Kürtçenin Ön-Türkçeden sözcükler barındırdığı gibi bu sözcükleri Arapça ve Farsçaya da taşımıştır.

* Anadoluda da Ön-Türkçe yazıtlar bulunmaktadır.

* Latin, Yunan, Fenike ve Kril alfabeleri, Ön-Türkçeden oluşmuştur.

* Romanın küllerinden kurulduğu medeniyet olan Etrüskler Türktür. (Etrüskçe yazıtlar ilk defa 2004 senesinde Kazım Mirşan tarafından çözümlenmiştir.)

* Etrüskçe Türkçedir

* Skandinavya ve Avrupada 5000den fazla Türkçe yazıt bulunmaktadır.

* Türklerle Almanlar (Cermenler) akrabadır.

* Mısırdaki eşteşlerinden 2000 yıl daha eski ve iki kat daha büyük olan ve şu anda yasaklanmış bölgede bulunan piramitler, Türkler tarafından yapılmıştır.

Mirşan ayrıca, Etrüskçe Türkçedir, Türklerle Almanlar akrabadır diyor.

Kazım MİRŞAN hocayı  dünya tarihi ve Türk Tarihi üzerine yaptığı bilimsel çalışmalarından dolayı tebrik eder, çağımızda yazılı okuduğumuz tarihi değiştirebilecek bilimsel  başarılı çalışmalarının devamını dilerim…

 

Erdoğan KIRMIZIOĞLU

KÖKTÜRKLER

http://www.kokturkler.net/kokturk/makaleler/cagimizin-en-buyuk-turk-arastirmacisi-kazim-mirsan

Mark Twain-Tom Sawyer – Sesli Kitap (Full)


Mark Twain-Tom Sawyer – Sesli Kitap (Full)

Thomas Sawyer is the title character of the Mark Twain novel The Adventures of Tom Sawyer (1876). He appears in three other novels by Twain: Adventures of Huckleberry Finn (1884), Tom Sawyer Abroad (1894), and Tom Sawyer, Detective (1896).

Sawyer also appears in at least three unfinished Twain works, Huck and Tom Among the IndiansSchoolhouse Hill and Tom Sawyer’s Conspiracy. While all three uncompleted works were posthumously published, only Tom Sawyer’s Conspiracy has a complete plot, as Twain abandoned the other two works after finishing only a few chapters.

Qulaq Mollaliri We Yunan Peylasopi Soqrates! 


Autori:Korash Atahan

13754645_1243739808972610_842250323699496603_n
Bilim Déngizidin Heqiqetlerni Süzüsh Asan´gha Toxtimaydu!
Heqiqetlerni Bilish Üchün Eslide Nahayiti Uzaq Yillap,Hetta Bir Ömür Qétirqinip Izlinishke Toghra Kélidu!
Hazir Qolida Diplomning Chongi Bolghan Bilen Hayatida Hich Mektep Yüzi Körüp Baqmighandek Ademlerni Hésapqa Almighanda, Mektep Yüzini Rastinla Körmey Turup, Hombold Uniwérsititining Profesorliqini Qilidighan Ademlerdek Qilmishlarni Qilip Yürüydighan Qulaq Mollaliri Bekla Köpüyip Ketti.
Dangliq Islahatchi, Yéngiliq Perwer Maaripchi We Ot Yürek Alim Abdulqadir Dewmollamni Öz Dewrining Hesetxor Qulaq Mollaliri Qetli Qiliwetip Özlirini Qaranghu Zindandek Jahaletler Dunyasigha Tashliwalghan!
Bizde Xitaylardek Adem Göshi Yeydighan Adet Yoq! Emma Qulaq Mollalirining Hesiti Tutup Ketse Adem Göshinimu Bashqiche Shekilde Yep Qoyidu.Hesetxor Qulaq Mollalirining Adem Yiyish Usulini Möshüklerning Balisini Yéyish Usuligha Azraq Oxshatqili Bolidu. Möshüklermu, Hesetxor Qulaq Mollalirimu Yigende Qan Chiqarmay Yeydu! Meripetperwer, Milletperwer We Wetenperwer Ediplerdin Abduxaliq Uyghuri, Memtili Ependi We Abdushkur Memtimin Qatarliqlarni Aqsaqal, Hesetxor, Qaraqursaq we Körelmes Qulaq Mollaliri Yep Ketken!
Qulaq Mollalirining Qilghan Gunahlirining Köplikidin Nesli Qurup Ketmeydiken Yene! Qulaq Mollaliri Siyasettin Hidayetkiche, Tarixtin Pelesepegiche, Hüner Kesiptin Soda-Sétiqqiche, Senetin Edebiyatqiche Hemme Yerge Hasharettek Yéyilip, Iqtisas Igilirini, Kesip Igilirini We Qabiliyetlik Insanlarni Xuddi Qum Buranidek Kömüp Tashlighan Weziyette Turiwatimiz!
Qulaq Mollaliri Hemme Ishqa Chépilidu, Hemme Ishni Qilalaymen Deydu, Hemme Ademning Rolini Alalaydu! Siz Özingizni Melum Bir Aliy Mektepte Jurnalistliqni Oqughan Qabiliyetlik Muxbir Dep Yürgen Chéghingizda, Ular Sizge Xewerning Yaki Edebiy Ochiriklarning Qandaq Yézilidighanliqini, Sizge Mensup Bolghan Emma Weyrane Halettiki Kespiy Sorunlarda Ügütüp Qoyishidu!
Qulaq Mollaliri Özingizni Musulman Chaghlap Yürgen Waqtingizda, Siznila Emes, Etrapingizdikilerni Hetta Ata-Bowilliringizni Qoshup Biraqla Kapirgha Chiqirip, Özlirining Dozaq We Jennetning Achuqusini Kötürüp Yüriwatanliqini Sizge Toluq Tonutup Bolmighiche Yaqingizgha Ésiliwélip Hergiz Qolini Qoyuwetmeydu!
Qulaq Mollaliri Özlirini Ajayip Katta Chaghlap Bir Top Adem Bilen Ming Métirgha Yügüreymiz, Dep Ish Bashlap, On Métirliq Yerning Ichide Rohiy Késeller Doxturxanisidiki Saranglardek Héli Aldigha, Héli Arqigha Méngip, Héli Buzup Héli Azraq Tüzep, Qilmaqchi Bolghan Ishlarning Hemmisini Biraqla Sugha Chilashturidu Axirida Yoqqa Chiqiridu. Hazirmu Ilgirkige Oxshashla Qulaq Mollalirining Destidin Yolda Xatirjemrek Mangghilimu Bolmaydu!Qulaq Mollalirimu Xuddi It Poqidek Hemmela Yerde Bar! Nime Ish Qilghan Bilen Bikar, Aldingizgha Mijezi Osal Köpeklerdek Hürüp Chiqip, Bezide Sayingizdek Egishiwélip, Sizni Sizning Hüniringiz Heqide Hergiz Éghiz Achturmaydu We Ish Qildurmaydu!
Dunya Tarixida Ilgiridin Tartip Hayatliq Qanuniyetlirining Sirlirini Temtirimey Yésheleydighan Men-Men Dégen Xéli Köp Danishmenlermu Waqti Kelgende Duch Kelgen Meselilerde Qattiq Temtireydighan Hadisiler Intayin Köp Uchrap Turidu!
Bilim Igiliri Hayat We Tebiyet Sirliri Heqqide Bir Ömür Ügünüp, Axirsida Ügengenlirim Déngizdin Bir Tamchimu Emesken Emesmu,- Déyishidiken Nadamet Bilen!Qulaq Mollaliri Bolsa Özlirini Katta Ellame Hésaplaydu, Hemme Bilimni Ügünüp Bolghandek Hésiyatta Yashaydu, Qara-Qoyuq Hemmige Qorqmay Pikir Arlashturidu, Qeyerdin Gep Qilsingiz Shu Yerdin Sözlep, Qeyerge Barsingiz Shu Yerge Allaburun Bériwélip Aldingizgha Chiqip Aramingizda Yashighili Qoymaydu, Jemiyetni, Milletni, Insaniyetni Ronaq Tapquzmaydu!
Yunan Peylasopi Soqratesmu Hayatining Axirida“ Nurghun Ademler Özini Bilimlik Sanaydu Emma Bilmeydu! Men Bolsam Hichbolmisa Özemning Mukemmel Emeslikimni we Bilimde Kamaletke Yételmigenlikimni Bilimen“ Dégeniken.
Dewrimizde Soqratesdin Ikki Ming Yil Kéyin Sistimiliq Terbiye Körmigen Qulaq Mollaliri Özini Hichnime Ügenmey Turup, Ajayip Bilimlik Sanaydighan Bolup Ketti.
Bu Saxta Bilermenler Ziyalilargha Oxshutup Sözlep, Meselilerge Dayim Éhtiyatchanliq Bilen Yéqinlishidighan Bilim Igilirige Hergiz Gep Bermeydu, Mektep Yüzi Körmigenlikni Intayin Tebiyi Ishtek Hés Qilip, Bilimsizlikini Artuqchiliq Dep Qaraydu! Qulaq Mollaliri Awu Yerdin, Mawu Yerdin Chala-Bula Yamidap Az-Tola Ügüniwalghanlirini Azraq Tash,Toqmaq, Pul, Püchek We Rohiy Xestelik Qatarliqlar Bilen Qoshup Istimal Qilip Birtop Ademni Aldap Qaymuqturup, Ularning Ishlirini Pütünley Haram Qilmughiche Boldi Qilmaydu!
Qulaq Mollaliri Nomusni Bir Terepke Qayrip Qoyup, Terepbal Hemde Hichqandaq Tereddut Qilmayla Herqandaq Yerde Tartinmayla Aqsaqalliq Qilishidu!
Hazir Aqsaqalliq Qilidighan Qulaq Mollaliri Hemme Yerde Köpüyüp Kettiki, Qulaq Mollalirigha Putlushup Yiqilip Kétishtin Qorqup Yolmu Mangalmaydu Adem.
Aqsaqal Qulaq Mollaliri Hemme Nersige Oghri Müshüktek Burnini Tiqiwélip, Kesip Igilirining Aghzini Ghérichlaydu,  Hergiz Ulargha Sözlesh Nöwitimu Bermeydu!
Qulaq Mollaliri Özliri Anche Chüshenmeydighan Ilimlargha Ayit, Diniy Étiqat Meselilirige Ayit Söz-Ibarelerni Ziyalilargha Oxshutup Köp Ishlitidu!
Hazir Qulaq Mollalirining Sani Xuddi Chiketke Apiti Bolghandekla Ajayip Tizlikte Awup Kettiki. Qulaq Mollalirining Sanining Éshishigha Egiship Hemme Yerde Hayasizlarche Wayizliq Qilidighan Kesip Moda Bolup, Mektepke we Jamege Atayin Bérip Yürüshning Kérikimu Barghanche Az Qéliwatidu!
Kashki Qulaq Mollaliri Ishni Rastinla Qamlashturalighan Bolsa Idi, Qabiliytimizge Yarisha Halal Kesiplerni Tallap, Cherchinmal Sodisi Qilip, Kawap Sétip, Ücheychilik Qilip, Ayaq Yamap, Tamchiliq Qilip Jénimizni Baqudek Pul Tépip, Bilmeydighan Ishlargha Béshimizni Aghritip Yürmey, Ularni Qulaq Mollalirigha Ötünüp Bérip Xatirjem Halda Aile Balachaqilirimiz Bilen Güldek Yashisaq Nime Dégen Yaxshi Bolattihe,-Dep Oylap Qalimen Bezide!
Milletning Istiqbaligha Chétilidighan Hadisatlar Bir Top Qara Türüklerning Qulaq Mollasiliq Qilghangha Pütidighan Ish Bolsa Idi, Ilim Sahesidikiler Azraq Aram Tépip Qalatuq. Dunyaning Ishliri Qulaq Mollisiliq Qilish Bilen Pütken Bolsa Neqeder Yaxshi Bolatti, Uhalda Insanlar Dunyadiki Kitaplarning Hemmisini Ottutashturuq Qiliwétip, Uniwersitetlarning Birnimu Qaldurmay Taqiwetse Boliwéretti. Muellisep Aqsaqalliq, Qulaq Mollisiliq we Nadanliq Ademni Heyran Qalduridighan Bir Yaghach Qazan Bolup, Uningda Uyghurning Derdige Derman Bolidighan Yémekni Axirghiche Pishurup Yigili Bolmaydu. Qulaq Mollisi Bilen Mollini Sélishturghili Bolmaydu.
Maymunlarning Tepekkuri Bilen Ademlerning Tepekkurini, Oqumighanlarning Tepekkuri Bilen Oqughanlarning Tepekkurini Téximu Bir-Biri Bilen Tengleshtürgili Bolmaydu Elbette!
Hejepmu Ziriktim Qulaq Mollaliri Heqide Bundaq Yézishtin, Xuddi Sewdalardek Közi Yoq, Quliqi Yoq, Tili Yoq, Qelbi Kör Quruq Tamlargha Qarap Sözleshtin!
UKM
08.02.2018 Gérmaniye

Milliy Oyghunush Ürgütliri-Azatliq Yolida Izdinish!


Autori:Korash Atahan

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Biz Özimizning Milliy Herkitining Tüp Ghayisini Xelqaragha Toghra Anglitalmay Kelduq! Asasliq Qilidighinimiz Wetenimizning Ishghal, Millitimizning Mustemlike Astida Ikenlikini, Milliy Iradimizning Boyunturuq Astida Ikenlikini, Milliy Ghayimizning Milliy Musteqilliq Ikenlikini Ispatlashtur!
Eger Biz Wetinimizning Ishghal astida, Millitimizning Mustemlike Astida, Milliy Iradimizning Boyunturuq Astida Ikenlikini Ispatliyalmisaq Xitaylar Bizni milliy Bölgünchi, Pantürkizimchi, Radikal Islamchi we Térrorchi Dep Mushu Esirning Axirighiche Pütünley Qirip Tügitidu!
Xitaylar Bizni milliy bölgünchi, Pantürkizimchi, Radikal Islamchi we Térrorchi dep Tonutalisa Xelqara Jemiyet Bizning Heqqaniy Küreshlirimizge Emes, Xitayning Érqiy We Kultural Qirghinchiliqigha Yardem Qilidu!
Uningdin Bashqa Xitaylar Bizni Dunyagha Xitay Dep, Milliy Herkitimizni Milliy Bölgünchilik, Dep Tonutiwatidu! Shuningdek Bir Qatar Seweplerdin Xitaylar Bizni Yene Milliy Bölgünchi Dep Jazalaydu! Biz Bolsaq Xitay Emes, Teywenlik Yaki Hongkongluqlar Bashqa Bir Dewlet Qurup Xitay Dewlitidin Ayrilip Chiqishni Irade Qilsa, U halda Milliy Bölgünchi, Dése Azraq Emeliyetke Uyghun Bolidu!Biz Uyghurlarlar We Wetinimizdiki Qérindash Xeliqler Érqiy Jehettin, Yaki Étnik Hemde Kultural Jehettin Xitaylar Bilen Qandash Bolmighanliqimiz Üchün Bu Nam Bizge Hergiz Yarashmaydu!
Xitayning Millitimizge Qiliwatqan Yolsizliqliri, Xelqimizge Séliwatqan Jewru-Japaliri, Bigunah Awam-Puqralargha Qaratqan Her Türlük Öktemlikliri Wetinimizning Ishghal, Millitimizning Mustemlike Astida, Milliy Iradimizning Boyuntoruq Astida Ikenlikining Hichqandaq Munazire Telep Qilmaydighan Ispatidur! Biz Xitaygha Qarshi Namayish, Yighilish We Yighin Oyushturushqa Téximu Köp Küch Serip Qilishimiz Lazim!
Buning Sewebi Intayin Addiy: Bu Bolsimu Shu Arqiliq Millitimizning Xitaylar Dewatqandek Pantürkizimchi, Térrorchi we Radikal Islamchidin Ibaret Üch Xil Küchke Emes Belki Heqqaniyetni, Adaletni We Erkinlikni Yaqilaydighan Üch Xil Küchke Wekillik Qilidighanliqini Ispatlash Üchündur! Uningdin Bashqa Özimizning Xitay Emeslikimizni, Milliy Herkitimizning Milliy Musteqilliqimizni Qolgha Keltürüshni Asasiy Ghaye Qilidighanliqini Dunyagha Tonutushimiz Lazim!
Biz Bu Küreshte Sewiyemizge Baqmay Bash-Bashtaq Heriket Qilsaq, Az-Tola Paydini Közlep Qisqa Yolda Mangsaq we Asasliq Waqtimiz we Küchimizni Insan-Heqliri We Kishlik Hoquq Üchün Élip Bériliwatqan Heriketler Üchün Upritip Tügitiwetsek, Purset Piship Yétilmey Turup Qolimizgha Tömür Parchisi Kötüriwélip Özimizni Eqliy-Hush Jehettin Tengshep Tutalmisaq, Dost Bilen Düshmenning Nazuk Periqlirini Körelmisek, Xelqara Munasiwetlerni Toghra Mölcherliyelmisek Özimizmu Tuymighan Halda Düshminimiz Bolghan Xitay Tajawuzchilirigha Parallil Heriket Qilip, Xelqimizni Öz Qolimiz Bilen Ölümge Heydep, Millitimizning Qatillarning Sépidin Yer Élip Qalidghan Aqiwet Kélip Chiqidu!
Bizning Hazir Weten We Weten Siritida Qiliwatqan Küreshlirimiz Xuddi Düshmen Éytiwatqandek Édiologiye Sahesidiki Bir-Meydan Is-Tüteksiz Hayat-Mamatliq Küreshtur! Bu Küreshte Xitaylar Köp Ewzellike Ige! Xitaylar Bu Küreshte Dunyani Aldiyalaydu, Xelqimizni Qaymuqturalaydu, Waqit we Istiratigiye Jehettin Bizge Qattiq Éghir Ziyan Salalydu! Herwaqit Hushyar Bolishimiz, Eqil Bilen Heriket Qilishimiz we Kétiwatqan Bezi Tuyuq Yollardin Waqtida Waz Kéchishimiz, Tejiribelerdin Paydiliq Sawaqlarni Chiqirishimiz Lazim!
Nöwettiki Bu Küreshte Xitaylar Bizdin Ghalip Kelgechke Xelqimiz Öz Wetenimizde Jehenem Azabini Körüwatidu! Xelqarada Bolsa Nime Qilishini Bilmey Qattiq Tingirqawatidu. Xelqra Jemiyetke Derdimizni Éyitqanche Ishimiz Téximu Tetürsige Kétiwatidu! Hadisilerdin Qarighanda Bizning Yashash Terzimiz, Dawa Sheklimiz, Inqilap Métodimiz, Teshkilatlinish Uslubimizda Mesele Bardek Qilidu! Xitaylar Hertürlük Ajizliqlirimizni Bilgechke Yol Xeritimizge Xata Belgülerni Ornutup Qoyup, Bizni Özimizning Xuy-Peylidin Paydilinip Uzaqtin Kontorul Qilip, Biz Üchün Eng Qimmetlik Bolghan Qediriyetlerni Bizni Ojuqturiwitidighan Shekilde Süyistimal Qilip, Milliy Inqilawimizni Qesten Meghlubiyet Yoligha Ittiriwatqandek Qilidu. Biz Xitaylar Milliy Azatliq Yoligha Hilikarliq Bilen Kolap Qoyghan Ene Eshundaq Milliy, Diniy, Erqiy, Siyasiy We Ijtimayi Patqaqlardin Chichenlik Bilen Egip Ötüp Kétishimiz Lazim!
Bizning Hür Dunyada Qiliwatqanlirimiz Milliy Herkitimizning Zulumgha Qarshi Heqqaniy Küresh Ikenligini Dunya Xelqige Ispatlashtur! Milliy Herkitimizning Pantürükchilik, Panislamchliliq we Xelqara Térrorizim Bilen Yéqindin Hem Yiraqtin Hichqandaq Baghlinishining Yoqliqini Insaniyetke Bildürüshtur! Eger Shundaq Hadise we Ehwallar Terkiwimizde Bar Bolghan Bolsa, U hadisilerning Milliy Herkitimizge Wekillik Qilalmaydighanliqni Ispatlashtur.Hemmidin échinishliq Bolghini Özini Démokratiyechi, Insan Heqliri We Kishlik Hoquqning Himayichilliri Dep Millitimizge Wakaliten Heriket Qiliwatqan Teshkilatlarning Hichqandaq Mexpiyetlikni Saqlap Qalghili Bolmaydighan Bu Ay Bu Künlerde Milliy Inqilap Sépimizdiki Milliy Musteqilliq Terepdarlirini Chetke Qéqip, Samanning Astida Xelqara Térror Teshkilatliri Bilen Qoyuq Munasiwetni Saqlap, Milliy Istiqbalimizni Otqa Tashliwétip Barghanliqidur! Hemmidin Yaman Bolghini Milliy Herkitimizning Musteqilliqni Yaqilaydighan Lagérida, Kishlik Hoquq We Démokratiyeni Yaqilaydighan Lagérida, Xelqimiz Koldurlap Yürgen Xelqara Jihat Sepliride we Yéngidin Peyda Bolghan Xitaygha Qarshi Kök Bayraqsiz Küresh Qilidighan Seplerde, Meshrep, Sotsiyal Mediye Toplirida Heriket qiliwatqan Ademlerning Hemmisi Xuddi Sheytaniy Bir Zéhniyet Tereptin Kontrul Qiliniwatqanlar Bolup, Xuddi Oxshash Bir Adem Sheriqqe Qarap Kök Bayraqni Kötürmeymiz, Gheripke Qarap Kapirlargha Qarshi Jihat Qilayli, Shimal Terepke Qarap Bizge Aliy Aptonomiye Kérek, Jenup Terepke Qarap Bular Saxta Milliy Inqilapchilar, Heqiqi Milliy Musteqilliq Üchün Küresh Qiliwatqanlar Mana Biz, Dewatqandekla Tesir Béridu Ademlerge. Xelqimiz Shunga Bu Meselide Heq-Bilen Naheqni Periq Qilalmay, Nishansiz, Rehbersiz, Qayide-Pirinsipsiz Halda Bolghachqa Milliy Herkitimiz Tuyuq Yolda Ganggirimaqta We Halsirimaqta. Milliy Heriket Sépidiki Xelqimiz Chong Ümitlerni Kütken Teshkilatlar We Muhim Shexisler Asta-Asta Milliy Azatliq Kürishimizning Tüp Ghayisi Üchün Emes, Teshkilatining We Özining Maddiy Menpetliri Üchün Öz Xelqi Bilen Küresh Qilidighan Yaman Süpetlik Hadise Meydangha Kelgen Bolup Buning Ziyini Intayin Chong Bolmaqta!
Birqisim Teshkilatlar we Shexisler Burnining Uchinila Körüp Heriket Qilghachqa Hemme Ish Xitayning Kütkinidek Netije Bériwatidu. Özini Xelqimizge Milliy Musteqilliq Kürishining Awangartliri Dep Turup, Xitay Tajawuzchilirini Untup Milliy Inqilap Qoshunidiki Milliy Musteqilliq Pikir Éqimidikiler Bilen Küresh Qiliwatqanlar Chetelde Milliy Herkitimzning Xelqaradiki Obrazini Xunükleshtüridighan Yiltizi Wetinimizdin Bolghan Atalmish Jihatchilar Qoshunining Shekillinishige Özliri Bir Qolluq Sewepchi Bolup, Milliy Inqilapning Kélichekte Xelqara Nizamlargha Uyghun Derijide Quralliq Inqilapqa Aylinip Kétishining Alla Burun Aldini Élip Boldi. Hazir Xitaylar Anche Küchmisimu, Ular Xelqara Jihat, Radikal Islam We Térrorizim Belasini Özimizning Qoli Bilen Toxtimay Özimizning Yüzige Sürkigili Turdi, Xelqimiznuning Üchte Biri Türmige Tashlansamu, Menbiyi Özimizdin Bolghan Yoqarqidek Nigatip Hadisiler Seweptin Dunya Xitaylargha Hichnime Démidi! Xitaylar Étizidin Hosul Aldi, Biz Bolsaq Étizimizdin Pishman, Hesret-Nadamet We Köz Yéshi Alduq! Bizde “Kalla Ishlimise Putqa Ziyan”, Dégen Temsil Bar! Ziyan Bolap Toxtap Qalsa Meyliti, Hazirqi Mesele Yoqulup Kétish Xewipi Boliwatidu!
Bizning Hür Dunyada Qiliwatqanlirimiz Yene Millitimizning Xitay Pashizimi Teripidin Bihude Qirilip Kétishige Qarshi Xelqaraliq Jamaet Pikiri Toplash we Milliy Azatliq Küreshlirimizning Kéyinki Basquchlardiki Tereqiyatliri Üchün Pikirler Dunyasida Uzaqqa Berdashliq Béreleydighan Birliksep Hasil Qilishtur!
Milliy Herkitimizge Munasiwetlik Alahiyde Tekitlep Ötüshke Tégishlik Bir Mesele Bar. Bu Mesele Milliy Herkitimizge Uzaq Yillardin Béri Qaranghu Saye Tashlap Turiwatidu. Bu Bolsimu Xitaylar Xelqara Jemiyetke Milliy Herkitimizni Bir Uchum Miliy Bölgünchilerning Aghdurmichiliq Heriketliri, Bu Bir Pütün Sherqiy Türkistan Xelqining Milliy Iradisige Wekilik Qilalmaydu, Deydu. Xitaylarning Yoqarda Dégen Eshu Zeherxende Bayani Toghrimu? Nime Üchün Shundaq Oylaydu, Deydu we Diyeleydu Belki?
Bizningche Nezeriywiy Jehettin Xitayning Dewatqanliri Toghra! Bizningche Xitayning Déginini Ispatlighili, Bizning Milliy Ghayimizni Pakitlar Bilen Asanliqche Izahlighili Bolmaydu! Eng Chong Teshkilatlirimizning Nizamnamisi We Shuarlirida Milliy Musteqilliq Témisi Melum Qiyinchiliqlar Sewebidin Tilgha Élinmighan Bolghachqa, Xitaylar Dumbaq Chélip Ularni Milliy Bölgünchi, Deydu, Xelqara Jemiyet Bolsa Ularni Milliy Musteqilliq Jengkchilliri Démeydu! Rast Démisimu Muhajirettiki Sherqiy Türkistan Teshkilatlirining Ichide Xeliqara Sewiyede Heriket Qiliwatqan Milliy Iradimizni Éniq Ekis Ettüreligen Birer Ölchemlik Teshkilat Yoq! Milliy Musteqilliq Terepdarliri Xitayning Uzaqtin Zéhin Kontrul Qilishi Netijiside Rastinla Yétim Qaldurulghan Bolup, Palech Haldiki Milliy Musteqilliq Teshkilatliri Bilen Insan Heqliri, Kishlik Hoquq Dawasinila Qiliwatqan Teshkilatlar we Xelqara Térror Sépide Koldurlap Yürgen Azghunlarning Sewebidin Millitimizning Achchiq Tiragédiyeliri Tughuliwatidu We Bu Hadise Xitayning Shum Niyitini Xelqarada Ispatlashta Janliq Misal Bolup Bériwatidu. Millitimiz Wetende we Chetelde Bir-Biridin Anche Periqlenmeydighan Shum Teqdirge Duch Keldi. Bizning Milliy Herkitimiz Dunya Xelqige Birge Bolsa Az Sandiki Bir Uchum Kishilerning Qiliwatqan Ishidek, Yene Birge Bolsa Xelqara Islamiy Jighat Herkitining Bir Qismidek, Yene Birge Bolsa Milliy, Démokrattik we Jumhuriyetchilik Herkiti Emes Milliy Bölgünchilik Herkitidek, Yene Birge Bolsa Pantürkizim Herkitidek, Yene Birge Bolsa Xitaylarning Démokiratiyege Ötüsh Herkitining Terkiwiy Qismidek Weyene Milliy Azatliq Kürishi Emes Belki Atalmish Xitay Téritoriyisidiki 56 Milletning Biri Hésapliwélinghan Uyghurlarning Kishlik Hoquq We Démokratiye HerkitidekTesir Bérip Qélip, Esli Ghayini Gewdilendürüp, Uni Xelqara Siyasiy Sehnide Milliy Ghayimizge Uyghun Izahlashqa Asasen Dégüdek Imkan Bolmay Keldi!
Biz Nurghun Inqilaplarni Qilghan Bolsaqmu Yoqarqidek Seweplerdin Undin Bashqa Xelqimiz Omumiy Yüzlük Oyghanmighanliqi Üchün Milliy Inqilapta Körinerlik Netijilerni Qolgha Keltürelmiduq!!! Erkin Dunyada Bolsaqmu Musteqilliq Dawasi Emes Insan-Heqliri Dawasi Qilduq, Weten Dawasi Emes Uyghur Dawasi Qilduq, Namayishnimu Hemmimiz Birlikte Qilmay, Bu Dawa Birqanche Ademning Nimini Xalisa Shuni Qilidighan, Milliy Iradimizge Wekillik Qilalmaydighan Pilansiz Istixiyilik Heriketige Aylanip Qaldi Wahakizalar!
Bir Pütün Millet Oyghanmay Turup, Xelqara Weziyetni Özimiz Pishurup Yétildürmey Turup, Milyon Kishlik Qoshunimiz Bolsimu Hetta Hazirqi Ebgah Halitimiz Bilen Bir Uxlap Oyghunup Qolimizgha Pokkide Bir Dewlet Chüshüp Qalghan Teqdirdimu Ishimizdin Netije Qazinalmaymiz, Dewletni Layiqida Idare Qilalmaymiz We Uzaqqa Barmay Yene Ilgirkidekla Meghlup Bolimiz!
Weten Ichi we Siritida Iddiywiy Oyghunushni Qozghitishimizning Eng Yaxshi Pursiti Keldi, Xelqimiz Xitaydin Axirqi Ümidinimu Üzüp Boldi! Xelqimizning Bu Dewirdiki Meniwiy, Siyasiy We Ijtimayi Meseliliri Yéngiche Tepekkur we Yéngiche Zamaniwiy Pikirlerge Muhtaj. Biz Xelqimizni Herketke Keltürüp, Xelqara Jamaet Pikirini Özimizge Paydiliq Haletke Keltürüshimiz, Xitaylarning Zeherlik Teshwiqatining Chawisini Chitqa Yéyishimiz we Milliy Herkitimizning Édiologiye Körüshidin Quralliq Inqilapqa Ötüshidin Ibaret Qiyin Bolghan Ötkünchi Basquchigha Kapaletlik Qilidighan Emeliyetke Uyghun Pilan Tüzishimiz we Bir Pütün Millet Qatnishidighan Alahiyde Bir Xeliq Herkitige Paydiliq Zémin Hazirlishimiz Lazim!
Xitaylar Her Türlük Kartilarni Teng Oynap Milliy Herkitimizni, Démokrattik Heriket, Milliy Azatliq Herkitimizni Uyghur Dawasi, Musteqilliq Herkitimizni Bir Uchum Qara Niyet Kishilerning Aghdurmichiliq Herkiti Dep Jar Sélip, Uyghurlar Ayrim Yashashni Xalimaydu, Boliwatqan Ishlar Radikal Islamchilarning Xitaylargha Qarshi Jihadiy Herkitidin Bashqa Nerse Emes…Bu Térrorchilarning Meqsidi Uyghur Milliti Üchün Bir Jumhuriyet Qurush Üchün Emes, Gheyri Islamiy Milletlerni Yoqutup, Yer Sharida Xelipilik Qurush, Dep Dawrang Séliwatidu. Bizning Nadan Xelqimiz Diniy Étiqat Erkinliki Telep Qilip Dap Chalsa, Qaranghu Küchlerning Zehin Kontoroli Sewebidin Méngisi Yuyuwétilgenler Hedep Dunya Kapirlirigha Qarshi Jihatni Teshebbus Qilip Kélishtürüp Usul Oynawatidu! Shundaq Qilip Xitay Küchimeyla Bizni Özimizning Éniritsiyesi Arqiliq Halaket Yoligha Ittirip Qoyiwatsa Xelqimizni Toghra Yolgha Yétekliyelmigenni Az Dep Hangwaqtiliq Qilip Xelqimizning Béshini Balayi Betterning Zeherlik Uruqini Chéchiwettuq!Bizning Hazirqi Échinishliq Halimizning Deslepki Sewepchisi Xitaylar Tajawuzchiliri Emes Özimizning Béjiriksizliki Boliwatidu!
Biz Xitaylarni Yalghangha, Aldamchigha, Heqsizgha Chiqirishimiz Lazim! Biz Xitaylarning Millitimiz Üstidin Yürgüziwatqan Pashistik Jinayetlirini Bar Küchimiz Bilen Pash Qilishimiz Lazim!Biz Milliy Herkitimizning Heqqaniy Inqilap Ikenlikige Dunyani Heqiqiy Ishendürüshimiz Lazim! Shundaq Qilghanda Inqilap Yolimiz Daghdam Échilidu we Axirqi Ghayimizge Yételeymiz! Bundaq Qilmay Turup Milliy Inqilap Tereqqiy Qilmaydu!
Biz Eqilliq Insanlar Bolghandin Kéyin, Janggaldiki Maymun Bolmighandin Kéyin Bir Az Emeliy Tepekur Qilayli, Yéngi Dunyani Chüshüneyli, Ottura Esirning Kallisi Bilen Oylaydighan, 30 Yillarning Hayajini Bilen Heriket Qilidighan Zaman Alla Burun Ötüp Ketti. Biz Hazir Intayin Köp Ewzellikke Ige. Nurghun Adem Yétishtürduq. Emma Yétishtürgen Ademlirimiz Jan Beqish Xotun-Balisining Könglini Yasashtin Bashqa Ish Qilalmaywatidu. Iqtisas Igilirining Özi Örgengen Penler We Özliri Ana Tilidek Bilidighan Chetel Tillirini Milliy Dawayimiz Üchün Teshkillik Qollinalmasliq Nahayiti Zor Eqil, Bilim We Adem Israpchiliqidin Bashqa Nerse Emes! Biz Millitimiz Ming Teste Yétishtürüp Chiqqan Akademik Unsurlargha Bolghan Eddiywiy Telim-Terbiyeni Ashurishimiz Lazim. Démisimu Toghra Emdi Uxlap Yétiwergen Bilen Bolmaydu. Emdi Hemmimiz Militimizni Birlikte Oylayli, Hich Bolmighanda Bir-Tuqqan Qérindashlirimizni Bolsimu Oylayli! Bu Dégen Siyasiyonlarning Ishi, Bu Degen Siyasiy Iltija Qilghanlarning Ishi, Bu Dégen Teshkilatlarning Ishi Emes, Bu Dégen Özini Adem Dégen Herqandaq Insanning, Bu Dégen Özini Islam Dégen Herqandaq Musulmanning, Bu Dégen Özini Oghuzhanning Ewladi Sanaydighan Her Bir Türükning, Bu Dégen Özini Uyghuristanliq Dégen Herqandaq Bir Wetendashning Ortaq Küch Chiqirishi Bilen Netije Béridighan Pütkül Insaniyetning Ghorurigha, Wijdanigha We Insawigha Xitap Qilidighan Ulugh Ishtur! Eger Bu Ishni Xitay Dégendek Bir Uchum Ademning Ishi Désingiz U halda Közingiz Yashtin, Beshingiz Ejel Qayghusidin Hich Waqit Qurtulalmaydu!
Men Bu Yerde Millitimizni Béshimizgha Kélish Ihtimali Bolghan Téximu Éghir Pajiyedin Qattiq Agahlandurmaqchimen. Hey Eziz Millitim Oyghunung, Emdi Purset Ötüp Kétip Qalsa Chataq, Hangwaqtiliq Qiliwermey Közingizni Éching! Toghra Meydanlarda, Toghra Ademlerning Etrapida, Toghra Idiye we Pikirler Bilen Mukemmel Shekilde Hemmimiz Birlikte Teshkilatlinayli!
Milliy Bölgünchilik, Pantürükchilik, Panislamchiliq, Radikalizim, Térrorizim Qatarliqlar Bilen Uyghuristan Milliti, Türkiy Qewimler Ittipaqi, Islam Ishbirliki, Milliy Zulumgha Qarshi Küresh we Quralliq Inqilap Dégenler Hergizmu Menidash Sözler Emes! Düshmenler Ichkiy We Tashqiy Jehettin Utuqluq Hemkarliship Milliy, Ériqiy, Diniy, Siyasiy We Qanuniy Alahiyidiliklirimizni Özimizge Paydisiz Halda Süyistimal Qiliwatidu! Biz Milletchilikimizning Démokratik Xitaychiliqning, Milliy Azatliq Kürishimizning Pantürkizimdin Ibaret Ériqchiliqning, Islamdin Ibaret Diniy Étiqadimizning Radikal Dinchiliqning, Xitay Tajawuzchillirigha Qarshi Heqqaniy Küreshlirimizning Xelqara Térrorizimning Qurbani Bolup Kétishining Aldini élishimiz Lazim! Milliy Inqilap Bilen Xitay Démokratik Herkitining, Milletchilik Bilen Ériqchiliqning, Islamiy Étiqat Bilen Radikal Dinchiliqning, Zulumgha Qarshi Küresh Bilen Térrorizimning, Quralliq Inqilap Bilen Xelqara Jihatchiliqning Arisida Népiz Perde Bar.Biz Mushu Perde Belgüligen Qizil Siziq Arqiliq Intayin Jiddiylik Bilen Özimizni Tüziwalmisaq Uzaqqa Qalmay Memlikette Ajayip Zor Qanliq Pajiyeler Kélip Chiqidu!
Tar Milletchilik Nigatip Milletchiliktur, Turaniy we Türkiy Xeliqler Bilen Bolghan Munasiwetlerni Tengshiyelmeslik Nigatip Ériqchiliqtur, Islam Dunyasi Bilen Xelqara Ölchemlerni Asas Qilmay Munasiwet Ornutush Nigatip Dinchiliqtur, Térror Sheklini Alghan Xitaygha Qarshi Heriketler Nigatip Shiddet Qollunush, Undin Bashqa Xeklqara Jihat Sepliride Turup Wetenni Azat Qilimen Déyish Nigatip Küch Körsütüshtur! Ériqchiliq, Nigatip Milletchilik, Radikal Dinchiliq, Zorawanliq We Diniy Shiddet Qatarliqalar Xelqara Qanunlarda Insaniyetning Düshmini Dep Békitilgen! Eger Biz Tar Milletchilik, Türükchilik, Radikal Dinchiliq, Diny Shiddet We Xelqara Jihattin Qol Üzmisek Eriz Shikayetlirimizge Hichkishi Qulaq Salmighanni Az Dep, Xitaylar Bizni Milyonlap Qirip Tashliwetsimu Hichkimning Xiyaligha Kirip Chiqmaydu!
Oyghan, Hushungni Tap, Özengni Tüze! Qilalisang, Höddisidin Chiqalisang, Netije Yaritalisang Qil Bir Ishni, Bolmisa Derhal Özengni Sorap Xeliqimizning Erkin Dunyada Qaytidin Teshkillinishige Hemkarlash, Orun Boshat! Bolmisa Uzaqqa Qalmay Ejdatlargha, Biguna Xelqimizge, Ewlatlargha Qettiy Yüz Kelgili Bolmaydighan Tiragédiyeler Otturgha Chiqidu!
Xitaylar Qanche Milyon Ademni Asasliqi Talibanlargha, Dayishqa, Xizbuttehrirge, Alnusragha, Wahabilargha Chétip Türmilerge Toplap Boldi. Aldimizda Peqet Uyghurlar Bash Rol Élip Ishleydighan Xelqaraliq Bir Qanliq Térror Balasila Qaldi! Shu Ish Yüz Bergen Haman, Xitaylar Uyghurlar we Qérindashlirini Kolliktip Qirghin Qilish Üchün Qurashturup Qoyghan Kunupkilarni Tengla Basidu! Bizni Bundaq Chong Xeterning Ichige Bashlap Kiriwatqanlar Hergiz Xitay Emes, Özlirini Milliy Inqilapchi, Dindar, Ölima, Ziyali Dep Atiwalghan We Yillardin Béri Xelqimizning Ishenchisige Érishiwalighan Dawamliq Taliyi Ongdin Kélidighan Ikki Xitay Dewliti We Menpeti Xitaygha Baghlanghanlar Teripidin Yalliwélinghan Uyghur Süpetlik Alwastilardur! Biz Arqa Körünishi Qaranghu Bolghan Yaman Niyetlik Ademlerning, Arqa Körünishi Qaranghu Bolghan Yaman Niyetlik Teshkilatlarning, Meqsidi Xata Bolghan Yaman Niyetlik Dewletlerning Qaymuqturup Kétishidin Saqlinayli! Wetinimizning, Militimizning Ishini Bugünki Teshkilatlar we Teshkilattiki Ademler Silerning Ortaq Hemkarlishishinglar Bolmighan Mudetche Hergizmu Öz Aldigha Bir Bashqa Élip Chiqalmaydu! Biz Millitimizning Xitaylar Dewatqandek Pantürkizimchi, Térrorchi we Radikal Islamchidin Ibaret Üch Xil Küchke Emes Belki Heqqaniyetni, Adaletni We Erkinlikni Yaqilaydighan Milliy Musteqilliqni Axirqi Ghaye Qilghan Üch Xil Küchke Wekillik Qilidighanliqini Emeliy Herkitimiz Arqiliq Ispatlaydighan, Pütün Dunya Bizni Destekleydighan Küresh Yolidin Önümlük Netije Yaritalmisaq Weten We Siritida Herqanche Küchigen Bilenmu Ulughwar Ghayimizge Yételmeymiz!

02.03.2018 Gérmaniye

Musul’da Bir Süryani Manastırı ve Gizli Uygurca Yazıtlar


Irak’ın kuzeyinde bulunan Süryani Mar Behnam manastırı, 400’den fazla nadide el yazmasına ev sahipliği yapıyor.  Toronto Üniversitesi’nden profesör  Amir Harrak’a göre yazmalar, XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar farklı dönemlere ait.  Yazmaların bazıları ayrıca görkemli resimlerle süslenmiş. Bu belgeler, bölgenin sosyal ve dini tarihini aydınlatan son derece önemli metinler. Bir Süryanice uzmanı olan Harrak, manastırda korunan yazmalar arasında  Süryanice örnekler dışında Arapça, Türkçe ve Yeni Aramice dahil olmak üzere çeşitli dillerde metinlerin olduğunu belirtiyor.

Mar Behnam ve Kız Kardeşi Mart Sara Manastırı:

Kuruluş Efsanesi

Manastır Irak’ın Musul kentinde yer alır, antik Nimrud ve Ninova  kentleri ile komşudur. Assuri kralı Sanharib, eski inançları olan bir kraldır. Kral’ın oğlu prens Behnam rüyasında bir melek görür ve melek ona rahip Matta’yı bulmasını, cüzamlı olan kız kardeşini rahibe göstermesini söyler. Meleğin sözünü dinleyen Behnam, kız kardeşini iyileştirmek umuduyla Matta’ya götürür. Kız kardeşi iyileşir, böylece her iki kardeş de Hristiyan olurlar.

Kral, Hristiyanlığı kabul eden ve rahip Matta tarafından vaftiz edilen çocukları Behnam ve Sara’yı, onları destekleyen 40 asker ile birlikte öldürtür. Ancak Kral ölüm döşeğindeyken kendisi de Hristiyanlığı kabul eder. Öldürülen prens ve prenses adına bir manastır inşa ettirilir. Manastır zaman içinde bir haç merkezi haline dönüşür.

IV. yüzyulda Doğu Asuri Kilisesi (Nesturi Kilisesi) tarafından temelleri atılan bu kilise, XIV. yüzyılda Süryani Ortodoks Kilisesi (Yakubi Kilisesi) tarafından kullanılmaya başlanmıştır.  XIX. yüzyılda halkın büyük kısmı Katolik olunca, kilise de Süryani Katolik Kilisesi’nin eline geçmiştir. Süryani Ortodoks ve Süryani Katolik Kiliseleri, her 10 Aralık’ta Aziz Behnam’ı birlikte anarlar.

Müslüman Arap coğrafyacı Yaqut al-Hamawi, bu manastırın XIII. yüzyılda çok ünlü olduğunu, gerek Hristiyan gerekse Müslümanlar tarafından sıkça ziyaret edilen bir yer olduğunu belirtiyor. Manastırın duvarlarında Assurca, Ermenice ve Uygurca yazılar ve çeşitli ikonlar yer almaktadır. Süryani inancında şehit kabul edilen iki kardeşe ait manastır duvarlarındaki figürler, Orta Çağ Hristiyan Mezopotamya sanatının görkemini gözler önüne seriyor.

Manastırdaki Uygurca Yazıt

Ortadoğu’daki Moğol egemenliği sırasında, Mar Behnam manastırı da yağmalanmış ve kutsal eşyalar Moğol ordularınca götürülmüştü. Bunun üzerine Manastırın başında bulunan Rahip Jacob, yapılan yağmayı şikayet etmek için Hülagû Han‘ın torunu Baydu Han‘a gitti. Baydu Han, rahibin sözlerine kulak verdi ve kutsal eşyaların manastıra geri gönderilmesine karar verdi. Bunun üzerine manastır hana olan minnetini bildirmek için Mar Behnam’ın mezarının üstüne Uygurca bir teşekkür yazıtı kazdırdı: “Hızır  İlyas’ın  övgüsü,  İlhan beylerinin ve kadınlarının üstüne olsun.”

Uygurca Yazıt

Manastırın Uğradığı Yıkımlar

Moğollar döneminde hasar gören manastır, XIV. yüzyıldan itibaren birçok defa restore edildi; en son 1980‘lerde Saddam Hüseyin zamanında onarılmıştı. Manastır, Haziran 2014’te IŞİD tarafından ele geçirildi ve pek çok tarihi eser parçalanarak, manastırın belli bölümleri havaya uçuruldu. Bu patlamalar sırasında, Mar Behnam’ın heykeli ve  Uygurca yazıt (Bu örnek, Ortadoğu’da son derece nadir olan birkaç Uygurca yazıttan biriydi) yok etti. Ancak manastırdaki çok nadir el yazmaları,  rahip Yousif Sakat‘ın ön görüsü sayesinde kurtuldu.

Türki Stilde Taş İşleme

Gizlenerek Kurtarılan El Yazmaları

IŞİD tehlikesi Musul bölgesine doğru yönelince, Mar Behnam manastırı rahibi Yousif Sakat, el yazması eserleri kurtarmak için acil bir yöntem geliştirdi. Rahip yazmaları büyük metal bir kutunun içine yerleştirdi, sonra bu kutunun önüne bir duvar inşa ederek, yazmaları kamufle etti. Rahip, IŞİD’in bölgeyi terk etmesinden sonra bile sırrını kimseyle paylaşmadı. Manartırın ve yazmaların gerçek anlamda güvende olduğundan emin olana kadar, yazmaları sakladığı yerde korudu. Ancak terör tehlikesinin gittiğinden emin olduğunda, duvarı yıkarak yazmaları yeniden gün yüzüne çıkarttı. Yazmalar yaklaşık iki yıl manastırda saklı kaldı ve rahibin ön görüsü sayesinde yok olmaktan kurtuldu.

Arkeolog Sergen Çirkin

**Kaynaklar

https://hyperallergic.com/216393/another-treasure-lost-in-iraq-the-story-of-mar-behnam-monaster

https://www.theguardian.com/world/2014/jul/24/iraqi-christians-mosul-isis-convert-islam-or-be-executed

http://www.ibtimes.co.uk/isis-blows-famed-4th-century-mar-behnam-catholic-monastery-iraq-1492703

https://www.livescience.com/51575-iraq-heritage-sites-mar-behnam-photos.html

**Uygurca Yazıt İçin Bakınız

Amir Harrak and Niu Ruji, “The Uighur Inscription at the Mausoleum of Mar Behnam, Iraq,” Journal of the Canadian Society for Syriac Studies 4 (2004): 66-69.

 

http://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/musulda-bir-suryani-manastiri-gizli-uygurca-yazitlar/