KARANLIĞA SIĞINAN RUHLAR KÖLELİĞE NASIL ALIŞTIRILIR?

mehmet-emin-.-1

Mehmet Emin HAZRET

REJİMİN KÖLELİĞİNE ALIŞTIRILMIŞ ÇİN TOPLUMU

Kendini yönetilmeye muhtaç gören toplumlar, despot rejimler tahtının temelini oluşturan faktördür. Çin toplumu tarihten beri despot rejimlerin köleliğini kabullenmeye alışa gelmiş bir toplumdur. Çin felsefesinin atası  Kunfuçyüş’un teorisinin temelinde “uyum” yatmaktadır. Uyum,devlete uyum sağlamayı öğütlediği için tüm Çin hanedanlığı Kunfuçüş’ün “uyum” felsefesine hayatı önem vermişlerdir.Uyum şu 4 nokta ile ifade edilmektedir;  “1)Vatandaş, Hükümdarına itaat etmeli. 2) Genç, Yaşlıya itaat etmeli. 3)Kadın, Kocasına itaat etmeli.4)Çocuklar, Ana-babaya itaat etmeli.” “Uyum”un son 3 maddesi ilk maddesini örtmek içindir.Uyumun 1.maddesi her dönem,her krallık sürecinde gündemden düşmemiştir.Çin tarihi hakkında az-çok bilgisi olan her kes bu noktayı kavrayabilirler. Emir verme  kralın hakkıdır. Bireysel özgürlük ve arzularından gönüllü vaaz geçme pahasına Emri şartsız yerine getirmek  kölelerin karakterini oluşturan özelliktir. Bu tür bireylerden oluşan toplum köle ruhlu toplumdur. “Uyum” aslında köleliğe uyum sağlamaktır.

Köle özgürlükten vaaz geçmiş veya özgürlük anlayışına hiç sahip olmayan evcil hayvan türüdür.Köleler ancak ineklerin otlayabilecek,doğurabilecek özgürlüğü kadar  özgürlüğe sahiptirler.Çin toplumu uzun tarihi süreç içinde,kafese kapatılan aslan gibi demir parmaklara kendini vura-vura sonunda umudu kırılmış,kafese alışmış ve kafesten hoşlanacak duruma getirilmiştir.Çin dini felsefesindeki “uyum”un başarısı bu olmuştur.

“Uyum”a alıştırılan Çin toplumu, sert ve baskıcı rejimlerden hep hoşlanmıştır.Çin tarihi boyunca demir yumruklu yönetim ve Diktatörler her zaman halkın kalbinde saygınlık kazanmıştır. Ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmek isteyen yönetimler ise halk tarafından beceriksizlikle suçlanmış ve anarşistler, fırsatçılar tarafından devrilmiştir. Mesela,Mançur İmparatorluğu batı demokrasisini ülkesine getirmek için tam gaz reform programı uygularken devrilmiştir.1911.Tarihinde Çin’de ilk cumhuriyet rejiminin kurucusu Sunyatsin Çin’de hüküm süren 2 bin yıllık imparatorluk rejimini yıkmış, yeni cumhuriyet kurmuştur.Hayatının büyük bir kısmını Amerika’da eğitim ve araştırma ile geçiren milliyetçi lider Sunyatsın  batı demokrasisini getiriyim derken,Mançur imparatorluğunun eski generali  Yuan şikey tarafından görevinden uzaklaştırılmıştır.Milliyetçi Çin (gomintang) hakimiyeti 1930-40.yıllarda Çine batı tarzı hukuk düzeni yerleştirmeye çalışırken,Çin toplumuna özgürlük sunarken,Çin Komünistleri tarafından devrilmiştir. 65 Senedir demir yumruk ile yönetilen Çin toplumu Mao zedung’u yaşayan ilah olarak görmüş, Mao sonrası Çin komünist parti yönetiminin tüm hukuk dışı siyasi  baskı,yolsuzluk,rüşvet üzerine kurulan düzenin kölesi olmaya razı olduğunu kanıtlamıştır. Hatta toplum boyunduruğuna aşk öküzü arındıracak kadar zulümden hoşlanacak milli psikolojiyi benimsemiştir.

Bugün 1.35 milyar nüfuslu Çin’de kimseden korkmadan düşünebilecek,konuşabilecek, hareket edebilecek özgür tek bir kişi vardır; O Çin ÇKP genel sekreteri,Çin ordusunun baş komutanı,Çin devlet başkanı görevini yürütmekte olan Şi jin peng’dir. Toplum sadece onun sözünü tekrarlamakla, onun davranış biçimini taklit etmekle elindeki ekmeği garantiye alabilmektedir.

1911.den önceki Mançur İmparatorluğu döneminde Çin’de 100 den fazla ulusal özel gazete ve dergi varken, bugün bir tek özel gazete,dergi veya TV kanalı bulunmamaktadır. Tarih boyunca demokrasi ve özgürlüğün tadını tatma fırsatı bulamayan bugünkü Çin toplumu ise özgürlüğü değil, refahı tercih ettiğini kanıtlamıştır. Çünkü devlete “uyum”, “itaat” Kunfuçyüş dininin temelini oluşturmaktadır ve kökü 2000 yıl gerilere uzanmaktadır.

İŞGAL ALTINDAKİ UYGUR TOPLUMU NASIL KÖLENİN KÖLESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

Uygurlar etnik toplum olarak İslam dinine inanmaktadır. İslam kültürüne , Kuran talimatlarına göre zulme direnme karakterine ve tarihi geçmişe sahiptirler. Özgürlük, adalet arayışı gelenek ve kültürünün bir parçasına dönüşmüş bir toplumdur. Ancak, bir yarım asır gibi bir zaman dilimi içinde Çin esaretinde yaşadığı için, Uygur toplumunun içsel yapısı, milli karakteri ve davranış biçimi büyük bir erozyona uğratılmıştır.  Uygur toplumu Çinliler gibi, işgalcı devletin kaba gücüne itaat etmeye, dini ve milli zulümü hoş görü ile karşılamaya alıştırılmıştır. Toplumun büyük bir kısmı sevgiden değil, korkudan,merhametten değil,şiddetten, yasadan değil,kaba kuvvetten anlayan duruma getirilmiştir. Asırlık süreç içinde Sömürücü milletin zalim yönetimine sadece boyun eğmeyi milli kader olarak görmek, Uygur toplumunda genel bir durum haline gelmiştir.Bu yüzden Çine uşaklık yapan milli hainler her zaman saygı görmüş,kendisi ve çevresi refah içinde yaşamıştır.Kendi toplumu içinde  dokunulmazlık kazanmıştır.Çin yönetimi tarafında acımasız ve öldürücü darbeye maruz kalan  Bağımsızlık liderleri ve Özgürlük savaşçıları ise toplumdan tecrit edilmiş, mülküne el konulmuş,kendileri ve aileleri zarar görmüştür. Şan ve şereflerine leke sürülmüş, onurları kırılmıştır. Vatan için o vatanda şehit olan kahraman vatan evlatlarının  çoğunun kabirlerinin vatan topraklarının neresinde olduğu bile bilinmemektedir.Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı, Uygur toplumunun özgürlüğü için canını feda eden kahramanların geride kalan çoluk-çocuk,eş-akrabaları toplumun şefkatine  kavuşamamıştır.

1900.lerde  Munçur imparatorluğu tarafından cezalandırılıp Doğu Türkistan’a sürgüne gönderilen adı suçlu afyon bağımlısı eşkıya mafuşing 1913.tarihinde komul isyanının lideri  genç komutan Tümür halife önünde kendinin Müslüman olduğunu ileri sürerek kuran tutup ant içmek sureti ile,Tümür halife’yi Urumçiye gelip Çinlilerle anlaşma yapmaya ikna etmiştir.Bağımsızlık için savaşan kahraman lider Urumçide şehit edilmiştir. Urumçide Çinli yöneticilerin beğenini kazanan  Mafushing 1914.Başında kaşgara vali (titey) tayın edilir. Mafuşing Aksu,Kaşgar,Hoten dahil 3 milyon civarında Müslüman Uygur nüfusa sahip olan bölgeyi 500 Çin askeri ile tam 10  sene kontrolünde tutmuştur.500 Askeri Urumçiye 5000 olarak gösterip bütçeden para almış,güney 3 vilayetten “bakmam gereken 15000 askerin var”diye halktan zorla para toplatmıştır. O tarihlerde her gün Kaşgar şehrine çevre köylerden eşeklerine odun yükleyip odun satmaya gelen 20-30 bin civarında Uygur oduncu bulunmaktadır. Her oduncu elindeki kamçı ile Çinli askerleri sırası ile birerden dövüp geçselerdi Kaşgarda Çinli kalmaz,millet kendiliğinden özgürlüğüne kavuşmuş olurdu.Cuma günleri Kaşgar İtgar camiye Cuma namazı kılmaya gelen kalabalık kitle namazdan sonra valiliğe yürüselerdi, iki saat için tek bir canlı Çin asker ve memuru kalmazdı.Maalesef durum tam tersi oldu.image1

Ma Fuşing Kaşgarda vali iken,Kaşgardaki gerici Uygur din otoriteler tarafından zorla  afyonkeş Çinliye nikahlanan Müslüman Uygur eşlerinden biri olan Anarkız ve iki çocuğu ile. (Fotoğrafı İsveçli Misyonerler Kaşgarda çekmiştir.)

Eşkıya Ma valilik yapan 10 sene içinde çok sayıda Uygur’u ölüme çarptırmış, bir çokların kolunu kesmiş,Uygur kızlarına tecavüz etmiş,hazinesini Uygurların altın – gümüşleri ile,haremlerini Uygur kızları ile doldurmuştur. Bunların hepsini Uygur din adamlarından fetva  alarak yapmıştır. İnsan nasıl olur da canlı gölgeye, dönüşür? Mafuşing Uygurları “konuşan iki ayaklı hayvan türü” diye tarif etmiştir. Türklerin en kadim soyu ve İslami ilk kabul eden Türk kavmi olan Uygurlar nasıl oldu da “iki ayaklı hayvan türü” hakaretine maruz kalacak kadar duruma düştüler? O tarihlerde, Uygurların ruhu uyuşturulmuştur. İslam ise din olmaktan çıkarılıp, Çin yönetiminin Müslüman halkın boynuna boyunduruk olarak takılmıştır. Kuran sadece kabir başında, mevlitlerde,cenaze çıkan evlerde okunacak kitap olarak görülmüştür.Din ve yetki şahsı çıkar aracına dönüşmüştür. Hakikati söyleyenler, milletin özgürlüğü için öne çıkanlar,toplumu aydınlatmak için kuranı-kerimden ibaret gerçek ışığı toplumla paylaşmak isteyenler “dinsiz”, “cedit”, “ asi”, “dehri” ilan edilerek toplumdan dışlanmış,Çin hepishanelerine gönderilmiştir.Böylelikle, iyi bir yaşam arzusu,özgürlük düşüncesi insanların beyninden silinmiştir.O dönemin Uygur toplumunun davranışları ve kararları kendine ait olmamıştır. Kendine ait olmasını düşünebilecek bilinci bile kaybetmiştir. Uygurlar sürü gibi yönetilmiştir. Uygur toplumu Çin istilası altına girdiği tarihten itibaren Çinliler tarafından  insan olarak görülmemiştir. Korku ve güçsüzlük duygusu Uygur toplumunu esir almıştır.

image-1

Çinli Afyon bağımlısı Ma fuşing Kaşgar valisi iken el ve ayağı kesilen Uygurlardan bir kare.

Zalim Ma fuşıng Uygurlar tarafından devrilmemiştir. Aksine Uygur toplumunun isyanından korkan Urumçideki Çinli diktatör Yang zengshing,Aksu üçturfan nahiyesinin askeri komutanı Ma şavu’yu mayıs 1924.tarihinde 7-8 yüz kişilik sınır muhafız ordusu ile Kaşgara göndererek Mafuşing’i ele geçirmiş ve kurşuna dizerek idam ettirmiştir. Kaşgarda Uygur toplumuna, kafir ve zalim yang “halkı zulümden kurtarıcı” olarak gösterilmiş ve  teşekkürlerini ifade etmek için, onun için camilerde topluca dua ettirilmiştir.

Düşünceden mahrum, akli körelmiş, yiyip-içen,çocuk yapan ve çocuklarını kendi sürülerine katmaktan başka bir şey bilmeyen insanlar topluluğunun yaratılmasında Uygur  din adamları ve Uygur beğ adındaki yerli yöneticiler gönüllü rol almıştır.Çinin iç ve sahil kesimleri Hongkongtan Mançurya bölgesine kadar,hatta baş kent Pekin dahil  batılı ülkeler tarafından parsellenmiş,egemenliğini tamamen kaybetmiş bir Çinin sömürüsü olan Doğu Türkistan’da,bu toprakları dünyadan izole ederek yönetmeye çalışan afyon bağımlısı kurnaz birkaç Çinli kendi saraylarından dışarı çıkmaktan bile korkacak kadar aciz halde iken,yerli uşakları ile bu ülkeyi koyun süresinden daha kolay yönetmiş ve bu “becerileri”ni tarihe not olarak düşmüşlerdir.

Ağır hayat şartları, Sıkıntı ve acılarla yaşamaya alışmış toplum, özgürlük kavramını anlama zekasını kaybetmiş toplumdur. Onlar için özgürlük ulaşılmayacak uzaktaki bir ütopyadır.Onlar kendi yaşadığı hayatın trajedi ile dolu olduğunun farkında değiller.Neden Köleye köle düştüğünü,acılarının kaynağını sorgulamak ise yaşam boyu akıllarına gelmezler.

Özgürlük ve refaha susamış olmalarına karşın,onu elde etmek için hiçbir girişimde bulunmaması,onların nasıl yaşaması gerektiği  konusunda karar vericilerin kendileri olmamasında yatmaktadır. Hayat ne kadar çileli olursa da güzeldir,vaaz geçilmezdir.Bu yüzden özgürlüğünden mahrum bırakılan  Uygur toplumu hep özlem içinde yaşadı.Özlemlerini kalplerine gömdüler.Uzun süre bastırılan duygu çürümeye yüz tutar.İnsan daha fazla fiziki açlığını doyurmaya yönelir. Kötü rejim toplum ahlakını yozlaştırır. Çürümüş rejim ile yozlaşmış toplum karşılıklı panzehir olarak birlikte yaşamaya alışırlar. Bir toplum mücadele sonucu asaletten kurtulabilir, Ancak, asaletin toplum psikolojisinde bıraktığı cerahat’in iyileşmesi  en azından bir-iki kuşağın hayatına mal olacaktır.

İslam’a olan sahte bağlılık, Müslüman toplumları iki yüzlülüğe, dini yozlaşmaya sürüklemiştir. Ahlaki çöküntü laf üretmeyi bilgi, şark kurnazlığını zeka,enayiliği “mümin” sayan toplum yapısını oluşturmuştur.Kafir yönetim ve içimizdeki hain mollararın iş birliği,19-20.yüz yıl arası 200 yıla yakın bir süre Uygur kültür ve tarihini dondurmayı başarmıştır.Böylece Uygur toplumu,dünyayı değiştiren sanayi devrinden habersiz kalmıştır.

En acı verici olanı, 1913.tarihinde İttihat terakki tarafından İstnbuldan Doğu Türkistan’a gönderilen Rodoslu genç eğitimci Habibzade Ahmed Kemal’ın Doğu Türkistan’da kurduğu yeni eğitim okulları,Ahmet Kemal tarafından hazırlanan tarih,coğrafya,matematik dersler, yerli gerici din adamları tarafından “haram”, Ahmed Kemal’i “kafir”  olarak fetva vermeleridir.Bu durum yakın tarihimizdeki utanç verici bir lekedir.Uygur öğrenciler ve ebeveynlerin himayesini kazanan Ahmed Kemal’i ortadan kaldırmaya çaresiz kalan dini otorite Selim Molla ve Kaşgar Zenginlerinden  Ömer Ahunbayların  afyon bağımlısı Çinli Kaşgar valisi Ma fuşing’e “Türkiyeli Ahmed Kemal size karşı ihtilal hazırlığında”diye ihbar etmekle beraber, çok miktarda altın rüşvet vererek Ahmet Kemalı yakalatmışlardır.Doğu Türkistan ve Uygur sevdalısı, Uygur yeni eğitim tarihinin yaratıcısı olarak tarihe geçen Türk kardeşliğinin büyük ve unutulmaz abidelerinden biri olan Ahmed Kemal’ın kendi keleminden Kaşgar,Kuçar,Urumçi hapislerinde çektikleri zulümler,Urumçiden Şanghay’e Çin polislerince götürülen eziyetli uzun yolculuk ve sınır dışı edilme hatıralarını okuduğumda göz yaşlarımı tutamıyorum.Ahmed Kemal’ın 7 yıla yakın Doğu Türkistan’da  amansız mücadele,çile ve eziyet içinde geçen hayatı ve bu konuda yazdığı “Çin-Türkistan Hatıraları” kitabi, o bir devri incelememiz için eşsiz akademik değerdir. Ben esir Doğu Türkistan’ın bir ferdi olarak namazlarımda o büyük zat Ahmed Kemal’ın yüce ruhundan defalarca özür diledim.Onun ruhuna Allahtan mağfiret diledim. Ahmed Kemal ve onun Doğu Türkistandaki mücadele arkadaşları,öğrencilerinin facialı ölümleri hakkında yazının devamı olan “ Aydınlık Üzerinden Galip Gelen Cehalet” başlığı ile dönemin sosyal hayatını aydınlatacak yazımdan okuyabilirsiniz.

(Yazı devam edecektir)

http://www.uyghurnet.org/karanliga-siginan-ruhlar-kolelige-nasil-alistirilir/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s