MAZLUM UYGUR TÜRKLERİNİN DOSTU TÜRK Prof.SANCAR,NOBEL KİMYA ÖDÜLÜNÜ KAZANDI


2015 Nobel Kimya Ödülü’ne aynı zamanda ABD vatandaşı  da olan mazlum Uygur Türklerinin dostu Türk bilim insanı  Prof.Dr. Aziz Sancar’ın kazandığı açıklandı. Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde ‘ritmik saat’ buluşunu yaparak dünya çapında üne kavuşmuştu. Aziz Sancar

Türk-İslam Dünyasının gururu Prof.Sancar “DOĞU TÜRKİSTAN’A HÜRRİYET” yazılı tişörtü ile.

Ayrıca Kimya bilim ödülüne  yine  bilim adamları ABD’li Paul Modrich  ile  İsveçli Tomas Lindahl  da layık görüldü.  Sancar, Lindahl ve Modrich; 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü, hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde kazandığı belirtildi.  Söz konusu çalışmalardan, yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesinde faydalanabileceği bildirildi.

Ödülün sahiplerinin açıklanmasının ardından Twitter’da Nobel Ödülü hesabından atılan tweet:

CQtKcTrU8AANrV8

PROF.DrAZİZ SANCAR ABD.’DE  MAZLUM UYGUR TÜRKLERİNİN EN YAKIN DOSTU VE DESTEKÇİSİ

2015  Kimya dalında Nobel  ödülünü kazanan Prof.Sancar, mazlum Uygur Türklerinini en büyük dostu ve yakın destekçisi olarak öne çıkıyor.ABD.’de yaşayan Uygur Türk toplumunun bütün sosyal ve kültürel faaliyetleri ile İşgalcı Çin yönetimine karşı yapılan tepki eylemleri ile protesto gösterilerine  “Free Estern Turkestan = Doğu Türkistan Hürriyet” yazısının basılı  meşhur tişörtünü giyerek en önde yer alıyor ve Uygur Türklerine büyük destek veriyor. Ayrıca,Uygur Türklerinin problemlerinin çözümüne yakından yardımcı oluyor.ABD.’ye tahsil amacı ile gelen Uygur Türkü öğrencilerin en büyük destekçilerindendir.Kurucular arasında yer aldığı “TÜRK EVİ”‘nde  aynı zamanda Eşi de  Müdür olarak görev yapıyor.Türk Cumhuriyetleri ile Türk dünyasının değişik yörelerinden gelen öğrenecilere de devamlı  surette destek veriyor.

HAKAN SANCAR : AMCAM,UYGUR  TÜRKLERİNİN DE HÜR VE DOĞU TÜRKİSTAN’IN DA BAĞIMSIZ OLMASINI  ÇOK ARZU EDER

Trt Avaz radyosu Uygurca servisi muhabiri Mirkamil Kaşgarli’ya konuşan  Nobel kimya ödülünü  kazanan  Prof.Sancar’ın Yeğeni Hakan Sancar şunları ifade etti,” Amcam,ABD.’dde yaşayan Uygur Türkü Kardeşlerimizin bütün faaliyetlerini canu gönülden  destekler ve  yürüyüş ve gösterilerde ünlü Doğu Türkistan’a Hürriyet tişörtünü giyerek en ön saflarda yer alır ve bundan da son derece mutlu olur.Doğu Türkistan’da yaşayan mazlum Uygur Kardeşlerimizin  dramatik ve insanı olmayan durumundan çok büyük üzüntü ve istirap duyduğunu her zaman bizlere ifade eder. Çin işgalindeki Doğu Türkistan’ın da diğer Türk Cumhuriyetleri  ve Kardeşlerimiz gibi bir an önce bağımsızlığa kavuşmasını  çok arzu ettiğini söyler.Bir çok Uygur Türkü Kardeşimiz Amcamın Nobel ödülü almasından  sevindiklerini ifade ederek tebriklerini sundular.” şeklinde konuştu.

 Prof.Dr.AZİZ SANCAR KİMDİR ?
Halen ABD.’nin Kuzey Carolina Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sancar, Mardin’in Savur İlçesinde, okuma yazma bilmeyen ancak eğitime önem veren sekiz çocuklu bir anne-babanın 7. çocuğu olarak 1946 yılında dünya’ya geldi. İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitiren Sancar,ihtisas  ve bilimsel araştırmalar yapamak üzere ABD.’ye gitti. Yaptığı bilimsel çalışmalar sonucu  Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne kabul edilen üç Türk‘ten biri olmuştu.1997 yılından beri Kuzey Carolina Üniversitesi ile G.Hill Üniversitesi’nde Biyokimya ve Biyofizik bilim dallarında araştırma ve bilimsel çalışmalarda bulundu.Bu arada kendi bilim dalı ile ilgili 300 kadar bilimsel makale kaleme aldı.Bilimsel makaleleri  12.bin ilmi çalışma ve makale’de kaynak olarak gösterildi.

ÖDÜLÜNÜ 10 ARALIK’TA ALACAK
Bu yılın başarılı isimleri Nobel Ödülü’nü Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ta teslim alacak. Ödül, 3 milyon İsveç kronu (Yaklaşık 2.8 milyon TL) tutarında.

2014 yılı Nobel Kimya Ödülü ‘nano dünyaya kapı aralayan’, ‘süper çözünürlüklü floresan mikroskobu’ geliştiren çalışmaları nedeniyle ABD’li kimyagerler Eric Betzig ve William E Moerner ile Alman kimyager Stefan W. Hell’e verilmişti.

2006 yılında da  Türk yazar Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış olup,Türk bilim adamı Prof.Dr.Aziz Sancar  kazandığı Nobel kimya ödülü ile,Nobel ödüllü ikinci Türk olarak biliniyor.

Kaynaklar : Trt.radyo  Uygurca sitesi ve  hurriyet.com.tr/gundem  07.10.2015

MAZLUM UYGUR TÜRKLERİNİN DOSTU TÜRK Prof.SANCAR,NOBEL KİMYA ÖDÜLÜNÜ KAZANDI

Mana Uyghur Alimi Degen Mundaq Bolidu! Nobél Mukapatigha Érishken Türk Alimning Uyghur Söygüsi


Nobél mukapatigha érishken türk alimning uyghur söygüsi

75565615211

Mana Uyghur alimi degen mundaq bolidu!

Tarqitilish 07.10.2015 yéngilinish 07.10.2015 AA
Uyghur ashiqi, türkistan ashiqi; depmu nam alghan türkiyelik alim piroféssor doktor eziz sanjarning nobél mukapatigha érishkenliki uyghurlarnimu shadliqqa chömdürdi.

Nobél mukapatigha érishken türk alimning uyghur söygüsi

Türkiye awazi radiyosi xewiri: nobél mukapatigha érishken türk alimning uyghurlargha alahide muhebbiti barliqi bildürüldi.
«uyghur ashiqi», «türkistan ashiqi» depmu nam alghan türkiyelik alim piroféssor doktor eziz sanjarning nobél mukapatigha érishkenliki uyghurlarnimu shadliqqa chömdürdi.
«DNA» üstide élip barghan tetqiqatlarda zor utuqlarni qolgha keltürüp, ximiye penliri boyiche nobél mukapatigha érishken türkiyelik alim eziz sanjar amérikida her da’im uyghurlarning pa’aliyetlirige aktip qatnishatti.
Amérikida «türk öyi» achqan we ayali «türk öyi»ning mudirliq wezipisini ötewatqan piroféssor doktor eziz sanjar türkiy jumhuriyetlerdin kelgen oqughuchilargha bolupmu, uyghur oqughuchilargha yéqindin yardem qilatti.

12115890_1628892984044911_4360371121058318143_n (1)
Muxbirimizning ziyaritini qobul qilghan piroféssor doktor eziz sanjarning jiyeni haqan sanjar, taghisining uyghur söygüsi heqqide toxtilip: «u her da’im türkistanni éghizidin chüshürmeytti. Purset tapqan haman uyghurlarning pa’aliyetlirige aktip qatnishatti we amérikida hemmila yerge dégüdek resimdiki maykini kéyip baratti» dédi.
Piroféssor doktor eziz sanjar kim?
Piroféssor doktor eziz sanjar 1946 – yili mardinda dunyagha kelgen bolup, u a’ilide 8 balining 7 – si idi. U bir qétimliq nutiqida, ata – anisining oqush yézishni bilmeydighan sawatsizlardin ikenlikini, biraq ma’aripqa qattiq ehmiyet béridighanliqini éytqan idi.

CQtUYwkUYAAxA4W
Eziz sanjar 1971 – yili istanbul uniwérsitéti méditsina fakultétini pütküzüp bilim ashurush üchün amérikigha barghan. U méditsina fakultétini pütküzgendin kéyin élip barghan tetqiqatliri netijiside amérika döletlik bilimler akadémiyesige qobul qilin’ghan 3 türkning birsige aylan’ghan. U 1997 – yilidin tartip muqim halda amérika shimaliy karolina chapél hél uniwérsitéti hemde shimaliy karolina uniwérsitétida bi’oximiye we bi’ofizika bölümide xizmet qilghan. Bu jeryanda u 300 ge yéqin ilmiy maqalisi we bu maqaliliridin élin’ghan 12000 üzünde bilen ilmiy tetqiqatlarda mislisiz muweppeqiyetlerge érishken.
Türk alim piroféssor doktor eziz sanjar nobél mukapatni shiwétsiyelik tomas lindol, amérikiliq alim pawul moldrich qatarliq alimlar bilen ortaqlashti.

http://www.trt.net.tr/uyghur/

ÖZ TOPLUMUNDAN BAĞINI KOPARMAYI KURTULUŞ SAYAN UYGURLAR NASIL İNSANLAR VE NE YAPIYORLAR?


mehmet-emin-.-1

Mehmet Emin HAZRET/Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Yabancıların tahakkümü  altında acı çekmiş, güçsüz,içsel yorgunluğa sürüklenerek yıldırılmış toplumların,toplu kurtuluş umudu tükendiğinde, toplum içinde bireysel kurtuluş çabaları öne çıkmaya başlıyor.Buradaki kurtuluş çabaları toplumdan,toplum statüsünden kurtuluş anlamını taşımaktadır.Uygur toplumunda bu durum incelenmesi gereken sosyal bir meseledir. Günümüzde Uygurlar, Çin yönetimi tarafından damgalanmış bir toplumdur. Doğu Türkistan’da yönetimi elinde bulunduran ve  bölgenin ekonomik ve siyasi dizginini kendinden başka hiçbir etnik gruba bırakmayan göçmen Çinliler, her Uygur ferdini birer potansiyel düşman olarak algılama reflekse sahiptir. Çinliler tarafından çeşitli siyasi ve teşkili testten geçirilerek (Uygur toplumuna karşı kullanmak için) devlet dairelerine işe alınan Uygurlar kendilerini “kurtulmuş” olarak görmektedir. “kurtuluş”a ermek için ait olduğu toplumu ile olan bağını kesin ve net olarak kopartması şattır. Onlar için kurtuluş, kendi toplumundan kaçıp kurtuluş demektir.

Ezilmiş, dışlanmış, aşağılanmış ve yoksul Uygur toplumu içinden sıyrılıp çıkıp, refah içindeki göçmen Çin toplumunun yaşam  standardı ve güvenlik çemberi içine girebilmek -bunu başaran Uygur fertleri için-“kurtuluş” sayılmaktadır. Çin’in amacı,Doğu Türkistan’da bir avuç göçmen elit Çinli’ye hizmet edecek köle toplum yaratmaktır. Köle adayları  ise, Uygurlar’dır. Köle,efendisinin izini olmadan her hangi bir karar verme yetenek ve cesaretinden arındırılmış korku psikolojisine sahip olmalıdır. Korku içinde doğup,korku içinde yaşayıp,korku içinde ölecek olan Uygur toplumundan kurtulmak aynı zamanda köle statüsünden kurtulmak olacaktır. Çünkü Uygur toplumundan kurtularak, her şeye hükmeden efendi göçmen Çinli toplumu konumuna yükselebilmek, ömür boyu refah içinde,korkusuz yaşamayı  (dışlanmak, aşağılanmak,hor görülmekten kurtulamazsa bile) garanti altına almak  demektir.

Liselerde ÇKP gençlik kollarına üye olabilmek, Üniversitelerde ÇKP üyeliğine geçebilmek, alt sınıf olan  Uygur toplumundan çıkıp, üst sınıf olan  Çin toplumuna doğru  yönelik atılmış “sağlam adımlar” olarak görülmektedir. Bunu kendine hedef olarak seçen insanlar, Çinlilere olan sarsılmaz sadakati   ispatlanmadan kendilerine yönetim kadrosu kapısı açılmayacağını  çok iyi bilirler. Bu yüzden öğrenciler okullarda, çalışanlar kendi çevresinde, köy,kasabalarda yoksulluk batağından kurtulmak isteyenler yaşadıkları yerlerde “bölücü”, “terörist”, “dini radikal” ve ya Çine karşı suç” işleme potansiyeli var olan  Uygur kardeşlerini ihbar etmenin,yükselmede en kısa yol olduğunu kendilerinden öncekilerin deneyimlerinden tecrübe edinmişlerdir. Bu hedefe ulaşmak için derslerde iyi not almak, hatta Üniversitelerde okumak bile gerekmiyor. Zaten Uygurlar içinden meslek sahibi olamayan, helal emeği ile çalışarak geçimini sağlama yeteneğinden yoksun ve kendi vicdanını katledebilme cesaretine sahip kişiler bu yolu seçmektedirler.

Bireyin korkaklığı, kahramanlığı,özgürlük tutkusu veya boyun eğme temayülünün şekillenmesi, emek harcayarak geçimini sağlamak, veya soydaşlarını harcayarak geçimini sağlamak arasında tercih yapmakta, ait olduğu toplumun siyasi konumu, ekonomik,sosyal yapısı ve psikolojik durumunun  etkisi büyüktür. Aynı sınıfta okuyan iki arkadaşın biri ceza evinde ellerinde kelepçe, ayaklarında pranga  olduğu halde karanlık koğuş içinde sürekli fiziki işkence görüyorken, diğer biri, altında makam arabası,özel şoförü,cam giydirilmiş güvenlikli lüks plazada sıcak çayını yudumlayıp,Çinli yöneticisinden aldığı emri kendi halkı üzerinde uygulamanın keyfini çıkartmakta. Her ikisi aynı şehirde, ama tamamen farklı konum ve farklı hayat standartlarında yaşıyorlar. Doğu Türkistan’da çizgiler net ayrılmıştır. Çin’in emrini uygularsan refah ve güven  içinde yaşayacaksın. Allahın emrini Uygularsan yolun ceza evine kadar açıktır.

Daha önceki yazılarımda altını çizdiğim gibi, yurdumuzun yakın zaman esaret tarihinde düşmana maşa olan vatan, millet hainleri (savaş zamanları hariç) hiçbir zaman milletten tehdit görmemiş, belki milleti ortadan kaldırılması gereken tehdit ve engel olarak görmüşlerdir. Bugün ise yurdumuzdaki hürriyet savaşçıları Çin maşaları olan hainlere darbe vurmaktadır. Ancak savaş yaygın hal almadığı ve “kurtulmuş”ların dayandığı güç çok güçlü olduğu için hala kudurmuş it gibi, Uygur toplumu üzerine atılabiliyorlar.

Çin daha önceki dönemlerde, ücra köylerden okuma yazması olmayan cahillerden seçip üst ve orta yönetimlerde sözde yetki sahibi olarak gösteriyor ve onlar Uygur milletinin başında sallanan kamçı olarak kullanıyorlardı. Son 30 yılda Çinin stratejisi değişti. Çinlilere ne kadar sadakatli olursan ol, sadakatini kanıtlamak için yüreğini çıkarıp masada koysan bile, Çince bilmiyorsan seni kullanmayacaklardır. Bu defa  “Kurtulmuş” kesimde çocuklarını,torunlarını Çince ilk ve ana okullara verme telaşı başladı.Bu kesim içinde yaygınlaşan Çince eğitim alma eğilimi,Çin yönetime ilham oldu. Bölge yönetimi tüm Uygurların ana okuldan başlayarak Çince eğitim görmesini yasal olarak zorunlu hale getirdi. Çin Bölgeye yüz binlerce Çinli öğretmen getirdi. Yüz binlerce Uygur öğretmen kadrosuzluk nedeni ile işten çıkarıldı.

Uygur aydınları tarihten beri Uygur toplumu için aydınlatıcı ışık, yol gösterici meşale, koruyucu zırh olarak görevini yapmıştır, bedelini ödemiştir. Bugün, para ve yetki tuzağına düşerek gönüllü olarak kökünden kopmuş bir grup “aydın” adı altındaki, refah, güvenliği Çinliler tarafından garantilenen kesim, Uygur halkının din,dil,kültüre karşı saldırıya geçen  organizasyonun ön saflarında yer almaktadır.

“Kurtulmuş” olanlarda  bir çelişki dikkatimi çekiyor; Onlar bayram namazlarına gitmezler. ama kurbanlık keser,masalarını et ve içki ile doldurur. Bayramda her kesten fazla yer-içer, eğlenir. Cuma günleri bile camiye gitmez. Anne-babaları ölürlerse cenazelerini camiye getirir, kendileri cami avlusu dışında beklerler. Onlar kendileri öldüklerinde, ailesi cenazeyi yine camiye getirirler. Onlar hayatta iken, onlar tarafından takıp ve tehdide maruz kalan cami imamı onların cenaze namazını kılar, onlar tarafından gericilik ile suçlanan,aşağılanan,baskı,tehdit,işkenceye maruz kalan saf Uygur cemaati,o imansız halde ölenin leşine saygı gösterip omuzlarında taşır, Müslüman mezarlığına defnederler. Çin’de ceset yakma fırınları ekmek fırını gibi yaygındır. Doğu Türkistan’ın Urumçi dahil tüm şehirlerinde ceset yakma fırınları vardır. Çinliler, bilhassa komünistlerin cesetleri yakılır, külleri bir kutuya konup ailesine teslim edilir. Bu durum Çin’de genel bir geleneğe dönüşmüştür. Şu an Doğu Türkistan’da 200 bine yakın Çin komünist parti üyesi bulunmaktadır. Bu rakamın yarısı kadarı Uygurlardan teşkil etmektedir. Ancak İslam dinine ve Uygur toplumunun değerlerine karşı ömür boyu savaşan, kendi halkına büyük zarar veren komünist Uygur yönetici ve ya kendini “aydın” diye niteleyen hainler arasından bir tek insan bile öldükten sonra cesetlerinin fırınlarda yakılmasına razı olmamış,Müslüman Uygur mezarlığında yatmak istemişlerdir.

Bu “kurtulmuş” kesim, Uygur annelerden doğmuştur. Büyüdüğünde Çin saflarına geçmiş, Uygur halkını yok etmek için oluşturulan cephede, kendi halkı,kendi soyu,kendi dini,kendi kültürüne karşı acımasızca savaşmışlardır. Öldüğünde ise yine geldiği Uygur, Müslüman topluma geri dönmüşlerdir. Hayattakiler ölenlerin yolunu takıp etmektedir. Bu çelişki, bu tuhaflık, sosyoloji ve psikoloji uzmanlarının araştırma konusudur.

Toplum kurtulmadan bireyin kurtuluşu gerçek kurtuluş değildir. Bireyin kurtuluşu onun ömrü kadardır. Düşündürücü olan, Uygur toplumu ile bağını kopararak, kendi soyunu ret ederek bireysel “kurtuluş”a yönelenlerin mutlak ezici çoğunluğu Üniversite mezunu,elinde diploması olan “aydın”lardır. Onlar, Uygurların çağdaşlaşma dönüşümünün gerçekleşmesini, İslam dini ve İslam kültüründen, Uygur dilinden arındırılmaktan geçtiğine inanmaktadırlar. Çin, onların beynine bu fikir’i programlamıştır.

Vatan içinde aslan yiğitler demir kafes içinde. İman, vicdan sahipleri susturulmuş durumda. halk çaresizlik içinde. Dert küpüne dönmüş, çaresiz Uygur toplumu sadece Allaha sığınmaktadır.  “Kurtulmuş” lar ise bu acılar denizinde boğulmadan sağ-salim kurtulup çıkmayı başardığı için çok mutlular ve doğduğunda ait olduğu o ortama bir daha dönmemek için her şey yapmaya hazırlar.  Kendi topluluğundan, kökünden,ruhundan uzaklaşan bu insanlar “sınıf” atlamış, refaha, güvene kavuşmuş olsalar bile aşağılanmaktan kurtulamamışlardır. Çinliler onlardan da nefret ediyorlar. Çünkü onlar etnik olarak Uygur sayılırlar. Kimliğine milleti; Uygur,Dini İslam,diye yazılmaktadır. “Ben Müslüman değilim, Uygurluktan da çıktım” demeleri de nafile. Çinliler “kimlik kanunu böyle. Yazmak zorundayız.” Diyorlar. Onlar ne kadar standart,aksansız Çince konuşabilmelerine rağmen,sokaklarda,alış veriş merkezlerinde,uçak,tren,otobüs, otel rezervasyonu yaptırırken… diğer Uygurlar gibi aşağılanıyor, hor görülüyorlar. Modern dünyada köleliği gönüllü olarak kabul etmenin kendisi  aşağılığı kabul etme eğilimidir. Onurunu çoktan kaybetmiş, kendini aşağılayan biri, başkalar tarafından aşağılanırsa ne fark eder ki?

Bu tür insanların bugünkü Doğu Türkistan şartlarında üremesi, türemesi yadırganacak bir durum değildir. Aynı tipteki Uygurların yurt dışında, bilhassa uygar, Demokratik batı dünyasında hatırı sayılır sayılarda olması düşündürücüdür. Dış ülkelerde okumakta veya çalışmakta olanların, memleketteki ailesinin güvenliği için Uygur sivil toplum kuruluşlarının siyasi ve sosyal faaliyetlerinden uzak durmak sureti ile kendi ders ve işlerine odaklananların hassasiyeti anlaşılabilir. Gerçekten Zulümden kurtulup özgür dünyaya yerleşen, ancak Çin korkusu ilklerine kadar işlemiş bir takım Uygur  Özgür dünyada özgürlükten kaçıp, yarasalar gibi karanlık köşe-bucaklara saklanarak yaşama mücadelesi içindedir. Onların durumu psikolojiktir. Onlar başkalara değil, kendilerine zarar vererek yaşamını sürdürmektedir. Vatandan 5-10 bin kilometre uzaklıklarda bile Çin korkusu sendromundan kurtulamayan bu kardeşlerimin durumuna baktıkça, onların insani onurunu, kendilerine olan saygınlık duygusunu ellerinde alan Çin işgalcilerine karşı öfkemi kontrol etmekte zorlanıyorum. Tabii ki, milli mücadele öfkeyle değil, akılla yapılır.

Daha beteri ise, Özgür dünyada  Çin elçilik, konsolosluklarından her ay aldığı para karşılığında, yurt dışında yaşayan Uygurlar hakkında bilgi toplamak, onların vatan içindeki bağlantılarını takıp etmek görevini üstlenenler bulunmaktadır. internet üzerinde sürekli olarak yurt dışındaki Uygur teşkilat, Aktivistleri kendi aralarında bir birine düşürecek,enerjilerini iç mücadeleye yönlendirecek yazıları yazmak, Milli lider,aktivistler hakkında iğrenç iftira,fesat yaymak karşılığında para ve iyi yaşam koşullarına kavuşmak eğilimi hiç ara vermeden devam etmektedir.

Çine gönüllü ajanlık yapanlar arasında Yurt dışında Üniversite bitiren, doktorasını yapan, iyi yerlerde çalışmakta olan, Çine hiçbir maddi ihtiyacı olmayanların bile olması çok üzücü bir durumdur. Yurt dışındaki Uygur topluluğunu en öfkelendirmekte olan ise, Doğu Türkistan vakıf, derneklerinden aldığı burslar ile Üniversite bitirip, bugünkü günde Çine ajanlık yaparak, Doğu Türkistan aleyhinde çalışarak, dış dünyadaki ve vatan içindeki Uygurlara büyük zarar vermekte olan insanların, Uygur toplumu arasında kibir içinde elini kolunu sallayıp dolaşmaktan çekinmemesidir.

Şunu bilmeliyiz ki, bilim ve vicdan tamamen farklı kavramlardır. Vicdanın eşlik etmediği bilim insanlığın yararına değildir. Aslında kendi milletinden ve onların trajedi dolu  hayatından kurtulmak, kurtulanlar için kendi halkına nefret etmesini, halkına karşı düşmanlık girişimine girmesini gerektirmez. Ancak, Uygurlar arasındaki bu “kurtulmuş” lar, kurtulmakla yetinmiyorlar. Neden? Dünyayı ve insanlığı yıkıma sürükleyen faktör insanin doyumsuzluğudur. Doyumsuzluk, daha fazlasına sahip olma tutkusu niteliksiz, beceriksiz,şark kurnazı ve kısa yoldan büyük kazanç peşinde olan kötü niyetli insanları her bataklığa sürükler. “Kurtulmuş” olanlar neden Çin’den bu denli korkuyor da, kendini kocağında büyüttüğü toplumu hiçe sayıyor. Çünkü onlar güce tapan,güçten anlayan insansı yaratıklardır. Çin bir güçtür. Çin istediği zaman onları zirvelere taşıyabilir, istediği zaman ayakları altında sürükleyebilir, yok edebilir. Uygur toplumu onların anasıdır. Ana yüreğinde sadece sevgi vardır. Ana, asi çocuğa bile sevgiden başka bir şey beslemez. Ancak, sevgi baskıcı güç değildir. Sevginin yolu yıkıma kapalıdır. Eğer Uygur toplumu “kurtulmuş”lara güç kullanmaya başladığında, hayatı tehdit gördüğünde, onların sayısı hızla azalır, zararı da minimuma iner. Kim hangi dilden anlıyorsa, o dilden konuşmak sonuç verir. Öz Toplumundan bağını Koparmayı kurtuluş sayan ve kendi toplumuna karşı suç işleyenler sizce hangi dilden anlar?

http://www.uyghurnet.org/oz-toplumundan-bagini-koparmayi-kurtulus-sayan-uygurlar-nasil-kisiler-ve-ne-yapiyorlar/

Nobel kazanan Aziz Sancar: Ülkem adına gurur duydum


Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, “Bu ödül özellikle Türkiye için çok önemli” dedi.

ANKARA

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, “Ödülü kazanmaktan büyük onur duyduğunu” söyledi.

Akademi’den gelen telefonu, eşinin açtığını ve kendisini uyandırdığını belirten 69 yaşındaki Sancar, “Hiç beklemiyordum, çok şaşırdım. Hala da çok şaşkınım” dedi.

Nobel Medya Merkezi’nden Adam Smith’in sorularını yanıtlayan Sancar, ödülü kazanan ilk Türk bilim adamı olduğu hatırlatıldığında “Bilim adamı olarak evet. Ama Orhan Pamuk, 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’n kazanmıştı” dedi.

Smith’in, Türkiye’de de büyük kutlamalar olacağını belirtmesi üzerine Sancar, “Evet sanırım olacak. ‘Nobel ödülünü ne zaman alacaksın’ diye yıllardır sorup duruyorlardı. Ülkem adına da gurur duyuyorum” ifadesini kullandı.

Hasar gören DNA’nın onarımıyla ilgili mekanizmaları ortaya çıkaran çalışmasıyla ödüle layık görülen Sancar, “Şimdi neler olacak?” sorusuna “Derslerim ay sonunda başlıyor ve aralık sonuna kadar da devam edecek. Dersleri aksatmamak için elimden geleni yapacağım ama sanırım bazı aksaklıklar olacak” diye konuştu.

Ailesine, ana vatanı Türkiye’ye ve çalışmalarını sürdürdüğü ABD’ye müteşekkir olduğunu kaydeden Sancar, “Bu ödül özellikle Türkiye için çok önemli” dedi.

“5-10 yıl içinde Türkiye’de Nobel kalitesinde Türk bilim adamları olacak”

Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada ise Türkiye’den ABD’ye 1974’de geldiğini belirterek, “Bu dönemde Türkiye’de yüksek derecede temel bilim yapma olanağı yoktu. O nedenle ABD’ye geldim. O dönemde temel bilimlerde imkanlar sınırlıydı. Ancak artık Türkiye’de imkanlar var, temel bilimlere büyük yatırımlar yapılıyor. Umarım Türkiye’de Avrupa ve Amerika seviyesinde temel araştırma yapılacak, 5-10 yıl içinde Türkiye’de Nobel kalitesinde Türk bilim adamları olacak ve o düzeyde temel bilim araştırması yapılacak” diye konuştu.

İsveç’in başkenti Stocholm’de gerçekleştirilecek Nobel ödül töreninin ardından Türkiye’ye gelebileceğini söyleyen Sancar, Türk bilim insanlarına mesajının sorulması üzerine, “Çok çalışın. Bilim güzeldir ancak sabırlı ve dayanıklı olmak lazım” dedi.

Muhabir: Umur Koçak Semiz-Selma Kasap

http://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/nobel-kazanan-aziz-sancar-ulkem-adina-gurur-duydum/436022

Nobel-2015 Xémiye Mukapati Türük Alimi Aziz Sanjer Ependige Bérildi!


Nobel 2015 Hémiye Mukapati Türük Alimi Aziz Sanjer Ependi qatarliq 3 kishige Bérildi! Uyghurlar  Aziz Sanjer ependidin menggü pexirlinidu we Iptixarlinidu!

12115890_1628892984044911_4360371121058318143_n (1)

Aziz Sanjer

Aziz Sanjer-4640

                                       Uyghur Academy of Arts and Science

                                                                         

                                          Tengritagh Akademiyesi 

07.10.15

The Nobel Prize in Chemistry 2015 For Tomas Lindahl, Paul Modrich and Aziz Sancar


The cells’ toolbox for DNA repair

Aziz Sanjer

The Nobel Prize in Chemistry 2015 is awarded to Tomas Lindahl, Paul Modrich and Aziz Sancar for having mapped, at a molecular level, how cells repair damaged DNA and safeguard the genetic information. Their work has provided fundamental knowledge of how a living cell functions and is, for instance, used for the development of new cancer treatments.

Each day our DNA is damaged by UV radiation, free radicals and other carcinogenic substances, but even without such external attacks, a DNA molecule is inherently unstable. Thousands of spontaneous changes to a cell’s genome occur on a daily basis. Furthermore, defects can also arise when DNA is copied during cell division, a process that occurs several million times every day in the human body.

The reason our genetic material does not disintegrate into complete chemical chaos is that a host of molecular systems continuously monitor and repair DNA. The Nobel Prize in Chemistry 2015 awards three pioneering scientists who have mapped how several of these repair systems function at a detailed molecular level.

In the early 1970s, scientists believed that DNA was an extremely stable molecule, but Tomas Lindahl demonstrated that DNA decays at a rate that ought to have made the development of life on Earth impossible. This insight led him to discover a molecular machinery, base excision repair, which constantly counteracts the collapse of our DNA.

Aziz Sanjer-4640

Aziz Sancar has mapped nucleotide excision repair, the mechanism that cells use to repair UV damage to DNA. People born with defects in this repair system will develop skin cancer if they are exposed to sunlight. The cell also utilises nucleotide excision repair to correct defects caused by mutagenic substances, among other things.

Paul Modrich has demonstrated how the cell corrects errors that occur when DNA is replicated during cell division. This mechanism, mismatch repair, reduces the error frequency during DNA replication by about a thousandfold. Congenital defects in mismatch repair are known, for example, to cause a hereditary variant of colon cancer.

The Nobel Laureates in Chemistry 2015 have provided fundamental insights into how cells function, knowledge that can be used, for instance, in the development of new cancer treatments.

Read more about this year’s prize
Popular Information
Pdf 482 kB
Scientific Background
Pdf 522 Kb
To read the text you need Acrobat Reader.

Illustration – DNA Structure (pdf 650 kB)
Illustration – Base excision repair (pdf 495 kB)
Illustration – Mismatch repair (pdf 1,5 Mb)
Illustration – Nucleotide exception repair (pdf 537 kB)


Tomas Lindahl, Swedish citizen. Born 1938 in Stockholm, Sweden. Ph.D. 1967 from Karolinska Institutet, Stockholm, Sweden. Professor of Medical and Physiological Chemistry at University of Gothenburg 1978–82. Emeritus group leader at Francis Crick Institute and Emeritus director of Cancer Research UK at Clare Hall Laboratory, Hertfordshire, UK.
http://crick.ac.uk/research/a-z-researchers/emeritus-scientists/tomas-lindahl/

Paul Modrich, U.S. citizen. Born 1946. Ph.D. 1973 from Stanford University, Stanford, CA, USA. Investigator at Howard Hughes Medical Institute and James B. Duke Professor of Biochemistry at Duke University School of Medicine, Durham, NC, USA.
http://www.biochem.duke.edu/paul-l-modrich-primary

Aziz Sancar, U.S. and Turkish citizen. Born 1946 in Savur, Turkey. Ph.D. 1977 from University of Texas, Dallas, TX, USA. Sarah Graham Kenan Professor of Biochemistry and Biophysics, University of North Carolina School of Medicine, Chapel Hill, NC, USA.
http://www.med.unc.edu/biochem/people/faculty/primary/asancar

Prize amount: 8 million Swedish krona, to be shared equally between the laureates.

Further information: http://kva.se and http://nobelprize.org

Contacts: Hans Reuterskiöld, Press Officer, Phone +46 8 673 95 44, +46 70 673 96 50, hans.reuterskiold@kva.se Claes Gustafsson, member of the Nobel Committee for Chemistry, +46 31 786 38 26, +46 70 858 95 21, claes.gustafsson@medkem.gu.se


The Royal Swedish Academy of Sciences, founded in 1739, is an independent organisation whose overall objective is to promote the sciences and strengthen their influence in society. The Academy takes special responsibility for the natural sciences and mathematics, but endeavours to promote the exchange of ideas between various disciplines.

Congratulations to Tomas Lindahl, Paul Modrich and Aziz Sancar for being awarded the in Chemistry 2015.

http://www.nobelprize.org/nobel_prizes/chemistry/laureates/2015/press.html

Yürekke Oqtek Urulidighan Ikki Shier


cn-china-polizei-DW-Politik-Urumqi

Autori: Weten Oghli

Jan Qerzining Xuni Bar

Natonush sheher sisiq bir kocha ,
Anglinar nale peryat awazi .
Rehim qil allah, chaqirildi isming,
Bu tamam sunuq dilning nidasi.

Achchiq yutidu soghuq kichide ,
Bishi ikkige bölün’gen jeset.
«Shahadet» iytip titrep lewliri,
Yumuldi nurluq közliri ebet.

Qabahet bilen tolghan kochigha ,
Sörep chiqildi bisewep bir qiz .
Rehimsiz yenchildi güldek chirayi ,
Ketti bu dunyadin namu- nishansiz.

Anglinar tömürning jaranglashliri ,
«Qalghach tilliq »ning towlashliri .
Anglanmas «yüriki bar»ning awazi .
Insanning yoqmidu hich etiwari.

Qan dingizda yatadur on ikki shihit ,
Tashlaptudek shihitlarni hem parchilap .
Tagh baghrigha yetmey turup ikkiyüz arislan,
Her ishiktin zerbe yidi qansirap.

Aymu bulutlar keynige ötken chaghda ,
Tökülgen derya bop shu qanlar iqwatqandu ? .
Hayat bolsa köridighini talayti tixi ,
Alte yuz kishi nede azap chékiwatqandu ?.

Qeshqerimning aniliri qan yighlidi ,
Hetta asman haza tutup yighliwetti .
Naheq ketken qiz-yigitler ezimetler,
Jan-jigeri yürek -pari emesmidi.

Way murebbim, jinim balam yuzung qini ?,
Manga ésilip yighlaydighan qolung qini ?.
Tigishemtim sini hesret nadametke ,
Men altundin eziz bilgen bishing qeni ?.

Yise, mangsa, sözlisila adem emes ,
Ey imansiz qara köngül insan siyaq .
Sini adem digenlerge deymen lenet ,
Sendin adem chishleydighan it yaxshiraq.

Ah! didi sansiz yürek qarghap sini ,
Hazidarning ahliri tutqay sini .
Küch birip allah igem her bendige,
Qanlar iqip dingiz bolup yutqay sini .

Xush bolup ketme hergiz hazimizgha ,
Körenglep turalmiding nalimizgha .
Bu qanlar eziz qanlar xuni bardur !,
Yolbash birer ulugh allah arimizgha!!!.

 

***************

 

 

Sen Üchün Hazidar Tümenming Yürek 

 

 

Dehshetlik shum xewer tildi yürekni,
Tengritagh eqinip kayghurdi shudem.
Sayram hursinip tökti yeshini,
Kalbide chayqilip tümenming elem.

Tolghandi hesrette yigane tarim,
Sighmighach ichige bunchilik xorluq.
Ne üchün muptila bolding azapqa,
U jayda kormeyle zerriche xorluq.

Ah turmush Borini uchurtup seni,
Tashlidi rehimsiz qara qollargha.
tekkendu bishinggha esheddi toqmak,
Telmurdi kozliring erkekzatigha.

Oylayting hemmini ozengdek sapdil,
Bu ishdin ganggirap kalding shu zaman.
Hey diding ichingge eghir tinipla,
chikmidi aghzingdin bir eghiz wayjan.

Echilmay turupla tozidi ghuncheng,
Yashlighing tömuri üzülgen chaghda.
Tiliding ananggha aman isenlik,
Qaldi-de dadangmu bir omur daghda.

Bolmayting chümile jenigha zamin,
Keng qorsaq idingghu shunqilik hetta.
shu naheq tökülgen qanliring dostum,
Qoydighu bizlerni cheksiz azapqa.

Bishinggha chüshkende ejel yamghuri,
Esebiy kanxorlar kildi tentene.
Soallar chaqmaqtek cheqildi bu dem,
Bu qandaq medeniyet qandaq enene.

Sen üchün hazidar tumenming yürek,
Tilleydu giyahmu hettaki jennet,
“Dua”dep juplendi uyghur alkini.
Ketmiding, qelpte yashnaysen ebet.

2009-Yili 7- ayning 1-küni