DOĞU TÜRKİSTANDA KÜLTÜR KATLİAMI VE DİRENİŞ YOLU

(6.BÖLÜM)

118555

Mehmet Emin HAZRET

Dil için Savaş, Yaşam için Savaştır  – 6

Uygurların kendi ana dilleri için savaşı,öz benlik  ve özgürlük savaşıdır,yaşam savaşıdır. Hayvan türleri,kuş türlerinin bile kendi aralarında iletişim kurabileceği bir dili vardır.Biz Uygurların iletişim dilimiz Uygur Türkçesidir.Medeniyetin temeli dildir.Dil milleti,millet medeniyeti yaratmıştır.Her millet kendi medeniyeti ile onur duyar. Dili olmayanın onuru de olmaz. Bir Millet bir günde şekillenmediği gibi,  bir günde  de yok olmayacaktır.Çin,ana okuldan başlayarak yavrularımızın beynine bilgi yüklemekle beraber,onların  kalbini de boşaltmayı amaçlamaktadır.Boşalan gönüllerde din ve duygu yok olacaktır.Önce dil ölecek,sonra din ve milli duygu ölecektir. Birey böylece  milli kültürden arındıracaktır.Ruhu yabancılaştırılmış Uygur kendisi gibi çocuk büyütecek.Bu tür insanlar çoğaldıkça, milletin ölümü yaklaşacaktır.Düşmanın stratejisi budur.

Uygur toplumu  kendine ihanet yoluna sürüklenmektedir.Bu yolda para,makam için,karın doyurmak için gönüllü olarak gitmekte olan belli sayıda Uygur bulunmaktadır.Bunları bir ana akım olarak gören,ırkına,soyuna,istikbaline ihanet ettiğinden habersiz bu yolda gitmekte olan sayıca azımsanamayacak kadar Uygur bulunmaktadır.Her kesi bu yola sürükleyerek ön saflarda gidenler “Uygur aydın”lardır.Doğu Türkistan’da 170 bin civarında Komünist parti üyesi bulunmaktadır.Bunun içinde 50 bin civarında Uygur vardır.Çin devletinden maaş alarak çalışan toplam Uygur sayısı 150 binden geçmiyor.15 Milyon Uygur’un köleleştirilmesi için, Çin bu zavallıları öne sürmekte  ve örnek olarak göstermektedir.Çin,yüksek maaşla Uygur elitlerini  satın almada gerçekten  başarılı olmuştur.  Ama asgari ücretle çalışan yüz binden fazla saf Uygur-gerçi Çin’den nefret etmelerine rağmen- onların peşinde nasıl sürüklendiğinin farkında değiller.Tehlike gerçekten büyüktür.Biz bu “aydın”ları tenkit ettiğimizde,onlar “ben burada bir Uygur için yer tutup duruyorum,gidersem yerime Çinli gelecek” diye kendinin millet sever olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar.Seni git,diyen mi var? Bir ay Çine çalışırken,bir gün vicdanın için çalış,diyoruz. Bazıları “ ne yapıyım. (有奶就是娘- You ney jiuşi niyang-Çin ata sözü))”Sütü kesilene kadar anam derim” diyor yüzü kızarmadan ve yine çocuklarını Çince ana okula götürüp teslim ediyor,çevresini de teşvik ediyorlar.Biz,kendini “Uygur aydını” diyen bu zatlara,insan onuru her şeyden önemlidir.Köy,kasabalarda sizin gibi insanlar din,dil ve onurunu korumak için ateş püsküren tank,tüfek,füzelerin özerine bıçakla koşuyor ve şehit düşüyorlar. Madem siz onurunuzu koruyamıyorsunuz,hiç olmazsa kamçıdan hoşlanan eşek,boyunduruğa aşık öküz olmayın,diyoruz.Ben sizlerin aranızda yaşadım.Durumdan hoşnutmuş gibi görünen maskeler ardında mutsuz insanların olduğunu iyi biliyorum.Mutsuzluğunun asıl nedeni özgürlüğünüzün olmamasıdır.Madem özgürlüğünüzden vaz geçtiniz,robota dönüştünüz. Eğer elinizdeki ekmeğinizi almıyorsa,dünyayı ateşe verseler de umursamıyorsunuz.Bunların hepsine tamam diyelim. Bir Milletin dilini katletmek için organize olmuş ordu saflarında neden o milletin ferdi olan siz varsınız? Siz “cahil” dediğiniz halkın size nefret ile baktığını görmüyor musunuz? Onlar,sizin için savaşarak toprağa düştükçe,sizin maaşlarınız zamlanıyor.Onları katleden Çin,sizin başınızı okşuyor.Vatan,dil,din  diyenlerin kanı, bedeni toprağa karışırken,vatanın nimetleri size sunuluyor.Neden millet tehlikedeyken,biz güvendeyiz?Neden onların göz yaşlarından oluşan acılar denizi üzerine bizim için “mink refah adası” yapıldı?Neden bu toplumun bağrından çıkan bizleri bu toplumun bağrını delmek için hançer olarak kullanıyorlar? Diye düşünmüyorsunuz? Düşünenleriniz var,ağlayanlarınız var,ama ne yaptınız? Halk sizden bir şey beklemekten vaaz geçti artık. Sadece çocuklarınıza,torunlarınıza sahip çıkın.Sizi Çine verdik, barı evlatlarınız millete kalsın.Sizde korku yok, ama tehlike gölgeniz gibi yakındır.Bazen insanın nefsi korkuyu yenebiliyor.Şunu bilin ki,Kasap en sevdiği koyunu en sonuna bırakabilir,ama meslek icabı yine kesecektir.Koyunda da korku yoktur.

Bir millet soyunu devam ettirebilmesi için vatan,din ve dile sahip olması gerekir.Vatan düşman işgali altında.Çin,dindar Uygur halkı ile bir avuç dinsiz Uygur aydınını karşı karşıya getirmek sureti ile toplumu sindirme hilesine baş vurmaktadır.Uygur toplumu bu tuzağa düşmeyecek kadar bilinçlenmiş durumdadır.

Biz Uygur toplumu olarak,  tarihin en ağır ve karanlık dönemini yaşamaktayız. Her Uygur köyünün başında Komünist parti sekreteri bir Çinli bulunmaktadır.Onun elinde polis kara kolu,Jandarma bölüğü ve sivil ajanlar birimi  mevcuttur. En ücra köşeler bile onların denetiminde.Onların tek ele geçiremediği yer ailelerdir.Biz din ve dilimizi kaybetmediğimiz müddetçe varlığımızı sürdürebilme şansına sahibiz.Biz,dudakları hala süt kokup duran yavrularımızı Çince ana okula vermemek için direnmeliyiz.Mecburi veya para karşılığı alırlarsa bile,her gün akşam onları eve getirmeliyiz. İslam dini ile  Uygur dili bizim var olmamızın garantisidir.Çocuklarımız en az orta okulu bitirene kadar aile ortamından uzak kalmamalı.Onlara ana dilini ve İslam kültürünü ev ortamında aşılamalıyız.

Çin’den özel görev ile gelen sayısız Çinliler Uygur toplumunun arasına sızmaktadır.Onlar tarafından Uygur köy,kasabalarında mahsus açılmış içki dükkanları,kumarhane ve kuaför,berber,masaj salonu adı altındaki genel evler ve batakhaneler açılmıştkır. Bu mekanlar Uygurları yoldan çıkarmak veya ADIS bulaştırmak için kurulmuş birer tuzaklardır.Gençlerimizi korumak çok önemlidir.Ağacın dalları meyve verir.Neden? Kökü topraktan beslendiği için. Evlatlar meyve,ebeveynler köktür. Dini ve dili bizden emanet alacak,sonraki kuşaklara aktaracak olan onlardır.Onların nasıl meyve vermesini belirleyecek olanlar bizleriz.Çocuk, iyi adam ol,demekle iyi adam olmaz.Çocuklar anne babanın yaptıklarını örnek alarak büyür.Tarih her Uygur ferde çok büyük sorumluluk yüklemektedir.İşgalci komünist Çin yönetimi yenilmez güç değildir.Zaman her şeyi değiştirecektir.Güç sayısal çoğunlukta değil,etkinliktedir.Öküz güçlüdür.Küçücük bir kurt açken öküzü yere serebilir.Büyük olan,güçlü olanı çevik olan yener.Bastığımız topraklar bize aittir.Bu topraklarda hayatta kaldığımız müddetçe biz güçlüyüz,yenilmiş sayılmayız.Allah’ın bize verdiği güç, bastığımız topraklardadır.

Uygur dili ve Uygur dilinin içinde bulunduğu Türk dili 10 bin yıllık geçmişe sahiptir.10 Bin yıllık medeniyeti, ölümle pençeleşmekte olan komünist rejimin yıkıp dağıtabilmesi imkansızdır. Ruhumuzu bedenimizden ayırma yeteneği bir tek Allah’a mahsustur. Çinlilerin dilimizi,imanımızı,ruhumuzu fiziksel olarak  bedenimizden söküp çıkarma  gücü ve yeteneği yoktur.

Uygurların  ve tüm Türk dünyasının dil atası Kaşgarlı Mahmud’tur.Kaşgarlı Mahmut bin yıl mukaddem  “anıtsal eseri Divanü Lugati’t-Türk’ü yazış nedenini ilk sayfadaki Allaha ve Hz. Muhammed’e övgü bölümünden hemen sonra, ” Talih güneşinin Türk burcunda doğduğunu, Tanrı’nın Türk Kağanlığını gökyüzünün katmanları arasına yerleştirdiğini, onlara Türk adını ve egemenliği verdiğini”  yazar. “Çağının kağanlarını Tanrı’nın Türkler arasından çıkardığını ve ulusları yönetme dizginlerini Türklere vererek bütün insanlığa egemen kıldığını” belirtir. ” Türkleri doğruluğa yönelten Tanrı’nın, Türklerle birlikte olanları, birlikte çalışanları ve onlara katılanları aziz kıldığını, Türkler sayesinde onları isteklerine eriştirdiğini, yağmacıların kötülüklerinden onları koruduğunu anlatır”. Kaşgarlı Mahmud’u bağrında yetiştiren,o muhteşem  ve onurlu tarihi bize yaşatan ve miras bırakan  toprakların özerinde yaşamaktayız.Kaşgarlı Mahmud’un türbesi Kaşgar’da, ruhu ise,  bizimle beraberdir.Bin yıl önce Türk dilini,dünya dillerinin zirvesine taşıyan bu topraklarda dilimizin topyekün imha edilmesine karşı,topyekün savaş meydanına yürümek sizi onurlandırmıyor mu?

    Ey,acılara dayanma gücünü ispat etmede dünya şampiyonluğunu elinde bulunduran aziz Halkım.

Ben sizlere yine   söylüyorum; umutsuzluk ancak ölülere aittir. Dilimiz de,dinimiz de,yurdumuz da kesinlikle kurtulacaktır. Biz,bize kim yardım eder,bizi kim kurtarır,diye sağa sola bakarak zaman kaybetmemeliyiz.

Bizler medeni köle olmaktan kurtulmak için bütün gücümüzle direnmeliyiz. Dünya milletleri gibi özgür yaşayacağımız günler uzakta değildir. Gecenin en karanlık anı,güneşin doğmasına en yakın anlardır.          (Mayıs – 2015/ İstanbul

Kaynaklar: :

–  Uyghur élida «qosh til» maaripida terbiyiliniwatqan ottura-Bashlanghuch, yesli baliliri 3 milyongha yéqinlashqan (rfa.org.uighur)

– Qosh til yeslisidiki sebiy közler néme deydu? (rfa.org.uighur)

     – 新疆教学从幼儿开始-努尔·白克力

    – 最富饶的土地上的伊犁维吾尔人的下岗代

– 习近平总书记新疆小学问“双语”教学:学好汉语找工作方便

– 2009.Yili aliy mektep püttürgen ishsiz yashlarning 85% i az sanliq millet idi.(rfa.org.uighur)

–  Milli Dilin Konunması için Batı Dünyasından Örnekler ( Dr. Muhsin İdikut  Kadıoğlu)

– Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugâti’t-Türk

http://www.uyghurnet.org/dogu-turkistanda-kultur-katliami-ve-direnis-yolu6/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s