Tarihte Aryan ve Turan Tartışması


Tarihte Aryan ve Turan Tartışması

Yayin Tarihi 11 Mayıs, 2015
Kategori TÜRK DÜNYASI

Tarihte Aryan ve Turan Tartışması

Günümüze kadar süregelen Aryan-Turan tarih tezinin esası, Batılılar tarafından tek taraflı geliştirilmiş Batı ırkçılığına dayanan bir tezdir.
Bu tezin hedefi, Batılı (Mordik) kavimlerin dünya üzerinde emperyalist emellere ilim kılıfı geçirerek zemin hazırlama gayesi yatmaktadır. Anglo-Sakson emperyalizminin atağa geçtiği 17. yüzyıl itibara alınırsa son derece anlam kazanır. Ancak tartışmasız Batılı tarih tezinin günümüzde yavaş da olsa sorgulanmaya başlanması ve yeni araştırmaların gün yüzüne çıkması, Batı’nın yalanlarını ortaya koyarken dönüşü olmayan bir kimlik bulmamıza da yol açıyor. Bu yol bugüne kadar aldatılan Doğu aleminin şahsiyet bulma yoludur.

image001

Türklerin ilk yurdu Türklerin tarihin derinliklerindeki ata yurdunun neresi olduğu konusu, Batılı akademisyenler tarafından özellikle tartışmaya açılmaz ve Ural-Altay etekleri Türk ata yurdu olarak kabul edilir. Elbette bu klasik bir bakış açısıdır, ama Batılı tarihçilerin bunu kesin bir postulat gibi kabul edip tartışmaya açmamalarının arkasında başka bir sinsilik yattığı sezilmektedir. Bu da ancak, Tanrının dünya yaratıldığından beri sanki Türkleri eliyle Ural-Altay eteklerine koymuş gibi gösterilerek, bu halkın gittiği her yerde “işgalci” sayılmasını sağlama amacına matuf olabilir. Nitekim Batı dünyası şu anda Türkleri Anadolu’da işgalci bir halk olarak görmekte ve ata yurdumuza dönüp gitmemiz gerektiği görüşünü ileri sürmektedir.

image002

Özi nehri kıyısında İskitlere ait Solokha Kurganında bulunan altın tarak. (Ermitaj, St. Petersburg)

Tarihi incelediğimizde Türkler’in Orta Asya’ya gelmeden çok daha önceleri Sibirya ve Moğolistan‘da yaşadıkları, daha sonraları yavaş yavaş Asya’nın ortalarına doğru sarktıkları ve oradan da başka yönlere dağıldıkları görülmektedir. Ama ne zaman? Tarihin sayfalarını karıştırdığımızda bu olayların MÖ. 3000 ile M.S. 1000. yıl arasında gerçekleştiği görülüyor. Avrupalı ve Rus tarihçiler, İskitler‘i Ari ırkına mensup İran menşeli bir halk olarak göstermeye bayılırlar.1 Esasen bunların hiçbirisi bu konuyu araştırmış falan değildir ve sadece kendisinden bir öncekinin sözlerini tekrarlamakla yetinmektedirler. Meselâ Herodot ve onun müteakipleri, İskitler’i M.Ö. VII. yüzyılda Karadeniz sahillerine yakın bölgelerde ve ağırlıklı olarak Kırım yarımadası ve civarında yaşayan bir halk olarak takdim etmişler ve dünya tarih literatürüne de bu olay bu şekilde kaydedilmişti. Fakat 2002 yılında Tuva’da bulunan mezarlar ve mezarlardaki eşyaların incelenmesi sonucunda İskit’lerin henüz VI. yüzyılda bu bölgelerde yaşadıkları gerçeği anlaşılınca, geçmişteki bütün tezler çöpe atılıverdi. Çünkü bunun anlamı, İskitler’in Avrupa taraflarından gelen Ari bir halk değil, Asya’dan Batıya doğru ilerleyen Turanî bir halk olduğu idi. Hâttâ İskitler’i, Ariler’in torunları olarak görenlerden Rus arkeolog S. İ. Rudenko “Donmuş mezarlar “da bulunan ölünün cesedini inceledikten sonra “Şaşılacak şey ki, bu ölü Mongoloiddir!” demekten kendini alamamıştı,’ G. Thomson’un Peiasglar ve Anadolu’nun eski halkları üzerine yaptığı araştırmalar, Batılı tarihçi ve arkeologların bilinçli veya bilinçsizce yalan söylediklerini ortaya koymaktadır. Bilinçli veya bilinçsiz kelimeleri burada tesadüfen seçilmemiştir. Bazıları kasıtlı olarak tarihi gerçekleri çarpıttılar. Bir çokları ise bilinçsizce, hiçbir tenkide tâbi tutmadan öncekilerin görüşlerini tekrarladılar. Bugün aynı şeyi Kürt tarihi konusunda yapmaktadırlar. Hiçbir mesnetleri olmadığı halde, Kürtler’i tarihin derinliklerinde on bin, on beş bin yıl önce yaşamış ve yeryüzünde temsilcisi kalmamış halklara ve uygarlıklara bağlamakta, Kürt aydınları da bu saçmalıkları ilmî verilermiş gibi aynen tekrarlamaktadırlar. Halbuki sadece akarsular nadiren de olsa bir yerde toprağın içine akarak, ilerilerde bir yerde, bazen çok uzaklarda tekrar yeryüzüne çıkarlar. Ama halklar akarsu değildir. Yani aradan beş on bin yıl geçtikten ve büyük bir tarihi kopukluktan sonra ortaya çıkıp da, filan halkın devamı ve temsilcisi olduğunu iddia edersen, ancak kendi kendini kandırmış olursun. Bir halkın etnogenezi incelenmeden, etnik mensubiyeti belirlenemez.

Kazanlı dil bilimci ve tarihçi Nurihan Fattah‘ın elinizdeki bu eseri değişik bir tez ve iddialar içermektedir. Elbette onun eserinde ileri sürdüğü görüşler tartışılabilir. Belki bütünüyle reddedilebilir. Ama aynı görüşleri değişik şekillerde ve hatta daha katı bir biçimde savunanlar geçmişte de vardı. Örneğin Ord. Prof. Yusuf Ziya Özer‘in Mısır Tarihi adlı eserinde ileri sürdüğü görüşler, eserin yazarı Fattah’ın görüşlerini desteklemektedir. Osman Karatay‘ın, Haluk Tarcan‘ın, Kazım Mirşan‘ın çalışmaları ve keza adı yukarıda zikredilen G. Thomson‘un eserleri bu açıdan dikkatle incelenmelidir. Özellikle Kazım Mirşan’ın Anadolu ve Avrupa’daki Runik yazılı kitabelerin çoğunu çözmesi, Batılılar tarafından burun kıvrılarak görmezlikten gelinse bile, desteklenmelidir. Halklar tarihten silinebilirler, ama mutlaka yaşadıkları topraklarda arkaların da bir takım izler bırakırlar. Buralardaki Runik yazılı kitabeler gökten zembille inmediğine ve Asya’ daki Runik yazılı Türk kitabeleriyle büyük benzerlikler arzettiğine göre, geriye bunlardan hangisi nin önce olduğunun tespit edilmesi kalıyor. Fakat karbonlama usulü kayalar üzerine tatbik edilemediği için bu şimdilik imkânsız görünüyor. Çünkü bu meselenin halli, Asya’dan mı Batıya doğru, yoksa Batıdan ve Yakın Şarktan mı Asya’ya doğru göçlerin yapıldığı tartışmasına da son noktayı koymuş olacaktır. Birçok Türk tarihçisi, ön-Türkler’in Milat öncesi yüzyıllarda ve hatta binyıllarda Asya’dan Bati ve Yakın Doğu’ ya doğru göçler gerçekleştirdikleri, dolayısıyla ilk ata yurdun Asya’nın iç kısımlarında (Güney Sibirya, Batı Moğolistan) oldu ğu kanaatindedirler. Meselâ Türk kavimlerinin sayısını 56’dan 60’a çıkaran Kazanlı Hasan Ata el-Abesi bu görüşü savunanlardandır. Ona göre sadece Türk halkları değil, bütün halklar Turan’dan dünya ya yayılmışlardır.

Ancak, bu konunun halli, kuru iddialarla pek mümkün değildir. İkna edici deliller, yazılı belgeler, tarihi yadigârlardan örnekler getirilmeden ileri sürülen görüşler, sadece bir kanaattir ve indî görüştür. Yukarıda belirtildiği gibi Batılı tarihçi ve antropologların Türkler’e ata yurt olarak Ural-Altay eteklerini göstermeleri, aynı görüşün Türk bilim adamlarınca da kabul edilmesi, tarihin belli bir döneminden sonrası için doğrudur ve geçerlidir. Ama bizim problemimiz Türkler’in ondan öncesinde nerede olduklarıdır. Bu konuda şu an için herhangi bir kriter yok. Eserin yazarı N. Fattah, kesin olarak Tatarlar’ın atalarının Anadolu’da, Girit’de, Mısır’da, Habeşistan’da yaşayan proto-Türk halklar olduğunu ileri sürmekte ve bunu etnonim, toponim, hidronimlerle, eski destanlarda bahsedilen örf ve gelenekler arasındaki benzerliklerle izah etmeye çalışmaktadır. Fakat bu dahi bir tezdir, kesin hüküm değildir. Tatar adı üzerinde biraz sonra durulacaktır. Çünkü tarihte bazen kimi halklar, geçmişte atalarının hiç ilgisi olmadığı halkların isimlerini alabiliyorlar.

image003

Yemen buluntuları ve Türk Tamgaları karşılaştırması

Fakat arkeolojik ve tarihi verilerin sessiz kaldığı yerlerde, destanlar ve efsaneler, kutsal kitaplardaki imalardan dişe dokunur bir şeyler çıkarılabilir. Çünkü unutmamak gerekir ki, destanlar bazı tarihi gerçeklerden çıkarlar ve satır aralarında bilinmeyen bazı tarihi muammaları çözecek bilgiler içerirler. Mesela Mısırlı yazar Enis Mansur  “Gökten İnenler” adlı eserinde, efsanevî kral Minos’un Asya’da Minas şeklini aldığını ileri sürmektedir.4 Bilindiği kadarıyla kral Minos, kronolojik olarak Manas‘tan daha erken tarihlidir.

image004

Türkler’in ilk ata yurdunun Anadolu ve Yakın Doğu topraklan olduğu konusunda kesin delil sunmak oldukça zor; ama az önce işaret ettiğimiz gibi, efsaneler bir ışık sunabilir. Örneğin Ebu’l Gazi Bahadırhan’ın “Şecere-i Türk” adlı eserinde Nuh peygamberin Tufan’darı sonra yeryüzünü üç oğlu arasında paylaştırdığı belirtilerek, herbirini bir yöne; “Ham‘ı Hindistan taraflarına, Sam‘ı İran, Yafes‘i de kuzey ülkelerine [Turan’a] gönderdiği kaydedilir.” Ebu’l Gazi’nin, eserini kısmen Mirza Uluğ-Bey‘in Dört Ulus Tarihi‘ne, fakat ağırlıklı olarak Reşidüddin‘in eserlerine dayandırdığı anlaşılıyor. Esasen Uluğbey‘in eseri de Reşidüddin’in bir tür tekrarından başka birşey değil. Çünkü her üç eserde Tufanla ilgili verilen tarihler, Tevrat’da belirtilen tarihlerle örtüşmektedir, Reşidüddin’in de Yahudi asıllı olduğu güz önünde bulundurulursa, bu tarihlerin Tevrat’a dayandırılması normaldir, fakat hiçbir inandırıcı tarafı yoktur. Esasen kendisi de tarihçi değil, maliyecidir ve sırf Moğollar’a şirin gözükmek için, o sıralar işsiz dolaşan bazı bilim adamlarına hazırlattığı risaleleri tenkit süzgecinden geçirmeden aynen eserine almıştır.” Reşidüddin’i aynen tekrarla yan Mirza Uluğbey, eserinin bir yerinde, “Turan topraklarını ve Türkistan’ı Yafes aleyhisselam kendine ayırmıştı.”7 diye yazmaktadır. Başka bir yerde ise, “Yafes ibni Nuh, Cudi dağından indikten sonra, Allah’ın emriyle Doğu (Maşrık) tarafına yöneldi” ve keza babası Nuh’a müracaatta bulunarak, “Bana verdiğin yerlerde iklim kurakmış, gerektiğinde yağmur yağdıracak bir dua öğret, dedi. Nuh da ona ism-i a’zam duasını öğretti ve Yada (veya Cada) taşını verdi” denilmektedir.8

Bu hikayenin esasen fazla inandırıcı bir tarafı yok ve daha ziyade birbirinden kopyalanmış bir efsaneyi anlatmaktadır. Zaten Tufan’ın bütün yeryüzünü mü kapladığı, yoksa bölgesel bir olay mı olduğu, suların kaç metre yükseldiği dahi tartışmalıdır. Çünkü Tufan olayı, hemen her milletin geleneksel inançları arasındadır. Mayalar‘a bakacak olursanız. Tufan kendi ülkelerinnde olmuştur vs.9 Fakat bu konu bizi ilgilendirmiyor. Bizi daha ziyade ilgilendiren, Türk’ün babası Yafes’in Nuh tarafından Turan ülkelerine gönderildiğidir. Demek ki daha önce orada değildi ve Tufandan önce de yeryüzü halklar tarafından iskan olunmuştu. Bir kere, Nuh’un gemisinin nereye oturduğu tespit edilmiş değildir. Bugüne kadar da izi bulunamadı. Diğer taraftan bir babanın durup dururken oğullarını uzak diyarlara gönderip, oraya yerleşmelerini istemesi de anlamsız. Yani bu olayı doğru kabul etsek bile, Nuh’un ailesiyle birlikte Tufan’dan sonra, uzun yıllar yaşadığı biliniyor, ihtimal -eğer olay doğruysa- bu uzun yıllar zarfında bulundukları yerde nüfus kesafeti başlamış ve topraklar yetmez olunca, oğullarını halklarıyla birlikte göndermiştir. Böyle bir açıklama daha mantıklıdır. Fakat bu olayın ne zaman vuku bulduğu konusu bilinmezliğini muhafaza etmektedir. Kur’an’da Tufanla ilgili açıklama son derece kısadır ve tarih verilmez. İslami tefsirlerde konuyla ilgili yer alan bilgiler ise Yahudi kökenlidir ve tamamıyla Tevrat’a dayanır. İşin burası da bizi fazla ilgilendirmiyor.

image005

Hutchinson’un “Story of the Nations” adlı eserinden Aryanların Hindistan’a girişini gösteren temsili bir resim, M.Ö. 3600.

Burada ilk ata yurdun Turan-zemin ve bu arada Ural-Altay etekleri olduğu, daha sonra çeşitli sebeplerle oradan Batıya ve Yakın Doğuya doğru, göçler yaşandığı; örneğin Sümerler‘in Yulduz (Yıldız) Vadisi’nden muhaceret ettikleri ileri sürülmek te ve dolayısıyla ilk ata yurdun Asya’da olduğu belirtîlmektedir. “Hatta Z. V. Togan” Türklerin ana vatanı Orta Asya’dır(11) diye kestirip atmaktadır.11 Ancak, ordinaryüs prof. unvanı almış bir kişinin, bir halkın ata yurdunu tesbit ederken, tarih dilimine işaret etmemesi anlaşılacak gibi değildir. Hatta biz de muteber tarihçilerden kabul edilen Lâszlo Râsonyi dahi Türk ana yurdunun İndogerman ana yurdunun yanında ve bugünkü Kazakistan’da olması gerektiğini savunurken, belli bir tarihi dilimi vermez.(12) Gerek Ari göç ve istilaları, gerekse Türkler’in ata yurdunun Asya’da bir yerlere bağlanması konusunda kesin bir tarih verilmemesi; çoğu kez “Milattan birkaç bin yıl önce”, bazen “Milattan 3-5 bin yıl”, bazen “on onbeş bin yıl önce” gibi yuvarlak sözlerle geçiştirilmesi, kimsenin elinde ileriye sürebileceği bir delilin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bizim kanaatimize göre, tarih öncesi dönemlerde halklar, çeşitli sebeplerle (kuraklık, nüfus kesafeti veya güçlü bir düşmanın itmesi) oradan oraya savrulmuş ve sonunda her biri bir yerde karar kılmıştır. Türkler de o dönemlerde başka adla anılmış olsalar bile oradan oraya savrulduktan sonra, Ural-Altay eteklerinde karar kılarak, oradan değişik yönlere yayılmışlardır. Dolayısıyla hiçbir milletin ilk ata yurdu şurasıdır diye kesin bir hüküm verilemez. Kaldı ki, halkların bazen göç ettikleri bir yerde barınamayıp, ana yurda geri döndükleri veya dönmeye çalıştıkları da görülmüştür. Örneğin Nedao savaşından sonra Hunlar’ ın tekrar Doğu’ya doğru çekilmek istedikleri, fakat başaramadıkları bilinmektedir. Ancak, daha sonra da işaret edileceği gibi, Batıdan doğuya doğru bir Ari istilası gerçekleştiği iddiası, sadece ve sadece siyasi amaçlarla imal edilmiş sinsi bir yalandan ibarettir.

Esasen ilk ata yurdun Ural-Altay etekleri olması da o kadar önemli değildir. Milattan binlerce yıl önce Asya’dan Anadolu ve çevresine göçler yaşanmış ve atalarımızın bir kolu buralarda hayat sürmüşse, bunun ikna edici delillerle ispat edilmesi çok daha önemlidir. Peki bu ispat edilirse ne faydası olur? K. Mirşan’ın dediği gibi ‘sadece atalarımızın geçmişi ve tarihimizle övünmeye’ değil, tarihen atalarımıza ait topraklara yüzlerce yıl sonra tekrar çıkıp geldiğimiz iddiasının verdiği haklılığa önce kendimizi inandırmamıza yarar. Biraz sonra üzerinde detaylı duracağımız Ari göçleri meselesinde de göreceğimiz gibi, Ruslar Türkistan’ı istila ettiklerinde, bu teze dayanarak “bunun bir işgal sayılamayacağını; buraların bir zamanlar Ari yurdu olduğunu, dolayısıyla torunun dedesinin yurduna geri çıkıp gelmesinin anormal bir tarafı bulunmadığını” iddia etmişlerdi. Biz, bu hakkı, onların bulduğu yerden buluyoruz!

Tatar Adı Üzerine

Türklük araştırmalarında, konunun gereği olarak, sık sık “Tatarca, Tatar, Tataristan” kelimeleriyle karşılaşılır. Ancak çoğu zaman Tatarlar’ın başka bir millet olduklarını zannedenler çıkabilir. Dolayısıyla yanlış bir anlamaya fırsat vermemek için, Tatar adının bugünkü Kazan Türklerine nasıl verildiği üzerinde kısaca durmakta fayda vardır.

Tarihte Tatar adında bir halk vardır. Ama onların bugün Kazan civarında ve Kırım‘daki Tatarlar’la bir ilgileri yoktur. Çin kaynaklarında Shih-we-i adıyla geçen Otuz-Tatarlar (14) arasında ‘Kara Tatarlar‘ denilen Türk kabileleri de vardı.” Fakat bu küçük kabileler, daha sonra Moğollar tarafından itaat altına alındılar ve onların bir parçası olarak görülmeye başlandılar. Böylece Tatar kelimesi Asya’da tarihe karıştı ve zaman içinde bir etnonim haline geldiği Altın Orda‘nın tebaası İtil boyu Türklerine yani Kama Bulgarlarına misafir oldu.16 Moğollar, geçmişte aralarındaki adavet sebebiyle sevmedikleri Tatar savaşçıları, öncü birlikler olarak en ön saflarda gönderiyorlar ve onlarla ilk karşılaşan düşmanlar, isim konusunda yanılgıya düşüyorlardı. Bir Rus vakayinamesinde şöyle deniliyor: “O yaz, günahlarımız yüzünden kim olduklarını bilmediğimiz kafırlar çıkageldiler. Kimse onlar hakkında birşey bilmiyordu. Kimdiler ve nereden geliyorlardı, hangi dili konuşuyorlardı, hangi kabileye mensuptular ve neye inanıyorlardı, kimse bilmiyordu. Ama adları Tatar idi…”17

Çingiz-han’ın ölümünden sonra, vasiyetine binaen, her bir ordaya gerçek Moğol olan dörder bin asker olmak üzere toplam 20 bin savaşçı düştüğüne göre, 18 ordunun bünyesinde yer alan Tatarlar’ın da bu rakamdan fazla olması mümkün değildir. Dolayısıyla bu rakamın ancak bir kısmının ‘Moğol ordusuyla birlikte Rusya’ya geldiği, bilahare onların da büyük bir kesiminin Moğolistan’a geri döndüğü düşünülecek olursa, geri kalanlarının Kıpçak, Oğuz, Bulgar veRuslar‘la meskun bir bölgede okyanustaki bir damlacık mesabesinde kaldığı ve kısa sürede eriyip gittikleri kendiliğinden anlaşılır. Halbuki bugün Tatar diye bilinen Kazan Tatarları, diğer bir deyişle İtil Bulgarları, Atilla Hunları döneminde, yani henüz IV.-V. yüzyıllarda Bulgar adıyla biliniyorlardı. Daha sonra Moğollar döneminde yani XII-I.-XIV. yüzyılda bir miktar Kıpçak Türkü de gelerek Kazan civarındaki Bulgarlarla kaynaştılar. Böylece XV. yüzyılda dahi Bulgar adını taşıyan bu halkın ismi İtil boyunda tarihe karıştı ve onun yerini Kazan, Tatar ve Çuvaş gibi adlar aldı.” Bu yüzden olsa gerektir ki, A. Mercanî, “Bugün Özbek adı nasıl saçma bir adsa, Tatar adı da aynı şekilde saçma bir isimdir” demek zorunda kalmıştır.2″

Avrupalı tarihçiler, XVIII. yüzyılda tüm göçebelere “Tartar” (Latince tartarus=şeytan)21 diyorlardı. Fakat Avrupalıların Tatar adını tüm göçebeler için umumileştirmelerine karşılık, Ruslar Bulgarlar’a bu adı verirken, tıpkı onların Rus kelimesiyle Hıristiyan! kastettikleri gibi, onlar da Müslüman anlamında Tatar diyorlardı, ama yine de bu adlandırmada vaktiyle gerçek Tatarlar’ın kendilerine yaptıkları zulmü hatırlatan nefreti yansıtan bir duygu vardı.22 Tabi ki L. N. Gumilev‘un olaya bakış açısı farklı: “Volga [İtil] boyunun aslî sakinleri Altın Orda hanına rağbetlerinin işareti olarak kendilerini Tatar diye adlandırmaya başladılar. Buna karşılık, bu adın ilk taşıyıcıları -Keraitler, Naymanlar, Oyratlar ve Tatarlar da kendilerine Moğol adını aldılar. Böylece isimler yer değiştirdi. Tatar antropolojik tipinin Mongoloid, İtil boyundaki Türk-Kıpçaklar‘ın dilinin Tatarca diye adlandırıldığı ilmi terminoloji de bu dönemde ortaya çıktı. Başka bir deyişle biz dahi literatürde kamufle edildiği gün gibi aşikâr olan terimlerden faydalanıyoruz.23

Birçok köle, kendilerini Tatarlar’a mensup saymak ve Tatar adını almak suretiyle azamet ve onur elde ettiler. Görüldüğü gibi, coğrafi adlar gibi, kabile ve halk adları da bazen değişebilmekte, bazen de yanlış adlar bilerek veya bilmeyerek, gerçekte o adla hiç ilgisi olmayan topluluklara verilebilmektedir. Nitekim Reşidüddin buna işaret ederek şöyle demektedir: “Birçok köle, kendilerini Tatarlar’a mensup saymak ve Tatar adını almak suretiyle azamet ve onur elde ettiler. Tıpkı bunun gibi Naymanlar, Celayirler, Öngitler, Keraitler ve belli isimieri olan diğer kabileler, azamet ve şöhret kazanmak maksadıyla kendilerini Moğol olarak adlandırdılar. Bunların torunları ise, aslında geçmişte hiç sahip olmadıkları bu ismi, güya ezelden beri taşıyorlarmış havasına kapıldılar.”24

Dolayısıyla yazarın eserindeki sık sık kullandığı Tatar ve Tatarca gibi kelimeler okuyucuyu aldatmasın. Onlar Kama ve İtil civarı Bulgarlarıdır. Geçmişte Müslüman ve Türktüler, bugün de Türk ve Müslümandırlar. Tuna Bulgarları ise, adlarını korumakla birlikte, dil, din ve milliyetlerini kaybetmiş; Slavlaşmış, Hıristiyanlaşmış ve geçmişten geriye sadece “Bulgar” adı kalmıştır. İtil Bulgarlarındaysa geçmişten bugüne sadece “Bulgar” adı kalmamıştır.

Ari Modeli Üzerine

Hint-Avrupaî terimi ilk defa 1816’da Fransız Bopp tarafından ortaya atıldı.25 Bu terimin yanı sıra Avrupalıların Ari ırktan oldukları, bugün İran, Tacikistan, Yakın Doğu ve Kafkaslar‘da yaşayan halkların da beyaz olmaları sebebiyle Ari sayılmaları gerektiği tezi ileri sürüldü ve tamamı getirilip Helen uygarlığına bağlanmak istenildi. Fakat hep yarım ağızla. Çünkü ileri sürdükleri tezlerin dayandığı sağlam mesnetler yoktu ve bir yaz-boz tahtası üzerindeki denemeleri hatırlatırcasına, farklı şeylere işaret ediyordu.26

Acaba durup dururken, Ari göçleri, Ari istilaları ve Hint-Avrupaî dil ailesi vs. gibi kavramlar neden ortaya sürüldü ve bu iddiaların arkasında ne vardı?

image006

Aryan Irkı teorisyenlerinden Fransız diplomat, yazar Arthur de Gobineau (1816-1882)

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için mecburen biraz gerilere giderek, Ari Modeli’nin Eskiçağ Modeli‘nin yerini alması, arkasından Hint-Avrupa dil ailesi ve ırk birliği tezinin güya arkeolojik belgelerle kanıtlanma çabasının ortaya çıkışı, bu görüşlere karşılık yine Batıda ve Rusya’da kendini gösteren karşı fikirler üzerine “Ari Modeli”nin de bir yana bırakılarak “Avrasya” görüşünün oturtulması üzerinde durulacaktır.

Eskiçağ Modeli şeklinde kendini gösteren teorik akım, Batı medeniyetinin ve onun medar-ı iftihar olarak kabul ettiği Helen Uygarlığı‘nın aslında Eski Mısır ile Sami kültür ve ırkının istila ve etkileriyle oluştuğunu savunuyordu.27 Ari Modeli’nin şiddetli karşı çıktığı Eskiçağ Modeli, Avrupa’da bir süre kabul görmesine rağmen “ırkçı akımların” ortaya çıkışıyla birlikte Yahudi kültürünün Batı medeniyetine büyük ölçüde etkili olduğu tezinin de reddedildiği 28 bir dönemde zaten tutunamazdı. Ari Modeli’ne göre, kuzeyden -eski geleneklerde sözü edilmeyen- bir istila olmuş ve istilacılar, “Ege” ya da “pre-Helen” kültürüne baskın gelmiştir. Yunan uygarlığı, Hint-Avrupa dili konuşan Helenler ile yerli tebaalarının karışmasının bir sonucudur.29 Fakat pre-Helen kültürü üzerinde etkili olanlar Sami ırk değil, Asya’dan gelen göçebelerdir.30 Batılı tarihçilerin ve Ari Modeli savunucularının kabul ettikleri bu “Asya’dan gelen göçebeler“in kimliği üzerinde pek durulmak istenmemiş, olay kısaca Himalayalarda yaşayan (!) Ari halklarının atalarının Batıya göçü şeklinde geçiştirilmiş, fakat bunların proto-Türkler olabileceği, gerek Helen kültürün ve gerekse Batı medeniyetinin temelini bu halkların attıkları görmezlikten gelinmiştir.”

Ancak, kesin kanıt elde etmek, deneysel bilimlerde ve hatta belgeli tarihte bile zor iken, bir ülkenin coğrafi isimlerinden birkaçının başka bir kültüre mensup halkların dilindeki bazı kelimelerle benzerliğinden, yahut dillerin semantik yapıları ve sentakslarından, sözcüklerin ve fiil köklerinin teşkilindeki benzerlikten veya hayat tarzları arasındaki müşabehetten yola çıkarak, binlerce yıl önce vuku bulduğu ileri sürülen istilalarla oluşan bir medeniyetin esasen başka bir halkın eseri olduğu ispat edilmiş olsa bile, bu kesinlikle geriye dönük hak iddiasında bulunma hakkını vermez.

Batılı düşünürler, ilk başlarda Eskiçağ Modeli‘ne ihtiyatla yaklaşıyor, hatta kısmen de sempatiyle bakıyorlardı. Çünkü en güvendikleri tarihçi sayılan Herodot‘un Tarih’inde de Yunan kültürünün, Hıristiyanlık öncesi dini inançlarının, dini terminolojisinin Mısır‘dan ve Babil‘den taşındığı kaydediliyordu.

Gerçekte Dionysos adını, ona kurban sunma törenlerini ve phallos için düzenlenen töreni Yunanistan’a sokan bu Melampus‘tur.. Kesin olan birşey varsa, phallos’un şatafatlı gösteriler ve alaylar düzenlenerek Dionysos‘a götürülmesi törenlerini Yunanistan’a sokan odur ve Yunanlılar bugün ne yapıyorlarsa ondan öğrenmişlerdir. Kendi hesabıma doğruluyorum, evet, Melampus, derin bir bilge olarak, kendisinde peygamberce bir güç görüyordu ve Mısır öğretisi sayesinde, Yunanistan’a, öbür görenekler arasında, Dionysos dinini de o getirmiştir..”31 “Pelasglar, ilk zamanlar, tanrılara kurban keserlerken dua ederlerdi, ama Dodona‘da dinlediklerimden biliyorum, hiçbir tanrının, ne gerçek ne de takma adım anarlardı; çünkü o zamana kadar bu adları duymamışlardı.. Daha sonra ve uzun bir zaman sonra, Mısır’dan gelen Tanrı adlarını öğrendiler… O zamandan sonradır ki kurban keserlerken tanrıları adlarıyla anar oldular ve daha sonra Yunanlılar da, bir Pelasg mirası olarak bu adları benimsediler.”33 Thukydides‘in anlattığı şeyler, bunların aynısı değilse de, mana itibarıyla yakındı.34 Hatta onun anlattıklarında Sami etkisinin daha fazla olduğu kaydediliyordu. Ancak, gerek Herodot ve gerekse Thukydides, Pelasgiar’ınnn orijini üzerinde kafa yormamışlar, sadece Kuzeyden veya Doğudan gelen bir kavim olduğunu belirtmişlerdir. K. Mirşan’ın proto-Türk dilleri üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda ise,Pelesglar‘ın bu göç sırasında Anadolu’da karar kılan bir Türk kolu olduğu anlaşılmış, fakat Ari Modeli saplantısının dışına çıkamayan Batılı tarihçiler bu iddiayı ciddiye almamışlardır. Avrupalı antropolog ve ideologlarının böyle bir görüşü kabul etmeleri zaten beklenemez. Çünkü onların ortaya attıkları Ari Modeli, hem Avrupa’yı, hem de Asya’yı Ari ırkın ebedi mülkü olarak görme hastalığının bir neticesidir. Biraz sonra göreceğimiz gibi, Ari Modeli’ne karşı Rus fikir adamlarının ortaya attığı Avrasya modeli, Batı Avrupa’yı tamamen dışlamasına rağmen, neden teoriye Avrasya adının verildiğini anlamak hayli zor.

A. Hitler “Almanları birinci sınıf, Tüıkler’i de ikinci sınıf ırk olarak” kabul ve ilan edecekti. Avrupa’da antesemitizmin şahika dönemini yaşadığı günlerde, güya dünyanın en eski medeniyetine, en parlak zekasına sahip Batılının Sami ırkın kültür tesiriyle şekillendiği tezi bir kenara atılmalıydı. Ama bunun için önce Eskiçağ Modeli‘nin bir yanılgı olduğu ortaya atılacak, arkasından bunun yerine başka bir model getirilecek ve o da bir yerlere dayandırılacaktı. Böylece Kitab-ı Mukaddes geleneğinin yıkılması görevini Götingen’de doğa tarihi profesörü J. F. Blumenbach üstlendi. Esasen onun 1775’de yayınlanan De Generis Humani Varietata Nativa adlı eseri Buffon tarafından kurulan Avrupa merkezci modelin devamı niteliğindeydi. Blumenbach, ilk defa “Kafkas ırkı” terimini kullanıyordu ve ona göre beyaz derililer ya da Kafkas ırkı ilk ortaya çıkan en yetenekli ırktı ve bütün öteki ırklar bunun yozlaşmasından neş’et etmişti. Yine ona göre Nuh’un Gemisi Kafkaslar’în güneyindeki Ağrı Dağı’nda karaya oturmuştu. Bu durumda insanların ve dolayısıyla Avrupalıların kökeni, eski çağ insanlarının inandığı gibi Nil ve Fırat vadilerinde değil, doğudaki dağlarda idi.35 J. G. Herder ise insanların kökenini Himalayalar‘a yerleştiriyordu. Buna göre insanların ya da onların en saf biçimi olan Ariler, Asya’nın dağlık bölgelerinden geliyordu.16 Asya kökenine dayalı şemanın bir avantajı da, Batı Avrupalılara göre Almanlar’ı insanlığın saf başlangıcının daha yakınlarına yerleştirmesiydi. Nitekim daha sonar A. Hitler “Almanları birinci sınıf, Tüıkler’i de ikinci sınıf ırk olarak” kabul ve ilan edecekti. Hatta Hitler, 1930’da Japonlar’a “fahri Arilik” unvanı verecekti.37 İngiliz, Fransız, Hollandalı ve hatta Ruslar’ın şiddet yoluyla ele geçirdikleri ülkelerin “Turan halklarını” yerli, parya, aşağılık yaratıklar olarak gördükleri bir dönemde, Almanlar’ın güya Türkler’i ve Müslümanları yüceltmesi, yardım edebileceklerini açıklaması ise, elbette pastayı başkalarına kaptırmama felsefesine dayalıydı.38

Böylece Eski Mısır kültürünün ve Sami ırkın, Helen medeniyetinin, dolayısıyla Batı uygarlığının anası sayıldığı, Yunan dilinin de Yakın Doğu dillerinin tesiriyle şekillendiği ve geliştiği görüşü, 18. yüzyılda David Hume ve Benjamin Franklin gibi “ırkçı” düşünürlerin tesiriyle geriye itilmiş ve yine aynı yüzyılda Yunanlıların genç ve saf olduğu iddiasının Almanya’daki en büyük savunucusu Joachim Winckelmann’ın tesiriyle tamamen reddedilmiştir. Ari terimi, 1790’iardan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Elliot Smith tarafından ortaya atılan “yayılma” teorisine göre, Mısır uygarlığını Asyalı göçmenler kurmuş ve bu uygarlığı Avrupa ile dünyanın öteki bölümlerine yaymıştır. Kafkas ırkının Asya dağlarından gelmesi gibi, Avrupa dilleri de aynı kökten gelmiş farz ediliyordu. Almanlar’ın Urheimat, yani asıl ana yurttan en son ayrılan oldukları için Kafkas ırkının daha saf bölümünden farzedilmesi sonucunda Almancanın da öteki dillerinden daha saf ve eski olduğu iddiası ortaya atıldı. Böyleceİndo-German dil ailesi terimi ortaya çıktı. Burada merhum Ord. Prof. Z. Veüdi Togan’ın Batılı müsteşriklerin ve Rus aydınlarının görüşlerini, Türkiye’de pek çok araştırmacı tarafından hiç tereddüt edilmeden kullanılan eserinde, hemen hemen aynen tekrar etmesini yadırgadığını belirtmek isterim.

Ari Modeli’nin yanı sıra gelişen Aşırı Ari model ise, Avrupa topraklarının ve ikliminin öteki kıtalarınkinden daha iyi olduğu, onun için Avrupalıların üstün olması gerektiği inancını savunuyordu. Çünkü Sami ırkın, dolayısıyla Yahudi kültür ve medeniyetinin daha üstün olduğu belirtilen görüşe göre Tanrı’nın Kutsal Varlık günlerini yaratıp, Sebt gününü kendine ayırdığı; yılları yaratıp, Sebt yılını kendine hasrettiği; ulusları yaratıp, İsrail’i seçtiği; toprakları yaratıp, İsrail toprağını kendine ayırdığı kaydediliyordu.40 Kaldı ki Ahd-i Atik‘inTekvin Kitabı‘nda Yakub‘un Tanrıyla güreştiği ve onu yendiği belirtilir. “.. Yakub’u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyleki güreşirken Yakub’un uyluk kemiği çıktı. Adam, ‘Bırak beni, gün ağarıyor’ dedi. Yakub, ‘Beni kutsamadıkça seni bırakmam’ diye yanıtladı. Adam, ‘adın ne?’ diye sordu. ‘Yakub.’ Adam, ‘artık sana Yakub değil, İsrail denecek’ dedi. ‘Çünkü Tanrı’yla, insanlarla güreşip yendin’”41 Gerçekten de îbranice’de İsrail “Tanrıyla güreşen” anlamındadır.42 Görüldüğü gibi Ortaçağ Modeli, Sami ırkı ve dolayısıyla Yahudileri en üstün ve seçkin millet olarak ileri çıkarıyordu ki, Batılının hazmedemediği de bu idi. Bu yüzden Batıda başlayan ırkçılık akımıyla birlikte yeni bir üstün ırk, yeni bir üstün efendi tipi yaratılması amaçlanmıştı. Bunun için de yapılacak ilk şey, Sami ırkla ve Yahudiler’le köprüleri atmaktı. Böylece bu dönemin Ari Modeli’nin savunucuları, Avrupalı “üstün efendinin kimseden birşey almadığını, buna ihtiyacı da olmadığını savunmaya başladılar. Elbette Mısır medeniyetini reddeden bir görüş, onun temelinde dahi proto-Türkler’in bulunduğu, dolayısıyla Türk kültürünün Batı medeniyetinin temel taşı olduğu görüşüne gülecektir. Hatta Helen medeniyetinin Eski Mısır ve Sami medeniyetinin çocuğu olduğu görüşünü savunan Herodot bile bu uğurda hiç çekinmeden karalanmıştı. “Herodots” diyordu Ârmand Berard, “bize herşeyin Fenike’den ve Mısır’dan geldiğini beyhude yere anlatıp duruyor. Biz, sevgili yaşlı Herodots hakkında ne düşüneceğimizi biliyoruz., ama yine de onların (Yunanlılar’ın) kurumlarının, göreneklerinin, dinlerinin, törenlerinin, fikirlerinin, edebiyatlarının ve bütün ilkel uygarlıklarının da Şarktan alınmış olduğu gibi saygısızca bir varsayım karşısında, biraz da şok olarak irkiliyoruz.”43 Bu haşlama dan nasibini alan sadece Herodot değildir. George Thomson ve Martin Bernal da kararalananlar arasındaydı.44 Sonunda Aşırı Ari Modeli savunucuları, Arilerin kimseden birşey almadığını ileri sürecek kadar çılgınlaşmışlardı. Örnek olarak Latincedeki “lapsus qalamus” hukuk teriminin esasen Arapça’daki “labisa al-qalame“den geldiğini iddia eden Mısırlı bir hukukçuya İtalyan meslektaşının verdiği cevap “Latin dilinin Arapça’dan çok eski olduğu” şeklindeydi.45 Bir başka örnek:Logaritma (algorithm) kelimesinin al-Khowarizmi‘den geldiği W. Barthold tarafından ispat edilmesine rağmen reddedilmişti.46 Esasen Avrupalının diğer insanlardan üstün olduğu görüşü Montesquieu ve Rousseau tarafından daha önce işlenmişti. Kaldı ki Avrupa’da hortlayan Ari ırkçılığının kökenleri ta Eflatun‘a kadar dayanır. Çünkü o da Yunanistan’ın coğrafî durumu sebebiyle Yunanlıların üstün olduklarını iddia ediyordu.47 İngiltere’de deri rengine dayalı ırkçılığın gelişmesi de köklerini yine Üstün Ari modelinden alıyordu ve bu görüşe göre Ariler, diğer ırkları köleleştirmeli, hatta yok etmeliydi. Bu, “üstün efendi”nin “aşağı” tebaası ve kölesine karşı pek tabi bir hakkıydı. Amerikalı yerlilerin kökünün kazınması da desteğini bu görüşten almıştır. Daha sonraları aynı görüşü Rusya’da Bolşevik Devrimi’nden sonra Markoff Vtoroy tekrarlayacak ve “Kazak-Kırgızlar Çingiz ve Temur’un torunlarıdır. Bunun için Amerika Kızılderilililerine ne gibi muamele yapılmışsa, biz de Kazak-Kırgızlar’a öyle muamelede bulunmalıyız.”48 diyecek kadar ileri gitmişti. Hatta G. Y. Grumm-Grjimay-io “Zapadnaya Mongoliya i Uranhayski Kray” (Batı Moğolistan ve Uranha Bölgeleri) adlı üç ciltlik eserinde, Orta Asya Türk topraklarının esasen Ari toprakları olduğunu, Ural-Altaylar arasından çıkan Türkler’in Ari yurtlarını istila ve onları yok ettiklerini ileri sürecekti. Onu müteakiben ırkçı Batı da, Aşın Ari Modeli’ne dayanıp, Orta Asya’nın, Hindistan ve civarının esasen Ari atalarının yurdu olduğunu ileri sürerek, buraların ele geçirilmesinin tabi bir hak sayıldığını belirtecekti. Böylece Rusya, Orta Asya’ya doğru yayılırken, İtalya, İngiltere, Hollanda ve Fransa’da, Afrika’dan ta Endonezya’ya kadar yayılma hareketlerine giriştiler. Buna “Ariler’in ata yurduna geri dönüşü” deniliyordu. 18. yüzyılda Sanskritçe ile Avrupa dilleri arasında esaslı bir ilişki olduğu iddiasından kaynaklanan görüşle 49 İngiltere Hindistan’a dönüyordu.

Irkçı Ari modelinin saldırganlığı bu kadarla bitmeyecekti. Fransız Devrimi‘yle başlayan dönem, Hıristiyanlığın ihyası dönemi idi. Bundan başka Hıristiyanlık Avrupa ile özdeşleştirildiği için, “eski” ve “kâfir” Türkler’e karşı Hıristiyan, Avrupalı ve “genç” olan Yunanlıların mücadelesini destekleyen Helensever hareket ortaya çıktı. Hatta Amerika’dan bir grup öğrenci dahi Ari kültürünün çocuğu, Batı medeniyetinin babası Hellenizmin yurdundan Türkler’in kovulması için cepheye koşmuşlardı.

Sonunda Aryanizm tezinin saçmalığı bizzat bazı Batılı tarihçi ve düşünürler tarafından da reddedilmeye başlandı. Ama biraz geç kalınarak. İşte bu gecikme Hitler’in Yahudiler’e, Slavlar’a ve Çingenelere karşı başlattığı katliamda 6 milyon Yahudi, 3-5 milyon Slav ve 130-170 bin arasında Çingenenin 50″ ortadan kaldırılmasına yol açmıştır.

Fakat ırkçı Ari Modeli‘nin eksik biri tarafı vardı. Çünkü bu görüş, Arap-Berberilerin istilasına uğrayan İspanya ile Moğollar’ın ve ondan önce Varegler’in işgaline maruz kalan Slavlar’ın kenarda kalmış Ari halklar olduklarını, durağanlıklarından dolayı geçici bir istilaya katlandıklarını ileri sürerek, onları suçlamakta; tıpkı sonradan Yahudiliği kabul edenlere doğuştan Yahudi olanların “cüzzamlılar” adını takmaları gibi, onlar da İspanyol ve Ruslar’ı Ari halkın kenar mahalle kültürünün temsilcileri olarak görmekteydiler.

Tarihte Kavimler Göçü ve Ari Modeliyle İlişkisi

Ari Modeli’ni savunan Batılı bazı teorisyenlere göre, Hunlar döneminde yaşayan Büyük Halk Göçleri’nden çok önceleri büyük bir kavimler göçü yaşandı ve M.Ö. III-İT. Bininci yıllarda neolitik yerli kabilelerin hemen yanı başına, dil yönünden XIX. yüzyılda Hindo-Avrupai denilen gruba mensup bulunan ve Batıdan, Volga ötesinden muhaceret eden çarvacı (hayvancılıkla uğraşan) kabileler gelip, yerleştiler. Bu muhaceret dalgasıyla gelenler Hint-Avrupaîlerin sadece küçük bir kısmını içine alıyordu.51

image007

Ancak, kavimler göçünün M.Ö. kaçıncı bin yılda olduğu konusu dahi ihtilaflıdır. Bunu 10 bin yıl öncesine bağlayanlar olduğu gibi 52, sadece III-II. Bininci yıla bağlayanlar da vardır.” Bunlara göre Hint-Avrupaî dil grubuna Slavyan, German, Romen, İrandilleriyle, Kuzey Hindistan ve diğer bazı bögelerde kullanılan diller girmektedir.

image008

İ. M. Dyakonoffa göre ise bu dil ailesi, takriben M.Ö. V. BinyıldaTuna, Rhein ve Volga arasında şekillenmiş ve ancak III. Bin yıldaki yükseliş ve düşüş sürecinde, kuzeye ve güneye doğru, ilk anavatanlarına (!) yayılmaya başlamıştır.54 Yine Dyakonoffa göre, hayvancılığın gelişmesi ve eski doğu medeniyetinden tekerlekli yük arabalarının alınmasıyla birlikte (Kafkaslar ve Tuna civarı yoluyla) Hindo-Avrupaîlerin doğu göçü başlamıştır. Halbuki Rus tarihçisi, etnolog, coğrafyacı ve etnogenez tezinin Rusya’daki öncüsüProf. L. N. Gumilev, aksi görüş savunarak tekerlekli arabaların, kağnıların, üzengi ve denk takımlarının ilk defa Hunlar ve muakipleri Göktürkler tarafından icat edildiğini ileri sürer.55 Ayrıca İran dilinin de Batı dilleriyle hiçbir ortak tarafı yoktur ve herşeyden önce sentaks yönünden birbirlerine tamamen terstir. Nitekim Hintliler ve İranlılar da “Gerçek Ariler biziz, Avrupalılar nereden Ari oluyorlarmış?!” demek zorunda kalmışlardır.

Yine iddiaya göre, Hint-Avrupalı kabilelerin ve bilhassa “Yamnaya” (pit-grave) kültürüne mensup olanların bazı göç dalgalan, kademeli olarak, doğudan hayli uzaklara ulaşmıştır. Sadece Kazakistan’da (bugünkü Karaganda bölgesi) değil, aynı zamanda Yenisey ve Batı Moğolistan’da (Afanasevo kültürü) yapılan arkeolojik kazılar da bunu göstermektedir. Povolje ve Karadeniz civarından doğuya yapılan en büyük kabile muhacereti, bozkırda iki yeni arkeolojik toplumun teşekkül ettiği M.Ö. 1800-1600 yıllarında gerçekleşmiştir. Dinyeper ile Volga arasında teşekkül eden batı kültürüne, Surubnaya (timber-grave/ahşap mezar) kültürleri adı verilmiştir. Kazakistan ile Güney Sibirya arasındaki bozkır bölgesine ait olan doğu kültürü ise, keşif yerine (Yenisey) binaen, Andronovo kültürü olarak anılmaya başlanmıştır. Erken Bronz Çağının bozkırlı iki toplumu, gerek ekonomi, gerek sosyal gelişim ve gerekse kültür formları konusunda birbirlerine son derece yakındılar. Bu toplumların, muhaceret ederek gelen çeşitli grupları asimile etmesi ve ilk yakınlığı tedricî surette ortadan kaldırmaları, farklı halkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Böylece, Andronovo kültürüne mensup olanlarla, Hazar civarı bögelerindeki “Srubnaya”lar, Bronz Çağında Kazakistan bozkırının aslî sakinleri haline geldiler.56

image009

Göründüğü kadarıyla bu kültür, sadece Batı Sibirya ve Yenisey’in yukarı akımlarındaki vadiye yayılmakla kalmamış; Merkezî T’ien-shan‘ın güneyine, Güney Tacikistan’a ve Afganistan’a kadar uzanmıştır. Hatta Kuzey Pakistan’da da (Svata Vadisi) bazı Andronovo unsurlarına rastlanmaktadır. Her halükârda, Andronovların asıl yurdu, Kazakistan ve Ural‘a sınır olan bölgelerdir. Peki, acaba Andronovların görünüşü nasıldı? Meşhur antropolog Ord. Prof. V.P. Alekseyeff bu konuda şu satırları yazıyordu: “Andronovolar, kuşkusuz, Avrupaîdir; karakteristik çizgileri, bir noktada, belki de de çağdaş görüntümüze, tam şekliyle ve hatta fazlasıyla yansımıştır ki, klasik Avrupaî tipin yüzde yüz ve kesin yansıması, Kafkaslıların bariz yüz çizgilerinde görülebilmektedir. Avrupaîler oldukça dikburun; yüzleri, neredeyse elmacık kemiksizdir. Genişçe açılmış gözleriyle, belki de Kafkasların yüzlerini hatırlatıyorlardı. Fakat Avrupaîler, Afanasevolardan daha geniş yüzlü idiler. Alınlarında, gözlerinin altında, kaş kenarları daha güçlü ve yoğun olarak dışa doğru taşmakta idi. Kaba görünümlü, ama yakışıklı; sağlam bünyeli ve mert çehreli idiler… Onları, Avrupaîlerin, tek bir büyük muhaceretle veya muhaceret dalgalan halinde doğuya doğru güçlü bir şekilde yönelişlerinin son tekrarı, son aksi olarak görmek gerekir. Bunları da, Andronovo kültürünün muayyen unsurlarını güya güneye doğru taşıyan eski Arî kabilelerin göçleri takip etmiştir. Arîlerin Hindistan’a gelişleri, tek kelimeyle, eski Doğuyu sarsan önemli veya önemsiz olaylar kaleydoskopunun tümüdür.“57

Andronovoların ana geçim kaynağı,’ daima çarvacılık olmuştur. Mezarlarda bulunan kapların üzerlerindeki izlerden, ana gıda maddelerinin süt ürünleri olduğu anlaşılıyor. Andronovo yerleşim merkezlerinde rastlanan mutfak atıklarının çoğunu ise, sığır, at ve koyun kemikleri teşkil etmektedir.

Ari Modeli’ni savunanların temel felsefeleri şudur:

Eğer Asya’da yapılan kazılarda, açılan kurganlarda bir takım yadigârlar bulunmuşsa ve bunların benzerlerine Avrupa’da da rastlanmışsa, bu kesin olarak o kültürün Avrupa, dolayısıyla Ari orjinli olduğunu gösterir!

Bunun aksi bir görüşü Batılı reddeder ve hatta incelenmeye bile değmez görüşler arasına sokar.

Kısacası bu görüşe göre Orta Asya, kadimden beri Türkîer’in vatanı değil, Ari Andronovoların yurdudur. Dyakonoff un bu görüşü, diğer Batılı meslektaşlarının görüşünün tekrarından başka birşey değildir.

Halbuki Andronovoların yani Turanî halkların, Kafkas ırkıyla hiçbir ilgisi yoktur. Kafkas ırkı, kendi deyişiyle elmacık kemiklerinin neredeyse belirsiz olmasıyla temeyyüz etmektedir. Halbuki Türkler’de elmacık kemikleri oldukça barizdir.

Arilerin Ülkesi

Prof. Kiyashtorny daha da ileri giderek, Orta Asya’dan Hindistan’a kadar olan toprakları Arilere verdikten başka, Zenda Vesta‘da ve Zerdüştî Yaştlarda (İlahiler) geçen kimi kelimeleri Amu-Derya ile Sır-Derya ve Türkistan‘ın bazı coğrafi adlarıyla özdeşleştirmeye çalışır.

“Daha sonraki verilere istinaden, burada geçen iki nehirden Ranha’nın kesinlikle Volga’nın eski adı; Tanrıça Ardvi Sura Anahita’nın nehri olan Ardvi’nin ise M.Ö. III-II. yüzyıllarda Uzboy üzerinden Hazar’a dökülen Amu-Derya olduğu ve bunlarla özdeşleştirildiği bilinmektedir. Ardvi Nehri‘nin döküldüğü Vörukaşa Denizi de Ranha(Volga) ve “Kunduz ülkesi“y!e (Kama havzası’yla) bağlantılı bulunan Hazar Denizi’dir. Bu durumda Arianam Vayca‘nın ikinci nehri Datya, kesinlikle Sır-Derya ile özdeşleştirilebilir. Kangha’nın, Sır-Derya’nın orta ve aşağı mecrasında yer aldığı konusu üzerinde ise daha önce etraflıca durmuştuk. Hipotetizme dahi gerek görülmeden, Çayçasta Gölü, Aral Gölü’yle özdeşleştirilmektedir. Hukarya (“Yüksek Hara”) ya gelince; bu da Pamiro-Altay ve T’ien-Shan bölgeleridir.

“Aynı ve eski tanrılara tapınan, zafer için aynı dille onlara dua eden Arîler, Turlar veHion o kabileleri arasındaki savaşın fırtınalı tarihi de, Ari- anam Vayca sınırlarında, Amuderya ve Sır-Derya sahillerinde, Hazar, Aral, Volga ve Kama kıyılarında geçmiştir. Yankıları Yaştlara yansıyan olaylar, muhtemelen Zerdüşt zamanından daha önce, M.Ö. II. Binyıl ortalarıyla I. Binyıl başlarında vuku bulmuştur.”58

Bu uzun alıntıyı yapmaktan amacımız, Ari Modeli’nin savunucularının, ne kadar peşin hükümlü olduklarını göstermek, varlığını tamamen inkâr edemedikleri gayr-ı ari halkları ise küçücük bir alana hapsetmelerini gözler önüne sermekti. Örneğin yine aynı yazar hiçbir delil göstermeden Arilerin Büyük Bozkır’daki haleflerinin, bunların torunları olan Saka ve Savramatlar olduklarını ileri sürer. Halbuki Zemarkhos, Göktürkler‘e elçi geldiği zaman “Bunlar kendilerine daha önce Saka derlerdi, şimdi adları Türk olmuş!” demekten kendini alamaz. Ne var ki yazarımız, bu arada kendi kendisiyle tezat teşkil ettiğinin farkında değildir. Çünkü eğer gerçekten olmuşsa, Ari göçleri yaşandığı zaman Orta Asya boş, ıssız topraklar değildir. Diğer yandan yazar, Ariler’in Turlarla ve Hionitler‘le çarpıştıklarını kaydetmektedir ki, burada geçen Turlar Türkler’i gösterir.” “Sivri uçlu miğferler giyen savaşçılar” da kesinlikle İskitler’dir. Hionitler ise yıllar sonra Göktürkler tarafından mağlup edilen Ju-an-Juan [Cücen] larla birlikte Avrupa’ya göç ederek Avarlar‘ı teşkil eden halktır.’59”

Fakat bu görüş, Aşırı Ari Modeli’ne ters düşmektedir. Çünkü Ari ve Aşırı Ari Modeli, Avrupa toprak ve ikliminin en iyi iklim ve topraklar olduğunu, dolayısıyla burada yaşayan insanların da diğerlerinden üstün olmaları lazım geldiğini savunur. Eğer bu doğruysa, bir insan neden Allah’ın yarattığı en güzel iklimli topraklan terkedip, Asya’nın yarı çölümsü bozkırına muhaceret etsin? Burada bir terslik var gibi görünüyor. Anlaşılan Prof. Kiyashtorny ve kendilerini Ari sayan Batılılar, Türkler’in asırlardır sahibi oldukları topraklara Arileri yani Batılıların uzak atalarını yerleştirme gayreti içindedirler.

image010

Rus sosyolog ve tarihçisi L. N. Gumilev, Etnogenez -Halkların Şekillenişi, Yükseliş ve Düşüşleri adlı eserinin giriş kısmında, okuyucuya hayali bir geziden bahseder ve güya uzaylıların bir uzay gemisiyle geçmiş dönemde onu ülke ülke dolaştırdıklarını, sonra da Hazarya‘da bir yere bıraktıklarını, fakat bırakırken, “İlim adamı ol, araştırma görevlisi olma!” dediklerini kaydederek, “Çünkü onlar ilim adamıyla araştırma görevlisi arasındaki farkı çok iyi biliyorlardı” diye ilave eder.” Bugün sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen her yerinde bol miktarda araştırma göreviisine rastlayabilirsiniz, ama ilim adamına rastlamak bir şans işidir. İşte, ortaya atılanAryanizm teorisinin de hızlı bir şekiide yayılması, bu araştırma görevlileri sayesinde gerçekleşmiştir. Tetkik etmeden, tenkit süzgecinden geçirmeden, “o söylemişse doğrudur” görüşünden hareketle, yüzlerce araştırma görevlisi, kendisinden öncekilerin söylediklerini adeta “papağan” gibi tekrarladılar. Örnek olarak yukarıda adı verilen iki Rus araştırma görevlisini ele alalım. Klyashtorny, Ari muhaceret ve istilaları konusundaki görüşlerini tamamen Dyakonoffadayandırır. Sonuncusu da bir başkasına. Vaktiyle M. İ.Artamonoff, “Hazar Tarihi” adlı eserini yazınca, Rusya’da adamı neredeyse ortadan kaldıracaklardı. Bunun sebebi, Artamonoffun kısmen araştırma görevlisi, kısmen bilim adamı olması ve Hazarlar döneminde Kırım’da ve Taman Yarımadası’nda küçük bir Rus devletinin bulunduğu şeklindeki iddialarını çürütüp, pek çok gözde akademisyenin yanlışlarını yüzlerine vurarak, yerin dibine sokmasıydı. Ondan sonra öğrencisi Gumilev de aynı akibete uğrayacaktı. Artamonoff şöyle diyordu: “Kırım ve Taman Yarımadası’nın erken sakinlerinin Slavyanlar olduğu şeklindeki hipotezin dayandığı arkeolojik materyala gelince, bu, arkeologların, ortaya attıkları kişisel hükümlere temel teşkil etsin diye hiçbir tenkide tâbi tutmadan tarihçilerin görüşlerini benimsemelerinin zahmetsizce doğurduğu arkeolojik fantazyalardan biridir.”62

Teorinin Perde Arkasındaki Gerçek

Yukarıdan beri anlattığımız şeyler, Üstün Ari Modeli‘nin sadece bir yönüdür ve belki de olaya anti-semitik bir görünüm vermek suretiyle, “üzerinde güneş batmayan imparatorluğun” yani Britanya’nın şaşaalı günlerinde yayılışına meşru bir zemin hazırlanması asıl güdülen amaçtı.

İngilîzler’in Hintlilere öğrettikleri tarihte özetle şöyle deniliyordu:

Milattan birkaç bin yıl önce, Sanskritçe konuşan ve Merkezî Asya’nın bilinmeyen bir yerinden gelen ve “Aryani” denilen barbar ordalar, Hindistan’ın kuzeydoğusuna saldırdılar. İndus Vadisi’nde gelişmiş bulunan Dravid medeniyetini yerle bir ettiler..

İşte “kültürlü” Hintliler’in uzak tarihiyle ilgili olarak bildikleri tek şey bu. Okul kitaplarında da farklı bir şey yazılmaz. Halbuki onlarca yıldır yapılan bütün kazı ve araştırmalara rağmen, bu iddiayı ispat edecek zayıf bir delil bile bulunamadı. Esasen artık bu iddia arkeolojik, genetik, astronomi, matematik ve tarihi coğrafya tarafından da bütünüyle yalanlanmaktadır.63

Pazırık Buluntusu Halı

Peki temelden reddedilmesine rağmen bu teori nasıl oldu da böyle hızlı ve geniş bir şekilde yayıldı? Öncelikle XIX. Yüzyıl aydınları Sanskritçe ile Grekçe veya Latince arasında bir dizi benzerlikler olduğunu görünce, bunun bu dilleri konuşan halkların atalarının akrabalığına işaret ettiğini ileri sürdüler. Halbuki o sırada İngiltere, biraz önce belirttiğimiz gibi, Avrupa’nın medar-ı iftiharı haline gelmişti ve bu durum, gururlu Batılı aydınların dillerinin ve medeniyetlerinin cehalet bataklığında gezinen Hint medeniyeti ve diliyle akraba olamayacağını, dolayısıyla durumun tersine çevrilmesi gerektiği kanaatine varmalarına yo! açtı. Zaten bu arada Hintli aydınlar da Batının hizmetine girmişlerdi ve büyük âlim (!) Max Müller‘in sesine kulak vermeye can atıyorlardı.

image011

Pazırık Halısı (Ermitaj Müzesi)

İşte bu noktada devreye giren Müller, bir yandan Hintliler’in renkleri, diğer yandan medeniyet seviyelerini göz önünde bulundurarak, akrabalık ve yakınlığın atalar cihetinden değil, sadece dil yönünden mümkün olabileceği görüşünü öne sürdü.64 Böylece ilk önceleri aynı dili konuşan halkların ortak atalara sahip oldukları tezi rafa kaldırılarak, akrabalığın ve benzerliğin sadece dil ve özellikle sözcükler konusunda olduğu tezi yerleştirilmeye çalışıldı, ama yarım ağızla. Mecburen “Ari alanı” daha da genişletilerek, siyah olmayan Persler, Tacikler, Kafkas halkları vs. de bu daire içine alındı. Bunu Batı dilleriyle Hint, İran, Tacik, Rus, Kafkas dillerindeki kelimelerin birbirine benzerliklerinin ispatı aşaması izledi. O da yarım ağızla yapıldı. Çünkü bu defa da Batı dilleriyle diğerleri, özellikle Farsça, Tacikçe vs. arasında “sentaks” ayrılığı problemi kendini gösterdi.

Aryanizm teorisine ilk karşı çıkanlardan biri Hintli bilim adamı Swami Dayananda Sarasvrati idi. Saraswati, Aryani istilası tezini reddederken Vedalarda geçen “Arya” kelimesinin bir ırk veya halkla değil, ahlak ve derunî halle ilgili olduğunu ispat etti. Swami Dayananda, konuyla ilgili verdiği bir konferansta alaylı şekilde şöyle diyecekti:

“Avrupalı üstatlarınız sizlere, yad ellerden gelen Aryanilerin ülkeyi ele geçirmek için hakimiyet tesis ettiklerini ve kendilerine yer açmak amacıyla yerlileri tenkil ettiklerini anlatıyorlar. Bunlar aptalca, eşşekçe şeyler! Ama bizim Hintli aydınların onlara “amin!” diyerek el pençe divan durmalarına anlam veremiyorum. Tüm bu yalanlan çocuklarımıza öğretiyorlar. Aryanilerin dışarıdan geldiklerini ispat edecek bir tek delil bile yok. Hindistan’ın tamamı Aridir. İşte o kadar!”65

Swami’nin sözleri aslında son derece açık ve bir o kadar da anlamlı. Onun demek istediği, İngilizler’in uzak dedelerinin hiçbir zaman Hindistan’da bulunmadıkları ve dolayısıyla torunlarının bu ülkeye istilacı olarak geldikleri idi. Batılı aydınların ve tabi ki büyük üstadları Max Müller’in demek istedikleri ise şu idi: Biz İngilizler, biz Batılılar, bu toprakların aslî sahipleriyiz. Buraya işgalci olarak gelmedik. Ata yurdumuza geri dönüp geldik..

Dikkat edilirse onların bu iddiasıyla, Türkistan’ı istila eden Ruslar’ın iddiaları birbirinin aynısıydı. Yani gerek Orta ve Merkezî Asya veya Türk yurtları ve gerekse Hindistan Ari yurduydu; fakat nereden çıktıkları belli olmayan yabancı halklar (Türkler ve Hintliler) gelip zavallı Arileri katledip, topraklarına el koydular!

Eğer Aryanizm, Max Müller’in iddia ettiği gibi, ırkî akrabalığı değil, dil akrabalığını esas alıyorsa, bazı kelimelerin birbirine benzemesinin dışında hiçbir ortak yönleri bulunmayan ve bugün asıl Ariler diye bilinen İranî halklarla akrabalık iddiası yerine, dillerinin sentaks yapısı birbiriyle neredeyse yüzde yüz örtüşen Araplarla neden akrabalık tesis etmediklerini bir türlü anlayabilmiş değilim. Çünkü Farsça, Tacikçe,Türkçe sentaks yönünden aynı dil grubuna girerken, Rusça, Arapça, Fransızca, İngilizce vs. arasındaki sentaks benzerliği gerçekten yüzde yüzdür.

Ahsen Batur

Turan Dergisi 2005 Sayı 2

1- Bu konuda İskit’lerden bahseden tüm Batılı ve Rus kaynaklarının tamamı sayılabilir. Örneğin, David Christian, A history of Russia, Central Asia and Mongoliya, UK, S. G. Klyashtorny/T. İ. Sultanov, Türkün Üç Bin Yılı, 2004, İst. Selenge Yayınları; B. N. Grakov, Skifi, Moskova, 1971

2- İnan, Abdülkadir, Makaleler, 1/518.

3- Bkz. Hasan Ata ei-Abeşi, Türk Kavimleri Tarihi, Kazan İ908, Taşkent 1993, İstanbul 2002.

4- Mansur, Enis. Vv’allazine habetû min’es semaâ Kahire, 1986, s.!70.

5- Ebu’l Gazi Bahadur-han, Rodoslovnoye drevo tyurkov, Taşkent, Î996, s. 15.

6- Gumilev, L.N. Muhayyel Hükümdarlığın İzinde, D. Ahsen Batur çevirisi, Selenge Yayınları, II. baskı. 2003. İst., s.254-262.

7- Mirza Uluğbey, Tört Ulus Tarihi, Taşkent, i 994, s.34.

8-Age., s.35-36.

9- Coe, Michael D., Mayalar, Arkadaş Yay., Ankara. 2002, s.41.

10- Özer, Ord. Prof. Yusuf Ziya. Mısır Tarihi, s.23-24.

11- Togan, Z. Validi, Umumi Türk Tarihine Giriş, tstanbuj, 1981, s.7.

12- Râsonyı, Lâsziö, Tarihte Türkiük, Ankara, 1996, IV. baskı, s.7.

13- Togan, Z. Validi. Türkistan, s.304-305.

14- Gumilev, L.N. Eski Türkler, Selenge Yayınları, 4. baskı, 2003, İst, s.47.

15-Gumilev, Muhayyel, s. 117-118

16-Age., s.117.

17-Aynı yerde.

18- Gumilev, L.N. Etnogenez- Halkların Şekillenişi, Yükseliş ve Düşüşleri, Selenge Yayınları, 2003, İst., s.76

19- Taymas, Abdullah Battal, Kazan Türkleri, Ankara 1966, 2. basım, s.23.

20-Age., s.216-217.

21- Karatay, Osman, İran ile Turan, Hayali Milletler Çağında Avrasya ve Ortadoğu, Karanı yay. Ankara, 2003, s. 118.

22- M. M. Er-Remzi, Waka-i Kazan ve Bulgar ve Müluk at-tatar, Beyrut, 2002, cilt. I, s.23.

23- Gumilev, L.N. Etnogenez- Halkların Şekillenişi, Yükseliş ve Düşüşleri, D. Ahsen Batur çevirisi, Selenge Yayınları, 2003, İst, s. 109.

24- Gumilev, Muhayyel, s. 116-117.

25- Berna! Martin. KaraAtena. Eski Yunan Uydurmacası Nasıl imal Edildi. Kaynak Yay. ist. 1998, Özcan Büze çevirisi, s.327.

26- Karatay, Osman, İran ile Turan, s. 110.

27- Bernal, KaraAtena, s.49-73.

28- Boisard, M. A. L’Humanisme de l’Jslam, s. 14.

29- Bernal, KaraAtena, s.50.

30- Togarı, A.Z.V. Umumi Türk Tarihine Giriş, İst., 1961, s.10-12.

31- Bkz. Tarcan, Haluk Ön-Türk Tarihi ve K. Mirşan’ın çalışmaları.

32- Herodots, Tarih, II 49.

33- Age., İS 52.

34- Bernal, KaraAtena, s.167-169.

35-Age., s.318.

36- Aynı yer.

37-Age.. s.543.

38-Georgeon, F. Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri, Yusuf Akçura, İst. 1996, s. 117.

39- Turayev, B. A. İstoriya Drevnego Vostoka, Leningrad, 1935, C.I, s.l.

40-Johnson, Paul, Yahudi Tarihi, Pozitif Yay. İst. 2000, s.23.

41-Ahd-i Atik, Tekvin 32, 25-28.

42- Age., Tekvin, 32:28 nolu dn.

43- Bernal, Kara Aterm, s.515.

44- Bkz. Charles Freeman, The Greek Achievement. The Foundation of The-Western World, Penguin Books, 1999, s.466^67.

45- Bkz. Şeyhülislam Sabri Efendi, Mevkıfu’l Akl ve’i-ilm ve’1-alim.., Kahire, 1950, 3/430.

46- Minorsky, V. Hudud al-Alam, London, 1937, s. 10.

47- Bu görüşü ilk ortaya atan Eflatun, Kritias’a şöyle der: “Kadın-tanrının .. sizin doğduğunuz yeri seçmiş olması da, mevsimler pek ılık geçtiği için, orasının üstün zekalı adamlar yetiştireceğini önceden görmüş olmasındandı.” Bkz. Eflatun, Timaios, M.E.B. Yay. İst., 1997, s.22.

48- Togan, A.Z.V. Türkistan, s.304-305.

49- Bernal, KaraAtena, s.82.

50- L’Atlas du Monde diplomatigue, Janvier, 2003.

51- Bkz. Klyashtorny, S.G. Trextsaçi letniye letopis, Alma-ata, 1998, s.14.

52- Christian, D. A history of Russia, Central Asia and Mongolia, Oxford, UK, 1998,1. cilt, s.92.

53- Klyashtorny, age., s. 13.

54- Dyakonov, t.M. O prarodine nositeley indoyevropeyskix dialektov, (Hindo-Avrupa Lehçelerini Kullananların Ana Vatanları), VDİ (Kadim Tarih Belleteni), 1982, no. 3-4. Klyashtomy’nin age. ne atfen.

55- Gumilev, L.N. Hunlar; keza, Eski Türkler (Selenge Yayınları, 2002).

56-Klyashtorny, age., s.22.

57-Age., s.23.

58- Kiyashtorny, Trextsaçiye, s.24-36.

59- Bkz. Togan, A.Z.V. Umumi Türk Tarihine Giriş.

60- Gumilev, L.N. Eski Türkler.

61-Gumüev, Etnogenez.., s.42.

62-Artamonov, Mî. tstoriya Hazar, s.379.

63-www. voi. org. (Danino, Michel. The tnvasion That Never Was (L’invasion qui n’a jamais eu lieu), Chroniques de Mere, tome IV.)

64-Aynı yerde.

65-Aynı yerde.

http://www.genelturktarihi.net/

– See more at: http://www.yenidenergenekon.com/863-tarihte-aryan-ve-turan-tartismasi/#sthash.AwqA0i8H.dpuf

Ailem, Millitim We Qartal Chüjisi


Korash Atahan

10712893_1508064659452287_4836778138751253864_n

Ailini yaxshi pilanlash milletning kélichigini pilanlash démektur.Ejdatlardin amanet qalghan qan, til, zimin, din we medeniyetni kélichek ewlatlargha aman-isen miras qaldurush ajayip iptixarlinidighan bir ishtur.Her bir kishining ata-buwasining bashlighan yoli, ailesining we ewlatlirining bahasi we bedilining néme bolishidin qettiynezer dawamlashturidighan yoli bolup, bu yol milliy yolimizning ayrilmas bir hüjeyrisidur.Bu hüjeyrining saghlam ösüp yétilishi öz nöwitide milletning kolliktip saghlamliqigha tesir körsütidighan amil bolup, uninggha alahiyde diqqet qilishqa we ehmiyet bérishke  erziydu.

Méning ismim Küresh. Atamning Ismi Ümer. Famile namim Atahan. Küresh digen bu isimni atam bashta tallap manga qoyghan iken. Atamning diyishiche bu isim qanche ming yilliq tarixqa ige bir isimken. Bu isimning menisi qedimqi Uyghur tilidiki  alla burun untulup ketken“Arislandek hemra” dégen menani bildüremdu yaki uningdinmu ilgirki bir tariximiz bilen alaqidar isimmu bilmeymen. Bu isimni kishiler peqet hazirqi zaman Uyghur tilidiki menisi boyinchela  “élishish”, “shiddet qollunush”,  “Jengk”… dep chüshinishidu… Yene beziler “Küresh” dimey “Küreshchan” dégen sheklini asas qilip qollinidu.Qandaq qollansa qolansun, bu isimda millitimizning qeghrimanliqi, ghayisi ekis etürülgen! Tebiyki uningdin bashqa ata-anamning muhim arzu armanliri ekis ettürilgen bolup, isimdin ular qurghan ailining medeniyet sapasini köriwalghili bolidu. Biz Uyghurlarda isimni perishte qoyidu, dégen neqle bar.Dadam manga Küresh, erkek qérindishimgha Erkin… dégendek isimlarni tallighanken….Netijisi oylighandek yaxshi boldi.Biz 6 bala tiriship oquduq, jemiyetke yaramliq adem bolduq! Biz qerindashlarning isimliri alahiyde menilik bolup, bu isimlarning alayide bir waqitta, alahiyde bir seweptin qoyulghanliqi chiqip turidu.

men-we-anam (1)

Ailini uzaqni körerlik bilen qurush, Isimni meqsetlik, chüshünüshlik we milliy rohqa uyghun qoyush insanning hayatining bashlanghuchidur.Isimni öz nöwitide meqsetlik, chüshünüshlik we milliy rohqa uyghun qoyush insangha körsütülgen büyük ikramdur.Isimlar milliy iptixarliq tuyghusigha toyunghan bolsa téximu yaxshi bolidu.Aile qurghanda we perzentlerge isim tallighanda awal milliy ghayimizge, enenimizge, tariximizgha, ata-buwillirimizgha hürmet körsütishimiz, ularning mangghan yolida méngishimiz andin qérindash we dindash xeliqlerning shundaqla yat milletlerning medeniyitimiz we örpi-adetlirimizge uyghun kélidighan tejribiliridin paydilinishimiz lazim.Xelqimiz ming yillardin béri aile qurush we aile ezalirigha isim tallashta dunyada tengdishi yoq güzel adetlerni shekillendürgen.Aile qurush we perzentlerge isim tallashta isil enelirimizni özimizge ishengen halda jan tikip qoghdash lazim. Shundaq qilghanda bir aile yaki jemet kishillirining isim we famililiridinmu weten-millet üchün paydiliq netijilerge ige bolghili bolidu.Bizde öyge kirseng unutma, chigh choruqungni qurutma- dégen maqal bar.Isim aile ezaliri we bir jemetning istitik éngi, kolliktip xaraktéri, mijezi, qiziqishi we ghayisini ipaydileydu.Dunyadiki herqandaq xeliqning adem isimliri Uyghur adem isimlirining serxilliqigha yételmeydu.Bu aile qurush we perzentlerge isim tallash ewzellikni jari qildurush meniwiyet qurulushimizgha alemshumul hayati küch béghishlaydu.

Ümer dadamning ismi bolup atisining ismi YASIN, Atahan bizning öz aldimizgha békitken ata jemet famile namimiz. Ailimiz qanche ewlat meripetperwer, rayish we teqwa kishilerdin qurulghan bolup, oxshimighan dewirde weten-millet üchün paydiliq ishlarni qilidighan yaramliq kishilerni yétildürüp chiqqaniken. Dadamning déyishiche hemmila adem bilidighan Sabit Damullam, Memtili Ependi, Heyrulla Nizamidin, Zunun Qadiri we Abdushkur Memtimin… qatarliqlar bizning jemetimizdin iken.

IMG_3142

Yurtimiz artushta bolupmu bizning ailide bashqa millet uyaqata tursun, hetta uruqimiz buzulup kétidu, dep qanche ming yillardin béri perzentlirining bashqa yurtluq Uyghurlar bilenmu öylik-ochaqliq bolishighimu yol qoymay kelgen qayide-yosun baridi. Men ata-anamgha köp xizmet ishlep, xoshna yurtluq sap qanliq bir Uyghur qizi bilen öylinip 4 perzentke ata-ana bolduq. Ümer YASIN Atahan (1941-2009) bu ailidiki 5 kishining yeni men we 4 perzentimning yiltizi, atisi shundaqla ustazi bolup, taghisi Heyrulla Nizamiddinning himayisi we terbiyiside chong bolghan.Ümer YASIN Atahan (dadam)ning déyishiche chong dadam Yasin Emin we büyük babam Yaqup Eminler Artushta tughulghaniken. Chong dadam Yasin Emin bolsa dadisi yeni büyük babam Yaqup Emin Xelpetimdin, büyük babam Yaqup Emin Xelpet Buzrukwarimiz atisi Dawut Emin Hajimdin ailiwiy udum bolup kelgen yolgha asasen bashlan´ghuchtin aliy mektepke qeder tibabetchilikke ayit telim-terbiyeni öz ailiside alghan yaqa yurtluq esli kimliki yerliklerge qarangghu bir kishiken.
Chong dadam YASIN Emin chong bowisi Dawut Emin Hajimdin qalghan Ibray tilidiki erep yéziqida yézilghan resimlik xurum tashliq kona bir kitapni oqup kisel dawalaydighan, bala terbiyeleydighan we ibadet qilidighan, erep-paris tiligha pishshiq tijaretchi kishikentuq…

Dadam manga büyük buzrukwar atimizning ismining Musa Emin ikenlikini, Musa Eminning atisining Ismining Ibrayim Emin ikenlikini, Musa Emin digen kishining xuddi dadisi Ibrahim Emindekla dangliq doxtur bolup, hej sepiride Italiyening melum bir sheheride at-ulaq we mal-bisatini bulangchilargha tarturup qoyup sergerdan yashighanliqini, kéyin Gérman Rus urushida ruslargha esirge chüshüp awal sibiriye, andin Almata, andin Tashkent qatarliq shehrlerde yashighanliqini, ejdatliridin qalghan tibabetchilikke ayit bilimlirini oghli Dawut Emin hajimgha miras qaldurghan bir zatliqini, Dawut Emin Hajimning Rus eskerler bilen awal Ghulja andin Ürümchige kélip yerleshken, axirda Qeshqeriye wadisida tirikchilik qilghan meripetperwer bir kishi ikenlikini hékaye qilip bergen. Yaqup Emin hem doxtur hem bala oqutidighan kishi bolup, ademler Xelpetim dep ataydikentuq.Yaqup Emin Xelpitim, yaqa yurtluq Dawut Emin Hajimning Artush Meshhetlik esil qanliq bir Uyghur ayalidin bolghan ewladlirning biriiken.Chong dadam YASIN Emin bolsa chong atisi Dawut Emin Hajim we atisi Yaqup Emin Hajimlardek Ibray tilidiki erep yéziqida yézilghan resimlik xurum tashliq kona bir kitapni oqup kisel dawalaydighan we ibadet qilidighan, erep-paris tillirigha pishshiq tijaretchi kishiikentuq…
Chong dadam kök közlük, qizil chachliq, saqal-buruti qoyuq we büdre orta boy, at yüzlük, ora köz, qizil tenlik, yerlikning sözi boyinche sérighot kishikenduq.Beziler chong dadamni bu kishi Injil oquydu, dégende hergiz undaq emes, bu Allaning birlikini testiqlaydighan Ibrahim Xelilullaning kitabi, deptiken.
Chong dadam eshundaq söz-chöchekler sewebidin Artushtin köchüp ketkechke, dadam 7-8 yashlarda uningdin ayrilip meshhur inqilapchi, ustaz Heyrulla Nizamiddin ependining himayiside yashashqa mejbur bolghaniken…
Dadamning dep bérishiche chong dadam xuddi dadisidekla hayati boyinche kimlikini yoshurup we hetta uruq tuqqanlardinmu qéchip yürüp yashighanken…Kishini tolimu epsuslanduridighini ailimizdikiler bu dewirde qandaqtur chüshünüksiz sewepler tüpeylidin milliy enenimizni qayrip qoyup bashqa milletning jümlidin ereplerning ismini aile ezalirimizgha ishengüsiz derijide qoyushqa bashlighan.Chong dadamning Artush meshetlik xotuni Humarhandin 4 oghli bolup chongining ismi Sawut Qarim (Sawud demullam shehit qilinghanda uning ismi bérilgen, mukemel Islam Ülimasi), qalghanlirigha 3 Islam xelipisining ismi qatar bérilgen bolup, ikkinchisining Abubekri, üchünchisining Ümer (dadam), törtinchisining Osman idi. Bu aile eshu kishiler bilmeydighan, dunyadiki eng yaxshi kitaplarning jewhiri yighilghan xurum tashliq kona kitapning destidin jiq herej tartti.
Dadamning késel dawalash üchün oquydighan ayetliri we adem hem haywanlarning tire siritidiki ösmini ofiratsiye qilip dawalighanda oquydighan dualirimu chong dadamdin kichigide üginiwalghan, biz tesewurmu qilalmaydighan bashqa bir tilda idi.Dadam kichik waqtimda balam Küreshchan doxturluqta oqungla, doxturluq ata kespimiz, rebbim xalisa ölüshtin awal bu xil késel dawalashni silige udum qaldurup kétimen, dégenidi.
Dadam yene, Büyük bowilirim doxturluqni Italiyede ügünüptiken…Italiyening ademliri kündüzi ademdek yashaydu, kéchisi Itqa aylinip kétidu, dégenidi. Men dadamning nimishqa undaq dégenlikining tégige hazirghiche yételmidim…belkim unungghimu dadisi shundaq dégen bolsa kérek. Epsus doxturluqta oqimay edebiyatta oqudum we dadam wapat bolghanda yénida bolalmay qaldim…U wapat bolushtin awal anamgha, Küreshchan qayitip kélimen, degenidi, kelmidi, éytidighanlirim men bilen kétidighan boldi, dégeniken…

24852132_2257900220902224_4730959316006771513_n

Ailimiz maaripchi ailisi bolup, dadam heqiqi Uyghur qizi anam Xeyrinisahan Turdi bilen öylük-ochaqliq bolup, 6 perzent yétishtürdi. Anam Xeyrinisahanning dadisi Turdi Nasir bolsa kön-xurum tijariti we muzduzluq kespini qilidighan kishi bolup, yene shu kesipning tijaritini qilidighan Nasir Hezimbegning oghli, Nasir Hezimbeg bolsa Artush azghanliq Beg uruqidin bolghan Hézimbeg Dawutning newrisi iken, Men Küresh Atahan Xeyrinisahan Turdining balilarning chongi hésaplinimen. Biz 6 bala xuddi chölde anamning ikki teripide qeddini kirip, saye tashlap turghan 6 tüp derexke oxshaymiz.Dadam eshu chöldiki tar, qisitliq we xeterlik muhitta bizni adem qilghuche körmigenni kördi.Ailidin kelgen terbiye bizni chidamliq, pidakar, qeyser, bilimlik we exlaqliq qilip yétishtürdi.
Jemetimiz démisimu bir kitapqa oxshaydu. Uni oqush üchün bilimdin bashqa alahiyde bir qabiliyet kérek bolup, men özemni uning yaxshi oqurmini we terjimani, dep qaraymen.Ata-bowilirim esirlep ishletken eshu xurum tashliq kona kitap hazir gerche qolumda bolmisimu, eshu kitapning ailimizge némilerni miras qaldurup ketkenlikini obdan bilimen. Bu meniwiy mirasta yézilghini yenila ziminigha, qénigha, tiligha, dinigha, medeniyitige sadaqetmenlik bilen xizmet qilish bolup, uni mening ewlatlirimgha, ewlatlirimning yene ewlatlirigha, ewlatlirimning ewlatlirining yene ewlatlirigha…üzüldürmey miras qaldurishi hemmidin muhimdur!

10714148_702388339836394_5361148014728954717_o1
Ata! Séni séghindim, Séni séghiniwatimen, Séni menggü séghinimen!
Baba! Seni özledim. Seni özlüyorum. Seni sonsuza dek özleyeceğim!
Father! I have missed you. I do miss you. I shall forever miss you!
—————-…————————————–

Atam Ümer Yasin Atahan méning dadam, tunji we axirqi ustazimidi. U belki men menggü körelmeydighan yerge ketti, bu manga hemmidin yaman elem boldi!
Wetendin ayrilghanda uninggha “Atahan könglüngni yérim qilma, oghlung eng köp bolghanda 8 yilda qayitip kélidu”, degenidim.U eyni chaghda késel idi.Wedimizge asasen méni tolimu teste saqmu-saq 8 yil kütti.Oghlini bir qétim körüwélish arzusigha yételmidi.
Atam Ümer Yasin orunup baqti kélelmidi, menmu baralmidim! Axiri millitimiz we ailimiz üchün eng taleysiz bolghan 2009-yili Allahning rehmitige qawushti!
Atam Ümer Yasin Uyghur zamaniwiy maaripining bayraqtari, ot yürek milletperwer shair Memtili ependining tuqqini we oqughuchisi, milliy qehriman Heyrulla Nizamidin ependining ataq balisi we oqughuchisiidi.
Atam Ümer Yasin wapat bolup 5 yildin kéyin, uning hayat chéghida eng yaqturup keygen bir qur kastum-burulkisi, koptisi we galastuki, u kélip körüp kétishni arman qilghan tunji perzenti, oqughuchisi, iz basari we jan-jigiri oghli yashawatqan Gérmaniyege yétip keldi.Men yürekni qan qilidighan hesret we nadamet bilen uni kéyip, galastukni taqap özemge-özem essalamu eleykum Ata, xush kepsiz öyge kiring, dédim.Eger kéyimler kelmigen bolsa qachanghiche hayatning bu bihushchiliqida yashaytimkin tang bilmeymen.
Biz deslepte bir meydan xetme quran qilghandin kéyin, qayide boyiche tinchliq-amanliq sorashtuq we özemni dadamdek egeshtürüp öyini aylandurdum.Ata bu sen téxi körmigen newrilliring, qara ularni körgenting,emma chop-chongla bolup ketti, mana bu bizning bayraq, qara bu bizning kompeyuter, qara bu bizning yataq öy ,qara bu bizning saray öy, quyash kötürülgende uning nuri deslepte bu penjiridin chüshidu, qara bu kitap ishkawi, biz namazni bu yerde oquymiz..!
Biz bir-qanche kün mana mushundaq paranglashtuq,hal-mung bolduq, dertleshtuq, bille olturup bille qoptuq. Men qanche yildin béri özemni adem emes matériyaldek yaki asmandin tokkide chüshüp qalghan tashtek we yaki yerdin ünüp qalghan bir ösümliktek oylap yürgentim.Emdi qarisam menmu insan oghi ikenmen.Méningmu Ata-anamning barliqini xatirlidim.Men uningdin bu qeyer men kim, dep soridim, u yéziq üstilide turghan bürküt chöjisining béshi we kökte kérilip turghan qanitini siylap turup, bu gérmaniyediki artush, sile mening chüjem, dédi. Men atam bilen mushu terzide bolsimu uchrushup, andin uninggha atap yézilghan bu tunji eserge qelem tewritiwatimen.

mening-ailem-2
Atam Ümer Yasinning pütün hayati ejdatlar kötürgen meripet meshelini jan tikip qoghdash we kéyinkilerge miras qaldurush bilen ötti. Atamning pütün hayati Uyghur maaripini perwish qilish, qoghdash we güllendürüshke béghishlanidi.Atamning pütün hayati peqet jénini jan itidighan janiwarlarni emes, millet qeyerde ihtiyajliq bolsa shu yerge barliqini béghishliyalaydighan pidakar ezimetlerni terbiyeleshke béghishlanghanidi!Atam Ümer Yasin 1958-yili Artush Darilmuelliminni püttürgendin bashlap, 1998-yilighiche 40 yil mektep dériktori, qoshumche matématika we edebiyat oqutquchisi bolup ishlidi.Uning oqutquchiliqtin bashqa, Doxturluq (Atisidin udum qalghan ailiwiy retsip arqiliq adem we haywanlarning bedenining siritidiki herqandaq ösme késelliklirini yerlik usulda opiratsiye qilip dawalash), binakarliq, sirchiliq, eynekchilik, neqqashliq we baghwenchlik hüniri baridi.Uningdiki nahayiti üstün teshkillesh qabiliyiti, oqush püttürgen yilidin bashlap, bir ömür mektep dériktori bolup xizmet qilishqa sewep bolup qaldi!

Atam (2)

Atam Ümer Yasin aq-sériq, közi köküsh, chach-saqalliri qongur, orta boy bir kishi bolup, hayati boyi xuddi méngip yürgen bir mekteptek etrapqa bilim we hüner uruqini chéchip, xeliq arisida yoquri abroy qazandi.Shundaqtimu kemter we kichik pielidi.Atamning bu teripi, jemiyet we ademlerge toxtimay yoquridin qaraydighan anamgha bir ömür yarimay ketti.
Men közümni yumup uni oylisam, xiyalimgha dayim qarangghuluq we buranchapqunlarda qeyserlik bilen uchiwatqan bir Kartal kélidu.Men uningdin, u méning atam bolghanliqi üchün emes,belki bir ömür shertisiz we tamasiz weten-millet üchün xuddi qarangghuluq we buran-chapqunlargha bash egmey küresh qilghanliqi we méning tunji hem axirqi ustazim bolghanliqi üchün pexirlinimen!
Biz 6 bala uni atahan, anamni anahan dep xitap qilattuq.Atamning erkiletme ismini, uning menggülük hürmiti üchün texellus we famile namim süpitide qolluniwatimen.Artushta peqet biz 6 perzent emes, dadamning birge ishligen kesipdashliri, balliri dadamda oqughan ata-analar we dadamda oqughan oqughuchilarning hemmisi u addiy oqutquchidin eyminetti, tep tartatti we qattiq hürmetleyti.
Hemme adem uni ismi bilen emes “Deriktor” dep chaqrighanda biz 6 qérindash, dadam dunyadiki pütün mekteplerning Dériktori oxshaydu, dep xata oylap qalghanikenmiz.Eslide bashqilarning dadamning ismini atimay, dayim Dériktor, dep xitap qilishi, uning Memtili ependi we Xeyrulla ependining rohini yüdüp, pidakarliq bilen milletning chakiridek xizmet qilghanliqidaiken!Biz uni bekla kéchkip chüshenduq!
Atam Ümer Yasinning wapati Artush xelqige ushtumtut bolup qaldi, Artushluqlar uning bundaq aldirap kétishini xalimayti. Atam Ümer Yasin wapat etkende xitay hökümiti, uning öyige 200 métir kélidighan Artush merkizi jameside namizini chüshürüshke ruxset qilmidi.Méning sewebimdin xitaylar teripidin qattiq qiyin-qistaqa élinghandin kéyin, qorqup kétip zuwani tutulup qalghan dadam, shu hadise yüz bérip 5 aydin kéyin, yurt xelqi, mehriban anam we qérindashlirimgha bir éghizmu gep qilalmay bizdin ayrildi.
Xitaylar shu qétim yeni 2008-yili 11-ayda dadamgha tehdit sélip:Hemmini qilghan sen! Balang aghzini yumsun, qongini qissun, singgen nénini yésun, dep sanga köp qétim agahlandurduq.Anglimiding, anglimasliqingda qandaq bir sewep bar, bizge éyit!Yaki sende dewletke qarshi chiqalighudek bir möjize bar bolsa unimu éyit, sinishp baqayli, eger undaq bolmisa bu ailidikiler hoshunglarni yighinglar, oghlungning küni az qaldi, biz uni ya bu xil yaki u xil shekilde yoqutimiz, dégenidi.
2009-yili 10-ayda yeni dadam wapat étip 7 aydin kéyin xitaylarning dégen ishliri rast dégendek yüz berdi.Frankfurttiki teshkilatimiz taqaldi, sebdashlirimiz we dostlirimiz tarqap kétishti, men Korash Atahan, Gérmaniye tarixida tunji qétim Frankfurtta xitaygha qarishi 1000 kishlik namayish teshkilligen künüm, Frankfurt merkizi jameside Uyghurlarning qatili Wang Lechuendinmu xeterlik düshmen, dep élan qilindim.

IMG_0751

Rast dégendek uningdin kéyin béshimdin ötüp ketken ishlar nahayiti köp boldi!Küresh Küsenning néme üchün ölgenlikini yaq weten üchün wetende néme üchün milyonlighan kishining shehid bolghanliqini chüshendim.Dadamdin ayrilip qélip özemge dada bolup yashashqa, özemge özem yighlap, özemge özem teselliy bérishke mejbur boldum!Rastini désem bügüngiche dadam heqqide (Ata bu meselide men sizdin kechürüm soraymen!)bir misramu yazmidim, dayim weten-millet üchün qelem tewrettim.Dadamning wapatini anche dawrang qilmidim, chünki shu yili qirilip ketken minglighan munewer qiz-yigitlirimizning ölümi aldida atamning ölümi hich ish emesidi.Yüzligen maqala yazdim. Sewep 2009-yili we uningdin kéyin weten-millet üchün qurban bolghanlar heqqide we ularning ghayisi üchün yézish, atam heqqide yézishqa qarighanda muhimidi.
Men atam ichimde yashap, barliq ishlirimgha qumandanliq qiliwatqandek hés qilimen. Eger undaq bolmighan teqdirdimu, men uning pikiri, yoli we ghayisining dawami bolup qaldim!
Men weten, dégen sözni eng deslepte uningdin anglidim, milletning némilikini uningdin chüshendim, Abduhaliq Uyghuri, Memtili Ependi we Lutupulla Mutellip qatarliqlarning kim ikenligini uningdin ügendim.Hilimu isimde, Ata bizning bayriqimiz yoqmu?!déginim.Atam manga: Bosh gep qilingla Küreshchan (U méni sile deyti, Küresh démey Küreshchan deyti!Undaq diyishide alahiyde sewep baridi.Artushta dostini sile deydu, Küresh démey Küreshchan déyishidiki sewep, men gerche kichik bolsammu chong ademdek muamile qilatti we Küreshke righbetlendüretti.)dédi etrapqa ensizlik bilen qarap.Chünki u yillarda bu paranglirimiz her ikkimizning béshigha chiqatti.Bar, men silerge körsütüp qoyimen, dédi.Bir qétim u bazardin bir dane badam doppa ekkiliptu, men özige alghan bolishi mumkin, dep perez qildim.Emma u manga: Balam küreshchan bu yaqqa kélingla!-,dep méni chaqirdi we doppini béshimgha awaylap keygüzüp,- mana bu bizning bayriqimiz,- dédi.
Men nahayiti uzaq yillardin béri, atamning badam doppini, néme üchün bizning bayriqimiz dégenlikini chüshünüshke tiriship keldim.Emma méni qayil qilalaydighan bir jawapni hazirgha kelgüche tapalmay kéliwatimen.Men doppining néme üchün bizning bayriqimiz ikenligini 40 yildin béri téxiche bilelmigen bolsammu, uni xuddi bayriqimizdek etiwarlap, uning üchün küresh qiliwatimen.Allahdin tileydighinim atam bilen axirette bolsimu qan´ghudek didarlishiwélish, hemdi hergiz uningdin ikkinchilep ayrilmasliq! Alla rehmetlik jennetmakan Atamning axirettiki mertiwisini yoquri qilghay!Amein! (K.Atahan)

16.11.2014 Gérmaniye 
 ******

Hon Hanidanliqining Xaqanliri


Büyük Uyghur Emparatorluqi
Honlar resmi xanliq qurghan waqit miladiyidin burunqi 209-yildin tartip ta eng axirqi qétim tarix sehnisidin chüshken dewr miladiye 5-esirgiche bolghan 600yilliq tarixi jeryanda mongghul égizlikining shimali we jenubi, ottura tüzlenglik rayoni, pütkül ottura asiya yayliqi hem sherqiy yawropa, gherbiy we gherbiy jenubiy yawropada pa’aliyet qilip, jonggu we dunya tarixigha ghayet zor tesir körsetken.
1. Xanidanliq parchilinishtin burunqi xaqanlar
1-tümen tengriqut
Hon xanidanliqining asaschisi, u miladiyidin burunqi 3-esirning otturiliridin bashlap, hazirqi ichki mongghul aptonom rayonidiki choghay taghliri etrapi we ordosh rayoni qatarliq jaylarni asas qilip, barliq hon qebililirini bir tugh astigha yighqan hem hökümranliq merkizini hazirqi ichki mongghul aptonom rayoni wuyüen nahiyisi tewesidiki tümen shehiride qurghan. Miladiyidin burunqi 209-yili tümen tengriqut oghli batur tengriqut teripidin qestlep öltürülgen.
2-batur tengriqut
Batur tengriqut — tümen tengriqutning oghli, miladiyidin burunqi 209-yildin miladiyidin burunqi 174-yilghiche texitte turghan. Tümen tengriqut kéyin alghan alchisidin bolghan kichik oghlini yaxshi körgechke, baturni yawchilargha bayrimtayliqqa ewetken, lékin batur u yerdin qéchip kelgen, batur bir xil awazliq oqyani keship qilghan, bir qétim atisi bilen owgha chiqqanda atisini étip öltürüp tümen shehiride hon xanidanliqni resmiy qurghanliqini jakarlighan. Batur tengriqut hon jemiyitining tereqqiyati, hon qebililirining küchiyishi we hon xanidanliqining mustehkemlinishi uchüsh zor töhpilerni qoshqan, miladiyidin burunqi 174-yili késel sewebidin wapat bolghan.
3-qayuq tengriqut
Qayuq tengriqut akisi batur tengriqutning wapatidin kéyin texitke chiqqan, miladiyidin burunqi 174-yildin miladiyidin burunqi 161-yilghiche texitte turghan, miladiyidin burunqi 161-yili, qayuq tengriqut öz ejili bilen wapat bolghan.
4-kün tengriqut
Kün tengriqut — qayuq tengriqutning oghli, miladiyini burunqi 161-yildin miladiyidin burunqi 126-yilghiche texitte turghan, u atisining wapatidin kéyin hon textige warisliq qilghan, miladiyidin burunqi 126-yili qishta, kün tengriqut öz ejili bilen ölgen.
5-ichighse tengriqut
Ichighse tengriqut — kün tengriqutning inisi, miladiyidin burunqi 126-yildin miladiyidin burunqi 114-yilghiche texitte turghan, u akisining wapatidin kéyin, özini tengriqut dep élan qilghan hemde akisining oghli yotanni meghlup qilip hon textini tartiwalghan.
6-uwi tengriqut
Uwi tengriqut — ichighse tengriqutning oghli, miladiyidin burunqi 114-yildin miladiyidin burunqi 105-yilghiche textte turghan, u atisining wapatidin kéyin textke chiqqan, u 10 yil textte olturup miladiyidin burunqi 105-yili wapat bolghan.
7-ushilu tengriqut
Ushilu tengriqut — uwi tengriqutning oghli, miladiyidin burunqi 105-yildin miladiyidin burunqi 102-yilghiche textte turghan, u textke chiqqanda téxi kichik bolghachqa bala tengriqut dep atalghan. Miladiyidin burunqi 102-yili xen sulalisige qarshi qoshun bashlap mangghanda yol üstide tuyuqsiz késel bolup ölgen.
8-güyliqu tengriqut
Güyliqu tengriqut – owi tengriqutning inisi, ushilu tengriqutning taghisi. Miladiyidin burunqi 102-yildin miladiyidin burunqi 101-yilghiche textte olturghan, késel sewebidin wapat bolghan.
9- chetqu tengriqut
Chetqu tengriqut — güyliqu tengriqutning inisi, miladiyidin burunqi 101-yildin miladiyidin burunqi 96-yilghiche textte olturghan. U akisining wapatidin kéyin textke chiqqan, 100ming kishilik atliq qoshun bilen jengge atlinip xen qoshunining dangliq san’ghuni li guanglini meghlup qilghan, miladiyidin burunqi 96-yili wapat bolghan.
10- quluqu tengriqut
Quluqu tengriqut —- chetqu tengriqutning oghli, miladiyidin burunqi 96-yildin miladiyidin burunqi 86-yilghiche textte olturghan. Miladiyidin burunqi 91-yili xen sulalisining shangu, wuyüen, jyuchüen qatarliq wilayetlirige basturup kirgen. Miladiyidin burunqi 86- yili quluqu tengriqut wapat bolghan.

Women Warriors in Slavic and Scytho-Sarmatian Culture


4548cdeb7a4767aa5b15e7ba35124c13

Women Warriors in Slavic and Scytho-Sarmatian Culture

World history is full of examples where women were taking up arms and performed feats. They were representatives of the beautiful half of the human race who today are called “weaker sex,” however woman – professional soldiers, along with men carrying of military service and fought against the enemy. The Greeks called them Amazons. In Slavic countries, such virgin warrior was called Polanica.  Even the ancient Greeks at the time had legends about women warriors, or Amazons. Allegedly, they lived somewhere in the north-east of Asia Minor, on the southern Black Sea coast. Amazon lived separately from men in battle where brave men who were captured after living with them, were killed. Boys that were born by them were maimed or turned into slaves. Girls also learned to ride a horse. hertodusGreek historian Herodotus reported that sometime in the battle of the Amazons captured the Greeks in Asia Minor. On the way to Greece Amazon rebelled, killed the guard, but it turned out that they could not control the ship. In the end, the three rebel ship arrived to the coast Meotida (Sea of Azov).  Amazons found vacant land on the left bank of the Tanais (Don) and began to live there. On the other side, the right bank was inhabited by the Scythians. Once the Scythians fought with these mysterious unknown soldiers when they killed them, they found that these were young girls. Young Scythians contacted Amazon and began to visit them, and then live with them. From the marriage and mixing of the Amazons and Scythian youth a new warrior group came to existence! They were the Sarmatians which are today Indo-European Iranian-branch ancestors of many Slavic nations such as Croats, Serbs, Poles, Russians and Ukrainians. This is the story of Herodotus as he written it but also modern archaeologists excavations discover places where they have found female burials, in which, as in the male, there were weapons. In Russian folk epics there also is an image of a female warrior -polyanitsy (Polanica ) and they were by their prowess and ability to use arms just a little bit inferior to the folk man heroes. Sometimes they would even exceed them in local epics. 

scythians4

However, the Slavs in general and Russia in particular have survived over the centuries. In the campaigns of Prince Svyatoslav, according to Leo and John Deacon Skylitzes, for the first time Russian and Bulgarian women warriors participated. For their existence enemies learned only after the battle, when marauding, scavenging the dead over their armor and clothing. Russian chronicles tell of women who participated in the defense of the besieged towns by Tatar-Mongols and later by Crusaders, Lithuanians and Poles. And they participated, not only bringing the boom, or by pouring boiling water over the enemy from the walls and resin, but with arms. It is known that in 1641, during the famous “Azov seats” in the battles with the Turks in addition to the male soldiers participated Cossack-rider. They are great archery and applied Turks significant damage. However, the Cossack woman seriously was no stranger to war. Russian military historian Vassily Potto wrote about kazachkah: “Woman, the eternal toiler in peacetime, in moments of danger was the Cossacks full fighter, like her father, husband, son or brother.” Young Cossack learned to ride a horse and fight. Girl Cossack girl raised as a future wife, mother, homemaker, who knew any job – including men. It is known that in 1641, during the famous “Azov seats” in battles with the Turks in addition to the male soldiers participated women Cossack riders. They were great in archery and applied to Turks a significant set of damage.

scythians3

Up to 13 years of age these Slavic women have even played some games with the boys, learning the wisdom of some of the military skills, such as riding a horse. She could not have just learn to ride, but also wield a lasso or bow. In 1774, one village was surrounded by nine thousandth detached Tatars and Turks. Combatant Cossacks were on the march, and in defense of the village came a hundred and fifty women. How desperately they fought described Mozdok commandant: “Armed with rifles and other weapons … but also with braids, the women were firing their guns charged up and one of them even had a scythe and would cut enemies head and took possession of his gun. ” This is just one of the facts that Slavs carry form their Scyntho-Sarmatian history and bloodline.

http://www.slavorum.org/women-warriors-in-slavic-and-scytho-sarmatian-culture/

Uyghuristan Tarixidiki Üch Cong Milliy Munapiq we Qan Icher Alwasti!


12241313_1086506681362591_6900437817243846285_n

1930- we 1940- yillarda sabiq sowétlar ittipaqi kompartiyisi özining asiya istratégiyisi boyiche mexsus terbiyilen’gen alahide xadimlirini mexpiy wezipiler bilen uyghur élige ewetkenidi.
2012-09-24
Ular k g b ning tapshuruqi boyiche pilanliq türde chégradin ötüp millitarist shéng shiseyning uyghur élide tikligen hakimmutleq herbiy hakimiyitige yantayaq bolghanidi. Undin bashqa ular yene gomindang merkiziy hökümiti bilen yaponiye, en’gliye, amérika qatarliq döletler tesirining özining arqa hoylisi bolghan uyghur élige singip kirishining aldini élishtek bir qatar alahide wezipilernimu öz üstige alghanidi. Sowét ittipaqi tereptin ewetilgen her millettin bolghan alahide xadimlar ichide xelq arisida «qan icher üch haji» dep nam alghan sirliq shexsler alahide orun tutidu.
Undaqta, öz isimlirining arqisigha «haji» dégen mubarek namni qoshuwélip, shéng shiseyning saqchi orunlirigha bashliq bolghan, öz dewridiki uyghur xelqini qan yighlatqan bu «üch haji» kimler idi? Ular qandaq shara’itta, néme wezipiler bilen uyghur élige kirgen? Ular yene 1930- yillardiki uyghur élining siyasiy hayatida qandaq jarahetlerni qaldurdi?
Yazghuchi abduréhim ötkür «oyghan’ghan zémin» namliq romanining 2- qismida k g b ning alahide xadimliridin bolghan «üch haji» ning sowét ittipaqining ürümchidiki bash konsuli apréséfning tewsiyisi hemde shéng shiseyning teklipi boyiche mexpiy halda ürümchige yétip kelgenlikini qeyt qilidu. Ularning birinchisi, «gösh yüzlük, poltay köz» séyit haji, ikkinchisi, «taz chiray, badam doppiliq» hashim haji, üchinchisi, «büdür chachliq, sörün telet» qadir haji idi. Yene bir qisim tarixiy matériyallardin melum bolushiche, bu ücheylenning hemmisi uyghur élide tughulup öskenler bolup, bala chaghlirida ata- bowilirigha egiship sowétlar ittipaqining ottura asiya jumhuriyetlirige barghanlar iken. Ular shu yerde oqup melum sewiyisige ige bolghandin kéyin, k g b teripidin terbiyilesh obyékti qilip tallinip moskwa we bashqa jaylarda alahide xadim süpitide terbiyilen’gen. Shéng shisey sowét ittipaqining yölishi bilen özining uyghur élidiki hakimiyitini mustehkemliwalghandin kéyin k g b teripidin alahide wezipiler bilen ürümchige ewetilgen shexsler idi. Bash konsul apréséf yene shéng shiseyge teklip bérip séyit hajini ürümchidiki, hashim hajini qumuldiki, qadir hajini qeshqerdiki saqchi idarilirige mes’ul xadim qilip orunlashtursa muwapiq bolidighanliqini alahide tekitleydu.
Shundaq qilip, 1935- yilining otturilirida «üch haji» chégradin ötüp, shéng shiseyning duben mehkimisige yétip kélidu. Shéng shisey sowét bash konsuli apréséfning pikri boyiche dégendek séyit hajini ürümchidiki ölkilik bash saqchi idarisining soraq-térgaw bashqarmisigha, hashim hajini qumul wilayetlik saqchi idarisige, qadir hajini bolsa qeshqer wilayetlik saqchi idarisige mes’ul qilip ewetidu. Stalinning qizil térrorluq yillirida k g b ning sistémiliq terbiyisini alghan bu sirliq üch shexsning birdinla ürümchi, qumul we qeshqerdin ibaret üch muhim jayning saqchi orunlirigha mes’ul xadim qilip ewetilishide hem sowét ittipaqiningmu hem shéng shiseyningmu soqqan chotliri bar idi.
Séyit hajining ürümchidiki ölkilik bash saqchi idarisige teqsim qilinishida uning k g b din ögen’gen «kommunizm düshmenliri» ni soraq- térgaw qilish jehettiki alahide qabiliyiti we xizmet tejribisi seweb bolghanidi. 1930- yillarning otturilirida uyghur élige étnografiyelik tekshürüsh üchün kelgen, kéyinche aqsuda sowét ishpiyonliri teripidin tutulup bir mezgil shéng shiseyning ürümchidiki türmiside yatqan amérikiliq yash ehmed kamal «tebessum yütken zémin» namliq kitabida özining shéng shisey türmiside sowét alahide xadimi séyit haji teripidin soraq qilghanliqini tilgha alidu. Ehmed kamalning yézishiche, séyit haji qazaq bolup, shéng shisey teripidin tutulghan chet’elliklerni, bolupmu gherb elliridin uyghur élige qedem qoyghan «kommunizm idiyisi» ge qarshi bolghan ejnebiylerni soraq qilish jehette sheytannimu ussulgha salalaydighan k g b xadimi iken. U ehmed kamalni soraq qilish jeryanida özining nechche onlighan «kommunizm düshmenliri» ni bash egdürgenlikini, buning ichide uyghur élige kelgen gérmaniyilik téxnik gé’orgé
Wasél bilen hannikinlerningmu barliqini tilgha alghanliqini yazidu.
Hashim hajining qumulgha ewetilishide yolwastin kélidighan tehditni tügitish meqset qilin’ghan idi. Öz dewride ma jungying terepte turghan, kéyinche qolidiki milliy eskerlirige tayinip qumul wilayitining garnizon qomandanliqini qolgha éliwalghan yolwas shéng shiseyge toluq boysunmay qumulda öz aldigha yerlik xaqan boluwalghanidi. Bu hal shéng shiseyni qattiq bi’aram qilghan bolup, yolwasni bir amal qilip yoqitishning koyigha chüshkenidi. Del shu peytte hiyle-neyreng ishlitishte yolwastin qélishmaydighan hashim haji qumul wilayetlik saqchi idarisige mes’ul xadim bolup qumulgha yétip baridu. Dégendek hashim hajining peyda bolushi bilen qumul weziyiti birdinla jiddiyliship kétidu. U terep-tereptin tor qurup yolwasning hoquq da’irisini taraytishqa, eskiri küchini parchilashqa hemde qumul xelqi arisidiki tesir küchini ajizlitishqa tutush qilidu. Emma sezgürlüki heddidin yuqiri bolghan yolwas hashim hajining süyiqestlirini bir-birdin bitchit qilip, öz ornini saqlashqa tirishidu.
1937- yiligha kelgende shéng shisey bilen sowét alahide xadimlirining bésimigha berdashliq bérelmigen yolwas qumulni tashlap ichkirige qéchishqa mejbur bolidu.
Qadir hajining qeshqerge ewetilishide nahayiti éniqki, mehmut muhitining pa’aliyetlirige köz-qulaq bolush hemde uning amma ichidiki yuqiri abruyini bir amallar bilen ajizlitish muhim nishan qilin’ghan. Melumki, xojaniyaz haji ölkige mu’awin re’is bolup ürümchige ketkendin kéyin mehmut muhiti qeshqer garnizonining mu’awin bash qomandani hemde uyghur atliq eskerler 6-déwiziyisining bash qomandani süpitide qeshqerde turushqa qalghanidi. Emma shéng shisey qolida uzun yilliq jeng qilish tejribisige ige 3 mingdin artuq xillan’ghan uyghur eskerlirini tutup turuwatqan mehmut muhitidin kéche-kündüz xatirjemsiz idi. Shunga u sowét konsuli afréséfning körsetmisi boyiche yawuzluqta uchigha chiqqan qadir hajini qeshqer saqchi idarisige bashliq qilip ewetip mehmut muhitining tesirini tazilimaqchi bolidu. Qadir hajining qeshqerge yétip bérishi bilen général mehmut muhitigha her tereptin kéliwatqan bésimmu birdinla küchiyishke bashlaydu. Qadir haji sowét terepning yölishi bilen qirghiz polki teshkil qiliwalghan is’haqbeg we mewlanoflar bilen birliship mehmut muhitining eskiri küchini chekleshke kirishidu. 1937- yilning aprél éyigha kelgende général mehmut muhiti chet’elge chiqip kétishke mejbur bolidu. Buning bilen qadir haji öz dewride mehmut muhiti himaye qilip kelgen qeshqer we atushtiki nechche yüzligen ziyaliylarni, oqutquchilarni hemde her sahe serxillirini tutqun qilip türmige tashlaydu. Mehmut muhiti chetke chiqip ketkendin kéyin, uning eskerliri abduniyaz kamalni déwiziye qomandani qilip saylap shéng shiseyge qarshi jaza yürüshi qozghaydu. Ular qeshqer kona sheherni tézlikte ishghal qilip, qadir haji tutqun qilghan türmidiki mehbuslarni azad qilish aldida turghanda, qadir haji qol astidiki mewlanop qisimlirigha buyruq bérip qeshqer yawagh türmiside qamilip yatqan 300 din artuq gunahsiz mehbusni pilimotqa tutup qirip tashlaydu. Andin kéche qarangghuluqidin paydilinip ölüklerge bénzin sépip köydürüwétidu. Qadir hajining biwasite buyruqi bilen öltürülgen ene ashu gunahsiz mehbuslar arisida uyghur hazirqi zaman tarixidiki ot yürek oghlan hem meripet mesh’elliridin memtili tewpiq bilen qutluq haji shewqiylermu bar idi.
http://www.rfa.org/uyghur/programmilar/sohbet-inkaslar/uch-haji-09242012170704.html

Xojiniyaz hajini boghup öltürgen jallat hashim hajining terjimihali

Hashim haji, uyghur, sabiq sowét ittipaqi özbékistan jumhuriyiti dölet xewpsizliki komitétining polkownik derijilik emeldari (hashim hajining sowét ittipaqidiki ismi hesen). 1935– yili sowét ittipaqi shéng shiseyge yardemge ewetken yüy shyusung (esliy ismi wang shuchéng) bashchiliqidiki 25 neper xenzu, uyghur bolshéwiklar partiyesi ezaliri bilen shinjanggha kélip, shéng shiseyning saqchi bashqarmisida ishleydu. 1935– yili qomul wilayetlik saqchi bashqarmisining mu’awin bashliqi bolidu. 1937– etiyazda xizmitidin doklat bérish üchün öz dölitige qaytidu. Shu yili siminof (rus) bilen shinjanggha kélip, shéng shisey tesis qilghan mexpiy sot hey’itining ezasi bolidu. 1938– yili sowét ittipaqi shinjanggha ewetken siminof, yaqup (qazaq)lar bilen sowét ittipaqigha shinjangdiki asasliq mehbuslarning iqrarnamisini élip kétip uzaq ötmey, shu yili qishta sowét ittipaqi hökümitining jang shing, ying lyang, xojiniyaz hajim, xang xenjang, shéripxan töre, mashawwu, mepuz wang, abdulla damolla, sopa shenjang qatarliq 108 kishige ölüm jazasi berse bolidu, dégen testiqini élip kélip shéng shiseyge yetküzidu. Shéng shisey tekshürüp testiqlighandin kéyin shu yili 12– ayda mexpiy sot hey’iti hashim hajining nazaret qilishi astida ikkinchi türme (hazirqi ottura xelq sot mehkimisi orunlashqan orun) de bularning hemmisini arghamcha bilen boghup öltürgendin kéyin, hashim haji öz dölitige qaytidu.
Hashim haji 1939– yili etiyazda moskwadin qaytip kelgendin kéyin shinjang ölkilik sabiq saqchi bashqarmisida 6– bölüm dégen axbarat bölümige bashliq bolidu we mexpiy sot hey’itining xizmitinimu ishleydu.
1939– yili shéng shisey sowét ittipaqigha qarshi heriket bashlaydu. Sowétperes xadimlarni qolgha alidu. Mesilen: saqchi bashqarmining mu’awin bashliqi qurban niyaz (sowét ittipaqi qizghizistan qizil armiye uniwérsitétini pütküzgen), maliye nazaritining naziri qurban se’idi, teminat naziri abdulla damolla we milliylardin sowét ittipaqida oqup kelgenlerning zor köpchilikini qolgha alidu, ulargha «turpan, pichan, toqsundiki déhqanlar topilingini pilanlighan» dégen gunahni artidu. Sowét ittipaqi hökümitige bu topilangning pilanlighuchiliri ürümchide turushluq sowét konsulxanisi bilen saqchi bashqarmisidiki sowétlik axbarat mutexessisi hashim hajilar, dep melum qilidu, netijxde sowét ittipaqi sowét konsulxana xadimliri bilen hashim hajini qayturup kétidu. Shuningdin kéyin hashim haji shinjanggha qayta kelmeydu.
Yéqinda uqushimizche, hashim haji (hesen) almutada 1972– yili ölgen.
(hashim hajining terjimihali «shinjang tarix matériyalliri» 1– san 111– bettiki «shinjang mexpiy sot hey’iti toghrisida» dégen maqalidin we qomul saqchida hashim haji bilen birge ishligen hoshur musa qatarliqlarning sözidin élindi.)
—————
Menbe: shérip niyaz xushtar yazghan «shinjang yéqinqi zaman tarixida ötken shexsler» namliq kitab, shinjang xelq neshriyati, 2003– yil 1– ay 1– neshri, 141 — 143– betler | elpida tor tehriratida ishlendi. | tor menzili: elpida uchur tori — http://www.uchur.com
Eskertme: «elpida uchur zhurnili»da élan qilin’ghan yazmilarni ishletmekchi bolghan taratqular elpida uchur torining ijazitini élishi we «elpida uchur zhurnilidiki yazmilarni ishlitish kélishimi»ge asasen, menbelerni toluq eskertishi shert.

http://www.uchur.com/?act=view&id=5187

Buningdin 77 yil ilgiri sa’et 9 din 5 Minut Ötkende Zamanning Charqi Toxtap Qalghanidi


518456298710kasm

Buningdin 77 yil ilgiri sa’et 9 din 5 minut ötkende zaman toxtap qalghanidi. 77 yil ilgiri sa’et 9 din 5 minut ötkende türkiye jumhuriyitining qurghuchisi mustapa kamal atatürk shéhitlerning qéni bilen boyalghan zéminni türk millitige amanet qoyup, menggülük uyqugha ketkenidi.

Türkiye awazi radiyosi xewiri: mislisiz büyük rehber atatürk her yilqigha oxshashla bu yilmu türlük murasimlar arqiliq minnetdarliq we cheksiz iptixarliq tuyghusi ichide xatirilendi.
Tunji murasimning adrési atatürk xatire sariyi idi.
Jumhur re’is erdoghan we uning hemrahliqidiki hey’et etigen tereplerde atatürk xatire sariyini ziyaritini qobul qildi hemde gülchembirek qoydi.
Atatürk, medeniyet, til we tarix tetqiqatliri aliy kéngishi teripidin uyushturulghan bu yilqi atatürkni xatirilesh murasimlirining merkizi enqere soda birleshmisi yighin zali idi.
Murasimlargha jumhur re’is erdoghan, bash ministir dawut’oghlu we mu’awin bash ministir tughrul türkesh qatarliq rehberlermu ishtirak qildi.
Paytext enqerediki atatürk medeniyet mekirizi tenterbiye zalida yene etigen tereplerde atatürkni xatirilesh meqsitide yügresh musabiqisi ötküzüldi.
Murasimlar sa’et 9 din 5 minut ötkende 2 minutluq hörmette turush bilen bashlandi, bu ikki minut ichide pütün kochilarda jiddiy ehwallargha taqabil turush orginining signalliri chélindi.

http://www.trt.net.tr/uyghur/

HlTlT TIBBININ ANA HATLARI – AHMET ÜNAL


image

I. GiRiŞ

Birçoklarımız bilerek veya bilmeyerek eski medeniyetlere hayranlıkla bakıyor, bu medeniyetlerin yaratıcılarının birtakım konularda bugüne nazaran daha ileri olduklarına inanıyoruz. Hepimiz milattan 3 bin yıl önce eski Mısırlı hekimlerin beyin ameliyatı veya diş dolgusu yaptıkları gibi haberleri, popüler kitaplarda veya gazete sütunlarında oldukça sık okumuşuzdur. Ancak birinci elden kaynaklara inip, yazılı belgelerin ışığı altında o medeniyetlerin verilerini araştırdığımızda, bu tür savlardan birçoğunun, yanlış yorumlar sonucu ortaya çıktığını görüyoruz.

Herkesin büyük ümitlerle baktığı, bir mucize beklediği ve sayıları 30 bini geçen Bogazköy Hitit arşivi tabletlerinden hareketle din, hukuk, bilim , teknik, edebiyat, güzel sanatlar, felsefe, matematik, ekonomi, coğrafya, tarih, astronomi, harp tekniği, sosyal ve ekonomik yaşam, tıp, doğa gözlemleri v.s. ve daha birçok konularda derinlemesine bir inceleme yapıldığında araştırıcı, yönelttiği ve metinlerden yanıtını beklediği sorunlardan bazı hallerde %70’in üzerinde bir oranın açık kaldığını görünce hayretler içinde kalıyor.

Bu arşiv arasında örneğin, „falanca kral veya adam öldüğünde 65 yaşındaydı; askerlerin birçoğu harpte yaralandı; bugün kar yağıyor; bay-bayan X kara saçlı, kara gözlü, güzel-çirkin bir kimseydi; X merdivenleri inerken ayağı kaydı ve düştü; deprem oldu “ v.s. ve daha bunun gibi binlerce, insanın dış ve ruh dünyası ile ilgili birgok şeylerin hiç ifade edilmemiş olduğunu görüyoruz. Bu durum tabiatıyle bu arşivin bir kraliyet arşivi olması, yalnız kral ve kraliyet ailesiyle ilgili konuları kapsaması, halkla ilgili hemen hiçbir konuya yer vermemesinin bir sonucudur.

Hitit ve genel olarak eski doğu insanının dünyaya bakış şekli de elbette büyük rol oynamıştır. Ion doğa düşünürlerine kadar, kim ne derse desin, bu konuda fazla bir ilerleme yoktur.

Yalnıca var olanları değil, eksik olanların da bir „olumsuz kataloğu“nu yapmak, araştırıcı için elbette büyük yararlar sağlamakta, belirli bir uygarlığı daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, Hitit tıbbına da bir göz atıp, insanlığın çok önemli ve kaçınılmaz bir konusunu oluşturan bu dalda Hititlerin neleri bilip, neleri bilmediklerinin kısa bir bilançosunu vermek,
yararlı olacaktır.

Şimdiye dek bu konuyla ugraşan araştıncılar, haklı nedenlerle bir Hitit tıbbı olmadığı , Hititlerin dünya tıp bilimine hiçbir şey katamadıkları kanısındadırlar . (1)

Son zamanlarda Hitit tıbbı üzerine bir doktora tezi yazmiş olan C. Burde bunun aksi kanıdadır. Bazı tek tük ilaçlara dayanarak ve sünnetsiz erkeklik uzvunun tedavisinde ayrı yöntemler uygulanmış olduğu tezinden hareketle, Hititlerin Babil tıbbını aynen kopya etmiş olmakla birlikte, ona bir takım katkılar yaptıklarını öne sürmektedir .(2)

Hititçede „tıp“ sözcüğünün karşılığı dahi yoktur. Hint – Avrupai dillerdeki „medicina, medicus, medicine “ v.s.’nin kökü *med – „ölçmek, ölçülü olmak“ ile ilgilidir. (3) Hititçede bunun benzeri bir kelime yoktur. mat – „katlanmak, cesaret etmek“ fiili herhalde bu kelimeyle etimolojik ilişkiye geçirilemez.

MÖ. I. bin yılın ikinci yarısında medeni dünyanın hiçbir yöresinde görülmeyen bir zirveye ulaşan ve Achamenid sarayına Istanköy’lü Apollonides ve Knidos’lu Ktesias gibi doktorlar gönderen, modern hekimliğin babası gene Istanköy’lü Hippokrates’i ve daha sonra da Lokman Hekim‘ i yetiştiren batı Anadolu’nun, eğer tabiri caizse MÖ. II. bin yılda bir „cehalet devri“ yaşamış olması, insanı gerçekten şaşırtıyor.

O Hippokrates ki (MÖ. 460-370) bir hastalığın teşhisinde esas aldığı faktörleri şöyle sıralamaktadır:

„insanın tabiatı, hastalık durumu, hastanın bizzat kendisi, verilen ilaçlar, verilmesi gereken ilaçlar, hava durumu, arazinin yapısı , alışkanlıkları, yaşam tarzı , uğraşları, yaşı , konuşmaları, davranışları, suskun olup olmadığı, düşünceleri, uykusu, uykusuzluğu, gördüğü rüyaların cins ve zamanı , saçlarıyla oynayıp oynamadığı, kaşıntı, gözyaşları, ateşi, büyük ve küçük abdestleri, balgamı, istifrası, o zamana dek geçirilen hastalıkların sayısı ve silsilesi , nasıl iyileştikleri veya geliştikleri, terleme, üşüme, nöbet tutması, öksürme, tıksırma, yutkunma, nefes alma, bağırsak gazı (gürültülü veya gürültüsüz), kanama ve basur“ (4 ).

MÖ. II bin yıl Anadolu’sunda maalesef bu kadar gelişmiş bir tıp ve böyle bir hekim göremiyoruz. Buna karşın Hippokrates’ten yaklaşık bin yıl önce yaşayan Hitit prensi Kantuzili , şu sözleriyle kaderciliğin adeta somut bir örneğini veriyor:

„Yaşam ölümle, ölümse yaşamla yakından ilgilidir . İnsanoğlunun ömrü ebedi değildir. Onun günleri sayılıdır. Eğer insanoğlunun ömrü ebedi olsaydı, bir süre kötü bir hastalığa katlanabilirdi ve bu hastalık onun için bir intikam olmaktan çıkardı“ (5).

Mukayeseli dil bilime dayanarak erken devir Hint – Avrupai kavimlerde tip bilimine baktığımızda, tedavi yöntemlerinin hakim olan uğraşı sahalarına göre şu üç sınıfa ayrıldığını görüyoruz (6):

1 — Din ve dolayısıyle rahiplerin hüküm sürdüğü toplumlarda büyüyle tedavi (mathro. baesaza -) .
2 — Savaşçı toplumlarda „bıçak“la tedavi, yani cerrahi kareto. baesaza-) .
3 — Tarımla ugraşan toplumlarda şifalı otlarla tedavi ,
(urvaro. baesaza-. )

Eğer Hitit tıbbını bu kategorilerden birine sokmak gerekirse bunun, tarımla ugraşan bir toplum olarak droglara (hit. wassi- , ak. SAMMU ) dayanan bir tip olduğunu, aşağıda vereceğimiz bilgilerden sonra görecegiz. Ancak bu arada dinin de etkisi büyük olduğundan, büyü ile tedavinin de büyük yer tuttuğunu izleyecegiz. Bu sonuncu faktör MÖ. 13. yy. da ağırlığını gösteren Hurri etkilerinden sonra daha da artmıştır. Majik ritüellerin pek çoğu Hurri , Luvi ve Arzava kökenlidir. Savaşçı bir kavim olmalarına rağmen, cerrahinin, tabii metinlere aksettiği ölçüde, Hititlerde hiç yer almadığını görüyoruz.

Sosyal yaşamın tüm diğer yönleri gibi, hastalıklar konusu da tanrılarla çok yakından ilişkilidir. Hititçede „hastalanmak, hasta olmak“ sözcügü (istark- ) geçişli bir fiildir (7) , ve bunun çoğu zaman belirtilmeyen öznesi, tarihi devirlerde unutulmuş ve kalıplaşmış olmasma rağmen, tanrılar veya demonlar olacaktır. Bundan dolayı, açlık, kıtlık, doğal afetler, hastalıklar v.s. gibi ilahi cezalardan kurtulmanın tek çaresi, tanrılara gerekli ihtimamı göstermek, onlara hiyerarsik bir şekilde programlaştırılmış olan kurbanları zamanında sunmaktı .(8)

Diğer taraftan, tanrılar da aynı şekilde insanlara bağlıydılar; Romalılarda olduğu gibi „do ut des “ (veriyorum ki veresin) prensibine ve karşılıklı çıkar esasına dayanan bu bağımlılığın, tanrılar da, insanlar da farkındaydılar. Bu karşılıklı çıkarın en güzel örneğini, Kumarbi efsanesinde tanrı EA’nin , insanları yok etmeyi planlayan tanrılara verdigi şu öğütte buluyoruz:

„İnsanlığı niçin mahvetmek istiyorsunuz? Onlar tanrılara kurban sunup, ıtriyat olarak sedir ağaçı yakmıyorlar mi? Eğer insanları mahvederseniz, tanrılar varlıklarını sürdürebilirler mi ? Onlara ekmek ve şarabı kim sunacak? Kahraman Fırtına Tanrısı’nın sapana yapışıp ekin ekmesi; İştar ve Hepat’ın da öğütme taşında (un) öğütmeleri gerekmeyecek mi? “ (9).

II. Mursili veba dualarında tanrılardan vebayı durdurmalarını, aksi halde, Hatti ülkesinde herkesin öleceğini ve onlara kurban sunacak kimsenin kalmayacağını, gayet kurnazca ve açık bir mantıkla dile getiriyor. Kraliçe Puduhepa’nın adak metinleri, kocası Hattuşili’nin iyileşmesi, hayatta kalması karşılığı sonsuz vaatlerle doludur (10).

Başka bir metinde, kralın sefere çıkmadığı yıl „sefere çıkma bayramı“’nın kutlanmıyacağı yazılıdır. Bu kadar dindar olarak tanıdığımız Hitit insanının kurnazlık ve pratik zekası, gerçekten insanın takdirini kazanıyor.

Burada hastalıklarla tanrılar arasındaki yakın ilişkiyi gösterebilmek için bazı örnekler vermekte yarar vardır:

Gene Kantuzili duasına benzeyen bir metinde şunları okuyoruz:

„Bana bu hastalığı hangi tanrı verdi? Ey güneş tanrısı , o tanrı ister gökte ister yerde olsun, sen ona git ve ona sor ! Ey tanrım ben sana ne yaptım , ne günah işledim? Beni yaratan tanrım ! Kara toprağı yaratan(? ) tanrı ! şimdi ben sana ne yaptım (da bana bu hastalığı verdin?)“ (11) .

Fal metinleri hastalık nedenlerinin ve bu hastalığı yapan tanrıların araştırılıp bulunması ile ilgili olarak sorularla doludur (12).

Puduhepa, eniştesi Tattamaru’ya bir mektubunda şöyle diyor:

„Sen Tattamaru, kızkardeşimin kızını zevce olarak almıştın. Ancak talih tanrıçası (Gulses ) sana kızdı ve o senin için öldü.“ (13)

Bir fal metninde kral, bu sene mi , yoksa 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., senede mi öleceğini tanrısından soruyor .(14)

Gene II. Mursili veba dualarında, Hatti ülkesini kırıp geçiren büyük salgın hastalığına neden olarak şu ihtimalleri sayıyor:

1 — Tanrıların ihmali.
2 — Genç Tathalya’nın haksız yere öldürülmesi.
3 — Mısır – Hitit antlaşmasının getirdiği yükümlülüklere uyulmaması.
4 — Mala (Fırat) nehrine sunulan kurbanların ihmali.
5 — Babası I. Suppiluliuma’nın Mısır’dan getirdiği esirlerin vebayı taşımaları ve Hatti ülkesine yaymaları ki , bu sonuncusunu gerçek nedenlerin başında saymak gerekir; diğerleri ise hep tanrılarla ilgilidir .(15)

Gerçekte ise, bu esirlerin hastalıklı olarak geldikleri kesin değildir. Veba herhalde kötü bakım ve sıkışık konaklama sonucu Hatti ülkesinde çıkmış olacaktır . (16)

Diğer taraftan dualar ve majik rituallerde tanrılardan genellikle şu iyilikler istenmektedir:

Hayat (huiswatar), sağlık (haddulatar, tarrilatar), zindelik (innarawatar), uzun yıllar (MUHLA GID.DA) , sağlık , selamet (assul) , gelişme, bereket, bolluk (minumar), erkek veya kız evlatlar (DUMU MEŞ, DUMU . SAL MEŞ ), sevgi, şefkat (assiyatar), sevinç, neşe (duskaratt-), ruhun tenviri (ZI-aş lalukkima-) , gözlerin görme gücü (IGI HIA – was uskiyawar), boyunun dikliği (?) , kasgücü (?) (GU-tar), diklik [Sara appatar), cinsel kudret (tarhuilatar), muzqffer silahlar (para neyantes GlS TUKUL) , gelişme, büyüme (sisduwar), itaat (tummantiya-) (17) .

Buna karşı tanrılardan şu kötülükleri de alıp uzaklaştırmaları istenmektedir: hastalık (irman-), korku (?) (wetman- = weritema-?), harnapista-, baş hastalığı (harsanas GIG-an), insanın kötü şeyleri (antuhsas idalu INIM MES -ar) , intikam (kattawatar), diz hastalığı (ginuwas GIG -an), kalp/iç hastalığı (SA-as GIG-an) (18) .

II. DOKTORLAR

devamı pdf de
https://epub.ub.uni-muenchen.de/5390/1/5390.pdf
________________________________________

KOCAKARI YA DA CADILIK, BÜYÜCÜLÜK


12208659_10153389750379132_8896217781454988192_n

Sümerlerde Ninhursag hayat tanrıçasıydı. Asurlularda İştar hem ana tanrıça, hem de sağlık tanrıçasıydı. Mısırlıların ulu tanrıçası İsis aynı zamanda hekimdi. Hititlerin Kubaba (veya Kubebe)’sı, Friglerin Kibele’si, Efeslilerin Artemis’i, Yunanlıların Demeter’i hayat. bereket ve ölüm tanrıçalarıydı. Minoslular, Mikeneliler, Giritliler de iyileşmek için sağlık ve hayat tanrıçalarından medet umarlardı. Ölüm tanrıçası, aynı zamanda yeniden doğuş tanrıçasıydı. Asurluların ölüm tanrıçası Gula „ulu hekim“ olarak da bilinirdi. İsis de ölüm sembolleri taşırdı. Varoluş çizgisinde hayat ve ölüm birbirinden ayrılmaz gerçeklerdi.

Antik kültürlerde iyi ilahlar sağlık bilgileriyle mücehhez ve sağlığı korumakla görevliyken, habis şeytanlar hastalık ve sağlıksız yaşamdan sorumluydular. Tarihte ilk olarak Sümerler hastalık şeytanlarını tanımlamışlardı. Bu tanımlama daha sonra Mezopotamya, Mısır, Yunan, Roma ve Kuzey kavimleri tarafından da benimsendi. Şeytanların gücünün hastalık yaptığı inancı hristiyan eksorsizm ayinlerinin de temelini teşkil eder.

Sümer, Asur, Mısır ve eski Yunan’da M.Ö. 3000 yıllarına kadar tedavi uygulamaları hemen hemen tamamiyle rahibelerin elindeydi. O dönemlerde rahibelik yani tanrıçaların hizmetkarlığı kadınlara mahsustu. Tıbbi reçetelerde kullanılan bitkisel, hayvansal ve madensel maddeler hakkında da geniş bilgi sahibi olmaları gerekirdi.

Sümer’de ülkenin ekonomik, politik, kültürel ve sosyal hayatı üzerinde etkisi olan çok çeşitli rahibeler mevcuttu. İşler tapınaklarda görülürdü. Dini liderlerle politik liderler arasındaki ilişki de güçlüydü. Ur’da tanrı Nanner’in hemen hemen bütün yüksek rahibeleri kraliyet ailesinin üyeleriydi. Asur ve Mısır’da da rahibeler kraliyet ailesinden veya asillerden geliyordu. Yüksek rahibeler ve hükümdar arasındaki ilişki öylesine yakındı ki eski kültürlerde kraliçelerin çoğu aynı zamanda tapınak hekimleriydi. Ur’da M.Ö.3000 yılında yaşamış kraliçe Şubad’ın mezarı açıldığında sadece gıda maddeleri değil, aynı zamanda ağrı kesici reçetelerle, bronz ve çakmak taşından yapılmış tıbbi aletler de bulunmuştu.

M.Ö.2300 yılında yaşamış Mentuhetep, M.Ö.1500 yılında yaşamış Hatşepsut ve M.Ö.100 yılında yaşamış Kleopatra gibi Mısır kraliçeleri’nin çoğu ünlü hekimlerdi. Mısırdaki mabet ve mezarların duvarlarındaki resimler sık sık kadınları rahibe/hekim rolünde gösterir. Ayrıca, Diodurus, Öripides, Pliny ve Herodot’un kitapları bu rolleri teyid eder. Zamanla, antik kültürlerde kadın şifacılar arasında bazı rol dağılımları meydana gelmeye başladı. Ebelik tamamen kadınlara ait bir fonksiyondu ancak bir rahibe tarafından uygulanması gerekmezdi. Rahibelerin sayısı azdı ve mevkileri yüksekti. Sayıları ancak tapınağa gelen hastaları tedavi etmeye yetiyordu. Ayrıca, doğum günlük, mekanik bir hadise, ebelik ise pratikle kolayca kazanılabilecek bir yetenekti. Bu sebeplerden ebelik tapınak dışına çıkarıldı. Bununla beraber, Sümerlerde ve Mısırlılarda ebeler eğitiliyorlardı. Ebeler pratik bilgiler edinmek yanında dua ve büyü de bilmek zorundaydılar. Zira, herşeye rağmen dini inkar edemezlerdi. Bu şekilde ebelik ile bir sağlık sorununun çözümü ilk defa rahibelerden başkasına geçmiş oldu. Zamanla ebe ve rahibe arasındaki rol ayrımı çok zayıflayacak ama ebeler rahibelere açıkça hasım olmayacaklardı. Bu rol ayrımı gelecek için önemli olacak bir başlangıçtı.

Rahibelerin tıp üzerindeki tekeli zamanla ortadan kalktı ve kadınlar tıbbın yetkili uygulayıcıları olmaktan çıkarılıp, tıbbı saptıran ve bilimsel olmayan uygulamalar yapan kişiler olarak tanınmaya başlandılar.

Kadınların statüsünün kısıtlanmasındaki ilk adım dini fonksiyonlarının ellerinden alınması olmuştur. Sonuçta dini fonksiyonları ile birlikte tıbbi fonksiyonları da elden gitmiştir. Bu değişimin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini tam olarak bilmek mümkün olmamakla birlikte M.Ö.2000 ila 3000 yıllarında yakın ve orta doğuya Hint-Avrupa kavimlerinden gelen istilalar sonucu olduğu söylenebilir. Hint-Avrupa kavimlerinin dinlerindeki güçlü erkek tanrı hakimiyeti, istila edilen orta doğu kavimlerindeki dişi tanrı’nın yerini almaya başladı.

Asurlular ve Mısırlılarda yaradılış efsaneleri yeniden kaleme alındı ve erkek ilahlar dişilerle eşit pozisyonlara kavuşturuldu. Önceleri doğurmak için bir erkeğe ihtiyaç duymayan bakire ana tanrıçalar tanrılarla evlendirilmeye başlandı. Ana tanrıça Kibele’nin kocası Attis (diğer isimleri: Temmuz, Adon, Adonay, Adonis) Sakarya ırmağının kızı Nana’nın (ki bu Kibele’nin başka bir sıfatıydı) ak bir badem içini bağrına basmasıyla doğmuştu, kışın ölür, ilkbaharda yeniden doğardı.(Not: Suriye’de her yıl kışa doğru Adon’u bir yaban domuzu öldürüyordu. Bundan dolayı Samilerde domuz eti’nin lanetlenip, yasaklandığı söylenir).

Yani, zayıf bir kocalık rolü verilmişti. Matriyarkal toplumun Anadolu büyük tanrıçası Kibele’ye patriyarkal toplumun tanrılar tanrısı Zeus’u (veya Jupiter) Girit’te doğurmak şerefi verildi. Böylece Kibele tanrının anası oldu. Efsanelerin incelenmesinden anlaşılacağı gibi bu değişim büyük mücadelelere yol açtı. Yunan mitolojisinde, Miken devirlerinden beri tapınılan, doğumun ve ebeliğin koruyucusu, tanrıça Hera ile sonraları evlendirildiği (kardeşi) tanrı Zeus arasındaki mücadele, tanrıçanın gücünün azalıp yokolması ile sonuçlanır. Buna istilaların mı yoksa toplumlarda zaten varolan değişimlerin mi sebep olduğunu bilemiyoruz ancak, sonuç, yaradılış sürecinde ve toplumsal dünya görüşünde kadınlara verilen öncelikli rolün erkekler lehine sona ermesi olmuştur.

Mabetlerden çıkarılmakla kadınlar tıptan da çıkarılmış oldular. M.Ö.2900’lerde Mısır’da İmhotep adlı bir adam saray doktoru olarak atandı. Bu kişi saray doktoru olarak atanmış olduğu bilinen ilk erkektir. İmhotep bilimsel yöntemlere hakimiyeti ve bilgisi dolayısıyla kısa sürede ün kazandı, doktorların hamisi haline geldi ve tanrı Ptah’ın yanında ilah seviyesine yükseltildi.

Sonraları Yunanlılar onu kendi şifa tanrıları Eskülap yaptılar. Adonis’in oğlu Bergama’lı Eskülap’ın iki kızı Hygea (Hijya) ve Panacea’nın isimleri bugün tıpta önemli anlamları haizdir. Hijyen, koruyucu hekimlik; panacea ise her derde deva anlamındadır. M.Ö.7. yüzyıldan itibaren Hygea, resimlerde, Eskülap’a hastaları sunan, onun tavsiyesiyle tedavi yapan, elinde nadiren bir yılanla ya da daha çok şifalı bitki dolu bir sepetle tasvir edilen masum ve güzel bir kadın olarak görünmeye başladı. Yani, kadın, hekimlikten hekim yardımcılığına ya da hemşireliğe geriledi.

Erkeklerin tıbba girişi ile Mısır tıbbında önemli değişiklikler meydana geldi. Tıp dinden bağımsız olarak gelişmeye başladı. Mistik özelliğini kaybetme sürecine girdi. Daha önemlisi rahibelerin iyileştirici ilahileri ve merhemlerinin yerini cerrahın bıçağı almaya başladı. Mısır tıbbında erkek hakimiyeti ile birlikte mumyalama sanatı da gelişip M.Ö.2300 yıllarında mükemmelleşti. Mısır mumyacıları daima erkekti ve bu uygulama onlara derin anatomi ve cerrahlık bilgisi kazandırdı. Gözlem ve bulgular hem mumyacılar hem de cerrahlar tarafından kaydedildi ve kullanıldı. Hastalık sebepleri ilahi güçlerde değil insan vücudunda aranmaya başlandı.

„Erkek tıbbı“ bilgi ve yeni buluşlar, „kadın tıbbı“ ise hurafe anlamı kazanmaya başladı.

Yunan toplumunda hipokratik düşüncenin gelişip yerleşmesiyle yeni tıpçılar tarafından kadın şifacılar’a karşı tepkiler yaygınlaşmaya başladı. Atina’lı ebe Agnodice M.Ö.4.yüzyılda erkek elbiseleri giyip hekimlik icra ettiği için halk mahkemesine çıkarılıp yargılandı, ancak kadınların baskısıyla ceza verilmedi. Bu kadın çok başarılı sezaryen ameliyatlar yapmakla ünlüydü.

Romalılarda da Yunanlılardaki gibi hipokratik okulların etkisiyle kadınlar tıptaki rollerini kaybetmeye başladılar. Ancak toplumun fakir kesimlerinde varlıklarını sürdürdüler. Roma’da ebeler Medica, Obstetrica veya Saga olarak anılıyordu.Pliny, saga olarak Elephantis, Salpe ve Sotira’dan bahseder. Bunlar sadece ebe değil aynı zamanda pekçok hastalığın tedavisinde geleneksel reçetelerle başarı sağlayan şifacılardı. M.S.1. yüzyılda yaşamış Africana adlı şifacı kadın sara ve kısırlığı tedavi etmesiyle ünlüydü.

Augustus’un kızkardeşi ve Mark Antuan’ın karısı Octavia ile Messalina ev tababeti konusunda oldukça becerikliydiler. Halk arasında ne kadar ünlü olurlarsa olsunlar, kadın şifacılar devrin hipokratik hekimleri tarafından küçümseniyorlardı. Cato (M.S.150-230) onları düşükçüler diye sıfatlandırıyor, Tertullian (M.S.150-230) yöntemleriyle alay ediyor, Galen (M.S.129-201) ise geleneksel tıbbı kocakarı masalları ve Mısırlı şarlatanlığı diye nitelendiriyordu. Başka pekçok yazar onları ampirikçi, zehirci veya fahişe olarak isimlendiriyordu. Büyücü sıfatının da verilmesinden sonra sagalar idam edilmeye başlandılar. İlk hristiyanlar da büyücülükle itham edilip idam edildiler.

İlk hristiyan şehitlerinden Theodosia, Nicerata ve Thekla kadın şifacılardı.

İngiltere’de 13. yüzyılda açılışından itibaren Oxford ve Cambridge Üniversiteleri kadınları öğrenci olarak kabul etmedi. Buna rağmen, kadınlar sadece şifacı olarak değil cerrah olarak da tıp uygulamalarına devam ettiler. Cerrahların, tıpçı sayılmadıkları için, dahil olduğu Berberler Loncası’na kabul edildiler. 1389 yılında kurulan Cerrahlar Loncası da kadınları üyeliğe kabul etti. 1421’de Üniversiteler Parlamentoya başvurarak Tıp okulunda okumamış olanların doktorluk yapmasının ve kadınların tıp uygulamalarında bulunmalarının yasaklanmasını talep ettiler. Bu dilekleri 100 yıl sonra gerçekleşti. 1518’de Tıp Kolejine verilen imtiyaz beratında „Büyücülük, sihir ve biraz da ilaç kullanarak cüretkarca tedavi yapmaya çalışan ve Tanrı’nın hoşnutsuzluğuna sebep olmaktan başka bir şey yapmayan cahil kadınların“ yetkisiz olduklarından bahsediliyordu. 1563 yılında çıkarılan bir yasa ile büyücülüğe ölüm cezası getirildi.

Eski Türk kavimlerinde inanılan din Şamanizm idi. İptidai şamanizmin temsilcileri kuzey ormanlarında yaşayan kavimlerden Uryankıt’lardı. Bu kavim Göktürk yazıtlarındaki Kurıkan’ların torunları ve bugünkü Urenha ve Yakut Türklerinin ataları sayılmaktadır. Cengiz hanın sol kol beylerinden biri olan Odaçı, Uryankıtlardandı. Odaçı adı Uygurca ve başka türk lehçelerinde eczacı anlamına gelen otacı ile aynı anlamdaydı. İptidai şamanizmde hekim veya eczacı ile şaman aynı şahıstı.

Altay şamanistlerine göre en büyük tanrı Ülgen’dir. Ülgenin 7 oğlu ve 9 kızı vardı. Kızları özel ad taşımaz, hepsine Akkızlar veya Kıyanlar denir. Bunlar şamanların ilham perileridir. Şamanist panteonunda Ülgen’in akkızlarından başka birkaç iyi dişi ruh vardır. Altaylarda Umay, Ana Maygıl, Ak Ene; Yakutlarda ise Ayısıtlar bunların belli başlılarıdır.

Bazı şamanistlere göre en kuvvetli şamanlar kadın şamanlardır. Eski devirlerde şamanlığın kadınlara mahsus bir sanat olduğunu gösteren emareler mevcuttur. Yakutlarda erkek şamanlar özel cübbeleri olmadığı zaman kadın entarisi ile ayin yaparlar. Özel şaman cübbesinin göğsünde kadın memelerini temsil eden yuvarlak madeni şeyler bulunur.

Büyücülükten yargılananların %85’i kadındı ve çoğu ilaçla değil büyü ile tedavi yapmakla suçlanıyordu.

Binlerce kadının büyücülükle itham edilip öldürülmesine rağmen kocakarılar ve temsil ettikleri tıp sistemi orta çağları aşıp 18. yüzyılın ortalarına kadar gelebildi.

Prof.Dr.K.Hüsnü Can Başer
(A.Ü.Farmakognozi Anabilimdalı Başkanlığı Eczacılık Fakültesi Dekanlığı yapmıştır.)

* * *

YANİ TARİHTE CADILIK ANATANRIÇA İLE BAŞLAMIŞ OLDU.

Taş çağı devrinde erkekler avlanmaya giderken, kadınlar bitkiler toplardı. Bitkilerin hangisi zehirli hangisi kullanışlı, hangisi şifalı,vs… bu bilgilerin hepsi anneden kızlarına aktarılırdı. Kadınların bitkilerle transa geçtiği bu yüzden de toplumun OTACISI, EBESİ, BÜYÜCÜSÜ, MEDYUMCUSU ve tabii ki CADISIYDI…. ( Apollo tapınaklarındaki rahibe/rahiplerin defne yaprakları çiğneyip transa geçtikleri gibi (bu arada Apollo orijin olarak ne Yunan Tanrısı ne de Yunanca bir kelimedir ! bakınız Azra Erat-Mitoloji Sözlüğü ve Mircea Eliade))

Ay Tanrısı Sümerlilerde NANNA dır , Asurlarda SIN . Ay tanrı/tanrıçaları Cadılık sembolü olarak kullanılmıştır. Cadılar ay ışığında ayinlerini yapar ,kurban verir ve dans ederlerdi. Bu gelenek Eleusis gizemlerinden geçmiştir. Kybele-Demeter-Hekate-İsis- İştar ,İnanna cadılık konsepti içindedir. Anaerkil bir çağdan Babaerkil bir çağa geçişte ve erkeklerin kadınlar üzerindeki mutlak hakimiyetini korumaktan geçer Cadılık ile suçlamalarda….

Cadıların kullandığı/cadılara karşı kullanılan tuz , kötü ruhları kovmak için Roma döneminde cenaze töreni sonrasında evlerde kullanılırdı. Bugün bile bazı yerlerde ,kötü olaylar takip etmesin diye omuz üzerinden tuz serpiştirilerek kovulduğu düşünülür.

Halkı sindirmeye çalışan bağnaz krallıklar, toprak sahipleri ve çıkarcı kişiler, toprağını, bilimi ve adaleti savunan insanları suçlayıp korkutmak için Cadılık suçlamalarını kullanmışlardır. Dini etkiden de yararlanılmış ve aykırıların toplumdan ayıklanması, mal varlıklarına el konulması ile „düşman“ elimine edilmiştir.

Avrupa’da binlerce insan cadılık ve benzeri suçlardan işkence görmüş ve diri diri yakılmıştır .

Ortaçağ’dan önemli birkaç dava :

* İskoçya – Kuzey Berwick Cadı mahkemesi 1590 = 2000 kadar dava 1560-1707 yıllarında 3000-4000 arası cadılık suçlaması ile ölüm…

* İsveç – Torsaker Cadı mahkemesi 1675 = 6 erkek 65 kadın başaşağı yakılarak 71 kişi. 1975 de Özür Anıtı dikildi.

* Amerika- Salem Cadı mahkemesi 1692-1693 arası , 19 kişi asıldı, biri preslenerek öldü, 50 kişi suçunu itiraf etti ve ölümden kurtuldu. 150 kişi hapse atıldı, 200 kişi suçlandı… Elizabeth Proctor çocuğunu hapishanede doğurdu,ölüme mahkum edilmişken serbest bırakıldı. Malını mülkünü kaybetti, çünkü o var olmayan kişiydi. Tekrar evlendi ve daha sonraki mahkemelerle çeyizini geri almayı başardı.

* Trier Cadı mahkemesi 1581-1593 = 1000 kişi olduğu söylentileri var , ama açıklanan rakam 368 kişi.

* Fulda Cadı mahkemesi 1603-1606 = 250 kişi öldürüldü.

* Würzburg Cadı mahkemesi 1626-1631 = Tüm bölgede 900 , şehrin farklı yerlerinde 219 , Würzburg’ta 157 kadın,erkek ve çocuk (9-10-12 yaşlarında) kazıkta yakıldı.

* Bamber Cadı mahkemesi 1626-1631 = 300 ila 600 kişi

Engizisyon mahkemelerinden sonra hiç kadın kalmamıştı bu da nüfus için tehlikeli bir durumdu.

* En meşhur „cadı“ 8.Henry’nin ( evlenebilmek için Anglikan kilisesini kurduğu ) karısı Anne Boleyn’dir. Kanuni ile 3.Murad’ın çağdaşı ve „Altınçağ“ filminde “ „Türk Sultanı’yla mı evleneyim“ sözünü edip küçümseyen I.Elizabeth’in de annesidir .

* İngiltere’de 1735 Cadılık Yasası uyarınca , Cadılık ile suçlanıp 1944 yılında mahkum olan en son kişi Helen Duncan’dır. 1945 te bir daha cadılık faaliyetleri yapmamak üzere serbest bırakıldı, lakin 1956 da tekrar yakalandı ve kalp krizinden evinde öldü. Cadılık Yasası 1951 de Churchill tarafından kaldırıldı. Bu yasaya göre Cadılık, büyücülük ve medyumculuk yapmak yasaktı.

SB.

https://www.facebook.com/groups/1454978088050849/

Mongghullirimni Séghinip Qaptimen


Aotori:Achnuq

12208489_1647813658813571_427563874039476490_n

Yash chongayghansiri baliliqni eslesh bekla hozurluq bolidiken. Yurtumgha ajayip bir muhabbitim bar (külkilik anglandi belki, xuddi jahanda méning apamdek köyümchan apa yoq dégen gépimdek). Bundaq bolushi asasliqi sürettek heywetlik tengritaghlirining muzluq choqqilirini ishiktin chiqipla körüsh, hem shu tékes jilghisidiki ili deryasining béshi bolghan tékes deryasini igizde turup köreleshtek imkaniyet bolsa kérek. Xantengrining shu meghrur turiqi kishige ajayip bir küch biridu. Shundaq, méning yurtummu shu wetendiki bashqa jaylargha oxshashla sizge tebi’etning güzellikini her waqit eslitip turidighan bir yurt, eng muhimi, bu yurttiki kishilermu oxshashla teb’et söyer xelq. Gerche 5 tin 10esirgiche islam dini itqadida bolsaqmu (elbette islammu bizni teb’etni söyüshke chaqiridu, ussuz yaki ach qalghan haywanlargha shepqet körsitish sizni jennetke bashlaydighan ishlardin biri hetta), teb’et bilen zich birikken tengrizim itqadimizning qalduqliri yenila saqlinip qalghan. Emeliyette islamda islamdin burunqi itqadlarni pütünley yoqqa chiqiridighan ish yoq, her dewirlerde peyghemberler kelgen, roza tutushqa oxshash ishlar bolghan. Kishiler haman bir ilahi küchning barliqigha ishinip kelgen, bizge nisbeten, bu xil itqad yaki yaratquchigha bolghan chüshinish islam bilen tügüllendi, yaki shu zaman’gha kelgende insanning bilimi andin allahni toghra chüshinishke qabil boldi dep chüshensekmu bolar. Nimila deyli, biz, uyghur xelqi, tarixtin béri shundaq bir itqadta yashap kelgen xelq. Bu itqadlirimiz bizni insaniyliqqa, teb’etke shundaq yiqin qilip keldi (elwette bu yerde bashqa tesirlermu bar).

Tughulup ösken shu yurtumda, ejdatlirimiz bilen ortaq itqadda yashap kelgen mongghullarmu xili bar. Mehellimizde, uyghur, qazaq, mongghul bolup xoshna -xolum bolup ötettuq. Apamning bashlan’ghuch mekteptiki xizmetdashliri bolsun, dadamning aghinéliridin bolsun, mongghullar xili köpti, hem bek yiqin ötetti. Bizmu ayrimliq qilmay bille qoy – kala baqattuq, xonixeyning süyide chömülettuq. Hetta, mekteptiki mongghul qizlargha mongghul aghinilirimizdin öginiwalghan gepler bilen chaqchaq qilattuq. Ularning geplirimizni anglighandiki xijilliq chiray ipadiliridin mest bolattuq (kichiklikte emdi… …, artuqche chüshendürüp kettimmu). Bowamning jine ésimlik bir bek yiqin aghinisi bar idi, ajayip ichip qoyatti ikkisi aq haraq dégenni. Kéyin anglisam shu kishi üch wilayetke qatniship muzdawandin ötkenler arisida bar iken. Xoshna olturattuq, namrat kishiler idi. Bowamdin ajayip qorqattim, achchiqi bek yaman, bek sürlük adem idi. Öyimiz bir töpilikte, taza yamghurluq künlerde bowam renggi qariyip ketken birzinittek yamghurluq chapini bilen uzaqtin peyda bolatti, atning üstide birdem uyaqqa bir dem buyaqqa siljip. Undaq waqtlarda momammu bek qorqatti, qoruqtiki eski tamlarning yériqliridin bowamni del hilqi ”üzük shahi“ kinosidiki atliq qara küchlerdek körettim. Rastinla shundaq idi, yiraqtin chirayni körgili bolmaytti, yamghurluq chapinining bökisi bek chong bolghachqa, hem atning üstide bishimu töwen silin’ghan bolghachqa, ajayip bir qorqunuchluq tüs bilen kéletti. Elbette, u atlarmu manga ajayip chong körünette wijik jismimgha nisbeten, körünüshke téximu sür qoshup (emeliyettimu mongghulkürening atliri bek yoghan bolidu, ularning aldida ürümchi sheher sirti sayahet orunliridiki atlar éshektekla ).

Belki shundaq mongghullar bilen yiqin arliship ötkechkimu, bizningkilerni periq qilghili bolmaytti bu hayat chembirikide. Hemme adem shundaq sadda, aqköngül, ochuq, mihmandost, baturluqni söyidighan téplardin. Bu yerdiki baturluq shu at bilen ötken hayat bilen aynidiken. Nimishqikin yurtimizning atliri bek shash hem achchiqi yaman bolidighan, belki her yili taghlarda at topi bilen bir mezgil yashap kelginidin bolsa kérek. At chéshliwalidighan ishlar bolup turatti. Arqidiki xoshnimizning bir jiren éti bolidighan, adem körsila qoghlap chishleydighan, bek qorqattuq. Bu atlarni köndürmekning özi bir xeterlik ish. Deslepte ménishke köndürimiz, andin harwigha. Harwigha köndürgende bezide at harwini apqachip qaza bolidighan ishlarmu bolup qalidu. Yene birige atni taqilash, bilsem dadamning öz dadisimu tömürchi bolup, shundaq taqilarnimu yasayttiken. Dadammu atqa ajayip amraqti. Shu medeniyet inqilabida, mehellining atlirini dadam baqattiken, kichiklikide qandaq qéynalghanliqini peqet mest bolup qalghanda ghil-pal dep biridighan. Dadam hissiyatini bek ipadilimeytti, dawamliq qapiqi türükla turatti, achchiqimu xili yaman idi, shu achchiqidin qorqattim, emeliyette urmaytti, tillmaytti, shu warqirap qoyatti, shu bowamdek. 4 yaki 5 yashlirim bolsa kérek, bir qishning küni mest kelgen dadam méni jiren qashqa étigha min’güzüpla atni bosh qoyiwetti. Atmu gep qilmastin öydin yiraqlap mangdi. Yiqilip kitishtin qorquwatimen, arqamgha aran burulup qaraymen, awazimni aranla chiqirip yighlawatimen. Dadamning qilche ensiresh tuyghusi bermeydighan külkisini kördüm, kallamdin ötmeydighini shunche mihiriban apammu dadamgha bir nimelerni ghutuldap qoyupla kari bolmighini boldi. At bolsa dawamliq uzap kitiwatidu, ichimde achchiq, xep, bu at méni eketsimu kari yoqkena, boldi bu at emdi qaytmaydu, tügeshtim… yighlawatimen. Alahezel 500 mitir mangghan at, toxtap bir munche qarni hozurlinip yewetkendin kéyin, hem azraq uzaqlargha biqiwetkendin kéyin, yenggil 180 gradus burulup öyge qaytti, uhh, könglüm axiri izigha chüshti. Emdi ölüp qalmaydighan boldum. At mangghan péti udul éghilgha kirip ketti. Hazir oylighudek bolsam, shu at méning kichiklikimni bilemdikin deymen, tértek, yügürük, adem minip bolghuche chépip bolidighan xuyi bar, achchiqining yamanliqigha baqmay shundaq séliq man’ghanti. U chaghlarda derwaza ornigha qasharimiz bar idi, texminen bir métir igizlikte ikki tal yoghan yaghach. Bu étimiz dadamning mesitlikige baqmay, biz qashani ichip qoyushni untup qalghan kechlerde, sekrepla kéretti, mest dadamni saq pétim yerdin térwalattuq. Qizghuch renglik bu étimizning qerttiki ölchemlik bop markisigha oxshash qéshi bar idi, shunga jéren qashqa dep qoyattuq, amma, lékin, biraq, salapitige gep toghra kelmeydu. Bir atningmu shundaq xaraktéri bar bolidiken dep qalimen bezide.

At shundaq eqilliq, hem uzun chüshüp turidighan yaylisi, bir nersini démekchi bolghandek qarashliri-kishneshliri bilen yughurulghan latapéti (bu sözning bu yerdiki derijisi hayatimdiki wehshet ashiq bolghan qizni süpetligendinmu yuquri turidu) bolghachqimu ishqilip, bekla neri issiq bolidu. 8 ,9 yashlirim bolsa kérek, dadam kombayin bilen ghuljigha ketkende at ölüp qaldi. U bir tuqqinimizning sewebliki idi. Xeyir, amma dadam qolidiki jiddi ishini tashlap alayten qaytip keptiken, etisi yene ketti. Shu chaghdila dadamning u étini qanchilik yaqturdighinini his qilghan idim. Her qitim birawning toyi bolup oghlaq tartish bolghanda, dadamning öydin shu étining ölchemlik yorghisi bilen (bilishimche dadam özi ügetken iken) atliqlar sipige yürüsh qilghan halitidiki jesur hem lerzanliq xuddi qarchuqumda qitip qalghan sürettekla. Menmu ajayip amraqtim u atqa, baliliqmning yérmi shu idi, mekteptin keldimmu boldi, soghurimen dep bahane bilen yaydaq minipla mehellining eng töwinidi bulaqqa birip kélettim. Aghzini tartip turmisa yügürimenla dep turidighan at idi, elwette öyge yolda chapturupmu qoyattuq, mana emse yügerseng dep, qamcha lazim bolmaytti hichqachan.

Uzun yillar ötti, qachandur bir küni, dadam yütüp ketken shébliti heqqide gep qilwitip, ”jéren atning renggide idi xep“ dep qaldi. Rast, rast shundaq rengde idi… … dadamning sighinchini his qildim, shu dadam bilen, shu jéren at bilen, qanche qitimlap uzaq-uzaq taghlardiki mongghul- qazaq, biz hich tonumaydighan charwichilarning öylirige birip, shu apamning, ”qachan qumlaq ekilsiler, qumlaq yoq… … yenila qumlaq yaxshi, bolmisa nanni qandaq yaqimen“ (qumulaq, quruqi bek wehshet köyidu) dep ghutuldighan talay qitimliq yumshaq bisimliri seweblik, qumlaq toshup kelduq!? Yene qanche qitimlap, shu qoylarni, kalilarni, étimizni 4 ayliq qishtin ongushluq ötküzüsh üchün paxal-chöpke barduq!? U atning puriqi dimiqimgha hazirmu urulidu. Shu kuuuul siyaqida, men tashlap bergen chöpni israp qilip yigech turidu ene köz aldimda.

Mana menmu shu jéren atning renggide kéyim kéyip yürüptimen, shu rengni sighinimen, shu reng öz ichige alghan eslimilerni sighinimen. Qizziqla ish boldi, mongghullarni yazimen dep jéren atni yézip saldim.

Shu mehellidiki mongghullargha amraq idim, ularning qehirmanliqni, qaramliqni chong bilidighan xaraktérini eslep qalimen, bir xil hörmitim qozghilidu. Apam mongghulchini anglisam xili chüshinimen déginidin, ularningmu kichikide qanchilik yiqin ötkinini tesewwur qilip qalimen. Bizning mongghullirimiz hemmisi uyghurche sözliyeleydu, likin biz mongghulche sözlishelmeymiz. Ürümchige barghanda, pidagogika uniwérsitétining yinida mongghulche mektep barliqini körüp shular üchün xosh bolghan idim. Ular rast yurtimizda az, her halda bizde shulargha hörmet qilidighan yürek bar iken. Lékin bizning üstümizdiki xeliqlerdin biz undaq dostanilikni körelmiduq. Méning nezirimde, bu xeq teb’ettin ayrilghan xelq, shunglashqimu, insaniyliqtin ayrilghan. Menche peqet teb’et insan’gha insanliqini eslitidu, muhebbetni ügitidu. Teb’ettin ayrilghan kishilerge ichim aghriydu, ularning hayati peqet qosaq hozuri, jinis hozuri, we yaki bashqilardin üstün bolush hozuri bilen cheklense kérek.

Tünügün donay derya boyida ”derya rétsarliri“ning meshiqini körwitip bir yilan körüp qaldim, bek chirayliq yilanken, bir mitirche uzunluqta, aldimdila, ot-chöplükning ichide xili bir waqitlarghiche ting-tinglap yürdi. Elwette, x*taylargha chet’ellik körün’gnim bilen, bu yawrupaliqlargha yenila asiyaliq körünimen. Méning hayajan chirayimdin ensirgen biraw, ”yep yürmenglar uni“ dep qaldi. Ichim bir xil ajayip achchiq bolup qaldi. Gep qilmidim, peqet nime körse shuni yeydighan bir qewimge oxshitilghinim har keldi. Bilse idi, teb’etni qanchilik derijide söyidighan, insaniyliqi qanchilik küchlük bir qewimning oghli ikenlikimni… …

Shu mongghullirimizdin konsirwatipiraqliri kichik waqtimda murdini mehelle aldidiki igiz binemge tashlap qoyidighan aditi bar idi. Yaxshi yéri, qoyulghan yerge bayraqlarni téklep belge qoyup qoyatti. Biz bolsaq qiziqsinip, hem qorqonuch ichide qoy baqqach yaki binemde oynighach etrapliridin egip ötüp qalattuq, bezidu burun tutup aran ötettuq shamal yönilishidin. Ular shundaq qilidu, insan ölgendin kéyin teb’etke qaytishi kérek, rohi shuni yigen böre, quzghunlarning rohigha ötüshi kérek deydu.

Apamning hikayiliri köp, hemme hörmet qilidighan bir mongghul bowayning öz oghli terpidin köreshke tartilghinigha chidimay, öyige biripla galgha pichaq uruptu. Mehellide qiqas-choqan, kishilerning qutquzush üchün harwigha silip yötkesh jeryanida, boynidin jingghip bisim bilen kökke étilip chiqiwatqan qanni apammu körüp qaptu, ”ademning qéni shundaq jiq bolidiken, towwa, nimishqimu qarighan bolghiydim, bek qorqup ketken idim“ deydu apam. Qanche qanlar köklerge, yerlerge étildi shu zamanlar… … teb’etni söyidighan xeliqlerge rezil siyasi ilip kelgen, insaniyliqqa yat qilmishlar! teng tarttuq, hemmini teng qilduq, hem teng tarttuq, üch wilayet inqilabida teng kötürgen tughlar, teng chapqan atlar… … uningdin uzaq tarixqa baha birelmeymen. Peqet shu baliliqimda yarliqlardin kim uzun’gha sekreshtin besliship, kim su ichide uzun turalaydu, kimning mushti küchlük dep besliship yürgen, teb’etning qoynidiki balilar iduq. Mana emdi shu teb’ettin asta-asta ayrilmaqtimiz, wujudimizni tinichlanduridighan shu qelibtiki itqadimizla qaptu. Hazir u mongghullirimning ewlatliridin eser qalmighandek. Hemmisi balilirini x*tay mektepke birishiptu, mehellidikilirimu yoq boptu, ichim sérilip qaldi bir xil. Ular rastinla yoqap kitiptu. Peqet her qitim qaytqinimda ”ehwal“ sorap kilidighan mongghul saqchi bar, xursinimen, bashqa millettin bolsichu dep… …

Mongghullirimni sighindim, ularning taghlargha bolghan hörmitini, atqa bolghan hirismenlikini, hich-qandaq yasalmiliqin xaliy dostluqini sighindim. Mana emdi ramzan keptu, buzulghan teb’et üchün, zorlan’ghan xelqler üchün du’a qilay. Allah bizni teb’et bilen birge yashashqa nisib qilsun, teb’etni balilirimizdin ayrimisun. Teb’etsiz baliliq, neqeder échinishliq!

Yéqinda tordin ularning altan urag ansanbélini tépiwaldim, muzikiliridin ularning teb’itini körgendek boldum, baliliqimdiki shu mongghullirimini körgendek boldum. Hem ularni qollash üchün, amazondin sétiwaldim yaqturghan muzikilirimni. Töwendikisi shu, belkim silerge yarimasliqi mumkin, manga bek yaridi lékin.

UYGUR TÜRKLERİNİN KADIN KAHRAMANI İPARHAN


19.yüzyılın başlarında yaşamış Uygur Türklerinin İffet,cesaret ve Kahramanlık sembolu ; İpar Hanım (Nam-i diğer Dilşat Sultan)

Yrd.Doç.Dr.Adem ÖĞER (Nevşehir Hacı Bektaş Ün.öğretim üyesi)
Uygurların sözlü edebiyatında bir kahraman olarak anlatılan kadınlardan biri de İparhan’dır. İparhan, Apak Hoca (Hidayetullah) tarafından Üçturfan’a sürülen Saidiye Hanlığı’nın hükümdarı Emir Muhammet’in torunu Nur Alanurhan’dır. Güzelliği ve misk kokusu nedeniyle insanlar ona “İparhan” adını vermiştir. Ata binip ok atmada mahir olan İparhan, savaşlarda kahramanlık gösteren Uygur kızlarından biridir. 1820 yılında eşi Cihangir Hoca’nın Çinlilere karşı ayaklanması sonucu yenilgiye uğrar ve Afganistan’in Badehşan Emiri dilşah’a sığınır.Ancak,Adilşah Cihangir Hoca ve ailesini Çin askerlerine teslim ederler.Demir kafese’te Pekin’e götürülen Cihangir Hoca,İmparator’un huzuruna çıkarılmadan önce Çin askerleri tarafından dili kesilir.Huzura açıkarılan Cihangir Hoca Çin imparatoru’nun sorularına dili olmadığı için cevap veremez.İmparaton bunun üzerine kendisini aç köpeklerin önüne atarak onlara parçalatarak idam ettirir. Uygurlar arasında onun namının yayılması, Mançu hanlarından İşingnu’nun askerleriyle yaptığı savaşta kahramanlık göstermesi ve esir düşmesi sonunda İşingnu Han’ın onunla zorla evlenmek istemesi nedeniyledir.
Uygurların kadın kahramanı İparhan hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Düşman askerileri, savasta esir düşen İparhan’ı Pekin’e götürmüş ve İsingnu Han’a teslim etmişlerdir. İlk görüşte ona âsık olan İsingnu Han, onu kendisiyle evlenmeye razı etmek için, onun her isteğini yerine getirmişse de, İparhan onun eşi olmaya asla kabul  etmemiştir.  Çin imparatoru İpar Hanım’i kendisi ile velenmeye razı etmek için  onun Yarkent’teki ailesi ve akrabalarını Pekin’e getirerek sarayın çevresine yerleştirmiş ve ailesiyle görüsmesini sağlamıştır.

Yine İparhan’ın “Benim yurdumda meyvesi altın, yaprakları gümüş, dalı silah ve kokusu misk olan bir ağaç var, o ağaçtan buraya getirmeni isterim!” demesi üzerine, İsingnu, Hâkim Beg ve Suçiñ komutasındaki askerlerini iğde ağacı getirmek üzere Yarkent’e gönderir. Bunlar, Yarkent halkına eziyet ederler ve yüz kadar iğde ağacını kökünden söküp Pekin’e taşıyan Yarkentliler, yolda “İğde Ayaklanması” adıyla bilinen ayaklanmayı çıkarırlar ve Hâkim Beg ve Suçiñ başta olmak üzere bütün Mançu askerlerini öldürürler. Bunun üzerine İşingu Han, İparhan’a zorla sahip olmak ister. Ancak İparhan onu bıçaklayarak yaralar ve bu emeline ulaşmasına engel olur. Sonunda İşingnu bir sefere çıktığında, İsingnu Han’ın annesi ve saray erkânı, İparhan’ı zehirleyerek öldürür.Bu konuda  rivayetler çeşitlidir.
Uygurlar için İparhan, efsanevî bir kahramandır. Halkına ve geride bıraktığı akrabalarına ihanet etmek yerine, ölümü yeğleyen tavrıyla iffetin ve erdemin sembolü olur.

Daha sonraki yıllarda Çinli bir yazar “İpek Kokulu Prenses” adı ile bir roman yazar.İpar Hanımın hayatı filimlere ve tiyatro oyunlarına konu olur.

Türkiye’de ise,1990’lı yılılarda Yazar Muzaffer Akgün İpar Hanımın dramatik hayatını anlatan “Dilşat Sultan” adı ile bir piyes yazmış ve Marmara Üniversitesi Tiyatro topluluğu tarafından sahnelenmiştir.

http://www.uyghurnet.org/26589-2/

İSKENDERNAME


12193526_975550932511851_1164682843027840678_n

İskenderin doğumunu betimleyen bir minyatür. Kahramanın Doğumu.. Elinde Usturlab olan ve gökyüzündeki yıldızların konumuna bakan bir Astrolog..

Makedonyalı İskender için yazılmış bir „Mitoloji“ kitabı…Avrupalı-Makedonyalı bir yabancı olmasına rağmen, Türk-İslam dünyasında çok değer verilmiş Gerçek-Mitolojik Kahraman.. M.Ö. 300 yıllarında yaşamış..Çok büyük bir savaşçı ve komutanmış.

Kolektif bilinçdışının gerçektan çok gizemli bir işleyişi var. Tarihte iz bırakan olaylar ve önemli kişilikler, (savaşlar ve büyük felaketler,) Mircea Eliade’ya göre 300 yıl sonra unutulmaya yüz tutar. Fakat bilinçaltı buna pek de müsade etmez..Tüm bu yaşanan „Gerçek“ olaylar, „Hayal Dünyasına“ girerek, „Destanlar“ üretilmeye başlar. Zaman geçtikçe Destanlar „Efsane“ ve Efsaneler de „Mitolojilere“ dönüşür. Ve en son aşaması „Masallardır“….

Belki yazılı Tarihi belgeler olmasa İskender’in tıpkı Oğuz Kağan gibi, gerçekten yaşayıp yaşamadığını bile bilemeyecektik. Mitolojilerde anlatılan olayların kesinlikle gerçekten yaşanmış bir arka planı vardır. Fakat her nedense „Sözlü Kültür“ bunu „Bilinçnaltında ve Hayal Dünyasında“ ve birtakım „Arketipler“ yardımıyla muhafaza eder. Çünkü İnsan Hafızası her şeyi çabuk unutur.

İnsan hafızası „yazılı kültürün“ olmadığı dönemlerdeki söylenceleri, „Sözlü Kültür“ içindeki tekerlemeler, söz kalıpları, masallar, söylenceler yoluyla muhafaza edebilmiştir. Bir de tabiki Sanat ve İkonografi yoluyla.

Tüm dünya mitlerindeki Kahraman özelliklerini incelediğimizde , hepsinin ortak özellikleri olduğunu görürüz. Jung’a göre en arkaik Arketipler gökyüzündeki takımyıldızlardır. Kuşaklar boyu söylencelerde anlatılan Kahraman özellikleri aslında tek bir Arketipe gönderme yapar..Lord Raglan’ın „Kahraman Kalıbı“ incelemesi de bunu ortaya koyar.

İskender söylencelerde daima „Boynuzlu“ olarak tanımlanır..Aslında tüm arkaik „KAHRAMAN KALIBI“ anlatılarında „Kahraman Arketipleri“ boynuzludur. Hepsi. Attis, Adonis, Tammuz, Dumuzi, Dyonisos, Oğuz Kağan ve en son İskender…Nuray Bilgili..

Rohiyet we Medeniyet


10516770_713257888749439_2354955165259693462_n

Autori:Abdushükür Muhemmetimin

Sen öz qelbingni yorutalaydighan nürluq chiraq bol!
(Sakyamuni)

1.Séhirlik rohiyet Dunyasi.

«Insan – ka’inatning mergizi» dégen qarashqa emdilikte étiraz bildürgüchiler köp bolmisa kérek. Emma, bu qarash nopuzgha érishkenche insaniyet nechche ming yilliq séhirlik qarash we adetlerge bent bolushup, qandaqtur özini «rohiyettin xaliy», «özlük rohiyiti bolmighan» mexluq sanap kélishti. Ular insandiki rohiy hadisilerni qandaqtur yaxshi yaki yaman ilahlarning, izgü yaki qabahetlik erwahlarning insandiki sholisi, séhriy tesiri, bughi (sawasi) dep qarap kélishti. Iptida’iy insan türkümliri qudretlik tebi’et hadisliri heqqide dehshetlik tesewwurlirigha itiqad baghlap, özlirini eng qedimki tebi’et ilahchiliqi qarashliri bilen bezlep kélishti. Ana uruqigha séghinish ejdad itiqadchiliqining ishikini achti. Arqidinla texminen yéngi tash qural – epsane dewridin bashlap insaniyet rohiyiti adem qiyapetlik tengriler tesewwurigha ötti. Insan rohiyitining bu ikkinchi chong tarixiy basquchi, epsunkarliq möjiziliri bilen bézendi. «Bediwilik» nami bilen atalghan mushu dewrde kéyinki «siwilzatsiye» dewrining maddiy medeniyet qélipliri bilen meniwi medeniyet törelmiliri turmushqa kirip keldi.
Promitining asiy süpitide siktaylar diyaridiki qiyagha zenjirlinishi bilen adem bilen hewwa’ing érem jennitidin gunahkar süpitide zimingha heydilishi kerche insan témisining tepekkur dunyasigha kirip kéliwatqanliqini, bu téma yenila iptida’iy insangha xas «özlük rohiyiti bolmighan» mexluq – insan heqqidiki eneniwi qarashqa nisbeten «isyankar», «gunahkar» insan témisi salahiyitide yüz bériwatqan bolsimu, bu hal yenila «insan ka’inatning merkizi» dégen qarashning royapqa kélishining téxiy tolimu yiraq tarixiy musapide turuwatqanliqini körsetti. Soqrat we epilatun ajayip- gharayipliq bilen gadirchach bolup ötken rohiyet we medeniyetni menggülük ölchem bilen – soqrat exlaq bilen, epilaton idé’al chüshenche bilen tertipke salmaq boldi. Arstotil bu ikki ulugh pishiwagha qarighanda tebi’et qanunlirigha köprek itibar bérip, rohiyetni «fizika» (tebi’et ilimliri) séstimisidin kéyinki «mitafizika» (tebi’et alimliridin kéyinki alimlar) séstimisigha kirgüzdi.

Grék heykeltarashliri ishligen «déska atquchi» (milonning) «üch teqdir ilahi» (fidi’asning), «Neyze atquchi» (pilukritning), jümlidin nidustiki afrodéta», «Milostiki afrodéta», «ra’okun» qatarliq heykeller bilen xten dendan öylüktin tépilghan sherq winasi «lakshimi» (öz tengri) resimi qedimki junggudiki «Insan – hemme nersining ölchimiy» dégen qarash bilen bille qedimki dunyagha insan we uning hayati toghrisida chaqnighan bir chéqin bolup ötti.

Texminen éysa selb taxtisigha mixlinip, toqquz on esirdin kéyin, sherqte «Mutezz bilim» bilen «Risalet» namliq qamus mu’ellipliri, deslepki sopizm namayendiliri, jümlidin farabi we uning warisliri insanni uning eqliy bilish iqtidari noqtisidin ka’inatning eng ali möjizisi, heqiqet qulubining achquchi, dep qarashti. Bu xil pikir éqimi gherbi yawrupa medeniyet oyghinishidin kéyin, pelsepe we senet wastiliri bilen keng rawajlanduruldi. Uningdin mikran jiru, li’unardu dawinchi, rafa’il, didro, golbax, montski, békondin taki gégél, gyoti, fyirbax hetta nitzi, fré’od, rk frumm, sartriy, maslowghiche bolghan senet we pelsepe mutupekkurliri bilen rohiyetshunas alimliri köp tereplime ilhamlinishti. Shundaq qilip, éghizda bolsimu «Insan – ka’inatning merkizi», «Insan – hemme nersining ölchimiy» dégen qarash yéqinqi bir- ikki esirdin béri resmiy neziryiwi pende yene munazire témisi bolup qaldi. Bir qeder nopuz tikligen we medeniyet tarixida ratsé’onalizimliq gumanizm dep atalghan bu pelsepiwi, exlaqi sistémigha pisxologlar, eng aldi bilen rohiy késellikler tetqiqatchisi fré’od we uningdin ilhamlanghan insanshunaslar hem itirap qilghuchi, emma konkirtlashturghuchi közqarashliri bilen yandashti. Ular qoyghan mesilining tügüni: insanni hem eqil parasette mu’eyyenleshtürüp, hem edep- medeniyette kishenlep uni noqul ijtima’iyliqqa mehbus qilip qoymasliq; insanni yene hés- köngüldimu i’étirap qilip, shexsning yekke turmushini chüshinip, uning bi’ologik mewjutliqigha chiqish yoli bérishtin ibaret.

Insan – özi toghrisida tolimu nadan. Insan toghrisidiki bir qatar ilim we meripetlerning insanning séhirlik rohiy dunyasigha yüzlinishi yaki yüzlinelishi shübhilik. Ularning yekünliri ziwisning promiti, yehwaning (yehwa- xiristiyan dinidiki allaning yene bir xil atilishi) adem – hewwa üstidiki epsaniwi hökümliridin perqsiz. Paji’e mana mushu yerde!
Qiziqarliq, amma tragédiyilik, shuningdek pütün siwilizatsiyidin ilgiriki we kéyinki insaniyet tarixida dawamliq wizowi yanar téghidek pat- pat lawa chachritip turidighan ghayet zor – emeliy téma köz aldimizda turuptu.

2.Étikichi bilen Pisxologning dé’alogi.

Pisxologiye tetqiqatchiliri hazir birqanche türge bölünüp ketken bolsimu, u yenila fizi’ologiyilik iqtidarni pisxik pa’aliyetning négizi dégüchi bi’o- pisxiklar bilen ijtima’iy angni pisxik pa’aliyetning herketlendürgüchi küchi dégüchi sotsi’ologiyilik pisxiklardin yiraqlashmaydu. Emeliy pisxologiye rohiy késellikler tetqiqati arqiliq insanning asasliq hayati mewjutluq qatlimi yenila tughma iqtidarni ul qilghan bi’o – pisxologiyilik jeryangha taynidighanliqini, bu hayatiy mewjutluq qatlimini atlap ötüp rohi pa’aliyetning ijtima’iy shekli bolghan nutuqluq (mentiqiliq) ang qatlimi toghrisidiki söz échish mumkin emeslikini körsetti. Netijide, insan turmushini bilish üchün insan tebi’itini bilish lazimliqi, bashqiche éytqanda rohiy pa’aliyetning eqliy ginosologiyilik (bilish neziryisi) qatlimini közütüsh üchün, rohi pa’aliyetning bi’ologiyilik- onologiyilik (eslizatliq) qatlimini öginish lazimliqi gewdilinip chiqti.bu hélimu jiddiy nopuzluq eneniwi qarashqa taqilidighan ötkür munazire témisi bolup turmaqta.

Étikichi (exlaqshunas) bilen pisxologning di’alogini biz «A», «B» belgisi boyiche bir qur körüp chiqayli:
A: exlaq – medeniyetning yiltizi we güli, insaniyetni yawayiliq we bediwiliktin qutquzghan pishang. Uning nopuzi muqeddes we dexlisiz.
B: exlaq – insanni peqet rohiyetning ang shekli bolghan eqilge boy sundurup, uni ita’etmen qilidighan shaman we kahin. Eneniwi exlaq qarishini we birqanche ming yilliq ejir- emgek bilen qed kötürüp turghan medeniyet qarishini qaytidin tenqidiy opratsiye qilish lazim.
A: insaniyetning ijtima’iy yüksilishi medeniyetni, medeniyetning tarixiy utuqi eqil tereqqiyatini teqezza qilidu.
B: hazirghiche bolghan medeniyet we eqil rawaji insanning pérsonalliqini (xaraktér xasliqini) chekleshni, insanni eqli tepekkur boyiche, héssiy rohiyet boyiche öz- özige qatil qilishni bedel qilmidumu?
A: medeniyet we eqil arqiliqla bextke érishish mumkinchilikini inkar qilip bolamdu?
B: medeniyet we eqil insangha bext ata qilish bilen bille, apetmu élip kélidu, u medeniyetlik dunyani yaratti we insanni uningdiki mehbusqa, qulgha aylandurdi. U, insanni yatlashturushtin insanning atalmish gheyriy yawayi könükishini shekillendürdi.
A: insan tebi’iti cheklesh we uninggha bésim qilish ishqa ashurulmighanda, héchqandaq ijtima’iy ilgirlesh bolmaydu. Bésim eqilge muwapiq kélish bilen bille yene eqilge muwapiq xizmettur.
B: medeniyet tarixi muhebbet xahiyishini mergez qilghan insan rohiyitini bésishwe uni insandin yatlashturush tarixi bolup keldi, u xuddi buddizmdek muhebbet xahiyishini medeniyetke (jümldin edep we eqilge) zit qoyup, xuddi xrstiyandek bu xahiyshni «tunji günah» dep qarap keldi! Netijide hemmila medeniyet formatsiyiliri insan mahiyetliri bilen köp qirliq toqunush hasil qildi.
Di’alog témiliri buning bilenla ayaghlashmisimu, mesile nahayiti roshen, ötkür, izchil we qedimiylikliki bilen xarattérlinidu.
Bu ziddiyet din we exlaq, senet we hoquqning nurghun cheklengen ratonlirighiche kéngeytilgen.
Din: insan öz xayishilirige yol qoyup tunji gunah sadir qilghan, diniy exlaq tunji gunahning tekrarlanmasliqini, istighfar we itiqad arqiliq uningdin paklinishni telep qilidu, – dése; bu qarashning muxalipliri: ziwis we uning muqeddes a’ilisi iptida’iy jinis étiqadchiliqi, shaman we kahinlarning tunji kéchilik hoquqi, iptida’iy xirstiyan chérkawliridiki yat jinislar uchrishishliri, buddizm ressamliqidiki yalingach adem teswiri, islam itiqadidiki köp xotunluq qatarliq diniy étiqadtiki jinsiy xayish hadislirini qandaq izahlash mumkin? – Deydu?
Exlaq: insanning kamaliti özini tebi’iy we haywaniy – bediwi xahishtin paklashturup, idé’al – ghaye – xudaliq kamalitige yétishtur, – dése; bu xil qarashning muxalipliri: exlaqiy qurulmilar insanni meqset qilishi, jemiyetni insangha layiqlashturishi, eks halda insanni exlaq qéliplirida quyulghan qorchaq butqa aylandurup qoymasliqi lazim, – deydu.
Senette ehwal murekkep. Uning bir qismi: senet aldinqi angning qarshiliqi, chuqan we fontan arqiliq ipadilengen azadliq intilishi, – dése; uning yene bir qismi: senet siyasiy, qanun, exlaq we dingha maslishishi, kishilik torini teshkil qilghan yiplarni tutashturup turidighan tügün bolushi lazim, -deydu.
Hoquq- omumen igdarchiliq tüzülmisi we munasiwetlirige layiq rohiyet tüzülmisi we munasiwetlirining biqaraliqini yaqilaydu.

Munberdiki tepekkur we notuq bilen sözlengen bu ibariler beribir janliq insan aghzidin chiqqan. Qiziqarliqi shuki, kahin kéchilik hoquqidin zoqlinishtin özini chekliyelmeydu. Exlaqshunas köngli chüshüp qalghan chuwanning qiyapitini, awazini séghinip bi’aramliqta azap chékidu. Ularning chüshlirige aplatunning étikiliq réjimliri tolimu qélipidin chiqqan rohiy diktatura simasida saye tashlaydu. Emma, ular özining kespiy formilirini kiyiship munberge chiqqanda yenila qéliplashqan öz ehkamliri üstide meruze süzlishidu.

3.Insan Rohining ikkige bölünüsh qanuni.

Insan haywanat dunyasidin ijtima’iy insangha aylanghandin kéyin, uning rohiyiti asmandin chüshkini yoq, belki ilgiriki bi’ologiyilik rohiy énistinkit (tughma iqtidar) asasida, uni ul qilghan yéngi rohiy qatlamgha muyesser boldi. Insan rohiyiti ikki kénezlikke – énistinkit kénezliki bilen eqliy bilish (paraset) kénezlikige ayrildi. Tarix, bu ikki kénezlikning biri jahankushay süpitide, ikkinchisini istila qilish, netijide bir pütün rohiy medeniyet impériyisining shekillinishi mumkin emeslikini milyun hékayiliri, milyard paji’eliri bilen dawamliq uchur qilmaqta.
Insan rohining ikkige bölünüsh qanuni birqanche qatlamliq rohiyet hadisliride ipadilinip, ajayip- gharayip renggarenglik hasil qilghan. Mesilen, hayat xayishi bilen mamat xayishi; ümid telpünishi bilen ümidsizlik rohiyiti; eqil iqtidaridin hem bext, hem azap hés qilish; arzu bilen mumkinlik arisida bi’aram bolush; ang bilen köngül (poténsi’al ang) arisida tingirqash; jinsiy énistinkitliq arqiliq rohiy azap izdesh we özini qaytidin rohiy mehbusliqqa sélishqa aldirash; muhebbet qoyup muhebbetke érishelmeslik; wapa we eqidiliri üchün wapasizliq we xiyanetkarliqqa uchrash azabini chékish; nikah we muhebbetning bir-biridin yatliship kétishi; éghir exlaqiy bésim muhiti ichide turup ixtiyarsiz ishq esebiylik késilige giriptar bolush; köngül we jinsiy xahishining dawamliq qayta teshkillinip türüshi; üzini aldash, ghidighlash we zeherlesh arqiliq saxta rohiy shadliq qoghlishish; énistinkitliq xahish bilen yene özini eyipdar bilishtek ziddiyetchan rohiyitige teng giriptar bolush; muhebbet we uningdin tughulghan reshik… Bular uning bir qisim tipik misali, xalas.
Insan rohiyitining ikkige bölünüsh qanunini her xil rohiy qatlamlar arisidiki munasiwettila emes, yene birxil rohiy qatlamning, mesilen: eqilning jinsiy xahishning, muhebbet xayishining obyékt we sobyékt herket küchliri arisidiki munasiwettimu körüshke bolidu.
Éytish kérekki, énistinkitning xushalliqni aliy maqam qilghan pa’aliyetchan iqtidari bolghan köngül (fri’odning esli ibarisidiki «Unconscious» – yoshurun ang) bilen eqilning ré’alliqni aliy pirinsip qilghan pa’aliyetchan iqtidari bolghan ang (fri’odning esli ibarisidiki «Consiusness») arisidiki bölünüsh insan rohining ikkige bölünüsh qanuniyitining oqi we tipik shekli bolup hésaplinidu.
Insaniyetning bilish tarixida beden bilen rohning ayrilishi; bedendiki tupraq we sudin ibaret éghir zat (tadu)lar bilen hawa we ottin ibaret yenggil zat (tadu)larning ayrilishi; insandiki tughma we haywaniy itidarlar bilen exlaqiy we érishken iqtidarlarning ayrilishi; insandiki besh «oghri qachti» (buddizm ibarisi) sezgüler bilen qelb közi we peziletlik xasiyetlerning ayrilishi; insandiki énistinkitliq bilen medeniyetlik angning ayrilishi heqqidiki bayanlar marks, darwén, fré’od qatarliq kishiler tilgha alghan bir chong heqiqetke mergezleshken. Bu bolsimu, insaniyet mewjutluqining bi’ologiyilik qatlimi bilen ijtima’iy qatlimining nisbi bir pütünliki we ziddiyitidin ibaret.

Insan xuddi farabi éytqandek haywanda bolidighan ozuqlinish, nesil qaldurush, sézish itidari üstige nutuq- tepekkur itidari qoshulghan mewjudat.
Insan xuddi ijtima’iy haywan. Insanning ijtima’iyliqi uning mi’éralliqi, ösümlükliki yaki pak- pakiz ijtima’iyliqi üstige emes, belki uning haywanliqi üstige qoshulghan. Insanning ijtima’iyliqi uning bi’ologiyilik hazirliqlarni inkar qilish, uning haywanliq tüzülme we iqtidarini yoqqa chiqirish bedilige emes, eksiche, uning pütünley bi’ologiyilik jismaniy tüzülme we hayati quwwetlirige yeni énistinkitliq- angdin xasliq rohiy iqtidar bilen nutuqluq- ang tepekkurluq rohiy iqtidaridin ibaret ikki qewetlik bina sheklidiki pisxik xasliqni berpa qilishni bedel qilghan.

«Jennettin ayrilghan insan» we «insandin ayrilghan jennet»ning herikkisi insangha namunasip bolup qaldi! Ang –insanni noqul, yügensiz poténsi’al angdin, tughma ixtidaridin yatlashturdi. Insan üchünmu, ang we tepekkur tizginidin ayrilghan énistinkit, bolupmu tughma jinsiy xahish cheklinishi, tizginlinishi lazim boldi.
Insan rohiyiti xuddi otturisi üzülgen taqa shekildiki maginittek, köngülge layiq nerse bilen eqilge muwapiq nerse, muhebbet xahishi bilen exlaq nizami arisida toxtimay pirqirashtin menggü xalas bolalmasliq séfirasigha jaylashti. Mana bu, teqwidar kahinlar, suxensaz exlaqshunaslar, meripetperwer mutepekkurlar yoshurup kelgen chinliq- insanning rohiyitining ikkige bölünüsh qanuni, qiziqarliq teqqas: kishiler rojdéstow bayrimi ötküzüsh aqiliq éysa peyghemberning tughulghan künini tebriklep tentene qilishidu, wehalenki, ashu nurane perzentning töt kocha aghzida krést yaghichigha mixlinip turghan teqdirini ésige keltürüshmeydu…

4.Insan rohining birpütünliki we köp qatlamliqi.

Insan gerche janliq tebi’etning yuquri derijilik semerisi bolsimu, u angsiz tebi’et möjisi bolmastin, yenila ijtima’iy anggha ige bolghan medeniyet möjizisidin ibaret. Insan üchün xas bolghan bir qatar fizi’ologiyilik tughma iqtidar hadisiliri yenila insan üchünmu xas bolghan pisxologiyilik alahidilikler bilen shekillinidu, herketlinidu we ipadilinidu. Gerche insanda eqliy bilish eqli ang arqiliq meydangha kelmeydighan yaki bundaq bilish we ang arqiliq birdin terk étip bolmaydighan bir qatar énistinkitliq poténsi’al ang xaraktirlik rohiy hadisiler, eng aldi bilen héssiy, köngül tüsini alghan hadisiler bolsimu, emma u yenila insangha xas bolup, pütünley haywani emestur. Eger bu noqta bolmighan bolsa, ikkige bölünüsh toghrisida éghiz achqili bolmaytti.
Derheqiqet, insan bi’ologiyilik tüzülme we ijtima’iy (medeniyet) tüzülmisige ige möjize. Shuningdek insan bi’ologiyilik ihtiyaj we xayish, ijtima’iy éhtiyaj xahishqa ige mewjudat. Insandiki tebi’iy we ijtima’iy xayish insanning tebi’iy we ijtima’iy tüzülmisi, ihtiyaji asasida birxil libidu (Libidu- jinsiy istek), intilish we béghishlash sheklide tejelli bolidu, urghup chiqidu. Bu, omumen sewebiyatliq, qanuniyetlik bolush bilen bille yene ilmiy tepekkurgha – eqilge muwapiqtur.
Insanning bi’ologiyilik tüzülmisi noqul jinsiy tüzülme bolmastin, eng aldi bilen uning hayatiy iqtidari, hayatiy xahishi, hayatliq kamaliti bolghan saghlamliqqa bolghan intilishini temileydighan hayatliq tüzülmisidin ibaret. Pende «a’ura» dep atilidighan, ademning beden haliti sirtini qaplap turidighan bir qatlam hayatiy nur chembiriki we bu a’ura qatlimining süpet haliti del mushu hayatliq tüzülme ixtidarini körsitidu. Budda, manizm we xrstiya riwayetliri asasida bash qismini qaplap turghan nurchembiri bilen muqeddes obrazlarni sizish aditi, hazirqi künde pütün bedenning tashqi nur chembiri bolghan a’uraning ilahilashturulghan bir qismi dep qaralmaqta. «A’ura»- hayatiy küch bolup, uning «libidu»- énistinkitliq iqtidar (quwwet)din kattiliqida mesile bolmisa kérek. Mamatliqqa zit bolghan bu tüpki hayatiy tüzülme, iqtidar, xayish we intilishning ikki alahidiliki bolup, birinchidin, u insandiki bashqa barliq tebi’iy we ijtima’iy iqtidar, xayish we intilishlerning uli; ikkinchidin, u bashqa barliq tebi’iy we ijtima’iy iqtidar, xayish we intilishlerni öz ichige alghan. Diqqet qiling: insan üchün hayatliq qimmiti noqul janliq tebi’et qimmiti- bi’ologiyilik qimmet bolmastin, yeni ijtima’iy qimmet we medeniyet qimmiti! Insanning bi’ologiyilik tüzülmisidiki tughma iqtidar heqqide aldimizda ikki meshhur muhakime turuptu. Uning biri, fré’odning «jinsiy xahish énistinkitning merkizi» dégen qarishi. Bu qarash «insanning haywanliqi- eslidiki menliktur» dégen tézisqa asaslanghan. Uning yene biri fré’oddin azkem ming yil ilgiri yashighan ebu eli ibinsinaning «risale ishq» namliq esiride tilgha alghan «kamaletke intilish- muhebbettur», «kamaletke intilish ka’inatning tüp qanuniyiti», «özide bolmighan qutupqa intilish, toluq- mukemmellikke intilish, ewzellikke intilish- kamaletke intilishtur», «ikki jins arisidiki söygü- ka’inat ishqining insandiki ipadisidur» dégen qarashlardin ibaret. Fa’é’od bilen ibin sina bir nersini- alemning menpi- musbet qanuni, ziddiyet tereplirining jezbidarliqini, bu omum hadisning insandiki padisini tilgha alghan.

Fré’od rohiy késellikler üstidiki emeliy tejirbilerdin xuddi islam sopizmi tilgha alghan eqildin ayrim, mentiqiy tepekkurdin xaliy, angdin tiren bolghan «köngül» ibarisige oxshaydighan poténsi’al ang atalmisini yekünlidi. Ibin sina özining tebi’et pelsepisi qarashliri bilen di’ali’éktik rohqa ige ratsé’onalizmliq sopizmliq qarashlar ulida özining «risale ishq» (muhebbet risalisi) namliq esirini yazghan.
Fré’od gerche jinsiy xahish bilen muhebbet xahishini bir-birige tutashqan, emma bir-biri bilen pütünley birdek bolmighan xahish dep izahlisimu, jisniy xayishning tizginsiz yamrap ketmeslikini tilgha alsimu, u angdin xaliy bolghan jinsiy xahishni tughma iqtidarning yadrosi, xushalliq intilishining hemmini bésip chüshidighan hökümran shekli, dep qaraydu.

Amérika pisxologi maslow insandiki ihtiyajlar toghrisida toxtalghanda, tughma iqtidar (énistinkit) nerizyisini bir pütün insandiki tebiy (bi’ologiyilik) we ijtima’iy (medeniyet) ihtiyaji asasida, yuquri- töwen derijige ayrip izahlashni otturgha qoydi. U insandiki ihtiyajni (teqezza, Needs ) (bi’ologiyilik ihtiyaj), «bixterlik ihtiyaji», «muhebbet ihtiyaji», «qedirlinish ihtiyaji», «öz ixtidarini jari qildurush ihtiyaji»din ibaret beshke ajratti. Uningche, aldinqi ihtiyaj hel qilinmighinida, kéyinki ihtiyaj shekillenmeydu. Maslowmu tebi’iy ihtiyajni yimek- ichmek, bixeterlik bilen bashlap, insanning öz iqtidari boyiche tarixiy töhpe yaritishtin ibaret yuquri derijidiki ijtima’iy ihtiyaji bilen axirlashturghan. Maslow tilgha alghan éhtiyaj qatlamliri, insandiki xahish we pa’aliyetning herketlendürgüch küchliri hésaplanghan. Méningche, maslow tilgha alghan éhtiyajlarni téximu inchikileshtürüsh, shuningdek üch qatlamliq ihtiyajgha omumlashturush mumkin. Bu fizi’ologiyilik ihtiyaj we xahish, muhebbet ihtiyaji we xahishi, meniwi medeniyet (bolupmu meniwi medeniyet yaritish) ihtiyaji we xahishidin ibaret. Melum menide özi ach- yalingach halette ötkür gewdilinidighan fizi’ologiyilik éhtiyajdin xaliy bolsimu, közi achliq tüpeyli mal –dunya hérisliqi bilen élip bérilidighan pa’aliyetlerni töwen qatlamdiki ihtiyaj, xahishigha yandashturush mumkin. Insandiki yushurun iqtidarni jari qilip, kishilik medeniyet tarixigha töhpe qoshup, héch bolmighanda özining noqul fizi’ologiyilik obyékt we a’iliwi sobyéktliq salahiyet bilen cheklenmeydighan ijtima’iy qimmitini gewdilendürüshtin ibaret yuquri derijilik éhtiyaj we xahishi bilen fizi’ologiyilik we töwen derijidiki eqelli ijtima’iy xahish arisida muhebbet éhtiyaji we xayishi jaylashqan.
Insan rohining ikkige bölünüshi bilen uning birpütünlikide gewdilik rol oynaydighan muhebbet éhtiyaji we xahishi heqqide ayrim toxtulush ja’iz.

5.Muhebbet xahishining Insan rohiyitidiki orni

Muhebbet – noqul jinsiy xahish bolmastin, «Alemning tüp qanuni – kamaletke intilish» we uning «ikki jins arisidiki ipadisi» (Ibin Sina), «Hayatliq istigi» (gorkiy), «Barche hisiyatlarning ewji we ghalipi» (hénrix héyni), «bizni qayta yaratquchi qudret» (dostoyiwiski), «mehbub hayatigha qoshulup yashash» (tolustoy), «bext xezinisi» (mollér)… Muhebbet – insanning tughma iqtidaridiki jinsiy xahishida, insanning ang we ixtiyaridiki ijtima’iy telpünüshide, qisqisi insanning tebi’iy we ijtima’iy tüzülmisi, teqezzasi we xahishida ipadilengen maddi we meniwi pa’aliyetchanliqini qarmap turghan ulugh alem qanuniyitidin tashqiri nerse emes. U insandiki ikki kénezlik qatlimining birlik halqisi, insan hayatigha mahiyet, iqtidar we qimmet béghishlighuchi herketlendürgüch küch. Mamatliq xahishigha zit hayatliq xahishi mahiyette yenila muhebbet – kamaletke intilish xahishidur.

Shuni tilgha élish hajetki, muhebbet ihtiyaji we xahishi qarimaqqa xuddi maslow körsetkendek tebi’iy éhtiyaj bilen ijtima’iy éhtiyaj arisigha jaylashqandek qilsimu, mahiyette bu ihtiyaj we xahish ajiz yaki küchlük halette insan teqezzasi we xahishlirining hemme qatlamliridin tépilidu. U ang, tepekkur, exlaq we mejburiyet bilen yéngi hayati küch, medeniyet xaraktéri alghan eng tüpki we eng da’imiy hayatiy teqezza, pa’aliyetchan xahish. U insan üchün «köngülge yaqidighan nerse» bilen eqilge muwapiq nerse»ning mujessem gewdilinishi. Muhebbet noqul angdin xaliy tüzülmini ghidighlash we rohlandurushni emes, yene ang we angliq pa’aliyetni yétildürüsh we ilhamlandurushni özige qana’et we iptixar nuqtisi qilghan. Heqiqiy muhebbetning küchi yalghuz jinsiy xahishni qozghashwe tizginleshtila emes, yene ümidsizlikni yéngishte, özi üstidin ghelibe qazinishta, qérish we ölümning aldini élishta, möjiziler yaritidighan meniwi qizghinliq we jasarette jilwilinidu. Roshenki mewjutluq qimmiti bilen insanning öz mewjutluq qimmitige bolghan angliq bilishi – muhebbet we uning küch- qudritining heqiqiy buliqidur.
Bu yerde tekitleshke tégishlik ikki mesile bolup, uning biri ibin sinaning «risale ishq» namliq esiride tilgha élinghan. Ibin sina noqul jinsiy xahishqa bérilishni muhebbetning mahiyitini körmestin, peqet uning sirtini körgenlik, deydu. U peqet üch nersige érishish – söyüshmek, quchaqlashmaq we jinsiy alaqige érishish, peqet muhebbetning söritige érishish bolup, ular xuddi «aydingni qétiq dep bilgendek», muhebbet arqiliq érishish lazim bolghan mahiyettin quruq qalghan bolidu, dep körsitidu. Bu mahiyet – ewzellik, mukemmellik, kamalettin ibaret. Heqiqiy jinsiy turmush öz mehbubidin insaniyet arisidiki meniwi yétilish we meniwi ewzellik alametlirini tépish, uningdin behrimen bolush bilen qoshulghan iptixar tughduridu. Démek, muhebbet xahishi – meniwi ewzellikke intilish xahishi bolushi lazim.
Uning ikkinchisi, maslowning «insan niyiti heqqidiki nezeriye» namliq maqaliside tilgha élinghan. U; fizi’ologiyilik éhtiyaj bilen bixeterlik éhtiyaj qana’etlendürülgendin kéyin, muhebbet we tewelik éhtiyaji yéngi mergez bolup qalidu. Kishi dost, mehbub, xotun, er, perzent xahishining küchlük türütkiside bir qatar rohiy ziddiyetlerge giriptar bolidu, deydu. Muhebbet xahishi uchigha chiqqanda, insan öz rohiyitidiki xahish cheklesh tuyghusining tormuzini buzup, xeterge qarimay, ilgiriki tughma iqtidar xahishining qana’etlinish eslimisini qaytidin ré’allashturushqa yaki yéngidin mundaq qana’etlinishni qolgha keltürüshke urunushi mumkin. Hetta qana’etlinishtin qana’etlenmeslikke ötüp, yéngi qana’et üchün dawamliq izdinishi mumkin. Mejnunluq ene shundaq telwilikning esebiy shekli, xalas.

Maslow herqaysi xahishning orundilishini shu xahishni tughdurghan éhtiyajdin bashqa, tashqi righbetlendürgüchi obyékt bilen ichki medeniyet tüzülmisining tesiridin ajritip qarighili bolmaydighanliqini izahlaydu. Muhebbet xahishining sergüzeshtilirimu xuddi shundaq. Mesile shu yerdiki, nurghun kishiler fizi’ologiyilik we eqelliy ijtima’iy xahishni hel qilghandin kéyin kéyin, meniwi medeniyet yartish, özidiki yoshurun eqil we iqtidarni jari qildurup insaniyetke töhpe qaldurush éhtiyajigha ötmey muhebbet xahishida leylep yaki chögüp qalidu. Bu ular üchün xuddi ibin sina éytqandek muhebbet süritige ériship, muhebbet mahiyitidin mehrum qilishtur. Rohiyet we medeniyet tetqiqatchilirining mesuliyiti, ularni özini, öz mohitini bilish arqiliq kamaletke righbetlendürüsh we yétekleshtin ibaret.
Muhebbet üchün «libidu» (jinsi ang) addiyla jinsiy iqtidar emes, u ewzellikini qobul qilish bilen kamalet (töhpe, qimmet) béghishlashtin ibaret. Mushu menide, adem ölüp, uni orap turghan mujessem bi’ofizik nur chembiri «a’ura» öchkendin kéyinmu bu kamil menidiki «libidu» uzaq saqlinishi mumkin.

6.Yéngiche rohiy medeniyet: köngül bilen angning hemjehetliki.

Maqalimizni «insan – ka’inatning merkizi» dégen höküm bilen bashlighanduq. Pütkül maddiy we meniwi medeniyet tarixi bilen jimiki «fizika» we «métafizika» penliri érishken muweppeqyetler insandin ibaret ulugh möjizining öz- özi heqqide téxi iptida’iy izdinish bosughisida turiwatqanliqini körsetti. Bu insaniyetning tebi’et, jemiyet, ilahiyet heqqide yaratqan «nezeryiwi dunya», «leqidiler dunyasi», «tesewwur dunyasi», «baqiy alem» qarashliri hemde bolup ötken we köz aldimizda zahir boluwatqan ré’al dunya hadisliri bilen neqeder keskin sélishturma- he?!

Insan özi heqqide izdenginige birqanche ming yil boldi. Bundaq izdinish insanning birqanche ming yilliq yatlishish tarixi bilen bille yatliship turdi. Morgan teripidin shertlik menide ishlitilgen atalmish «siwilzatsiye dewri» insanning yatlishish tarixi bilen qoshgézek bolup töreldi, insan özi yaratqan maddiy medeniyet méwiliri uning teyyartap hakimliri üchün, qirghuchi urushliri üchün, az bir qismi kündilik tirikchilik zörüriyetliri üchün serp qilindi. Insaniyet yaratqan meniwi medeniyet netijilirining heqiqiy ilim we senettin bashqiliri insanni dawamliq yatlashturush we ajayip –gharayip eqide – nizamlar bilen chüshep qoyush wastiliri bolup qaldi. Tarixi desturlar saray hadisliri we jengnamilerni mergez qilghan sehipiler döwisige aylinip qaldi. Enqa qushi jennetke kirip ketkendek, bext- sa’adet arzuliri baqi alemge qalduruldi. Insan heqqidiki, bolupmu insan rohiyiti toghrisidiki izdinish tiragédik senet bilen rohiy késeller teqiqatining arqa hoylisigha heydeldi. Anche- munche bash kötürgen insanshunasliq ab- hawasi bezide sopizm, bezide bidetlik, bezide burju’a insan tebi’iti neziryisi namida haqaretlendi. «Hemme nersining ölchimiy bolghan insan» öz- özige ölchem bolalmidi. U xuddi tughma emadek téxi öz siyaqidin bixewer péti qéliwerdi. Insan öz muhitini suniy we tebi’iy bayliqlar bilen bézesh bilen bille, öz rohiyitini yéterlik bulghiwaldi. Ular jinayi meydanlarda bulghinish bilen diniy ihramlarda istighfar oqushni arqaq- örüsh qilghan ömür pelsepisini yépiniwélipmu rohiy azatliqqa, köngül xatirjemlikige érishelmidi. Birzamanlarda insan turmushigha kirip kelgen aqcha barghanséri insanning hemme ihtiyaj we xahishlirini igilep, iptida’iy insan tesewwuridiki tengrining ornidin hessilep artuq bolghan yégane rohiyet ilahigha aylinip qaldi. Insan rohiyiti öz- özi üstide téxi héchnimige érishmey turup, aqcha toghrisidiki texirsiz, pütmes- tügimes rohiyet esebiylikige gherq boldi. Biz del mana mushundaq ré’alliq astida, del mana mushundaq étibarsiz tashlanghan téma – insanning rohiy mahiyiti toghrisida néme diyishimiz mumkin?
Insan qaytidin heqiqiy ilmiy asasta, barliq dini we birtereplimilik idiyiwi qarashlar bésimi hem chemberlerdin xaliy halda tetqiq qilinishi lazim;
Siwilzatsiye tarixi insanni mergez we mizan qilghan halda qaytidin apératsiye qilinishi, birqanche ming yilliq medeniyet hadisliri insanni yatlashturush we insan mahiyetlirini échish, insanni tereqqiyatning wastisi yaki meqsidi qilish boyiche telqin qilinishi lazim?

Insanning maddiy tüzülmisi özining éléméntar asasliri boyiche alem tüzülmisige oxshash fizikiliq – xémiyilik tebi’ettin tüzülgenliki, uningda tebi’et éléméntliri we énérgiyilirining mujessem herkette turghanliqi, insanning bi’ologiyilik, fizi’ologiyilik, pisxologiyilik tüzülme we pa’aliyetke ige ikenliki, insanning tebi’iy alametliri bilen ijtima’iy alametlirining köp qatlamliq birgewdiliki we özara ötüshchanliqi, insan pütün ka’inattiki hemme asasiy qatlam we jeryanlardin tüzülgen eng murekkep we eng aliy möjize ikenliki tetqiq qilinishi lazim;

Insanning tebi’iy, fizi’ologiyilik we xqtima’iy kompléks (mujessem) sheyilikige munasip, uning bu jehettiki i’étiyaj, itidar we xahishliri mewjutluq nuqtisidin pütünley étirap qilinishi, yaxshiliq yaki yamanliq katégoriyilirining qaratmiliqi we tizginlesh (tedbiq qilinish) da’irisi tolimu cheksizlinip, insanni yatlashturush wastilirining birige aylinip qalmasliqi lazim;

Insan rohiyitide gewdilengen iqtidar, teqezza we xahishlarning ziddiyet we böhranliri insanning kamaliti, medeniyti, eqil- tepekkurini yétekchi we tizginligüchi küch qilghan halda, eng jiddiy töwen derijilik iqtidar, teqezza we xahishni behrimen qilishning pazil we ewzel usulliri bilen hel qilinishi, noqul idé’ologiye arqiliq basturuwétishtin saqlinishi lazim;

Insanning yémek- ichmek, kiyim –kéchekm ijtima’iy xatirjemlik we jinsi turmushtin ibaret tar da’iridiki xahish we behrimenlik ichige chöküp qélishi uning eng zor israpchiliqi ikenlikidin uni xewerdar qilish arqiliq uni éléméntar turmushtin halqighan ulugh töhpikar (himmetkar)liqqa dewet qilish lazim. Himmet- insan rohiyitining kamil muqamidin ibaret.

Exlaq – insanni özining insaniy mahiyetlirini emelge ashurushqa righbetlendüridighan, insanni türlük bésimlar arqiliq öz mahiyetliridin yatlashturidighan atalmis «siwilizatsiye»din perqliq yéngiche heqiqiy siwilizatsiye wastiliridin birige aylinishi; u, öz pa’aliyitini insanning xususiy turmush qatlamlirigha emes, belki uning insaniyet, jemiyet we tereqqiyat bilen bolghan ijtima’iy alaqilirining yaxshi yaki yamanliq xaraktérige qaritishi lazim.

Tebi’et ulugh möjize – insaniyetni yaratti.
Insaniyet – güdeklik we ösmürlük dewrilirini bashtin kechürüp hazirqi maddiy muhiti bilen rohiy dunyasini shekillendürdi. Insaniyet téxi yash. U özini izdep tapqini, özini mergez qilghini, yushurun iqtidarlirini eng yuquri derijide jari qilduralighini yoq. U apet, acharchiliq, nadanliq, jenggi –jédel, birtereplime qarash we eqidiler ichide temtirimekte, ingrimaqta. Uning rohiyiti uning hazirqi haliti bilen- hazirqi medeniyet mohiti bilen toghra tanasip. Uning rohiyitidiki ziddiyetler uning tarixiy sewiyisige uyghun. Insaniyetning tizginsiz bulghinishi we tebi’et hadisliri tüpeyli yer yüzide insaniyet uruqi qurup ketmisila, insaniyet rohiyet we medeniyetning pazil pellisige kötürülidu.

1993-Yil 4- ayning 21-küni
Menbe: «Uyghurlarda islam medeniyiti»

KANSER HASTALIK DEĞİL!


kanser_hastalik_degil_h1197_f160d

Facebook’ta Paylaş Tweetle Google+ Paylaş LinkedIn’de Paylaş

KANSER O KADAR YAYGINLAŞTI Kİ ARTIK GENÇ YAŞLI DEMEDEN HERKESİ
YAKALIYOR. BU PAYLAŞIMI LÜTFEN SAYFAMDAKİ HERKES PAYLASSIN. BELKİ BİR YARDIMIMIZ OLUR. SONUÇTA, BİR ZARARI YOK, DENEMEKTE FAYDA VAR…
Bu yazılar çok müthiş, birçok „gizli dünya yönetenlerini“ rahatsız ediyor… O kadar ki, örneğin „World Without Cancer“, yani „Kansersiz Dünya“ isimli kitap, halen (Türkçe dahil) birçok dile çevrilmedi!..
Yani şunu bilin ki, KANSER diye bir hastalık yok!

Kanser, sadece vitamin B17 eksikliği!
Başka bir şey değil!
Kemoterapi, ameliyat veya değişik ağır haplar almanıza gerek yok!..
Düşünün bir zamanlar denizciler, çok sayıda niçin öldüler?
İSKORBÜT denilen hastalığa yakalanıyorlardı…
Çok sayıda insan öldü…
Ve bazıları da bundan çok büyük PARA ve gelir elde etti!..
Sonra ne buldular?..
Meğer İskorbüt sadece vitamin C eksikliği imiş!
Yani hastalık bile değil!
KANSER de öyle!
KANSER SANAYİSİ var artık!..
KANSER den milyar milyar milyar kere milyar PARA kazananlar var!
Bu konu çok uzun. Çok derin!..
KANSER SANAYİSİNIN kökü, ta ikinci dünya savaşına kadar dayanıyor!…
Ne dolaplar dönüyor…
SİZ İNANMAYIN!
Her gün sadece 15-20 kayısı çekirdeği yemeniz yeterli!
Kanser olmuşsanız, önce KANSERIN ne olduğunu ANLAMAYA çalısın!
KORKMAYIN
Sakin KEMOTERAPİ filan yaptırmayın
ARAŞTIRIN önce…
Biz bu siteyi bazı „sözde doktorların sayfasına gönderdik, facebook’ ta, 5 dakika bile geçmeden „yorumsuz“ olarak sildiler!…
SİZ bu kitabın TÜRKÇEYE ÇEVRİLMESİ için DUA edin.
ÇOK ÇOK ÖNEMLİ bir eser bu!
Tekrar edelim,
Günümüzde İskorbüt den ölen var mi artık?
YOK!…
Çaresi biliniyor…
Peki KANSER?
SANAYİ haline gelmiş!
Ancak, çaresi çoktan bulundu.
VİTAMİN B 17 eksikliği!
Hepsi bu!
Buğday çimi ekin… Buğday şırası için.
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya`da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi…

Pakistan`daki Hunzakut Prensliğinde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.
Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
Ödemiş`le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.

Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan `laetril` içermektedir.
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale
getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
– Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
– Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri…
– Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
– Evet herkes üretebilir.
İsterseniz tarif edelim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su -klorlu olmamak şartıyla- ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın
ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
– Az önce sözünü ettiğimiz `laetril` buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, `laetril` kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri… Elmanın çekirdeğini de yiyin!
– Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur.

Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.`Kanserin Ölümü` adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
– Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
– Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var…
Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği…
– Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık
sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
– Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman Doktor Issel`in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

http://www.medya14.net/genel/kanser-hastalik-degil-h1197.html

20-Esir Uyghur Edebiyatidiki Muhim Namayende – Ehmet Ziyai We Uning Ilmiy, Bediiy Mirasliri


ehmet-ziyai-exmet-ziyai-otkur-Shukur-Yalqin.jpg

(Ongdin solgha) Ahmet Ziyai Ependi zamandashliridin Abdurehim Ötkür We Shükür Yalqin Ependiler ilen bille.

Bügün 20-Esir uyghur edebiyati we medeniyet tarixidiki muhim namayende – Merhum ehmet ziyaining wapatigha 26 yil tolghan kün.

Kishiler «ehmet ziyai» dégen bu namni anglighinida ixtiyarsiz halda uni 20-Esir uyghur edebiyatidiki bir «köwrük» shundaqla hazirqi zaman uyghur gézitchiliki tarixidiki bir «ul tash» dep qarishidu.

Ehmet ziyai heqiqetenmu bir «köwrük», u 20-Esirdiki zamaniwi uyghur edebiyatini klassik türkiy edebiyatining bay enenilirige baghlighan we bu jehette «köwrük» lük rol oynighan bir shexs.

Uyghur ziyaliylardin hazir shiwétsiyede yashawatqan abdushükür muhemmet ependi merhum ehmet ziyaining bu jehettiki töhpilirige alahide zor baha béridu. Uning qarishiche, ehmet ziyai uyghur klassik edebiyatining ijadiyet we uslub jehettiki ésil enenilirini hazirqi zaman edebiyatigha élip kirgen we uni yéngiche muhitta béyitqan ediblerning biriken.

Gérmaniyediki uyghur bilim ademliridin doktor ablet semetmu merhum ehmet ziyai wapatining 26 yilliqi munasiwiti bilen shairni chongqur hörmet we séghinish bilen tilgha alidu.

U, merhum ehmet ziyai bir shair, bir yazghuchi, bir axbaratchi bolupla qalmastin öz nöwitide yene bir ilmiy tetqiqatchi hem ötkür tilchidur, dep qaraydu.

Ehmet ziyai 1913-Yili 17-Aprélda qeshqer yéngisheher nahiyesining xanériq yézisida bir diniy ölima ailiside tughulghan.
Ehmet ziyaining dadisi mollaxun 14 yash waqtida hejge bérip, u yerdiki medrisilerde 12 yil oqup, 26 yéshida qeshqerge qaytip kelgen hemde abduqadir damollam bilen yéqin munasiwet ornatqan. Ehmet ziyaining dadisi qeshqer xanériqta 24 hojriliq medrise bina qilip, özi muderris bolghan.

Ehmet ziyai mollaaxun hajim ailisidiki 13 balining ikkinchisi bolup, uning akisi muhemmet peyzimu öz dewride yétilgen ilim igiliridin bolghan. Ehmet ziyaining eslimisige qarighanda, uning akisi muhemmet peyzi 1933-Yili qeshqerde qurulghan sherqiy türkistan islam jumhuriyiti hökümiti bash wakaletxanisining katipi bolghan.

1934-Yili emdila 21 yashqa kirgen ehmet ziyai qeshqer shehiride qutluq haji shewqiy muherrirlikide neshr qiliniwatqan «yéngi hayat» gézitide katip we yardemchi tehrir bolup ishleshke bashlighan.

Ehmet ziyaining eslimisige qarighanda, shu yillarda u özining parschini yaxshi bilgenlikidin paydilinip, iranda chiqidighan «téhran géziti», afghanistanda chiqidighan «aman afghan» gézitlirining xelqara xewerlirini uyghurchigha terjime qilip, «yéngi hayat» gézitige teyyarlighan. Bu gézit kéyinche «qeshqer shinjang géziti» ge özgertilgen. Ehmet ziyaiy bu gézitte taki 1943-Yilighiche tehrir, bash muherrir bolup ishligen.

1943-Yilining bashlirida ehmet ziyai ürümchige yötkilip, «shinjang géziti» de muherrir bolup ishligen. Bu jeryanda lutpulla mutellip we abdurehim ötkürler bilen yéqin dostluq ornatqan.

U, shu yili «rabiye-Seidin» opérasini yézip, «shinjang géziti» de élan qilghan. Epsuski, 1944-Yili 4-Ayda tutqun qilinip, taki 1946-Yilining béshighiche shéng shisey türmiside yatidu.

Türmidin chiqqandin kéyin qeshqerge qaytip kélip, ladaq yoligha atlinidu hemde qeshqer bilen hindistan arisida sodigerchilik qilidu. 1946-Yili «11 bitim» imzalanghan künlerde u yene «qeshqer shinjang géziti» ge qaytip kélip bash muherrir bolup ishleshke bashlaydu.

1947-Yili u jenubtiki wilayetlerning wekili süpitide gomindang qanun palatasining ezasi bolup saylinidu hemde nenjingde 72 kün turidu. 1948-Yili 5-Ayda nenjingdin qaytip chiqip yene «qeshqer shinjang géziti» de bash muherrir bolup ishleydu.

1949-Yilidin kéyin shairning hayati siyasiy dawalghushlarning boran-Chapqunlirida ötidu. U, uzun mezgil türme hayatini béshidin kechüridu. 1970-Yillarning axirida türmidin chiqidu. 1980-Yillarda «türkiy tillar diwani» bilen «qutadghu bilik» ni neshrge teyyarlashta muhim küch qoshidu.

Doktor ablet semet yene merhum ehmet ziyaining ijadiyet musapisi we eserliri heqqide toxtilip, uning intayin mol we köp qatlamliq edebiy, ilmiy miraslarni qaldurup ketkenlikini ilgiri süridu.

Abdushükür muhemmet ependi axirida, ehmet ziyaining «ladaq yolida karwan» namliq esirining uyghur hazirqi zaman edebiyatidiki tunji sayahet xatirisi bolush süpiti bilen intayin muhim edebiy we tarixiy ehmiyetke ige ikenlikini tekitleydu.(Qutlan)
http://www.rfa.org/uyghur/xewerler/medeniyet-tarix/meshhur-kishi-10272015144743.html/story_main?encoding=latin

Hangi Türk Boyları Birbirleriile Çok Kısa Zamanda Anlaşabilir


– Timur Kocaoğlu

10001353_557211351047628_6709290040765604834_n

1. OĞUZ grubu dilleri kendi içinde daha kolay konuşup anlaşabilir. Türkiye Türkleri ile Azerbaycan,Gagauz ve Uygur Türkleri %80 oranında kolay konuşup anlaşabilir. Türkmenistan Türkmenleriyle bu oran %60’a düşebilir.
2. UYGHUR grubundan Özbeklerle Uygurların konuşup anlaşma oranı %95’dir.
3. KIPÇAK grubundan 12 Türk boyu arasındaki oran dillere göre en az %60 ile en çok %80’a varır.
4. OĞUZ grubundan yalnız Azerbaycan Türkleri ile Türkmenler, KARLUK grubundan Özbekler ile Uygurlar, KIPÇAK grubundan Kırım Tatarları, Tatarlar, Kazaklar, Kırgızlar, Nogaylar, Karakalpaklar, Karaçay-Balkarlar, Kumuklar yer alır / Bu 12 Türk boyu karşılaştığında biriyle en kolay konuşup anlaşabilir. Oran %60 ile %80 arasında değişir.
5. KARLUK-KIPÇAK grupları arasında anlaşma oranı %60 ile %85 arasında değişir.
6. Biriyle en iyi şu 4 Türk boyu kolay konuşup anlaşabilir: Tatar, Özbek, Uygur, Kazak, Kırgız, Türkmen: oran %85 (Tatar-Özbek-Uygur) ile %70 (Tatar-Özbek-Uygur, Kazak, Kırgız), %60 (Türkmen katıldığında) değişir.
7. Altay, Tuva, Hakas Türkleri Karluk ve Kıpçak boylarıyla %40 ile %60 arasında konuşup anlaşır. Ancak, Altay, Tuva, Hakas Azerbaycan Türkmen ile %30, Türkiye Türküyle bu oran %20’ye düşer (1 saatlik sürede).
8. Saha (Yakut) ile Çuvaş Türkçelerini konuşanların ise başka Türk dil kollarını konuşanlarla 1 saat içindeki anlaşma oranı ise, en çok %05’tir. Ben en az 8 Türk dili kolunda çok kolay, 14’ünde biraz güç anlaşsam, bile bir Yakut ile Çuvaş ile biraz konuşabilmem için onlarla en az 1 ay yaşamam gerekir.
— Yukarıdaki yüzdeler kesin bilimsel deneylere dayalı veriler değildir, bu bütünüyle benim kişisel 40 yıllık gözlemlerime dayanır. Benim tek özelliğim İstanbulda doğuop büyümem, ancak evde anam-babamla Özbekçe konuşabilmiş olmam, 4-12 yaşlar arasında çok sayıda Özbekçe şiiri ezberlemiş olmam), sonra gençlük yıllarımda istanbuldaki Kazaklarla oldukça çok görüşmüş olmam, sonra gençlik-orta yaşlar arasında Özbek-Uygur-Kazak-Kırgız-Tatar-Başkort-Türkmen-Azerbaycan Türkü ile 20 yıl aynı iş yerinde çalışmış olmam, Master ve doktoramda ağırlıklı olarak Kazakça-Özbekçe-Uygurca edebiyat eserlerini okumuş olmam,Türk dilinin bütün kollarıyla 40 yıldır çalışıyor olmam.
— Bu yüzden bu saydılarımı bilimsel gözlem-deneyler sonucu değil, benim kendi kişiysel gözlemlerime dayalı olduğunu unutmayın. Bu oranlar başka kimselere sizlere göre değişik olacaktır kuşkusuz smile ifade simgesi
* HANGİ TÜRK BOYLARI BİRBİRİYLE 1 SAAT İÇİNDE KOLAY KONUŞABİLİR/ANLAŞABİLİR %60-80 ORANINDA? (KİŞİSEL GÖZLEM/BİLİMSEL DEĞİL!) .
Timur, 18 Şubat 2015

Qazaxıstanın qəbul edəcəyi əlifba ortaq türk əlifbası olacaq


Astana, 21 oktyabr, AZƏRTAC

144543188935114625_1000x669

Türkdilli ölkələr arasında qarşılıqlı anlaşmanı təmin etmək, inteqrasiya proseslərini sürətləndirmək və elmi tədqiqatları daha geniş şəkildə əlaqələndirmək üçün ortaq əlifbanın tətbiqi vacibdir.

Qazaxıstanda fəaliyyət göstərən Beynəlxalq Türk Akademiyasının məlumatına görə, 34 hərfdən ibarət əlifba-layihə əsasən Azərbaycanda istifadədə olan əlifba əsasında hazırlanıb və indi məhdud çərçivədə tətbiq olunsa da, müəyyən mərhələdə bütün türkdilli ölkələrin istifadəsi üçün tövsiyə ediləcək.

Bu fikirdə olan Beynəlxalq Türk Akademiyasının prezidenti Darhan Kıdıralı bildirib ki, Akademiyanin nəzdindəki Terminoloji Komitənin əsas fəaliyyət sahələrindən biri də elə ortaq əlifba üzərində işi davam etdirməkdir. O deyib: “İnteqrasiya proseslərini genişləndirmək, elmi tədqiqatları daha sıx şəkildə əlaqələndirmək üçün bizim ortaq əlifbaya ehtiyacımız var. Təbii ki, bu ölkələrin öz təşəbbüsünə bağlıdır. Lakin biz beynəlxalq təşkilat olaraq 34 hərfli ortaq əlifbanı tətbiq etməkdəyik. Bununla bağlı qərar Türk Şurasının toplantısında qəbul olunub. Türk Akademiyası öz nəzdində Terminoloji Komitə yaratmaqla bu istiqamətdə də hazırlıqları davam etdirir”.

Hazırda Beynəlxalq Türk Akademiyasının türkdilli ölkələrin ümumi istifadəsi üçün nəzərdə tutulan 34 hərfli ortaq latın əlifbasından istifadə etdiyini bildirən Darhan Kıdıralı bu əlifbanın latın qrafikalı Azərbaycan əlifbasına daha yaxın olduğunu qeyd edib, bunun da obyektiv səbəblərini diqqətə çatdırıb: “Bu 34 hərf xüsusilə Azərbaycanda hazırda istifadə olunan əlifba ilə eynilik təşkil edir. Azərbaycan Şərq və Qərb türklüyünün arasında bir körpü, dili də həm oğuz, həm də qıpçaq türklərinə yaxın olduğundan, istifadə etdiyi əlifbada türk xalqlarının çoxunun səsi əhatə olunduğundan biz bu əlifbanı transkript, istifadə edəcəyimiz, anlaşa biləcəyimiz ortaq əlifba kimi düşünürük”.

Qeyd edək ki, artıq Qazaxıstan 2025-ci ilədək latın əlifbasına keçməklə bağlı hazırlıqlar həyata keçirir və hesab olunur ki, Qazaxıstanın qəbul edəcəyi əlifba 34 hərfli ortaq türk əlifbası olacaq.

İlahə Əhmədova

AZƏRTAC-ın xüsusi müxbiri

http://azertag.az/xeber/894699#.VinoVdludqF.facebook

Astana

© Materiallardan istifadə edərkən hiperlinklə istinad olunmalıdır

Uyghur Xelqining En’eniwiy Oyunliri


10151290_1644597112495062_917084660150069802_n

Tögi-Tögileng Oyuni
“ tögi-tögileng“ oyuni-bir yilining qish peslidin bashqa hemme pesilde , yeni alahide soghuq we pewqul’ade isisiq bolimighan ehwal astida tala- tüzde, del- derexj sayiside qiz-ughullar birlikte oynaydighan bir xil qoshaqliq uyun. Bu oyun’gha qatnashmaqchi bolghan balilar özliri arisidin teyinlen’gen ikki “ ana“ ning tallap bölüshi arqiliq ikki gurupipigha bölünidu (her bir grrupipida sekkizdin toqquzghiche bala bolsa bolidu). Ulardin bir guruppa qol tutushup chember yasaydu. Yene bir guruppa ezaliri “ ana“ sini bashqa élip boyséri qatar bulushup, bir-birining arqa péshini tutushup, xuddi yiraq-yiraqlargha yolgha chiqish aldida turghan töge karwinigha oxshash sep tüzüshidu. Shunglashqa, ular “ qatar tögiler“ depmu atilidu. Bu balilar öz sépini buzmastin, düglek bolup turghan balilarning her birining qoltuqidin bir-birlep ötüshidu-de, bu ikki guruppa baliliri arisida qoshaq éytishish bashlinidu,
Düglek bolup turghab balilar:
-qatar-qatar tögiler,
Nege-nege mangdinglar?
Töge bolup turghan balilar:
-tuzgha-tuzgha mangduq biz.
-tuzung nege tööüldi?
-ara yolgha töküldi.
-tasqap-tasqap alsangchu?
Taghring gha salsangchu?
-taghirimda töshük bar,
Marap turghan müshük bar.
Bu oyun ikki guruppining almishishi bilen yuqiriqi mezmunda dawamlishidu.
Chach Késish  Oyuni
“ chach késish“ oyuni adette yaz peslidiki yamghur yaghqan künliri yamghur toxtap asmanda hesen-hüsen körün’gen chaghlarda( ayrim hallarda hesen-hüsen körünmismu meyli, emma yamghur yaghqan bolushi shert) qizlar teripidin hoyla-aramlarda oynilidu. Chünki, balilarning chüshenchisidimu uning peqet öyning bosughisi etirapida oynilidighini éniq.
Bu oyunni oynashta, qizlar yamghur yéghishqa bashlighan haman chachlirini pakiz yuyup, targhaq-süzgüch sélip tarap, aldin az-tola teyyarliq körüwalidu. Andin mehellini birlik qilip melum bir qizning hoylisigha yighilidu-de, yamghurning toxtishini, héchbolmighanda bir az pesiliyishini kütkech“ yaghach aypalta“ yasaydu(qanche gurupipigha bölünüp oynash pilanlan’ghan bolsa, shunche aypalta teyyarlinidu). Özliri xalighanche gurupipilargha bölün’gendin kéyin, oyun körsitish nöwitini talishidu.
Oyun bashlash nöwitini alghan qiz ong qolida(aypalta)ni, sol qolida tal-tal yaki bir jüp örülgen chéchining uchidin bir-.ikki santimétir kélidighan qisimini tutup bosughigha éngishidu. Oyun köridighan bashqa qizlar uning etirapigha oliship, diqiitini yighip jimjit turidu. Oyun körsitighan qiz özige ong kelgen terepni asas qilighan halda chéchini bosughigha ong-sol yandin qoyup, könglide “ chéchim téz ussun, awusun, tom bolsun“ dep, keskendek shekil peyda qilidu. Bu xil shekildiki heriket yuqiri tertip boyiche shu küni oyun’gha qatnashqan qizlar teripidin tekrarlinidu. Hemimisi bir qétimdin “ késip“ bolghandin kéyin, késilgen “ chech“ lirini hoylawe baghlardiki güllerning tüwige kömüwétip, öz’ara“ chéching uzun, köp, awushluq, tum bolsun“ dep tekrarlishidu, chiraylirigha külke yügürtüp shadlinidu.
Chach Örüsh Oyuni
“ chach örüsh“ oyuni-uyghur qiz ösmürliri oynaydighan , roshen xasliqqa ige bir xil oyun türidur.
Bu oyun yaz we küz pesillirining hawa ochuq (höl-yéghinsiz) künliri ériq-östeng boylirida qizlar teripidin oynilidu. Oyun’gha qatnashmaqchi bolghan yette-hekkiz qiz bir yerge jem bolup, öz aldigha chachlirini chuwup-tarap teyyarlinidu. Ular ichidin bir qiz oyun riyasetchisi qilip saylinidu, riyasetchi qiz nashqa ish qilmay, oyun körsitidighanlarning hirikitini közitip, axirida lilla derijige ayriydu; Chéchini telepke layiq örüyelmigenlerni belgilik muddet ichide qayta örüshke buyruydu, yenila örüyelmise “ jaza“ béridu. Oyun riyasetchisi qizning ijaziti bilen bashlining, qizlar bes-beste chach örüydu.
Shert“ chach chong-kichikliki oxshash qiriq tal( oyun bashlinishtin awwal qanche tal örüsh békitilgen bolsa, shu boyiche bolsimu bolidu) örülüshi, chach örügüchining herikiti téz, qa’idilik, körkem bolushi, öz’ara parang sélishmasliqi, chach örüwatqan qizlar bir-birige qarap retlik ikki sep tüzüp yaki ikki qiz bir-birige qarap we yaki chöridep olturushi; Qandaq olturushtin qet’inezer, chach örüwatqan terepke sel-pek églip , qizlargha xas ewrishimlikini namayet qilishi, tazliqqa ehmiyet bérip, uchisidiki kiyim-kéchikini pakiz tutushi lazim.
Waqit jehettin, oyun riyasetchiliki her bir qizgha bir qétimdin aylan’ghan’gha qeder dawamliship, yéngilgenlerge “ jaza“ bérish bilen tamamlinidu.
Tüpek: Oyuni
“ tüpek“ oyuni qedimki uyghur balilar oyunliridin biri bolup, bu heqte mehmut kashigherining “ türkiy tillar diwan“ diki xatirlerge asaslan’ghanda, tüpek- söget we shuninggha oxshash derexlerning notisidin yasilidighan bir xil oyunchuq miltiq bolup, balilar noyining yaghichini postidin sughuruwélip, neychige kumilach tiqip, uning bilen qushqach étip oynaydu. Qushqach étishqa ishiltilidighan tüpek yene yaghachining ichini kawak qilip oyush yoli bilenmu yasilidu. Hazir bu oyunining eswabi( tüpiki) we jeryanida bezi özgirishler yüz bergen. Hazir adette balilar etiyazliqi su tüpek yaki su miltiqi bilen su chéchiship oynaydu. Tüpek adette qara söget notisida yasilidu, aldi bilen söget botisining postini tolghap yumshitip uning yaghichi chiqiriwélinidu. Andin uning üch-töt santimiétir uzunluqta bir parche yaghach késiwélinip, ottursidiki özek qisimi inchike zixcha bilen kolap chiqirilidu, yene shu yaghachining qalduq qisimidin toqquz-on santimétir uzunluqta bir parchisi késip tashlinidu. Andin héliqitöshük chiqirilghan, kichik parche yaghichi chiqirwétilgen söget postining bir béshigha kizgüzülidu, héliqi késip tashlan’ghan qisimi yene bir béshigha kirgüzülüp, söget postining aldidiki pütey qismidin töt santimétirdek arliq melum kenglkte qatar-qatar tilip tashlinidu. Bu tüpekning sap qisimi aldigha ittirilgende qatlinip, arqigha tartilghanda türlinish rolini oynap, xuddi shipirsqa oxshash suni sümürüp-chiqirip béridu. Balilar( su miltiqi) ning bu qa’idsidin paydilinip, bir-birige su chéchiship oynaydu.
Tartma Tartishmaq Oyuni
Tartma tartishmaq oyunida on bala bolsa, awwal her birini özining barawerige jüp qilip, andin kéyin on balining ichidin ikki chong bala ayrilip chiqilidu. Bu ikkisi qalghan sekkiz bala qataridiki her bir jüp bdlidin birdin bölüwalidu, yeni ikki chong balining keynide töttin sekkiz bala bir-birining bélini tutup turidu. Alidida ikki chong bala bir-birining qollirini tutup öz teripige tartidu. Ikki terep shundaq tartiship, aldidiki chong balini qalghan töt bala bilen qoshup tartip nishandin ötküzüwalsa ywngiwalidu. Küchi yetmey tartilip ketken balilar mat bolidu.
Bu oyunining yeni“ ötüshmek“, “ tartishmaq“ dégen ismimiu bar bolup, bu oyunining tarixi tolimu uzaq, yeni “ türkiy tillar diwani“ da bu oyun heqiqide mundaq melumat qaldurulghan: “ ötüsh: oyunida ötüsh, bu oyunmundaq bolidu. Balilar halqa shekilde olturup, aridin biri yénidikisini türtidu we uninggha ötüsh, ötüsh deydu, yeni senmu yéningdiki balini tut deydu. Umu shundaq qilidu. Halqining taki axirighiche shundaq dawam qilidu.“ tartma tartshmaq oyuni hazirqi shekilde öre turup yuqiriqidek oynilidighan bolup özgertilgen.
Saqa Oyuni
Bu oyun balilarning köp oynaydighan oyunliridin biri bolup, shaptul yaki güle uruqchisi yaki yangaqta oynilidu. Uruqchida oynalghanda xshta yasalghan saqa, yangaqta oynalghanda yangaq saqa qilinidu. Oyunining jeryani mundaq:
Yette- sekkiz bla bir guruppa bolup tüz siziq orunni tallaydu. Orun tallan’ghandin kéyin tüz siziq boyiche her bir chamdam yerge ikkidin uruqcha yaki yangaq jüp qoyulidu. Bu “ gen“ depmu atlidu. Andin nöwet bilen gen’ge qaritip saqa yumilitilidu. Birinchi bolup saqa yumilatqanining saqisi genlerning birerige tegse, u dawamliq onawéridu. Shu oynash bilen genlerning hemimisini soquwetse, shu nöwetlik oyun shuning utuqi bilen axirliship, oyun yene qaytidin bashliniau. Eger saqa genlerge tegmey, yumilap bérip bir yerde toxtap qalsa, shu yerdin midirlitlmaydu, uning shu qétimqi nöwiti tügep nöwet kütidu. Eger bir-ikkisige, hetta mytleq köpige tégeip kéyinkiliride tegimise , umu nöwet kütüshke mejbur bolidu. Mundaq ehwal körülgende, kéyinki saqa yumilatquchi “ saqa- paqa arilash“ dep saqisini yomilatsa, uning saqisi meyli gen’ge tegsun yaki saqilargha tegsun, u oyunini dawamlashturéwiridu. Saqisi soqulup ketken, shu qétimqi oynash hoquqidin mehrum bolup utqan genlirini uninggha bérishke mejbur bolidu. Oyun shu teriqide ikki-üch meydan dawamliship axirlishidu.
Chaqpelek (sarghaydi) Oyuni
“ chaqpelek“ oyuni- uyghur xelqining eng yaxshi köridighan milliy en’eniwi oyunlirining biri bolup, u qedemdin tartip her yili déhqanlar kaléndari boyiche bash bahar pesli(1-ay) diki yéngi bir yilgha qedem qoyghan künde- héyit- bayram künlerde ötküzülüp kelgen. Bu künlerde déhqan-charwichilar anche aldirash bolimighachqa, ene shundaq toy-merike künliride bu oyun bir nechche kün, hetta on nechche kün’giche qizghin dawam qilidu,
Chaqpelek texminen 15-20 métir égizliktiki xada yaghachqa harwa chaqini kiydürüp, chaqning üstige ikki tal yaghach birge jüplinip baghlinip yasilidu. Bu yaghach chaqning xada üstide mezmut turushni kapaletlendüridu. Oyunchilar ésilip turidighan ilenggüch arghamchilar shu chaq üstidiki jüplime yaghachqa muqim békitilgen bolidu.
Chaqni aylandurdighan yene bir yaghach xadining astigha toghrisigha qilip muqim orunlashturulghan bolup, bu toghra yaghachning ikki chishi chaqqa arghamcha bilen tutashturulidu. Toghra yaghachining ikki teripide tötitin sekkizgiche adem turup, bir xil tézlik bilen ong yönilishke qarap ittiridu. Shuning bilen ikki chaqmu bille aylinip, chaqqa bashlan’ghan ilenggüchtiki ikki “ uchquchi“ asta- asta kökki kötürilidu. Chaq qanchilik téz aylansa, uchquchilaramu shunchilik tézlikte égizge kötürülidu. Uchush ewjige chiqqanda, uchquchilar qizghin shad- xuramliqqa chömidu. Oyun oynighuchilar almiship turidu.
Bu xil oyunining xas qa’ide- tertipi bolup, yigtwéshi teripidin bashqurulidu. Eger oyun tertipini buzghuchilar chiqip qalsa, qa’ide -tertipke asasen körsitilgen sewenlikning ehwaligha qarap, yigitwéshi teripidin jazagha tartilidu. Éghir xilapiliq qilghuchilar meydandin heydep chiqirilidu.
“ chaqpelek: oyuni her yili héyit-bayram künliri oghlaq tartishish, chélishish qatarliq heriketler bilen birliktimu élip bérilidu. Uningdin bashqa, bu oyun mexsus toy- tökünlerdimu oynilidu. Toy qilghuchi özi xirajet qilip bu oyunni uyushturuidu.
“ chaqpelek“ oyunining haziriqi oynilish usulidin bashqa, tarix bir qeder uzunraq bolghan yene bir xil oynlish usulimu bar. Bu xil usulda chaqpelekning xada yaghichi texminen altemétirdin sekkiz métirghiche bolup, bu xada yaghach yerge tik qilip mustehkem ornitilidu. Bu xada yaghachining uchigha yenila harwa chaqi yaki shareklik chaq kiydürülidu, chaqning üstige ( ) shekliik ikki basturuq yaghach baghlan’ghan bolidu. Chaqning chembirige oxshash aliq qoyup, töt dane halqa mustehkem békitilip, bu halqlardin töt tal halqa ésilip heriketlinish arghamchisi chüshürlidu.

Bu arghamcha 80-100 kilogiramliq küchinishke berdashliq béreleydighan bolup, xada yaghachtin 30-50 santimétir qisqa bolidu. Arghamchining yöwen’ge chüshürülgen uchi heriketlinip, uchquchining yotisi patqudek ilmek qilip chégilidu. Uchquchilar eng köp bolghanda töt kishidin ashmaydu. Bular sol putini arqanining ilimiki ichige sélip, sol qolida arghamchini mehkem tutidu. Yuqiriqi teyyarliqlar pütkendin kéyin, herqketlinip kötürilidu we aylinish hasil qilidu. Chüshüshke toghra kelgende, chaqpelekte uchquchilar uchush sür’itini astilitip yerge chüshidu

Millet Yoqalmisun! Qan We Yash Yene Tökülmisun Disek!


fc730-sebdashliri-rehimjan-19

Qan, Köz yéshi we Dertning dost-düshmenning aldida tökülmigini yaxshi: Qan, köz yéshi we dertke ayit uchurlar bir millet üchün mexpiyetlik hesaplinidu.Qan, köz yéshi we dertni milliy bixeterlikni asas qilip istrategiye we taktika sewebidin dengsep turup epchillik bilen töküsh, kérek bolmighanda uni tökmeslik üchün düshmen bilen resmiy yaki gheyri resmiy shekilde mureselishish kérek!


Dunyadiki milletlerning tebiyiti yirtquch haywanlarghila oxshaydu, ajizliqing qaysi yaqta bolsa, shu tereptin hojum qilidu!Dert tökme, dert töktüm dep sir we mexpiyetlikliringni tökiwetseng ishing téximu teslishidu!Baturluq bilen hich bolmisa dert tökkiche bolghan ariliqta tölinidighan bedilini oylap qoyup yasha!Qarghidek ming yil yashighiche, arislandek bir yil yasha,deptiken ejdatlirimiz.Düshmendin, düshmenning dostliridin we purset peres etnik topluqlardin ihtiyat qil!
Biz Uyghurlar qan, köz yéshi we dertni qalaymiqan töküp, paydisidin ziyinini köp körduq.

Qan, köz yéshi we dertning milliy mexpiyetlik ikenlikini etrapliq aydinglashturiwalmay quyash parlap turghan bu dunyada, dost we düshmenlerning aldida intayin better bir künge qalduq. Jiddiy bir shekilde milliy bixeterlikning charisini tapmisaq, yaki u weyaki bu düshmenge yem bolup kétimiz.Qan, köz yéshi we dert tökülmisun deydikenmiz tereqqiy qilghan milletlerge, dunyadiki sufer küchlerning istratégiysige yéqindin diqqet qilip turishimiz kérek.Bizni yiqitqan millet bizni yülep turghuzalaydu.Bizni yiqitqan millet biz ornimizdin turghandin keyin yene yiqitalaydu.Engilizlar süküt qilmighan bolsa Ruslar bizni yiqitalmayti, Ruslar bizni yülimekni xalisa Engilizlar yene süküt qilishqa mejbur bolidu.

Bizning xitaylarning mustemlikisi astida qélishimiz Xitayning bizni qul qilalaydighanliqidin emes, Engilizlarning süküt qilghanlliqi we Ruslayrning küchiyishimizni xalimighanliqidin bolghan.Undaq bolsa Ruslar bizning dewlet qurushimizni xalimamdu?! Ruslar Uyghurlarning dewlet qurushini xalaydu emma qandaq dewlet…1870. , 1930. we 1940yillardiki hakimiyetlerge oxshash dewlet qurulsa yene yiqilidu.Qurulidighan dewlet eng az bolghandimu Qirghizistangha oxshaydighan, bir az yaxshi bolsa Üzbekistangha oxshaydighan bolghanda, u dewletni qurushqa yardemlishidu.Herqandaq kichik dewlet bir chong dewletning himayisi astida bolidu.

Ruslar Gheriptiki herqandaq bir küchning tesiri astidiki bir dewletning xitay bilen özining jughrapiyisi arisida peyda bolup qélishini hergiz xalimaydu.Buning üchün Uyghurlar qan, köz yéshi we dert derijidin tashqiri tökülüp ketmisun dése dunyani, xelqara tertipni, zamaniwiy dewlet chüshenchisini milliy meniwiyitide aldi bilen shekillendürüshi kerek!Ruslar Uyghurlar bir dewlet qursun dése eng awal achchighi kélidighini Engilizlar, eng awal qollaydighini Xitaylar bolidu.Russiyening istiqbali intayin chong.Uning üstige Türkiy xeliqler bilen yiraqtin qandash kélidu, Ruslar özige qarighanda Uyghurlarni bekraq chüshinidu.

Uyghurlarni yöleshi, Uyghurlargha yardem qilishni we Uyghurlarni xuddi Qazaq, Qirghiz we Üzbek qérindashlirimizdekla sépide körüshni xlaydu. Emma perde arqisidiki düshmenler milliy herkitimizning tigh uchini bir-ikki esirdin bashlap awal Ruslargha andin Xitaylargha qarshi qilip qoyghan. Pütün Téragédiyelerning tughulidighan yéri milliy herkitimizdiki xata istiratigiye we chuwalchaq xelqara munasiwetlerdin tughuliwatidu.Bizni basturiwatqan Rusning eqli, gheripning süküti we Xitayning eskiri.

Eger biz bir dewlet qursaq hazirqi Üzbekistanning sistimisi bilen idare qilalaydighanliqimizgha közi yetse, Ruslar Xitaylarni millliy musteqqilliq herkitimizge tosalghu bolmasliqqa mejburliyalaydu.Eger Ruslar Uyghuristan dégen bir dewletni qurushni xalisa Engilizlar we Awropa ghing qilalmaydu. Teshkilatlinishni qanchilik imkan bolushtin qettiynezer Moskiwada bashlash we bezi küchlerni Russiyege yötkesh kérek! Jesur Rus milliti Xitayni purset tapsam ajizlashtursam, deydu…Ruslarning eng achchighi kelgini bizning ümitni Amerikigha baghlighanliqimiz…!


Yiraqtiki tuqqandin yeqindiki xoshna ela, degen maqal bar.Eyni waqitta qarangghuluq ichidiki sheytanlarning gépige qulaq salmay, Ruslar bilen ish birliki qilip, ularning pilani boyinche ish qilghan bolsaq, hazir hich bolmighanda Qazaqistanchilik bir dewlitimiz bolghan bolatti! Emdi yéter, Ishikini échilidighan terepke emes taqilidighan terepke ittiriwermeyli!


Bizge qarap chishini bülewatqanlar köp.Ularning bezilliri bizge ming yildin béri tonush, bezilliri natonush.Hetta bezilliri qandash we dindash.


Ularning kitabidin qandashlar we DINdashlar üchün…, dégen jümle chiqiriwétilgen.Undaqlarning bezillirining qilghan yardemining ikki esirdin béri hessilep ziyinini tarttuq…Bir belasi bolmisa quyruq yatamdu sayda?!… Hichkim bizge oxshash axmaq emes.


Dunyadiki milletlerning tebiyiti yirtquch haywanlarghila oxshaydu, özidin bashqilarni tonumaydu.Dunyada milletler arisida qandashliq munasiwiti dégen bir nerse yoq, bar bolsimu yol qoyulmaydu.Menpeetdashliq dégen nerse bar. Kim kimge yardem qilsa shu uning qérindishidur! Yer sharida kimde kim dinlar ara munasiwetke, ériqlar ara munasiwetke, menpeetler ara munasiwetke hem medeniyetler ara munasiwetke segek we chéchenlik bilen xelqara ölchemler asasida muamile qilalmisa, uning bedilini qan, köz yéshi we qulluq zenjirining dat-peryatliri ichide nahayiti éghir öteydu!(K.Atahan)

*****
23.10.14

Uyghuristan Tarixdiki Bir Qisim Dewletler


f-haplogrubu-300x220
1-Turan Empiriyesi

Bu xanliq miladidin burunqi 200-yillardin burun höküm sürgen bolup ,
Beshkiremdiki (xan’öy shehri xarabisi) ni paytexit qilghan. Meshhur xaqani alip
Ertunga. Alip ertunga musa peyghember bilen zamandash yashighan.

2-Asya Hun Empiriyesi

Bu impiriyemiladidin burunqi 200-yillardin taki miladi
487-yillaghiche höküm sürgen. Tarixchilar; ( honlar uyghurlarning ejdadi. Hon
Dimek, uyghur dimektur) deydu. Ular orxun yeni ( uyghurhon) wadisini paytexit
Qilghan. Meshhur xaqani baturtengriqut.

3-Qangqil Xanliqi ;
Uyghurlaning Biwaste ejdadi bolghan qangqil xanliqi487-yilidin 546-yilighiche höküm sürgen.
4-Köktürük Xanliqi;
Buxanliq 546-yilidin 745-yilighiche höküm
Sürgen.,ular orxun yeni ( uyghurhon) wadisini paytexit qilghan..
5-Büyük Uyghur Xanliqi;
Buxanliq 605-yilidin 847-yilighiche höküm
Sürgen. Ular mu orxun yeni( uyghurhon) wadisini paytexit qilghan.
6-Uyghuriye Kengsu Xanliqi;
Buxanliq 850-yillardin 1036-yilighiche höküm
Sürgen.ular gensuni paytexit qilghan.

7-Uyghuriye Idiqut Eli
Bu Xanliq 866-yilidin 1393-yilighiche höküm sürgen. Paytexti turpan.
8-Uyghuriye Qaraxaniye Xanliqi;
Miladi 870-yilidin 1212-yilighiche höküm
Sürgen. Meshhur xaqani sutuq bughraxan. Paytexti qeshqer. 9-chaghatay xanliqi;
1270yilidin 1570-yilighiche höküm sürgen. Meshhur xaqani tughluqtömürxan.
10-Yerkent Se’idiye Xanliqi;
1514-yilidin 1680-yillarghiche höküm sürgen.
Meshhur xaqani abdureshtxan. Paytexti yeken.

11-Uyghuriye Qorchaq Apaqxoja Xanliqi;
1680-yillardin 1697-yillarghiche höküm sürgen. 12-miladi 1697-yilidin 1900-yilighiche manjular höküm sürgen . Ariliqta manjulargha qarshi qozghilanglar Bolghan., (qozghilang wekilliridin; Sadirpalwan, siyit nochi, Nuzukum….iparxan…yetteqizlirim…… Qatarliqlar bar.) 1864-yilidin 1878-yilighiche 14 yil Qeshqeriye höküm sürgen. 1880-yili ching sulalisididin Zozungtang xan’ghe teklip birip shinjanggha qoshun tartip kilip ,hile bilen yaqupbegni
Zeherlep , qoshunlirini asanlam yoqatqan. Hemde (shinjang ölkisi) dep atap Bashqurup kelgen. Miladi 1900-yilidin 1930-yillarghiche yangzingshin bashqurup Tömürxelpe qatarliq qozghilangchillirimizni Aldamchiliq bilen qirghan.
1930-yillardin1945-yilighiche jallat shingshisey höküm sürüp ghojaniyaz’hajim qatarliq
Qozghilangchilarni yene jellat sitalin bilen birliship aldap yoqatqan. .. …
Paydilan’ghan menbe;

(1) Nurulla Mö’min yulghunning «gherbi yurt-tariximizdiki xaqanlar»digen kitabi.

(2)Yüsüpjan Yasinning «Mu medeniyiti»heqqidiki maqalisi
Menbe:karwan munbiri
Salonimizdiki barliq mezmunlarni körüsh üchün,888 ni yollang